7. Hukuk Dairesi 2023/1347 E. , 2024/2470 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1554 E., 2022/1655 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2020 KARAR : Başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebine ilişkin davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/147 E., 2021/172 K. Taraflar a…
**7. Hukuk Dairesi 2023/1347 E. , 2024/2470 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1554 E., 2022/1655 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2020 KARAR : Başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebine ilişkin davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/147 E., 2021/172 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın el atmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına; ecrimisil talebine ilişkin davanın kabulü ile 8.833,33 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 24 No.lu bağımsız bölümde tek başına yaşamaktayken oğlu olan dava dışı ... İlez ve gelini davalı ...'in birikim yapmak ve borçlarını ödeyebilmek için davacı müvekkilinin yanına taşındığını, davalının kötü davranışı sonucunda müvekkili ...'in oğlu ve gelini arasındaki evlilik bağına zarar gelmemesi için mülkiyeti kendisine ait olan evini oğlunun kullanımına terk ederek kızının yanına taşınmak zorunda kaldığını, davalının eşini müvekkiline ait evden kovup 22/05/2019 tarihinde İstanbul Anadolu 18. Aile Mahkemesinin 2019/404 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, oğlunun kullanımına bırakan müvekkilinin oğlunun kovulması üzerine ... 15. Noterliğinin 21 Ekim 2019 tarihli, 16675 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının kendisine ait konutta oturmasına muvafakat etmediğini ve davalının müvekkilinin oğluna boşanma davası açtığı 22/05/2019 tarihinden bu yana taşınmazını haksız yere işgal ettiği için evi tahliye etmesini ve haksız yere kullanmış olduğu kullanım bedelini talep ettiğini ileri sürerek, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesi suretiyle el atmanın önlenmesine, ihtarnamede belirtilen tarih olan 22/05/2019 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için, şimdilik 5.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davalının kayınvalidesi olan davacıya ait olduğu, davalının evliliğinin devam ettiği ve boşanmanın kesinleşmediği, davalının bu eve gelin olarak geldiği, davacıya karşı esas sorumlu olanın dava dışı eşin olması gerektiği, davalının ise boşanma kesinleşmemesine karşın çocuklarının eğitim ve öğretimleri için zorunlu olarak eğitim dönemi içinde burayı terk edemediği, davalının burada müşterek çocuklar için kaldığı, eğitim öğretim dönemi biter bitmez davalının çocuklarının okulunu başka bir yere nakil alarak bahse konu evi terk ettiği, tanık anlatımları ile okul yazılarının da bunu teyit ettiği, esasen dava dışı eş tarafından açılan boşanma davasında davalının mağdur edilmesi için davacının davayı açtığı, davalının herhangi bir kusurundan bahsetmenin mümkün olamayacağı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının haksız olduğu gerekçesiyle el atmanın önlenmesinde tüm yargılama giderlerinden davacının sorumlu olduğuna; davacının ecrimisil talebi yönünden ise, davalının haksız ve kötü niyetli kullanıcı olmadığı, tam aksine müşterek çocukların eğitimi için zorunlu olarak burada ikamet ettiği, okullar kapandığında ise mevcut konutu terk ettiği gerekçesiyle davalının dava konusu konutu boşaltmasından dolayı el atmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya gönderilen ihtarname de sonuç vermediğinden davayı açmak durumunda kaldıklarını, Yargıtay İçtihadına bakıldığında davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, davalının, dava konusu taşınmazı sadece çocukları okula gittiği için boşaltmadığı gerekçesinde tutarsızlık olduğunu, dava konusu taşınmazda oturmasına rıza gösterilmediğine ilişkin ihtarnamenin 28/11/2019 tarihinde davalıya ulaştığını, davalının da ihtarnameye cevabında taşınmazın aile konutu olduğunu ve boşanma davası sonuçlanıp kesinleşmeden dava konusu taşınmazı tahliye etmeyeceğini açıkça ifade ettiği, dava açılmadan önce davacının, ... 15.Noterliğinin 21.10.2019 tarihli ve 16675 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının kendisine ait konutta oturmasına muvafakat etmediğini bildirerek, taşınmazının tahliyesini ve ecrimisil bedelini talep ettiği, davalının hiçbir hukuki nedeni olmayıp işgalci konumunda olduğunu, aile konutu iddiasının kötü niyetli olup Yargıtay'ın Yerleşik İçtihatlarına göre de eşler arasında geçerli olduğu, 3. kişi olan taşınmaz malikini bağlamayacağını, okulların kapalı olduğu dönemde davalının çocuklarının okula gittiği ilişkin gerekçenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu iddiasıyla ecrimisil yönünden kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, el atmanın önlenmesi bakımından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair kararın da davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın davalı olması nedeniyle tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 24 numaralı bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı olduğu, davacının gelini olan davalının davanın açıldığı tarihte çocuklarıyla birlikte burada ikamet ettiği, davalı ile davacının oğlu olan eşi ile aralarında boşanma davası bulunduğu, boşanma davasının devam ettiği ve halen derdest olduğu, yargılama sırasında taşınmaz boşaltıldığından el atmanın önlenmesi isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu savunmuş ise de aile konutu kavramının eşler arasında geçerli olduğu, 3. kişi konumundaki kayınvalidesi olan davacıya ait taşınmazın aile konutu olduğundan söz edilemeyeceği, davacının muvafakatiyle oturulan taşınmazda ihtarname keşide edilerek muvafakatin dava tarihinden önce geri alındığı, ihtarnamenin davalıya tebliği tarihi olan 28/11/2019 tarihi ile 30/06/2020 dava tarihi arası süre için hükme elverişli ve denetime açık bilirkişi raporuyla belirlenen 8.833,33 TL ecrimisil bedilinin hüküm altına alınması gerekirken yasal olmayan gerekçelerle ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava konusu taşınmazı kullanımında haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı halde taşınmazı kullanmaya devam etmek suretiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiği, el atmanın önlenmesi talebi yönünden yargılama giderlerinden davalının sorumlu olduğu halde İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın sorumlu tutulmuş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2 maddesi gereğince kabulüne, kararın kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebine ilişkin davanın kabulü ile 8.833,33 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki ve aşamalardaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.