T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1041 KARAR NO : 2025/2072 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2021 NUMARASI : 2019/139 Esas 2021/1046 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Davalı vekili tarafından y…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1041 KARAR NO : 2025/2072 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2021 NUMARASI : 2019/139 Esas 2021/1046 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ....A.Ş. ile .... Şti. arasında gerçekleşen ve tutarı 8.850,00TL olan satış sonrası ... Test Araştırma Merkezi tarafından yapılan testte, satın alınan malın talep edilen niteliklere uygun olmadığı tespit edildiği, satışa ilişkin cari hesap dökümü icra dosyada da mevcut olduğu, Davacı ... A.Ş hammaddenin ücretinin iade edilmesi İçin 07/01/2019 tarihinde genel haciz yoluyla İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/115 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, borcun kapatılması için 08/01/2019 tarihinde ödeme emri ve dayanak belge suretleri borçluya tebliğ edilmiş ancak buna rağmen borç kapatılmadığı, 08/01/2019 tarihinde davalı itiraz dilekçesiyle borcun tamamına ve fer'ilerine itiraz ettiği ve bu itiraz ile takip durduğu, davalı borçlu taraf icra takibine borcu olmadığı bahsi ile haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında ticari iş ilişkisi mevcut olduğu, davacı taraf İzmir 10.İcra Müdürlüğü'nün 2019/ 115 E. sayılı dosyası ile 8.850,00-TL'sı kadar alacaklı olduğundan bahisle icra takibi başlatmış ve bu takipte yapılan itiraz sonucu durduğunu, Davalı müvekkil şirket hesaplarını incelediğinde hiçbir borcu olmadığını tespit edileceği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde bu durum açıkça ortaya çıkacağı, davalı şirketin davacı tarafa 12.02.2018 tarih, 286928 nolu fatura ile malzeme sattığını, satılan malzeme siparişte belirtilen özelliklerde tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, bu husus davacının 05.06.2018 tarih, 08955 yev. nolu ihtarnamesinde de açıkça kabul edildiğini, malzemelerin 12.02.2018 tarihinde teslim edildiği tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, davacı taraf 21.02.2018 tarihinde malzemeyi test ettirdiğini ve istenilen özellikte olmadığını beyan ettiğini, davalı şirket tarafından satılan malzemenin ayıplı olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davacı yanca ayıbın somut olarak 21.02.2018 tarihinde ortaya çıktığı beyan edildiğini, buradan davacı yanın ayıbı öğrendiği bu tarihten itibaren 8 gün içinde taraflarına ayıp ihbarı yapmadığı sonucu doğacağını, bu tespitten hareketle davacının ayıbı öğrenme tarihi net olarak belli olduğunu, ortada bir ayıp var ise ayıp artık gizli ayıp olmaktan çıkmıştır ve davacı ayıbı öğrendiği halde süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacı ile davalının aralarında, davalının davacıya satmış olduğu çeliğin davacının kullanımına yarar nitelikte kimyasal kompozisyona sahip çelik olup olmadığı ve davalının sattığı çeliğin ayıplı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarında uyuşmazlık bulunduğu, davacının uygun nitelikte çeliğin kendisine teslim edilmeyerek ayıplı ifadan ötürü, ayıp sebebiyle malı kabul etmesinin mümkün olmadığını iddia ederek ödediği bedelin iadesi amacıyla davalıya karşı icra takibi başlattığı, davalının takibe itiraz ettiği, davacı tarafından itirazın iptali istemiyle mahkememize dava açıldığı, öncelikle taraflar arasında ayıplı ifa edildiğine ilişkin uyuşmazlık konusu çeliğe dair bilirkişi incelemesi yapıldığı, alınan bilirkişi raporu ile davalının sattığı çeliğin davacının kabul edeceği nitelikte ve davacının hammadde olarak uygun surette kullanabileceği bir çelik olmadığının tespitinin yapıldığı, muhasebeci bilirkişi tarafından ise alacağın varlığının davacının defterlerinden varlığının tespit edildiği, bu haliyle davalının davacıya kabule zorlayamayacağı nitelikte ayıplı olarak edimini ifa etmek suretiyle çelik sattığının sabit olduğu, davacının alacağının varlığını ve miktarını ispat ettiği, davalı şirketin sattığı çeliğin niteliğini bilmemesinin düşünülemeyeceği, ilgili satıştan dolayı ifanın ayıplı olması dolayısıyla kusurlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜNE; -İzmir 10.icra Müdürlüğü 2019/115 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, 2-Davalı tarafın takip konusu edilen 8.850 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacı tarafın süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı dosya kapsamında yer alan belgelerle ve ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, ancak buna rağmen ilk derece mahkemesince vermiş olduğu gerekçeli kararında bu hususu değerlendirme konusu yapmadığını, ayıp ihbarının ne şekilde yapılacağı kanunda açık ve net bir şekilde sayıldığını ve bu sayılanlar dışında tacirler için başka bir ihbar şeklinin söz konusu olamayacağı vurgulandığını, tarafların tacir olduğunu, doğal olarak kanunun tacirlere yüklediği sorumlulukları, yükümlülükleri yerine getirmek ve basiretli davranmak zorunda olduklarını, TTK'nun 25/3 madde hükmünün açıklığına ve her iki tarafın da tacir olmasına rağmen; karşı taraf ne açık ayıp için belirlenen 2 gün içerisinde ne de gizli ayıp için belirlenen 8 gün içerisinde müvekkile bir ihtar çekmediğini, somu olayda müvekkili şirket tarafından davacıya 12.02.2018 tarih, 286928 nolu fatura ile satılan malzemeler aynı gün teslim edildiğini, taraflar arasında malzemelerin 12.02.2018 tarihinde teslim edildiği tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, davacı tarafın fatura içeriğindeki malzemeleri 21.02.2018 tarihinde test ettirdiğini ve istenilen özelliklerde olmadığını açıkladığını, malzemelerin istenilen özellikte olmadığını kesinlikle kabul etmemekle birlikte, davacının ayıbı 21.02.2018 tarihinde öğrendiğinin belli olduğunu, artık ortada bir ayıp var ise ayıp gizli ayıp olmaktan çıktığını ve davacı ayıbı öğrendiği halde süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, ancak davacı taraf test sonuçlarından yaklaşık 4 ay sonra (05.06.2018 tarihinde) ihtarname göndererek malzemenin ayıplı olduğunu belirtmiş ve iade alınmasını talep ettiğini, davacının ayıp ihbarı ve muayene için gerekli kanuni süreleri geçirdiği ortada olduğunu, sonuç olarak; davacının ayıbı öğrenme tarihi net olarak belli olduğunu, ortada bir ayıp var ise ayıp artık gizli ayıp olmaktan çıktığını ve davacının ayıbı öğrendiği halde süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, açıkladığımız hususların 03.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, ticari defterlerin incelenmesi neticesinde müvekkili şirketin borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde, müvekkil şirketin 07.01.2019 tarihi itibariyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacı ile davalının ticari defterleri karşılaştırıldığında 05.03.2018 tarihli 345556 nolu 8.850-TL tutarlı iade faturasının davalının ticari defterlerinde mevcut olmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince bu hususunda dikkate alınmadığını, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmayan davalı tarafın iade faturasını dahi malzemelerin ayıplı olduğunu öğrenmesinden uzun bir süre sonra kestiğini, bu hususun dahi davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığının kanıtı olduğunu, satışa konu malzemelerin ayıplı olmadığını, bilirkişi raporunda satılan malzemenin farklı içerikte olduğunun belirtildiğini, ancak çelik sektöründe bu çeşit malzemelerin elementlerinin oranının ne kadar hassas olduğu binlik, onbinlik değerlerle açıklandığını, dolayısıyla malzemelerin AISI 8620 standardı olmadığının söylemesi net bir şekilde mümkün olmadığını, ancak mahkemenin bu hususu da göz ardı ettiğini ve ek rapor almaksızın davanın kabulüne karar verdiğini, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden reddi ile, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıdan çelik satın aldığını satın aldığı malın talep edilen niteliklere uygun olmadığının tespit edildiğini bu nedenle ödediği 8.850 TL satış bedelini davalıdan talep etmiştir. Davalı taraf; malın ayıplı olmadığını davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; Davanın tam kabulüne karar verilmiştir.. Davalı taraf iş bu kararı ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, mahkemenin bu hususu hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle istinaf etmiştir. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı tarafın, satın aldığı mala ilişkin iade faturası kestiği ve iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu, ancak davalı defterinde kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. 22.07.2020 tarihli raporda; Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde, davalıya düzenlenen iade faturasından kaynaklı olarak, davacının davalıdan 8.850,00 TL alacaklı olduğu, Teknik yönden; davalının davacıya sattığı çeliğin, AISI 8620 Çelik özelliklerine sahip olmadığı, farklı bir tür kimyasal kompozisyonda çelik olduğu anlaşılmıştır. Farklı olan çelik AST 8620 çeliği yerine kimyasal kompozisyonunun (CA) farklı olmasından dolayı kullanılamaz." olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça fatura konusu malın 12.02.2018 de davacıya teslim edildiği, davacı tarafça test raporu için 21.02.2018 de başvuru yapıldığı, aynı gün rapor düzenlendiği, malın ayıplı olduğunun tespit edildiği, yani davacının ayıbı öğrendiği tarihin 21.02.2018 tarihi olduğu, davacı tarafça 05.03.2018 tarihinde de iade faturası kesildiği, davalı tarafın, cevap dilekçesinde kendilerine 13.03.2018 de içeriği belli olmayan bir gönderi geldiğini ve kabul etmediklerini belirttiği, yani davacının 13.03.2018 tarihinde davalı tarafa ihbarda bulunduğu, davalı tarafça gönderi kabul edilmeyince bu kez davacının 05.06.2018 tarihinde davalıya malın teslimi ve satış bedelinin ödenmesi için ihtarname gönderdiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; malın gizli ayıplı olduğunun anlaşılmasına ve davacı tarafça makul süre içerisinde davalı tarafa bildirimde bulunulmuş olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2021 tarih, 2019/139 Esas ve 2021/1046 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 151,13 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 464,27 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10/12/2025