4. Ceza Dairesi 2025/3849 E. , 2025/9540 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1700 E., 2020/868 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma Dairemizin, 06.02.2025 tarihli ve 2022/8516 Esas, 2025/2216 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2025 tarihli ve 3-2020/88686 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesi uy…
**4. Ceza Dairesi 2025/3849 E. , 2025/9540 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1700 E., 2020/868 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma Dairemizin, 06.02.2025 tarihli ve 2022/8516 Esas, 2025/2216 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2025 tarihli ve 3-2020/88686 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesi uyarınca bir aylık yasal süresi içerisinde sanık aleyhine itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusuna konu uyuşmazlığın, incelemeye konu olayda, sanığın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarının tamamının sanık tarafından yapıldığına ve zincirleme şeklinde Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkin olduğu belirlenmiştir. İncelenen dosya kapsamından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında; "Sanığın 18.10.2017 tarihli paylaşımında Cumhurbaşkanına sinkaflı şekilde küfür ettiği, bu eyleminin savunmasıyla da sabit olduğu, 16.02.2017 ve 17.02.2017 tarihli paylaşımlarında da katılanın milletine, devletine ve bunların değerlerine düşman, terör örgütüyle işbirliği içinde olan bir devlet yöneticisi olduğunu ileri süren aşağılayıcı sözler sarfettiği, bu ifadelerin muhatabın ..., ... ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu, bu nedenlerle sanığın mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği halde bozulması hukuka aykırı bulunmuştur. " belirtilmek suretiyle, Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen Dairemizin 06.02.2025 tarihli ve 2022/8516 Esas, 2025/2216 Karar sayılı "Bozma" kararının kaldırılması, İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2019 gün ve 2019/49 Esas, 2019/561 Karar sayılı mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 02.07.2020 gün ve 2019/1700 Esas, 2020/868 Karar sayılı kararının "Onanmasına" karar verilmesi talep edilmiştir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin ..., haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen ..., bireyin ..., ... ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, ..., ... ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli ... şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; Sanığın kendisi tarafından paylaşıldığını kabul ettiği 16.02.2017 ve 17.02.2017 tarihli katılana yönelik paylaşımlarının, muhatabın ..., ... ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu dolayısıyla bu paylaşımlar yönünden Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, Sanığın aşamalarda BİMER ihbarına konu olan paylaşımın kendisine ait olmadığına yönelik savunması 31.03.2018 tarihli açık kaynak araştırma raporu ile ihbarda belirtilen link üzerinden yapılan araştırmada ilgili paylaşıma ulaşılamadığının tespit edilmesi karşısında; BİMER ihbarına konu paylaşımın sanık tarafından yapıldığına ilişkin sübuta yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, Anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin, 06.02.2025 tarihli ve 2022/8516 Esas, 2025/2216 Karar sayılı "Bozma" kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2025. tarihinde karar verildi.