Hukuk Genel Kurulu 2017/2486 E. , 2018/1148 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki “velayetin değiştirilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.09.2014 gün ve 2013/1030 E., 2014/706 K. sayılı karar, davalı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.09.2015 gün ve 2015/2239 E., 2015/15952 K. sayılı kararı ile; “…Davalı taraf, tanıkları Emine ve Figen'in dinlenmesinde…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/2486 E. , 2018/1148 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki “velayetin değiştirilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.09.2014 gün ve 2013/1030 E., 2014/706 K. sayılı karar, davalı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.09.2015 gün ve 2015/2239 E., 2015/15952 K. sayılı kararı ile; “…Davalı taraf, tanıkları Emine ve Figen'in dinlenmesinden açıkça vazgeçmemiştir. Davalı tanıkları Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243. ve devamı maddelerinde belirtilen usule uygun olarak çağrılıp dinlenmeden ve davacı annenin yaşam alanında uzman tarafından inceleme yaptırılmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, müşterek çocuğun babada olan velayetinin değiştirilerek anneye verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafların boşandıklarını ve boşanma kararının 23.02.2011 tarihinde kesinleştiğini, anlaşmalı boşanma davası sırasında müşterek çocuk ...’ın velayetinin babaya verildiğini, davalının bir süre sonra ikinci kez evlendiğini ve bu evlilikten de iki çocuğunun olduğunu, ikinci eşin çocuğun gözetimini kabul etmeyeceğini belirtmesi üzerine çocuğun babaannesinin ve dedesinin yanına bırakıldığını, davalının velayet hakkından doğan yükümlülükleri yerine getirmediğini, Sema Nur’un 6 yaşında bir kız çocuğu olduğunu, bedensel ve ruhsal manada gelişimini sürdürebilmesi için kendi ebeveynlerine ihtiyaç duyduğunu, davalı babanın şahsi ilişki günlerinde çocuk ile anneyi görüştürmediğini, telefonla konuşturmadığını ileri sürerek çocuğun velayet hakkının davalı babadan alınarak davacı anneye verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacı annenin iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve asıl amacının yeniden evlenmesi nedeniyle kendisine zarar vermek olduğunu, müşterek çocuğunun bakımını ve gözetimini babaanneye ve dedeye teslim etmesi gibi bir olgunun söz konusu olmadığını, kendisinin bir süre önce ikinci evliliğini yaptığını, müşterek çocuk Sema Nur’un kendisi ile birlikte ailesinin yaşadığı evde yeni eşi ve yeni eşinden olan çocukları ile birlikte kaldığını, çocuğu ile davacı annenin görüşmesini engellemediğini; annenin, mahkemece belirtilen günlerde Sema Nur ile görüşebileceğini, çocuğa doğumundan beri kendisinin baktığını, çocuğun eğitim hayatına başlayacağını, davalının uzun zaman sonra velayeti talep etmesinin davalının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu ifade ederek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.