T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/165 Esas KARAR NO: 2026/343 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/1057 Esas - 2025/909 Karar TARİH: 25/11/2025 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/165 Esas KARAR NO: 2026/343 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/1057 Esas - 2025/909 Karar TARİH: 25/11/2025 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil 13.11.2023 tarihinde, davalıya ait ... isimli işletmeye gittiğini, ...plaka sayılı aracını bu işletmenin valesine teslim ettiğini Aracı park halinde iken freni çekilmemiş yine valenin park ettiği ... plakalı bir başka araç hareket ederek müvekkilin aracına çarptığını, bu çarpma ile müvekkilin aracında ciddi bir hasar meydana geldiğini, müvekkilinin aracınının onarımının ... A.Ş deki ...police numaralı Kasko Poliçesi kapsamında giderildiğini, arabulucuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, Aracın işletmeye ait bulunan park yerinde tamamı ile onun valesinin kusuru ile meydana gelmesi sebebi ile davalı doğrudan sorumlu olduğunu, açıklanan nedenle, ...plaka sayılı araçta meydana gelen değer kaybının ileride arttırılmak üzere şimdilik 10.000 TL sinin, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, dava masraf ve vekalet ücreti ile tarafımıza ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/11/2025 tarih ve 2025/1057 Esas - 2025/909 Karar sayılı kararında;" 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sigorta sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir. Aynı Kanun’un 73. maddesinde, bu Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemesinin görevine girdiği düzenlenmiş, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Somut olayda, değer kaybı tazminatı talep edilen aracın gayri ticari /özel otomobil olduğu, davaya konu aracın ticari faaliyette kullandığına ilişkin delil bulunmadığı, davacının da gerçek kişi olduğu anlaşıldığı dikkate alınarak davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği kanaati hasıl olmakla davanın usulden reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde açıkladıkların üzere davanın trafik kazası nedeni ile davacının aracında meydana gelen değer kaybı zararının tazmini davası olduğunu, davacı ile davalı arasında her hangi bir şekilde Tüketici Kanunu'nda tarif edilen tüketici ilişkisi bulunmadığını, her ne kadar davacı tacir olmasa da davalının tacir olduğunu; Ticaret Kanunu'na göre taraflardan birinin tacir olduğu davaların ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini; bu nedenle verilen görevsizlik kararı hatalı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, ileri sürerek, istinaf başvurularının kabulü ile, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1057 Esas, 2025/909 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının; davalıya ait işletmenin otoparkına vale aracılığı ile teslim ettiği aracına, otoparkta bulunan ve el freni çekilmemiş bir başka aracın çarpması nedeniyle aracında oluşan değer kaybının tespiti ile davalıdan tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığı çözme görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri (HMK)’nın 1’inci maddesinde mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği 83/2 bendinde açıklanmıştır.Yukarıda açıklanan hükümler karşısında; tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Somut olayda davacının talebinin dayanağını 6098 Sayılı TBK'nun saklama sözleşmeleri başlığı altında ve 561 ila 580 maddeleri arasında düzenlenen hükümler oluşturmakta olup, davacı ile davalı işletme arasında kurulan saklama ilişkisinde davalının tüketici olduğu ve işlemin de tüketici işlemi mahiyetinde bulunduğu, bu durumda uyuşmazlığı çözme görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, davacının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.