İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2024/368 E - 2026/158 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Ltd. Şti.nce istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı kooperatif üyesi olan davalı ... Ltd. Şti. 2013 tarihinde müvekk…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/735 KARAR NO: 2026/886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2026 NUMARASI: 2024/368 E. - 2026/158 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2024/368 E - 2026/158 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Ltd. Şti.nce istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı kooperatif üyesi olan davalı ... Ltd. Şti. 2013 tarihinde müvekkilinin yetkilisi olduğu ... ve ... Ltd. Şti. İle ortaklık kurduklarını, bu ortaklığın gelir ve giderlerine, yapılacak ödemelerin imza altına alındığına ilişkin defter tutulduğunu, bu defter ile ...'in üyesi olduğu davalı kooperatife ne kadar bir ücret verileceği ve müvekkilin hangi oranda kooperatif üyesi olacağına ilişkin hususların açık bir şekilde belirtildiğini, müvekkili ve davalı şirketin, davalı kooperatifin inşa edeceği dükkanda ... oranında hisse sahibi olacaklarına ilişkin anlaşmaya vardığını, müvekkilinin işbu anlaşmaya istinaden ... Ltd. Şti. yetkilisi ... isimli şahsa 03/05/2013 tarihinde 25.000,00 TL, 15/05/2013 tarihinde 10.000,00 TL, 28/05/2013 tarihinde 10.000,00 TL, 31/05/2013 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere toplamda 65.000,00 TL elden ödeme yaptığını, bu ödemelere ilişkin imza altına alınan kayıtların sunulan defterde sabit olduğunu, ... Yapı Kooperatifine ... Limited Şirket'i adına yapıldığını, ... Yapı Kooperatifi'ne ait ...bank ... Şubesi'nde bulunan ... IBAN numaralı hesabına yapılan ödemelerin tamamı müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ... Yapı Kooperatifi'ne ...bank ... Şubesi'ne ait ... Çek Hesabı numaralı 28.000,00 TL tutarlı ... adına olan çek müvekkil tarafından ciro edilip verildiğini, bu çekin hala ... Yapı Kooperatifi nezdinde bulunduğunu, kooperatif hissesi için ödenen bedelin 285.000,00-TL'sinin müvekkili tarafından bizzat ödendiğini, yapılan ödemelerin birçok dekontunda müvekkilinin ıslak imzası bulunduğunu, kalan 50.000,00-TL'nin ise ortaklık devam etmediği için davalı tarafından ödendiğini, müvekkilinin kooperatif hissesine ödemiş olduğu yaklaşık ...'lik pay oranınca hissedar olduğunun tespit edilmesinin gerektiğini, kooperatif tarafından yapılan site halinde bulunan 600,00 metrekarelik dükkanın şu anki piyasa değerinin 1.300.000,00 TL civarında olduğunu, davalının aralarında yazılı bir anlaşma bulunmasına rağmen müvekkiline hissesini devretmeme hususunda ısrarcı olduğunu, davacı vekili müvekkili şirkete elden yapmış olduğu ve ... Yapı Kooperatifi'nin banka hesabına yapmış olduğu ıslak imzasını taşıyan ödeme dekontlarındaki ödemeler ve verilen 28.000,00-TL tutarındaki çek bedellerinin dikkate alınarak müvekkilinin kooperatif hissesine ödediği bedel oranında kooperatif üyesi olduğunun tespitinin yapılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd Şi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında hiçbir zaman ortaklık kurulmadığını. ...'un kooperatif hissesine ortaklığının söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacı ile ortak olmadığını ancak davacının kardeşi ... (sonradan ...) ile müvekkili şirket yetkilisinin yeğeni ... arasında ... isimli adi ortaklığın kurulmasına izin vermiş olduğunu, kurulan işbu ortaklıkta yeğen ... üzerine düşen kuruluşa dair yükümlülükleri, müvekkil şirket yetkilisi, yeğenine destek olma adına karşılamak istediğini bu bağlamda müvekkil bünyesinde bulunan yedek parça stoğunu ... adına kurulan ortaklığa devrettiğini, bu miktarın ortaya koyulan sermaye olarak ...'ın koyduğu .000 TL tutarında fazla çıktığını, davacının kurulan bu ortaklığı ...'a vekaleten ve maaşı mukabilinde yönettiğini, bu ortaklığın vergisel yükümlülüklerinin yerine getirilmesi adına ... adına önceden var olan 05.02.2013 işe başlama tarihli Vergi Levhasının ... adına ise 28.07.2013 tarihinde açılan 28.07.2013 işe başlama tarihli vergi açılışları gerçekleştirilerek Vergi Levhalarının alındığını, gerek kurulumunda gerekse hukuki anlamda - fiiliyata geçme aşamasında hiçbir katkısı bulunmayan davacının taleplerinin anlaşılamadığını, ... ortaklığının öncelikle ... ile ... arasında kurulduğunu bu durumun 17.02.2016 tarihine kadar devam ettiğini, bu tarihte ... ile ... arasında Kayseri 6. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi ile bu tarihten başlamak ve 1 yıl sürmek şartıyla yenilendiğini, bu ortaklık sözleşmesinden 7 ay sonra ise bu defa ... ile ... arasında Kayseri 6. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi ile 01.06.2016 tarihinde başlamak ve süresiz olmak şartıyla adi şirket yapısının tekrardan yenilendiğini, bu son ortaklık ile ... adına vergi açılışı yapılmış ve bu tarihten itibaren ... ve ortağı ... ... isimli işletmeyi eşit yetki ile birlikte yönettiğini, müvekkili yapılan değişikliklere ve ... isimli adi ortaklığın ortaklık yapısına farklı kişilerin girip çıkmasına rağmen hiçbir zaman ortaklık yapısının bir parçası olmadığını, ödemelere dair imza altına alınan yazıların tamamının davacı tarafından yazılıp kendisinin imzaladığını, 4 imzanın birbirlerinden bile çok farklı olduğunu özellikle son ikisinin karalama olarak tabir edilebilecek türden olduğunu, söz konusu ödeme iddialarına dair yazıların tamamında müvekkili şirketin veya ...-... ortaklığının hiçbir dahli olmadığı ve kooperatif ortaklığına dair hak sahipliği iddiasına da temel oluşturmadığını, 15.05.2013, 28.05.2013 ve 31.05.2013 tarihli olan üç adet yazıda ne kooperatif ortaklığına ne de başkaca bir sebebe yer verilmediğini iddia etmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Yapı Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... şirketi müvekkili Kooperatifin ortağı/üyesi olduğunu, davacının ise kooperatif ile yasal bir bağı bulunmadığını, ... Şirketi adına mevcut kooperatif. ortaklığına ilişkin olarak bir kısım ödemelerin kooperatif ortağı ... şirketi adına kendisi tarafından yapıldığını iddia eden davacının üyeliğe ilişkin durumu ikrar ettiğini, davalı ve davacı arasında kooperatif üyeliğine ilişkin bir anlaşma varsa dahi bunun tarafları bağlayacağını ve kooperatif açısından davanın husumetten reddinin gerektiğini, kooperatife yalnızca T.C, vatandaşı gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olan, kendisine ait bağımsız işyerinde, maddede sayılı meslek kollarından birinde faaliyet yürüten, ilgili meslek odası ya da sanayi ve ticaret odasına kayıtlı olan, faaliyet yürüttüğü iş kolunu mensubu bulunduğu oda ve vergi kayıtları ile belgeleyen kişilerin üye olabileceğini, en az ortaklık payının 1 olacağını ve bölünemeyeceğini, davalı ... otomotivin kooperatife 2009 yılında ortak olduğunu ve halen ortaklığının devam ettiğini, davalı ...'in bu ortaklığı ile ilgili olarak bir devir talebi ya da ortaklıktan çıkma talebi olmadığını, davacının kooperatif ile bir ortaklık ilişkisinin olmadığını, 2007 yılında kurulan kooperatife bir ortaklık başvurusu da bulunmadığını, kooperatif ortaklık payının bölünmesi mümkün olmadığından tarafların aralarında yapmış oldukları sözleşme kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğundan kooperatif açısından hüküm ifade etmediğini, davacı tarafından herhangi bir başvuru olmadığı gibi, kooperatif hissesinin devrine ilişkin bir tasarrufun da söz konusu olmadığını, davacı tarafından yapılan banka havalelerinin dekont açıklamaları kısmında ödemelerin "... ..." açıklaması ile gönderildiğini, bu şekilde yapılan ödemelerin toplamının ise iddia edildiği gibi 285.000 TL değil yalnızca 56.000 TL civarında olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 28.000 TL bedelli çeke kooperatif kayıtlarında rastlanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Dosya kapsamına delil olarak sunulan ve içerisinde “... LTD, ŞTİ.” “03/05/2013”, “15/5/2013, — “28/05/2013” — ve “31/05/2013” tarihleri yazılı sayfanın ön ve arka yüzünde “Teslim Alan, ...” isim yazıları altında atılı bulunan dört imzanın bulunduğu bir adet gri renkli ajanda incelendiğinde davacı tarafça kooperatif için birkısım ödemeler yapıldığı bu ödemelerin davalı şirket yetkilsii ...'a elden ödendiği görülmekle davalı tarafça imza inkarında bulunulduğundan grafolog bilirkişider 4 adet imzanın ...'a ait olup olmadığının tespiti talep edilmiş olup 13/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda imzaların ...'a ait olduğu belirlenmiştir. Bu şekilde davacının toplam ödemesinin 210.691.388 TL olduğu belirlenmiş ise de davacının taşınmazı hak etmediği için yaptığı ödemelerin taşınmazın değerine oranlanması suretiyle belirlenecek tazminatın ödenmesi talebi de haklı bulunmamıştır. *Davacının terditli davasında dördüncül talebi olan yaptığı ödemelerin sepet hesabına göre belirlenmesi suretiyle davalılardan tahsili talebi yönünden yukarıda açıklandığı üzere davalı kooperatifin davacıya karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak davacının davalı adına kooperatif üyeliğine yönelik yapmış olduğu ödemeler yönünden, ödeme tarihleri ve bu ödemeler karşılığında davalı ... şirketinin taşınmazın mülkiyetini kazandığı, bu şekilde denkleştirici adalet ilkesi kapsamında davacı tarafından yapılmış olan nakit ödemeler toplamı 369.194,07 TL, çek ile yapılan ödemeler toplamı ise 439.169,77 TL olmak üzere toplam 808.363,84 TL yönünden davalı ... şirketine yöneltilen dava haklı görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Terditli davada davacının; Birinci talebi olan kooperatif hissesine ödediği bedel oranında kooperatif üyesi olduğunun tespiti talebinin reddine, İkincil talebi olan davalı Kooperatif tarafından davalı şirket adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının ödenen bedel oranında iptali ile kendi adına tescili isteminin reddine, Üçüncül talebi olan kooperatif hissesine ilişkin taşınmazın rayiç bedeli üzerinden yaptığı ödeme oranında hesaplanacak tazminatın davalılardan tahsili talebinin reddine, Dördüncül talebi yönünden kooperatif üyeliği için ödemiş olduğu bedelin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında; 808.363,84-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Limited Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, Davalı kooperatife yönelik açılan davanın reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme ilamının gerekçesinde; terditli davalarının ikincil talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarihte; dava konusu taşınmaz davalı kooperatif adına kayıtlı olsa dahi davalı ...'nin, taşınmaz üzerinde kooperatif üyeliğinin hukuki nedenine dayalı olarak hak sahibi olduğunu, hak sahipliği gereğince taşınmazın tapusunun ferdileşme işlemi neticesinde davalı şirketin malik haline geleceği ve davalı kooperatif tarafından tapu devri işleminin yapılacağı göz önünde bulundurulduğunda müvekkili ve davalı arasındaki sözleşmenin davalı kooperatifi bağlamayacağı yönündeki değerlendirmenin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki davanın açıldığı tarihte taşınmazın tapusu davalı şirket adına kayıtlı olmadığı için tapu iptali ve tescil talebinin davalı kooperatife yöneltilmesinde elbette ki bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu yönüyle Tapu İptal Tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, dava tarihi itibariyle davalı kooperatif adına kayıtlı olan taşınmazın nihayetinde davalı şirket adına tescil edileceğinin şüphesiz olduğunu, zira davalı kooperatifin dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatifler kanununa dayalı olarak tasarruf yapma hak ve yetkisine sahip iken diğer davalı ... şirketi kooperatif üyeliği nedenine dayalı olarak tescil talebi yapacak olan hak sahibi olduğunu, bu sebeple yerel mahkemece tapu iptal ve tescil talebimizin her iki davalıya yönelik olarak kabul edilmesi gerekirken , "...dava açıldığı tarih itibariyle dava konu taşınmazın henüz ferdileşme işlemi yapılmadığından davalı kooperatif adına kayıtlı olduğu dolayısıyla dava açılış tarihinde davalı ...ne yönelik tapu iptal ve tescil isteminin mümkün olmadığı..." gerekçesi ile tapu iptal ve tescil talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, terditli davanın üçüncü talep yönünden yapılan hesaplamada da müvekkilinin yaptığı ödemelerin, taşınmaza hak sahibi olunabilmesi için ödenen kooperatif bedelinin %56,9346'sına denk geldiği ve müvekkilinin bu oranda tapu maliki olması için tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin gerekçesinde üçüncül terditli talep yönünden verilen kararın da hatalı olduğunu, taşınmaz bedeli olarak davalı kooperatife toplamda 370.058,80 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin 56.900,00 TL nakit, 88.791,38 TL çekle olmak üzere toplamda 145.691,38 TL'sinin müvekkili tarafından bizzat kooperatife ödendiği, yine müvekkili tarafından davalı şirket yetkilisine 65.000,00 TL kooperatife ödenmek üzere nakit ödeme yapıldığı ve toplamda 210.691,38 TL'nin müvekkilince ödendiğinin dosya kapsamı ile açık olduğunu, taşınmaz bedeli için kooperatife ödenen 370.058,80 TL'nin 210.691,38 TL'sinin müvekkili tarafından ödendiği; bu ödemenin; taşınmaz bedelinin (210.691,38x100)/370.058,80 ) %56,9346'sına denk geldiğinin anlaşıldığını, nitekim davalı şirket müvekkil tarafından yapılan ödemeler sayesinde dava tarihindeki rayiç bedeli 7.908.000,00 TL olan bir taşınmazın mülkiyetini kazandığını, bu hususun yerel mahkemenin gerekçesinde yer alan "davacının, davalı adına yaptığı kooperatif üyeliğine yönelik yapmış olduğu ödemeler yönünden, ödeme tarihleri ve bu ödemeler karşılığında davalı ... Şirketinin taşınmazın mülkiyetini kazandığı" yönündeki değerlendirme gereğince yerel mahkeme kabulünde olduğunu, bu durumun yerel mahkemenin kabulünde olduğuna göre; müvekkilinin ödemiş olduğu %56,9346 oran taşınmazın rayiç bedeli üzerinden hesap edildiğinde müvekkilinin alacağının 4.502.380,26 TL'ye tekabül ettiğini, bu sebeple yerel mahkemece kabul edilen 808.363,84 TL bedelin oldukça düşük kaldığını, müvekkilinin taşınmazın alımında ödediği bedel oranınca; taşınmazın rayiç değeri üzerinden hesaplanan tazminatın müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme ilamının bu yönüyle de hatalı olduğunu, yerel mahkeme ilamının gerekçesinde; davanın davalı kooperatif yönünden reddine karar verilmesinin de tamamen hatalı olduğunu, zira davanın açıldığı tarihte tapu iptal ve tescil talebinin davalı şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığı için zorunlu olarak davanın kooperatife yöneltilmesinin bir zorunluluk olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinde de yer aldığı üzere her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda düşünüldüğünde davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olması ve dava devam ederken taşınmazın davalı şirket adına tescil edilmiş olması hususlarının nazara alındığında tapu iptal tescil talebinin değerledirilebilmesi için davanın kooperatife de yöneltilmesi gerektiğini, davalı kooperatif lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme ilamının aleyhe yönlerini kabul etmediklerini, yerel mahkeme ilamının müvekkili lehine ortadan kaldırılmasını, davalı şirket adına kayıtlı bulunan tapunun %56,9346 oranındaki tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin kooperatif hissesine ödemiş olduğu %56,9346'lık oranın taşınmazın rayiç bedeline oranı kapsamında hesaplanarak 4.502.380,26 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, mahkeme yine aksi kanaatte ise davalının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacı tarafın yerel mahkemenin ilk kararı ile ilgili vermiş olduğu istinaf dilekçesinde adi ortaklıktan kaynaklanan alacağı talep etmediğini, diğer davalı kooperatife müvekkili şirket adına bizzat ödediği bedelleri talep ettiğini beyan etmiş ise de gerek karar dayanak yapılan bilirkişi raporunda, gerekse bu rapor doğrultusunda verilen istinafa konu kararda ... adi ortaklığı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemeler hesaplama konusu yapılarak bu bedeller için de davanın kabulü yönünde karar verildiğini, davacı tarafın ... adi ortaklığı adına dava açmadığı ve talepte bulunmadığı beyanı bağlayıcı olmasına rağmen bu beyan dikkate alınmayarak davacı taraf dava dışı ... adi ortaklığının yetkilisiymiş gibi karar verilmesi halinde bu defa yerel mahkemenin ilk vermiş olduğu karar kapsamında davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekeceğini, emsal Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere, eğer davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiayı ortadan kaldıran istinaf dilekçesindeki vazgeçme niteliğindeki beyanı dikkate alınmayarak davacının ... adi ortaklığının yetkilisi olarak davayı açtığı kabul edilecekse bu durumda davanın diğer ortak taraf olmaksızın açılmış olduğu göz önüne alınarak aktif husumet yokluğundan reddinin kaçınılmaz olacağını, yine davacının ... adi ortaklığından kaynaklanan alacağı talep etmediği, diğer davalı kooperatife müvekkili şirket adına bizzat ödediği bedelleri talep ettiği beyanı dikkate alındığında ... adi ortaklığı ile ilgili dosyaya sunulmuş olan delil ve belgelerin bilirkişi incelemesi sırasında dikkate alınmaması ve bu delillere yerel mahkeme kararında yer verilmemesi gerektiğini, ancak yerel mahkemenin bilirkişi incelemesi için dosyayı bilirkişi heyetine tevdi ederken bu durumu belirtmediğini ve vermiş olduğu istinaf taleplerine konu kararında da bu delillere yer verdiğini, bu durumun da şüphesiz usule aykırı olduğunu, davacı tarafın davasını üzerine kurduğu ajanda sayfalarının hukuki delil niteliği bulunmadığını, bu sayfaların incelendiğinde içeriği tam olarak anlaşılamayan, sözleşme kısmının altında imza bulunmayan, imza bulunan kısımlarında müvekkili şirketin adı ve kaşesi olmayan, atılan imza sonrası ekleme yapılmış olma ihtimali bulunan ve imzası bulunan kişilerin hangi sıfatla bu imzaları attıkları belli olmayan bir nitelikte olduklarının görüldüğünü, ticari davalarda tarafların ticari defter ve kayıtları delil olarak incelendiğinde dahi bu resmi belgelerin noter onaylarının ve açılış kapanış kayıtlarının olup olmadığına bakılarak delil niteliği taşıyıp taşımadığına karar verildiğini, saydıkları hiç bir sıhhat unsurunu taşımayan davacı deliline sırf bazı sayfalarında yapıldığı iddia edilen elden ödemelerin altında bir dönem müvekkil şirketin ortağı olan ...'ın kendi adına atmış olduğu imzaların bulunması sebebiyle hukuki delil muamelesi yapılıyor olmasının açıkça usule aykırı olduğunu, bu sayfaların hiç bir yerinde müvekkili şirketin adının geçmediğini ve kaşesinin bulunmadığını, kaldı ki davacı tarafın 23.02.2024 tarihli istinaf dilekçesinde "müvekkil; adi ortaklıktan kaynaklanan alacağını talep etmemekle birlikte; müvekkil, davalı ... adına diğer davalı kooperatife ödediği bedellerin ve bizzat davalı ... yetkilisine elden nakit olarak ödemiş olduğu bedellerin iadesini de talep etmektedir" demek suretiyle ... adi ortaklığı adına yapıldığını iddia ettiği ödemeleri talep etmekten vazgeçtiğini, dolayısıyla bu beyan doğrultusunda da bahse konu ajanda sayfalarının delil niteliğini tamamen ortadan kalktığını, davacı taraf yerel mahkemenin vermiş olduğu ilk karara itiraz ettiği 23.02.2024 tarihli istinaf dilekçesinde aynen "müvekkil; adi ortaklıktan kaynaklanan alacağını talep etmemekle birlikte; müvekkil, davalı ... adına diğer davalı kooperatife ödediği bedellerin ve bizzat davalı ... yetkilisine elden nakit olarak ödemiş olduğu bedellerin iadesini de talep etmektedir" şeklinde beyanda bulunduğunu, davanın ilk aşamasında açıklığa kavuşturulması gereken bu husus ancak davanın reddine karar verildikten sonra davacı tarafından beyan edildiğini, dolayısıyla davacının bu beyanından sonra artık davacının şahsi olarak yaptığını iddia ettiği ödemeler dışında ...adi ortaklığının adı geçen ödemelerin dava konusu olmaktan çıkarılması gerektiğini, ancak yerel mahkeme tarafından böyle bir uygulama yapılmadığını, bu yönüyle yerel mahkemenin kararının kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ... adi ortaklığı yetkilisi olarak müvekkili şirket yetkilisine elden toplam 65.000,00 TL ve davalı kooperatifin hesabına müvekkili şirketin üyeliği için 285.000,00 TL ödeme yaptığını; ayrıca yine üyelik için davalı kooperatife ...bank ... Şubesi'ne ait ... Çek Hesabı numaralı 28.000,00 TL tutarlı ... adına olan çeki ciro ederek verdiğini iddia ettiğini, her bir iddiayı ayrı ayrı ele alacak olmakla beraber davacı tarafın bu iddialarının hiç birini yargılama aşamasında ispatlayamadığını, davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisine elden toplam 65.000,00 TL ödediği iddiası davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu ajanda sayfalarına dayandığını, İçeriğini hiç bir şekilde kabul etmemekle beraber bir an için bu ödemelerin yapıldığı kabul edilirse bu ajanda sayfalarının başlığının "... - ... ORTAKLIĞI" olduğu dikkate alındığında yapıldığı iddia edilen ödemelerin ... adi ortaklığı adına yapıldığının anlaşılacağını, davacı tarafın bizzat kendi istinaf dilekçesi ile ... adi ortaklığı tarafından yapılan ödemeleri talep etmediğini beyan ettiğini, dolayısıyla yapıldığı iddia edilen bu ödemeler hakkında davacı lehine karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu hukuki delil niteliği bulunmayan ajanda sayfaları incelendiğinde bir çok çelişkili husus bulunduğunun görüldüğünü, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirket adına davalı kooperatife hesabına ödediğini iddia ettiği 285.000,00 TL'nin de gerek dosyaya celp edilen banka kayıtlarında, gerekse kooperatif tarafından dosyaya sunulan belgelerde izine rastlanamadığını, dosya içerisinde bulunan davalı kooperatifin banka hesap dökümü incelendiğinde müvekkili şirket adına yapılan ödemelerin 31.12.2013, 03.02.2014, 14.02.2014, 31.03.2014, 03.06.2014, 30.10.2014, 01.12.2014, 31.12.2014, 20.03.2015, 27.03.2015, 31.08.2016, 01.02.2017 ve 07.04.2017 tarihli olanlarında bankaya parayı yatıran kişi olarak davacının adının geçtiğini, bu tarihlerde bankaya yatırılan ödemelerin toplamı davacının iddia ettiği gibi 285.000,00 TL değil 56.900,00 TL olduğunu, bu ödemelerin kooperatif hesabına müvekkili şirketin adına üyeliğe ilişkin yapılmış olup, sadece bankaya yatıran kişi olarak davacının adının geçtiğini, bu durumun davalı kooperatif tarafından teyit edildiği gibi bilirkişi heyeti tarafından kooperatif kayıtları üzerinde yapılan incelemede de tespit edildiğini, davacı tarafın bu ödemelerde bankaya parayı yatıran kişi olarak adının geçiyor olmasının bu ödemeleri kendi cebinden yaptığını göstermeyeceğini, o dönem itibariyle ... adi ortaklığında maaşlı eleman olarak getir götür işleri yapan davacının, müvekkilinin bankaya yapması gereken ödemelerin bir kısmını müvekkilinden almış olduğu para ile müvekkil adına yaptığını, bankaya parayı kim yatırıyorsa dekontta onun adı yazacağı için de bu ödemelerde adı geçtiğini, dolayısıyla davacı tarafın bankaya yapılan bu ödemeleri kendi parası ile yaptığı iddiası temelsiz olup, davacı tarafından bu iddia belge ile ispatlanamadığını, kaldı ki bu iddianın davacının dava dilekçesindeki söylemi ile de çeliştiğini, davacının dava dilekçesinde bu ödemelerin dosyaya sundukları ajanda sayfalarında kurulduğunu iddia ettikleri ... ... ortaklığı sebebiyle yapıldığını ileri sürdüğünü, dolayısıyla eğer davacının iddia ettiği gibi bu ödemeler kurulduğu iddia edilen ortaklık adına yapılmış ise davacının daha önce de belirttikleri ... adi ortaklığının alacağını talep etmediği yönündeki beyanı kapsamında bu ödemelerin davacının şahsi ödemeleri olmadığını, ... adi ortaklığı kasasından yapılan ödemeler olduğunu ve müvekkilden bu ödemelerin iadesinin talep edilemeyeceğini kabul etmek gerektiğini, yine davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin tarihlerine bakıldığında 31.12.2013, 03.02.2014, 14.02.2014, 31.03.2014, 03.06.2014, 30.10.2014, 01.12.2014, 31.12.2014, 20.03.2015 ve 27.03.2015 tarihlerinde yapılan ödemeler sırasında davacı kooperatif üyeliğine ortak olduğunu iddia ettiği...adi ortaklığının ortağı olmadığını, davacı tarafın ... adi ortaklığına Kayseri 6. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı "Adi Ortaklık Sözleşmesi" (EK 2) ile ...'nun hissesini devralarak 01.06.2016 tarihinden başlamak üzere ortak olmasından sonra 31.08.2016, 01.02.2017 ve 07.04.2017 tarihlerinde toplamı 24.200,00 TL olan sadece üç ödeme yapıldığını, davacının bu ödemeleri müvekkili şirketten aldığı para ile müvekkili namına yaptığını, davalı kooperatif tarafından dosyaya sunulan 2013 - 2017 yılları arası hesap dökümü incelendiğinde 29.11.2013 ve 02.12.2013 tarihinde benzer şekilde müvekkili şirket adına şirket muhasebecisi ... tarafından da ödeme yapıldığının görüldüğünü, keza kooperatif banka hesap dökümünün incelendiğinde 31.08.2016 tarihinde davacı ... tarafından ... adına olan kooperatif üyeliği için 2.550,00 TL banka hesabına yatırıldığının görüldüğünü, bu durumda davacı ...'in de mi ortağı olacağını, bu iddianın şüphesiz akla ve hukuka aykırı olacağını, dolayısıyla hatalı yerel mahkeme kararının bu yönü ile kaldırılması gerektiğini, baştan sona hatalar ile dolu olan yerel mahkeme kararının en hatalı bölümü kuşkusuz davacı tarafın çek ile ödeme yaptığı iddiasına ilişkin bölüm olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı kooperatife müvekkili şirket üyeliği ödemesine mahsuben ...bank ... Şubesi'ne ait ... Çek Hesabı numaralı 28.000,00 TL tutarlı ... adına olan çeki ciro ederek verdiğini iddia ettiğini, davalı kooperatifin böyle bir çek almadığını beyan ettiğini, bilirkişi raporunda da kooperatif kayıtlarında böyle bir çeke rastlanmadığının tespit edildiğini, bununla beraber bilirkişi heyeti tarafından davacı talebini aşan şekilde kooperatif hesaplarında tamamında son cironun müvekkili şirkete ait olduğu çekle yapılan ödemelerden müvekkili şirketten önceki cironun ... adi ortaklığına ait olan çekler hesaplama konusu yapıldığını, bu çeklerin davalı kooperatife müvekkili şirket tarafından cirolanarak verildiği halde sanki ... adi ortaklığı tarafından verilmiş gibi rapor tanzim edildiğini ve bu rapor doğrultusunda da yerel mahkeme tarafından karar verildiğini, halbuki davalı kooperatifin bahse konu çeklerin müvekkili şirket tarafından cirolanarak kooperatife verildiğini davaya cevap dilekçesinin 3f maddesinde açıkça dile getirildiğini, müvekkili şirketin üyelik aidatı ödemelerine mahsuben vermiş olduğu çekler genel itibariyle müşteri çekleri olup, bu çeklerde müvekkili şirketin cirosundan önce başka şahıs ya da şirketlerin cirosu olabileceğini, bu durumun ödemeyi onların yaptığı anlamına gelmeyeceğini, nitekim bu çeklerin bazıları ... adi ortaklığı tarafından cirolanarak müvekkili ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkili şirkete verildiğini, müvekkili şirketin de bu çekleri cirolayarak davalı kooperatife yapacağı ödemelerde kullandığını, müvekkilinin şirketin çekle yaptığı diğer ödemelerde ciro sahiplerinin bu ödemeleri kendilerinin yaptıklarını iddia etmeleri ne kadar abes olacaksa davalının bu iddiası da o derece abes bir talep olduğunu, ancak bu abes talebin maalesef karşılık bulduğunu ve bilirkişi raporunda 17.04.2014, 24.04.2014, 05.05.2014, 20.05.2014, 24.06.2014, 27.08.2015 ve 02.11.2015 tarihli çekler ile yapılan toplam 88.791,38 TL ödeme sepet hesabı yapılarak dava tarihi itibariyle 439.169,77 TL olarak hesaplandığını ve yerel mahkemenin de bu bedelin davacıya ödenmesi yönünde karar verdiğini, çekle yapılan bu ödemelerin müvekkil şirket tarafından yapılmış olduğu gerçeği bir yana bir an için ödemelerin ... adi ortaklığı tarafından yapıldığı kabul edilse bile davacı tarafın vermiş olduğu 23.02.2024 tarihli istinaf dilekçesinde "müvekkil; adi ortaklıktan kaynaklanan alacağını talep etmemekle birlikte; müvekkil, davalı ... adına diğer davalı kooperatife ödediği bedellerin ve bizzat davalı ... yetkilisine elden nakit olarak ödemiş olduğu bedellerin iadesini de talep etmektedir" şeklinde beyanda bulunduğunu ve bu durumun gerekçeli kararın "Delillerin Değerlendirilmesi" başlıklı bölümünde (sayfa 8 satır 12-14) "eldeki davada davacının adi ortaklık adına dava açılmadığı, davacının davalı ... şirketi adına davalı kooperatife ödediği bedellerin talep ettiği dikkate alınarak" şeklinde yer aldığı dikkate alındığında ... adi ortaklığı tarafından yapıldığı iddia edilen bu ödemelerin davacı tarafından şahsi ödeme yapılmış gibi değerlendirilerek davacı tarafa ödenmesine hükmedilmesi hukuki dayanaktan yoksun ve son derece isabetsiz bir karar olacağını, dolayısıyla yerel mahkeme kararının bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme kararının başlangıçtan itibaren saydıkları usul ve yaya aykırılık halleri dışında bir çok maddi hata da içerdiğini, bu yönü ile ne denli özensiz hazırlandığını ortaya koyduğunu, yerel mahkemenin istinaf taleplerine konu gerekçeli kararında davacı lehine kabul edilen bedel üzerinden 127.254,58 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davanın reddedilen kısmı için lehimize vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacının davasını 1.000,00 TL harca esas bedel üzerinden açtığını, ancak kendisine yerel mahkeme tarafından harcı tamamlaması için süre verildiğinde 7.908.000,00 TL dava değeri üzerinden harcı tamamladığını, dolayısıyla davacının davasının reddedilen 7.099.636,16 TL'lik kısmı üzerinden taraflarına karşı vekalet ücreti ödemesine hükmedilmesi gerekirken karşı vekalet ücreti ödenmesi hususuna gerekçeli kararda yer verilmemiş olması yönü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin talebe konu 2024/368 esas, 2026/158 karar sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına; dDavacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının tümden reddine; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dışı ... ile davalı ... Limited Şirketi arasında 15.05.2013 tarihinde adi ortaklık kurulduğunu bu sözleşmeye göre Kooperatifin inşa edeceği dükkan üzerinde %50 ortak olacaklarını, bu sözleşme kapsamında davalı şirketin yetkili ...'a toplamda 65.000 TL yine kooperatifin ... Bankası hesabına kendisi tarafından ödeme yapıldığını, kooperatife ... Çek hesabına ait 28.000 TL bedelli çekin ciro edilip verildiğini kooperatif hissesi için ödenen 285.000 TL bedelin bizzat kendisi tarafından ödendiğini makbuzlarda imzasının olduğunu ileri sürerek kendisini kooperatif hissesine ödediği bedel oranında kooperatif üyesi olduğunun tespitini bu mümkün olmazsa davalı Kooperatif tarafından davalı şirket adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının ödenen bedel oranında iptali ile kendi adına tescilini, tescil mümkün değil ise kooperatif hissesine ilişkin taşınmazın rayiç bedeli üzerinden yaptığı ödeme oranında hesaplanacak tazminatın davalılardan tahsili ile kendisine ödenmesini buda mümkün olmaz ise kooperatif üyeliği için ödemiş olduğu 285.000 TL'nin sepet hesabı yapılmak suretiyle yada ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile kendisine verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket cevap dilekçesinde, davacı ile adi ortaklık kurulmadığını, davacının dava dilekçesine ek olarak sunduğu belgenin tek taraflı düzenlendiğini, sözleşmede bulunan imzaya itiraz ettiklerini şirketleri ile ... adi ortaklığı arasında açık hesap ilişkisi olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Somut olayda davacı davalı Kooperatif tarafından davalı ... şirketi adına tescil edilen taşınmaza ait ödemeleri kendisi tarafından yapıldığını bundan dolayı Kooperatif üyesi olduğunu, taşınmazın kendi adına tescil edilmesi gerektiğini bunlar mümkün olmaz ise ödediği meblağlar oranında alacaklı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlık davacının davalı Kooperatif üyesi olup olmadığı, taşınmazın davacı adına tescili gerekip gerekmediği, davacı tarafından davalı ... şirketi adına davalı Kooperatife ödeme yapılıp yapılmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda öncelikle ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı davalı Kooperatifin üyesi olduğunu buna rağmen kendisine tahsis edilen taşınmazın Kooperatif tarafından kötü niyetle davalı ... şirketi adına tescil edildiğini, kendisi tarafından davalı ... şirketi adına davalı Kooperatife ödeme yapıldığını ispat külfeti altındadır. Davacının bizzat kendisi tarafından davalı namına Kooperatif'e ödeme yaptığını ileri sürerek taleplerde bulunduğunu adi ortaklık adına talepte bulunmadığını ileri sürmüş olmasına, davacı ile davalı Kooperatif arasında üyelik ilişkisinin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilememiş olunmasına, davalı ...nin ... üye numaralı davalı kooperatif üyesi olduğunun anlaşılmasına, davacının tescilini talep ettiği taşınmazın davalı Kooperatif tarafından ferdileşme suretiyle 30/09/2024 tarihinde davalı ... Ltd Şti adına tescil edildiğinin anlaşılmasına, davacının davalı Kooperatifin ... şirketi ile arasında bulunan anlaşmayı bilmesine rağmen taşınmazı kötü niyetle davalı ... Şirketi adına tescil ettiği yönünde dosyaya delil sunmamış olmasına, davacı tarafça davalı ... şirketi adına 56.900 TL nakit ve 88.791,38 TL çekle olmak üzere toplam 145.691.388 TL ödeme yapıldığı kooperatifçe sunulan belgelerden ve çeklerden anlaşılmasına mahkemece aldırılan 16.01.2025 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalara göre mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup bu doğrultuda davacı ve davalı taraf vekillerinin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı ve davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştu HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/02/2026 tarih ve 2024/368 E - 2026/158 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı ... Ltd. Şti.nin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Alınması gerekli olan 55.219,33-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı ... Ltd. Şti. tarafından peşin yatırılmış 13.805,00 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 41.414,33 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, 4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı ... Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2026