T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2551 - 2025/2795 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2551 KARAR NO : 2025/2795 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. D…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2551 - 2025/2795 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2551 KARAR NO : 2025/2795 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 15/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025 Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarih ve 2022/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.04.2019 günü sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile müvekkilinin yolcu konumunda bulunduğu ve sürücü ... idaresindeki otomobilin çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını, zarara uğradığını, sürücüsü kusurlu ... plakalı araca ait ZMMS poliçesinin ... Sigorta tarafından düzenlendiğini, iş bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 15.01.2019-2020 tarihleri arasında ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, İşbu poliçelerden dolayı sorumluluklarının, davacının kusuru oranında olduğunu, bedeni zararlarda şahıs başına azami 360.000-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, kusur ve maluliyet konularında rapor aldırılması gerektiğini, SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, geçici işgöremezlik tazminatı talebinin teminat dışı olduğunu, tedavi giderlerinin poliçe kapsamı dışında olduğunu, davacı lehine tazminat ödenmesine karar verilmesi halinde bu yönde yerleşik hale gelmiş Yargıtay içtihatlarına göre “hatır taşıması”nın ve "müterafik kusur" durumunun dikkate alınarak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, %70 maluliyet oranına ulaşmayan sakatlıklarda bakım gideri hesaplanmayacağını bu nedenle bakım giderinin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, açılan davanın kabulü ile; 96.308,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı olmadığından kararın kaldırılması gerektiğini, 25.04.2019 tarihli Osmaniye Devlet Hastanesinde yapılan göz muayenesinde göz hareketlerinin doğal olduğunun belirtildiğini ve mevcut durumu itibarıyla görme duyusu işlevini etkilemeyeceğinin belirtilmiş olup medikal firma tarafından bu hususun belirtilerek kaza ile maluliyet durumu arasında illiyet bağının olmadığı yönünde mütalaa verildiğini, teknik faiz uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, davacının sigortalı araçta yolculuk etmesinin durumunun hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığından şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 13.04.2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 25.10.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 13.04.2019 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin %10 olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine ATK tarafından davacıdaki yaralanmanın geçirmiş olduğu 13.04.2019 tarihli kazadan kaynaklı olup kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğu bildirildiğinden bu yöndeki istinafta yerinde görülmemiştir. Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Hatır taşımasına yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Davalı sigorta şirketi vekili hatır taşıması nedeniyle tazminatta indirim yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, davacının kazaya karışıa motosikletin sürücüsünün eşi olduğu, akrabalar arası taşımalarda hatır taşıması indirimi yapılmayacağından hatır taşıması indirimi yapılmamasının usul, yasa ve içtihatlara uygun olduğu anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiilde sürücü ve işleten yönünden temerrüt olay tarihinden itibaren gerçekleşir. Sigorta şirketinin ise poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Davacı davadan önce 20.05.2019 tarihinde sigorta şirketine başvurmuş olduğu, davalının 31.05.2019 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla mahkemece usul ve yasaya uygun olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 31.05.2019 tarihinden itibaren faiz hükmedildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından olmadıkları yönündeki istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271 E-2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı) HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 6.578,80 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.644,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 4.934,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 15.12.2025 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.