Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2007-2-210 (Muafiyet ) Karar Sayısı : 08-03/35 - 11 Karar Tarihi : 8.1.2008 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10 Üyeler : Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif E RSİN , Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE B. RAPORTÖRLER : Ali DEMİRÖZ, Ferhat TOPKAYA, Hakan BİLİR, Evrim Özgül KAZAK C. BİLDİRİMDE BULUNAN : Anten İşletme ve Teknik Hizmetler Anonim Şirketi Temsilcisi Fevzi TOKSOY Maya Akar Center, 100/10
Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2007-2-210 (Muafiyet ) Karar Sayısı : 08-03/35 - 11 Karar Tarihi : 8.1.2008 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10 Üyeler : Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif E RSİN , Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE B. RAPORTÖRLER : Ali DEMİRÖZ, Ferhat TOPKAYA, Hakan BİLİR, Evrim Özgül KAZAK C. BİLDİRİMDE BULUNAN : Anten İşletme ve Teknik Hizmetler Anonim Şirketi Temsilcisi Fevzi TOKSOY Maya Akar Center, 100/10 34394, Esentepe, İstanbul 20 D. TARAFLAR : T1, T2 veya T3 lisansı almak suretiyle televizyon işletmeciliği pazarında kamu veya özel olarak faaliyet gösteren 20 tüzel kişilik E. DOSYA KONUSU : T1, T2 veya T3 lisansı almak suretiyle televi zyon işletmeciliği pazarında kamu veya özel olarak faaliyet gösteren 20 t üzel kişilik tarafından kurulan Anten İşletme ve Teknik Hizmetler A.Ş. (Anten A.Ş.) unvanlı ortak girişim işlemine izin verilmesi talebi. 30 F. DOSYA EVRELERİ : Kurum kayıtlarına 23.7.2007 tarih ve 4928 sayı ile giren ve Kurumun 7.8.2007 tarih ve 2803 sayı ile Anten A.Ş. den , 11.9.2007 tarih ve 3240 sayı ile Türkiye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ndan (RTÜK) , 11.9.2007 tarih ve 3241 s ayı ile Telekomünikasyon Kurumu ndan (TK) ve 1.10.2007 tarih ve 3581 sayı ile Ulaştırma Bakanlığı ndan talep ettiği bilgi ve belgelere karşılık Anten A.Ş. tarafından gönderilen 11.9.2007 tarih ve 6032 sayılı , RTÜK tarafından gönderilen 2.10.2007 tarih ve 6511 sayılı , Ulaştırma Bakanlığı ndan gönderilen 1.11 .2007 tarih ve 7148 sayılı , Telekomünikasyon Kurumu ndan gönderilen 15.11.2007 tarih ve 7595 sayılı yazılar ile eksiklikleri tamamlanan inceleme üzerine , 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 4, 5 ve 7. madde leri çerçevesind e düzenlenen 17.12.2007 tarih, 2007 -2- 40 210/Öİ -07-AD sayılı Muafiyet Öninceleme Rapor u, 18.12 .2007 tarih ve REK.0.06.00.00 -120/35 7 sayılı Başkanlık önergesi ile Kurul gündemine alı narak, Rekabet Kurulu nun , 27.12.2007 ve 3.1.2008 tarihli toplantılarında dosya konusunun Kurul g ündeminde incelenmesinin devamına oybirliği ile karar verildikten sonra , 8.1.2008 tarih ve 08-03 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda ; A- Bildirim konusu işlemin (Anten A.Ş. Ortak Girişim An laşması/Ana Sözleşmesi) 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi ve bu Kanun a dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar H akkında 50 08 03/35 11 2 Tebliğ in 2. maddesinde birleşme veya devralma sayılan hallerden birisi ol arak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle başvuru konusu işlemin 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi kapsamında bir birleşme/devralma değil; 4. maddesi kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir işbirliği anlaşması olduğu, B- Bildirim konusu işlemin 4054 s ayılı Kanun un 5. maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirilmesinde ise; 1. Anten A.Ş. nin Ana Sözleşmesi nin Amaç ve Konu başlıklı 3. maddesinin A fıkrasının (a) bendinde yer alan ve kısaca anten taşıyıcı yapılarının kurulum ve işletilmesi anlamına gelebilecek faali yetine; Mevcut Ana Sözleşme nin Hisse miktarına ve oranına bakılmaksızın 60 hissedarlar iş bu şirketin hizmetlerinden eşit şartlarda yararlanır, hissedarlara eşit hizmet tarifesi uygulanır. Şirket hissedarı olmayanlara da farklı ama eşit tarife uygulanır şeklindeki 7.5. maddesinin Hisse miktarına ve oranına bakılmaksızın hissedarlar ve üçüncü kişiler işbu şirketin hizmetlerinden (Anten A.Ş. nin sahibi olacağı fiziki altyapının, fiyat başta olmak kaydıyla, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda üçüncü t arafların erişimine sunulması da dahil olmak üzere) eşit şartlarda yararlanır şeklinde tadil edilmesi koşuluyla Kanun un 5. maddesi uyarınca süresiz olarak muafiyet tanınabileceği, 70 2. Anten A.Ş. nin Ana Sözleşmesi nin Amaç ve Konu başlıklı 3. maddesinin A fıkrasının (b -e) bentleri arasında yer alan ve başta karasal sayısal platform işletmeciliği olmak üzere sayısal yayıncılık iletim hizmetini yapabilmek amacıyla anten taşıyıcı yapılarının kurulum ve işletimi dışında kalan tüm hizmetlerini ifade eden fa aliyetlerine Kanun un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı, bu çerçevede; - Anten A.Ş. Ana Sözleşmesi nin Amaç ve Konu başlıklı 3. maddesinin A fıkrasının (b -e) bentleri ile varsa yukarıda yer verilen faaliyetleri yapmayı öngören veya bu anlama gelebilecek 80 tüm ifadelerin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ana Sözleşme den çıkartılması, - Söz konusu hükümlerin yukarıda öngörülen süre zarfında Ana Sözleşme den çıkarılmaması veyahut çıkarılsa dahi, öngörülen veya dev am eden süreçlerde izin verilmeyen faaliyet alanlarına ilişkin birtakım uygulamalarda bulunulması halinde de, 4054 sayılı Kanun un 4. maddesinin ihlali nedeniyle Anten A.Ş. ortakları hakkında soruşturma açılacağının Anten A.Ş. ye bildirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 90 08 03/35 11 3 H. YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER1 H.1. Karasal Sayısal Yayın İletimi H.1.1 Televizyon Yayın İletimi Televizyon yayıncılığını en genel anlamda, bir iletişim yöntemi olarak, çeşitli organizasyonlar tarafından çeşitli şekillerde yaratılan mes ajların, izleyicilere görsel olarak sunulmasını sağlayan bir hizmet olarak tanımlamak mümkündür. Televizyon yayıncılığı; tedarik (içerik), üretim ve iletim olarak adlandırılabilecek üç temel aşamadan oluşan bir değer zincirine sahiptir. Söz konusu aşamalar hakkındaki bilgiler kısaca aşağıdaki gibidir: 100 1. Tedarik: Değer zincirinin ilk aşaması olan tedarik, TV kanallarının programlarını oluşturabilmek için gereken içeriğin, iç ve dış kaynaklardan temin edilmesi anlamına gelmektedir. Ağırlıklı olarak haber aj ansları, prodüksiyon şirketleri, film şirketleri ve spor karşılaşmaları yayın haklarına sahip kuruluşlar dış kaynakları oluşturmaktadır. 2. Üretim: Üretim aşaması, içerik ve hizmetin paketlendiği, bir başka deyişle kanalların satın aldıkları programlar i le kendi kaynakları ile yaptıkları programları kullanarak yayın akışı oluşturma aşamasını ifade etmektedir. 110 3. İletim: Televizyon yayıncılığı değer zincirinin iletim aşamasını ise, dışarıdan temin edilen ya da kanalların kendileri tarafından üretilen programlardan oluşturulan yayın akışının izleyiciye ulaştırılması oluşturmaktadır. Televizyon yayıncıları görüntüleri izleyicilere karasal verici, kablo ve uydu olmak üzere genel olarak üç iletim tekniği aracılığı ile ulaştırmaktadır. Ancak, TV kanalları gene llikle ulaşılan izleyici sayısını artırabilmek için, tek bir iletim aracı yerine , örneğin hem uydu hem de kablo üzerinden yayın yaparak , birden fazla iletim aracını kullanmayı tercih etmektedirler. 120 Görüldüğü üzere, yayın iletimi televizyon yayıncılığı de ğer zincirinin en son aşamasını oluşturmakta; içeriğin hazırlanması ile içerik üzerindeki hak ve kontrol unsurlarının tamamı iletim hizmetinin dışında değerlendirilmektedir. Bu anlamda iletim hizmeti, bunların dışında kalan; içeriğin izleyiciye iletimini s ağlayan ağ ( network) ile bu ağla ilişkili hizmet ve altyapı unsurlarını içermektedir. Dolayısıyla iletim faaliyeti yayıncılıktan ayrı olarak , hazırlanan içeriğin (açık kanal yayınları, paralı kanal yayınları, interaktif hizmetler vb.) izleyiciye ulaştırılm ası (ileti mi) için gerekli tüm altyapı/ hizmetleri kapsayan ayrı bir faaliyet alanını ifade etmektedir. H.1.2. Sayısal Yayın İletimi 130 Bilindiği gibi elektronik sistemler analog ve sayısal olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Analog sistemlerde elektrik sin yalleri sürekli olarak değişip ve belli sınırlar içinde her değeri alabilirlerken, sayısal (digital) sistemlerde elektriksel sinyallerin yerine bunlara karşı düşen rakamlar iletilmektedir. 1 Karar ın yazımında, Dosya da mevcut çeşitli bilimsel yayınlar ile internet sayfalarından yararlanılmıştır (Erkan Can (2006); Vericilerden Sayısal TV (DVB -T) Yayınları (Deneme ve Düzenli Yayınlara Geçiş Stratejileri) , Sayısal Yayıncılık Paneli, RTÜK, 8 Mayıs 2006, Ankara., Kaya Paçacı (2006); Karasal Sayısal TV Yay ıncılığı (DVB -T), Genişbant Pazarına Etkisi ve Düzenleme Perspektifi Telekomünikasyon Kurumu Uzmanlık Tezleri, Ankara , Prof. Dr. Avni Morgül; Dijital Televizyon Yayınlarının (DVB) Bugünkü Durumu , Elektrik/Elektronik Mühend isliği Bölümü, Boğaziçi Üniver sitesi) . 08 03/35 11 4 Analog yayınlarda ses ve görüntü analog olarak modüle edilip hava, kablo gibi iletim hattından izleyicilere sunulmaktadır. Bu iletim sırasında modüle edilmiş işaretler iletim ortamının şartlarına bağlı olarak zayıflama, bozulma ve yansımalara uğrayarak alıcıya ulaşmaktadır. Çoğu zaman, alıcıya ulaşan bu işaretler alıcıla rda net görüntü elde edilmesine imkan vermemektedir. Örneğin analog yayınların karasal iletiminde; bahse 140 konu olumsuz etkiyi yok etmek için yüksek güçte sistemler kullanılmaktadır. B u anlamda analog TV yayınları için tahsis edilmiş frekans bandının veriml i kullanılamamasının temel sebebi, analog modülasyon tekniği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ortak kanal ve ortak yer enterferanslarıdır2. Analog yayın sisteminden farklı bir şekilde, sayısal yayınlarda ses ve görüntü MPEG (Moving Picture Experts Group ) standardına uygun olarak sıkıştırıldıktan sonra COFDM ( Coded Orthonogal Frequency Division Multiplexing ) kiplemesi ile gönderilmektedir. Dolayısı ile sayısal yayında, içerik öncelikle sayısala dönüştürülüp sıkıştırıldıktan sonra sayısal tekniklere uygun modülasyon yöntemleri ile modüle 150 edilerek iletim hattına gönderilmektedir. Örneğin karasal sayısal yayınlar; hem sayıs al tekniklerin hata düzeltme hem de modülasyon tekniğinin özelliğinden, daha düşük güçteki vericilerle iletim hattına verilmekte ve alıcıl arda, tersine bir süreçle, daha net görüntü elde etme imkanı sağlamaktadır3. Görüldüğü üzere yayıncılık faaliyeti hem analog hem de sayısal olarak yapılabilmekte, ancak yayınlar kalite ve fonksiyonları bakımından farklılaşmaktadır. Farklı metodlar kullanı larak oluşturulan sayısal ve analog yayınlar, iletim aşamasında da; iletim için gereken güç, kullanılan teçhizat, frekans ve yayın taşıma kapasiteleri bakımından farklılık göstermektedir. Analog ve sayısal yayıncılığın yukarıda yer verilen özellikleri 160 göz önüne alındığında, söz konusu iki metodun önemli ölçüde farklılaştığı, bu sebeple, yapılacak incelemelerde, çok genel olarak analog ve sayısal yayıncılığın ayrı faaliyet alanları olduğu ve bu durumun temel bir ayrım olarak kabul edilebileceği anlaşılma ktadır. Analog yayınlarda olduğu gibi, sayısal yayınların iletimi, 1) karasal vericiler yoluyla (karasal iletim) 2) kablodan (kablodan iletim) 3) uydudan (uydudan iletim) 170 olmak üzere temel olarak üç şekilde yapılabilmektedir4. Karasal sayısal iletim; yayınların karadan vericiler ve yansıtıcılar vasıtasıyla gönderilen sinyallerle alıcılara ulaştırılmasını, kablodan sayısal iletim; yayınların kablo, cam iletken ve benzeri bir fiziki ortam üzerinden abonelere ulaştırılmasını, uydudan sayısal iletim ise yayı nların uzayda sinyal iletebilen herhangi bir araç vasıtasıyla iletilmesini ifade etmektedir5. 2 Yüksek güçlerdeki vericilerle yapılan analog yayınlarda, analog TV alıcılarının komşu kanal seçicil iğinin çok zayıf olması nedeniyle frekans spektrumu verimli olarak kullanılamamaktadır. Oysa sayısal TV alıcılarında kullanılan teknik sayesinde, analog TV alıcılarındaki zayıf komşu kanal seçiciliği problemi giderilmiştir. Böylece, frekansı optimum kullanma yeteneği kazandıran sayısal teknoloji sayesinde, VHF ve UHF kanallarında analog ve sayısal yayınların birlikte kullanılması mümkün olmuştur. 3 Karasal sayısal yayıncılıkta belirli bir alanı kapsamak için gereken verici gücü analog yayında gere ken verici gücünün çok altındadır. Bu durum vericilerin ortama verdiği elektromanyetik dalgaların azalmasını sa ğlamaktadır. Dolayısıyla karasal sayısal yayı ncılık, insan sağlığını tehdit eden elektromanyetizmanın azaltılmasına imkan vermektedir. 4 TV yayıncılığının internet ortamından iletiminin henüz çok yaygın olmaması karşısında, bu yöntemin değerlendirilmesine Karar da yer verilmemiştir. 5 Analog yayınla rda olduğu gibi sayısal yayınlarda da ülkeler tarafından farklı standartlar geliştirilmekte ve kullanılmaktadır. Kablo ve uydu ortamlarından gerçekleştirilen sayısal yayın için tüm dünyada hemen hemen aynı sistemler kullanılmaktadır. Bunlar; uydudan sayısa l görüntü yayıncılığı için DVB-S (Digital Video Broadcasting - 08 03/35 11 5 Bu iletim yöntemlerinden, s ayısal yayınların karasal vericiler yoluyla iletimi (DVB -T)6, kablodan veya uydudan iletim e göre birtakım önemli farklılıklar gösterme ktedir. Bu önemli farklılıklar a yer verilmesi öncesinde, söz konusu iletim tekniklerinin yayın cı ve izleyiciye olan maliyet , iletim tekniğinin kapsama alanı, kapasitesi ve yayınların niteliği 180 bakımından yapılan karşılaştırılması aşağıdaki gibidir: 1- Maliyet: Bilindiği gibi, farklı iletim teknikleriyle iletilen yayınlara ulaşabilmek için izleyiciler nezdinde farklı tür alıcılara ihtiyaç duyulmaktadır. Karasal yayına ulaşabilmek için antene ihtiyaç duyulurken, uydudan yayına ulaşabilmek için çanak anten ve uydu alıcısı, kablodan yayına ulaşabilmek için ise kablo TV aboneliği gereksinimi bulunmaktadır. Uydu ve kablodan yayına ulaşmak izleyici için bahsi geçen ek maliyetlere sebep olurken, karasal yayında çok daha az maliyetlerle7 karşılaşılmaktadır. 190 Yayınc ılar açısından katlanılan maliyetlere bakıldığında ise, karasal yayının, yurt çapında kurulması zorunlu vericiler nedeniyle daha büyük bir altyapı yatırımı gerektirdiği, uydudan yayının, yayıncı için daha az maliyetli olduğu görülmektedir. Uydu üzerinden y ayında uydu kirası dışında önemli bir yayın maliyeti bulunmaması, daha düşük sabit maliyetlerle yayının iletimine olanak vermektedir. İletim tekniklerinin yayıncılar açısından maliyetinin değerlendirilmesinde önem kazanan bir diğer husus ise, iletim tekni klerinde yaşanacak olası aksaklıklardır. İletimde yaşanacak herhangi bir sorun, yayıncıların izlenme oranlarını ve dolayısıyla reklam gelirlerini doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple yayıncı için bir 200 iletim tekniğinin maliyeti, iletimin teknik aksaklıklar s ebebiyle kesilmesini de içermektedir. Karasal vericilerde yaşanan arızaların etkileri yalnızca sorunun yaşandığı vericiler ve dolayısı ile ilgili bölge ile sınırlı kalmaktadır. B u durumda yayıncı diğer bölgelerde yayınlarına devam edebilmekte, dolayısıyla izlenme oranlarında ve reklam gelirlerindeki düşüş daha az olmaktadır. Oysa uyduda yaşanan sorunlar uydunun yayın ilettiği tüm bölgede hissedilecek uzun süreli kesintilere sebep olabilmektedir. 2- Kapsama Alanı: Ülkemizde karasal iletim yoluyla ulaştırıl an yayının , kablolu veya uydudan iletilen yayınlara göre daha yaygın olarak tercih edildiği 210 görülmektedir. Türkiye de izleyicilerin %60 ının karasal vericiler üzerinden iletilen yayınları izlediği, bu oranın uydu için %32, kablo için ise %8 olduğu yönünde bazı çalışmalar bulunmaktadır . Mevcut durumda yaygın kullanılmamakla beraber uydudan yayın , ülkenin birçok yerini, üstelik tek bir uydu ile kapsayabilme Satellite) ve kablodan sayısal görüntü yayıncılığı için DVB-C(Digital Video Broadcasting -Cable) standartlarıdır. Karasal sayısal televizyon yayıncılığında ise dünyada üç temel standart bulu nmaktadır. Bunlar DVB -T (Digital Video Broadcasting -Terrestrial) , ATSC (Advanced Television System Committee) ve ISDB -T (Integrated Services Digital Broadcasting - Terrestrial) standartlarıdır. DVB -T; Avrupa da geliştirilen ve tüm Avrupa ülkeleri ile Avustralya, Singapur, Hindistan gibi diğer ülkelerin kabul ettiği sistemdir. ATSC; ABD tarafından geliştirilen ve ABD, Kanada, Arjantin, Tayvan, Güney Kore gibi diğer ülkelerde kabul edilen sistemdir. ISDB -T; Japonya tarafından geliştirilmiş olan bir siste mdir. Ülkemizde Avrupa da olduğu gibi, karasal vericilerden sayısal görüntü yayıncılığı için DVB-T uygulaması benimsenmiş ve denemelere bu sistem ile başlanmıştır. 6 Metnin devamında DVB -T terimi, karasal vericiler vasıtası ile iletilen sayısal yayınlara k arşılık gelmek üzere kullanılacaktır. 7 Sayısal yayınların izlenebilmesi sayısal TV alıcıları ile mümkün olmaktadır. Sayısal yayıncılığa ge çişte, mevcut tüm analog TV alıcılarını kısa bir sürede değiştirmek mümkün olmadığından, bu cihazları değiştirmek yerine sayısal yayın işaretlerini alarak analog hale getiren ve normal TV alıcısına ileten set üstü cihazı ( set-top-box) geliştirilmiştir. Bu sebeple izleyici açısından karasal sayısal yayına ulaşmanın maliyeti ilk aşamad a set üstü cihaz maliyeti olacaktır. 08 03/35 11 6 yeteneğine sahiptir. Karasal iletimin kapsama alanı ise verici noktaları ve sayısı ile orantılıdır. Kar asal vericilerin kurulumunda özellikle dağlık alanlarda zorluklar yaşanabilmekteyken, uydu vasıtasıyla daha kolay ve daha geniş bir kapsama alanı sağlanabilmektedir. Diğer taraftan, ülkemizde kablo TV altyapısı yalnızca 21 ilde bulunmaktadır. TK tarafından gönderilen bilgilerde yer aldığı üzere, halihazırda kablo TV hizmeti sağlanan abone sayısı ise 1,2 milyon civarında dır. 220 3- Kapasite: Etkileşimli (interaktif ) hizmetlerin iletiminde en yüksek kapasiteye kablodan iletim tekniğinin sahip olduğu görülmekte dir. Kablodan iletim ileri düzeyde ve çok çeşitli hizmetlerin sunulmasına elverişliyken, (geri dönüş kanalına sahip olmaması sebebiyle ) uydu ve karasal iletim ile daha kısıtlı etkileşimli hizmetler sun ulabilmektedir. Bununla birlikte, uydu ve kablo sisteml eri daha fazla televizyon kanalının yayınlarının iletimine imkan tanımaktayken, karasal iletim tekniği ile frekansın imkan tanıdığı ölçüd e televizyon kanalı yayını iletile bilmektedir. 230 4- Yayınların Niteliği: 3984 s ayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş v e Yayınl arı Hakkında Kanun un 3. maddesinde Ulusal yayın, bütün ülkeye yapılan radyo, televizyon ve veri yayını şeklinde tanımlanmıştır. Bilindiği gibi, uydudan yayınlarda; çanak antenlerle konumlandırılan farklı uydularla birçok ülkenin yerel, şifreli v e şifresiz içeriklerine ulaşılabilmektedir. Karasal iletimde ise izleyici ülke sınırları içine yerleştirilen karasal (yerel) vericiler vasıtasıyla sadece ulusal yayınlara ulaşabilmektedir. Bu anlamda uydudan yapılan yayınlar uluslararası, karasal vericiler üzerinden yapılan yayınlar ulusal niteliği haizdir. Aynı Kanun un 18. maddesinde izin tarihinden itibaren en geç ikinci yıl sonunda 240 Türkiye alanının %70'ine yayınlarını ulaştırmak Radyo ve Televizyon Üst Kurulun ulusal yayın izni verdiği kuruluşların yükümlülükleri arasında sayılmıştır. Bu çerçevede, 3984 sayılı Kanun anlamında bir ulusal yayıncı için yayınlarının karasal vericiler ile iletimi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Yukarıda yer verilen farklılıklara ek olarak, sayısal yayınların k arasal vericiler yoluyla iletiminde diğer iletim tekniklerinde mevcut olmayan birtakım ayırt edici (önemli) özelliklerin bulunduğu görülmektedir. Bu farklı lıklar kısaca aşağıdaki gibidir: 1- Kablo ve uydudan iletimden farklı olarak, sayısal yayının karasa l iletimi 250 multimedya8 hizmetlerinin küçük el alıcıları (cep telefonu, cep TV, avuç içi alıcıları) ile mobil olarak sunulmasına imkan vermektedir. Bilindiği gibi günümüzde yayıncılık, telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinde yaşanan yakınsama sonucu geliş en multimedya servislerinin ev dışında da mobil olarak alınabilmesine yönelik talep giderek artmaktadır. Bu talebi karşılamak amacıyla DVB-T temelli DVB-H (Digital Video Broadcasting -Handheld) standardı geliştirilmiştir. DVB -H, sayısal yayıncılık içeriği nin el terminallerine iletimini sağlayan bir tekniktir. DVB -H standardı sayesinde sayısal yayınlar ara çlarda, trenlerde ve metrolarda avuçiçi alıcılarla hareket halinde de izlenebilecektir. Diğer taraftan uydudan ve kablodan yapılan sayısal yayınlara sadec e sabit ortamlarda 260 (evlerde, işyerlerinde) ulaşılabilmektedir. 8 Multimedya, resim, metin, video veya ses gibi verilerin birden fazlasının aynı cihaz üzerinden izle yicilere sunumunu sağlayan hizmetleri ifade etmektedir. 08 03/35 11 7 2- Sayısal yayınların karasal iletimi ülke çapında tek frekans ağı SFN ( Single Frequency Network ) kurularak, frekans spektrumunun etkin bir şekilde kullanılmasına izin vermektedir. Bu çerçeve de SFN, daha fazla sayıda yayın imkanı, ardışık verici istasyonları ile aynı programların tek frekanstan yayınlanması ve kullanılan vericilerin birbirlerini bozucu değil de yapıcı etkide bulunmasını9 sağlamaktadır. Bu sebeple bir kez ayarlandıktan sonra iz leyici karasal sayısal televizyon yayınlarına her yerde aynı kanaldan ulaşabilecektir. Diğer bir ifade ile karasal sayısal televizyon yayınları, yayının ulaştığı farklı 270 noktalarda aynı frekanstan verilebilecek, izleyici yayınlara hareket halinde veya sabit her ortamda aynı frekanstan ulaşabilecek, dolayısıyla her ortamda alıcısının ayarını değiştirmek zorunda kalmayacaktır. 3- Sayısal yayınların vericilerden iletiminin, kablo veya uydu vasıtasıyla iletime göre bir diğer farklılığı yayınların evde izlenmes i bakımından görülmektedir. DVB - T evin her yerinde (tüm odalarda) izlenme olanağı verirken, uydudan veya kablodan sağlanan yayınların sadece bağlantının kurulduğu televizyonda dolayısıyla sadece alıcının bulunduğu odada izlenebildiği görülmektedir. 280 Yukar ıda yer verilen her üç iletim tekniği arasındaki farklılık ve özellikle son olarak sayılan üç temel nokta altında verilen karasal sayısal iletimin diğerlerine olan üstünlüğü/farklılığı, bu iletim tekniğinin ayrı olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir. Tüm bunlara ek olarak, yayın iletimi nin mevcut durumunun analogdan sayısal yayıncılığa geçişte, başlı başına bir değer ifade edeceği düşünülmektedir. Şöyle ki, analog yayınlara son verilmesi, ülkenin tümünde /genelinde sayısal yayınlara erişilebilmesi il e mümkün olacaktır. Bu itibarla sayısal yayıncılığa en süratli geçiş imkanını halihazırda en yaygın olarak kullanılan iletim tekniği sağlayacaktır. Sayısal yayıncılığa mevcut durumda yaygın olmayan bir teknik ile geçmek, hem yayıncılara 290 hem de izleyicilere maddi ve teknik anlamda getireceği külfetler sebebiyle, geçiş sürecini zorlaştırabilecektir. Dolayısıyla sayısal yayıncılığa geçişte mevcut durumda yaygın olarak kullanılan karasal iletim tekniğinin diğer tekniklere göre ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu görülmektedir. H.1.3. K arasal Sayısal Yayın İletim Hizmeti Değer Zinciri (Aşamaları ) ve Olası İlgili/Etkilenen Pazarların Analizi Bir önceki bölümde, sayısal yayınlarda dahil olmak üzere, karasal vericiler üzerinden yapılan yayınların, kablodan ve uyduda n yapılan yayınlardan önemli ölçüde farklılaştığı 300 tespitlerine yer verilmiştir. Karasal sayısal iletim hizmetini kısaca, yayıncılar veya üçüncü taraflarca üretilen (teslim edilen) yayıncılık veya yayıncılık dışı her türlü sayısal içeriğin karasal vericile r vasıtası ile izleyiciye ulaştırılması faaliyeti olarak tanımlamak mümkündür. Söz konusu faaliyetin yerine getirilebilmesi için ise fiziki bir altyapının mevcudiyetine/bazı hizmetlerin yerine getirilmesi ile kıt bir kaynak olan frekansa ihtiyaç duyulmakt adır. Karasal sayısal televizyon tekniği, tek bir analog yayının taşınması için gereken frekans bandı genişliğinden, sıkıştırma tekniği kullanılarak çok sayıda program, 310 9 Sayısal yayıcılıktaki taşıyıcılar, analog yayıncılıktan farklı olarak, birbirleri üzerine bozucu etki yaratmaktan ziyade birbirlerine olumlu etki yaparak yayının daha güçlü alınmasını sağlamaktadır. Bu şekilde SFN yayın ş ekliyle tek frekansla geniş bir sahaya düşük güçlü vericiler ile temiz ve kuvvetli yayın yapılmasına imkan sağla nmaktadır. 08 03/35 11 8 etkileşimli hizmet ve telekomünikasyon hizmetinin iletilmesine izin veren yeni bir ile tim metodudur. Karasal sayısal yayıncılığın, karasal analog yayıncılığa göre başlıca avantajlarını şu şekilde sıralamak mümkündür: - Daha üstün görüntü kalitesi, - Programla birlikte veya programdan bağımsız veri iletiminin sağlanması, - İnteraktif (etkileşimli ) TV yayıncılığına imkan tanınması, - Aynı kanaldan (frekans aralığından) çok sayıda yayın iletilebilmesi. Karasal yayıncılığın en önemli özelliklerin in başında , bu iletim tekniği ile yayının ancak 320 kıt bir kaynak olan freka ns kullanılarak yapılabilmes i gelmektedir . Bilindiği gibi karasal analog sistemde her bir kanaldan tek bir yayın yapılabilmesine karşılık, karasal sayısal sisteminde kullanılan sıkıştırma oranına ve teknolojisine bağlı olarak, her bir kanaldan 4-6 arası yayın yapılabilmektedir10. Ayrıca, s ayısal teknoloji sayesinde frekansın yayıncılığa ek olarak internet, mobil hizmetler gibi yayın dışı hizmetler için de kullanılması mümkün olmaktadır. Bu anlamda özellikle kullanı lan tekniklerin farklı olması, frekansın daha ekonomik kullanımı ve frekansla rın yayıncılık dışı hizmetlerin sunumu için de uygun olması nedenleriyle , metnin devamında daha detaylı yer verileceği üzere, sayısal yayıncılıkta bugünkü analog yayıncılık yapısından farklı bir pazar yapısı ortaya çıkmaktadır. 330 H.1.3.1 Karasal Sayısal Yay ın İletimi Değer Zinciri (Aşamaları) Karasal sayısal yayın iletiminin aşamalarını aşağıdaki Tablo da yer aldığı şekilde sınıflandırmak mümkündür: Tablo 1: Karasal Sayısal İletim Aşamaları Altyapı Hizmet Yayın iletimi Çoklama işlemi Verici hizmeti Anten hizmeti Anten taşıyıcı yapıları (direk, kule, bina, enerji nakil hattı, güvenlik vb.) Kıt bir kaynak olan frekans kulla nılarak, üretilen içeriğin paketlenerek (sıkıştırılarak) tüketicilere ulaştırılması hizmeti Karasal sayısal yayıncılıkta , çoklanan her türlü sayısal içerik (yayın ve yayın dışı ) emisyon noktalarında yer alan anten taşıyıcı yapılarına iletilerek buralarda yer alan 340 vericiler vasıtasıy la anten sistemleri tarafından alıcılara sunulmaktadır. Tüm bu aşamaların yerine getirilebilm esi için ise öncelikle kıt bir kaynak olan frekansı n tahsisi (kullanımı) zorunl uluk arz etmektedir. Karasal sayısal yayın iletiminde, y ukarıda yer verilen aşamalarının her birinin ayrı ayrı piyasalaşması (ticarileşmesi) mümkün olduğu gibi, altyapı hiz metinin tamamının dikey hiyeraşik bir biçimde yerine getirilmesi de mümkündür. Bir diğer alternatif seçenek ise kendisine frekans tahsis edilen işletmecilerin, içeriği altyapı operatörlerinden hizmet alımı şeklinde yerine getirerek, izleyiciye ulaştır abilm esidir. Ülke örneklerinde frekans tahsisinin genellikle, birden fazla yayının sıkıştırılması (çoklanması) faaliyetini yerine 350 getiren çoklayıcı/platform işletmecilerine yapıldığı görülmektedir. 10 Haliha zırda DVB -T yayınları için benimsenmiş olan MPEG -2 sıkıştırma algoritmasının geliştirilmesiyle (MPEG -4 ve H.264 algoritmalarının standartlaştırılması çalışmaları gündemdedir) kanal sayısının (ve yayın ka litesinin) artırılması mümkün olacaktır. 08 03/35 11 9 İçerik üretim ve sunumu hizmetleri ile karasal sayısal yayıncı lık iletim hizmetine ilişkin değer zincirinde yer alan aşamaları kısaca aşağıdaki şekilde tanımlamak mümkündür: 1. İçerik (Program Sağlayıcıları) Üretim ve Sunumu: Sayısal yayıncılıkta, içerik üretim ve sunumu, stüdyo çıkışına kadar yayıncı sorumluluğunda olan bölümü ifade etmektedir. Bu anlamda içeriğin hazırlanması hizmeti içerik üretimi yönüyle, TV kanallarına program üreten ve yayın haklarına sahip kuruluş faaliyetlerini, içerik ve hizmetin paketlenmesi ; yayıncıların kendi üretimleri veya başka kur uluşlara 360 ürettirdikleri programların düzenlenerek yayın akışına uygun olarak yayına hazır hale gelmesi işlemini kapsamaktadır. 2. Yayın İletimi11: Yayın iletimi içeriğin, karasal kablolar veya uydu gibi iletim araçları ile stüdyodan alınıp çoklayıcıya kad ar götürülmesi ve/veya çoklanmış içeriğin, çoklayıcıdan alınarak vericiye kadar teslimi işlemlerini ifade etmektedir. Yayın iletim hizmeti; stüdyonun bulunduğu yerden yapılabileceği gibi, herhangi başka bir yerde de yapılabileceğinden, verici hizmetinden ö nce de yayın iletim hizmeti söz konusu olabilmektedir. 370 Yayın iletimi (sabit program kaynakları veya bu kaynaklar ile vericiler arası program bağlantıları ya da verici istasyonları arasındaki program bağlantıları) için; karasal telekomünikasyon hizmetleri ağı, mikrodalga linkleri, uydu sistemleri, fiber hatlar veya yeni nesil telsiz erişim sistemleri kullanılmaktadır. 3. Çoklama İşlemi : Daha önce de ifade edildiği üzere, karasal sayısal yayıncılığın en belirleyici özelliği, analog yayıncılıkta bir kanal için kullanılan frekans bandından, 4 -6 arasında yayının sıkıştırılmış (birleştirilmiş/paketlenmiş) olarak yayınlanabilmesidir. Bu anlamda s ayısal yayıncılıkta, yayın kuruluşları birden fazla TV yayınını aynı yayın paketi içinde göndermektedirler. Bu duru mda sadece birtakım ses ve görüntü işaretleri 380 değil, birden fazla stüdyodan gelen işaretlerin birleştirilmesi gerekmektedir. Söz konusu sıkıştırma/çoklama işlemi multiplexer (çoğullayıcı, platform işletmecisi) tarafından yapılmaktadır. Dolayısı ile ç oklam a işlemi, yukarıda belirtildiği üzere, çok sayıda programın ve/veya etkileşimli program hizmetinin tek bir sinyal haline gelecek şekilde birleştirilmesi (paketlenmesi) yöntemini ifade etmektedir. Çoklama işlemi, sayısal yayıncılığı analog yayından ayıran e n temel özellik olmasının yanı sıra, aynı zamanda sayısal 11 3 Şubat 19 99 tarih ve 23600 Sayılı Resmi Gazete yayınlanan Radyo ve Televizyon Kuruluşları Kanal veya Frekans Tahsisi Şartları ve Bunlara İlişkin İhale Usulleri ile Yayın Lisansı ve İzin Yönetmeliği nin Yayın Şebekesi İçinde ve Stüdyo -Verici Arası Program Bağlan tıları başlıklı maddesi aşağıdaki gibidir: Madde 28 -a) Sabit program kaynakları arası veya bu kaynaklar ile vericiler arası program bağlantıları, ya da bir şebeke oluşturmak üzere radyo veya televizyon verici istasyonları arasındaki karasal pro gram bağlantıları için öncelikle ülke çapında telekomünikasyon hizmeti vermeye yetkili kuruluşun (örneğin PTT'nin) olanakla rının kullanılması esastır. Bu kuruluşun istenen program bağlantısını sağlayamaması durumunda lisans sahib i, ITU tarafından bu hizmet ler için ayrılmış bulunan frekans bantları içinde, gerekli teknik koşullara ve kurallara uymak şartıyla kendi karasal link teçhizatını kurup işletebilir. Yayıncı bu amaçla kullanacağı teknik donanımla ilgili her türlü bilgiyi Üst Kurula vermek ve izin alma k zorundadır. b) Yayın şebekesi içinde verici yerine kanal aktarıcısı (transposer) kullanılarak program bağlantıs ının sağlandığı durumlarda (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaz. c) Yayıncı, sadece yayın amacıyla kullanılmak üzere, ENG, SNG veya naklen yayın araçları gibi hareketli program kaynakları ile sabit en yakın yayın veya röle istasyonu arasında veya uydu aracılığı ile bağ lantı kurulabilmesi amacıyla ve öngörülen amaçlar için kullanılması kaydıyla uç linkleri kurup işletebilir Yayıncı bu amaçla kullanacağı teknik donanımla ilgili her türlü bilgiyi Üst Kurula vermek ve izin almak zorundadır. d) Program iletimi ve dağıtımı için uydu kullanan yayıncılar uydu işleri için yetkili kuruluştan ay rıca izin almak zorundadırlar. 08 03/35 11 10 yayıncılığın gerçekleştirilmesini teminen teknik bir zorunluluk olarak da ortaya çıkmaktadır. 390 4. Anten Taşıyıcı Yapıları: Sayısal yayıncılıkta, birden fazla stüdyo ve/veya yayıncıdan gelen işaretl erin öncelikle birleştirilmesi (paketlenmesi) ve sonrasında çoklanan içeriğin, her bir yayıncının yayınının iletilebilmesini teminen vericiler ve anten sistemleri yoluyla alıcılara ulaştırılması gerekmektedir. Anten taşıyıcı yapıları; çoklanan yayınların emisyon noktalarında12 yer alan vericiler vasıtasıyla antenler kullanılarak alıcılara (hane halkı) ulaştırılması işleminin gerçekleştirildiği fiziki yapıya (kule, direk, bina vb.) verilen genel bir tanımlamayı ifade etmektedir. Söz konusu fiziki yapı içeri sinde, yayınların iletimi için gerekli olan verici 400 sistemleri ile anten tesisat ve ilgili aksesuarlar konuşlandırılmakta, bu anlamda söz konusu yapının işletilmesi kavramı ise yukarıda yer verilen hizmetlerin temini için gerekli olan fiziki tüm şartların ( bina, enerji, güvenlik gibi) sunumunu kapsamaktadır. 5. Verici Hizmeti : Anten taşıyıcı yapılarında (belirlenen emisyon noktalarında) yer alan ve yükseltici/modülatör görevi gören vericiler, çoklayıcıda birleştirilerek (paketlenerek) tek bir sinyal haline getirilen düşük güçlerdeki sinyallerin, hanelerde yer alan cihazlar tarafından alınabilmesini teminen yükseltilmesi/kuvvetlendirilmesi işlevini görmektedir13. 410 Her bir çoklayıcıdan gelen tek bir sinyalin aynı vericide toplanması gerekliliği yüzünden, ilet im sürecinde çoklayıcı sayısı kadar vericiye de ihtiyaç duyulmaktadır. Vericiler için ayrı ayrı anten sistemleri kullanılabileceği gibi, tüm vericilerden çıkan sinyallerin birleştirici ( combiner ) vasıtasıyla tek bir sinyale dönüştürü lmesi sonrasında tek bi r anten kullanılması da mümkündür. 6. Anten Hizmeti : Çift yönlü bir dönüştürücü fonksiyonuna sahip olan antenler, elektromanyetik dalgaları bir sistemden alıp çevreye veren ya da çevresindeki elektromanyetik dalgalardan aldığı işaretle bir sistemi besle yen cihazlara verilen genel addır. Bu anlamda karasal sayısal yayıncılık sisteminde antenler, vericilerden gelen 420 sinyallerin, hava yoluyla alıcılara ulaştırılması işlevini görmektedir. H.1.2.3. 2. Sayısal Yayın İletim Faaliyeti Bakımından Olası İlgili/Etk ilenen Pazarlar ın Analizi Daha önce de ifade edildiği üzere, sayısal yayın iletim hizmeti aşamalarının (iletim, çoklama, verici, anten, anten taşıyıcı yapıları) tamamı , dikey bütünleşik bir yapı içerisinde tek bir firma tarafından verilebileceği /sağlanabi leceği gibi her bir faaliyet konusu ayrı teşebbüsler eliyle de yürütülebilir. Bununla birlikte, bir teşebbüsün yukarıda yer verilen faaliyet alanlarından bazılarını dikey hiyerarşik bir yapıda 430 kendisinin yerine getirdiği, diğer konularda başka teşebbüslerd en hizmet satın aldığı (kendilerine frekans tahsis edilen çoklayıcı/platform işletmecilerinin altyapı hizmetini üçüncü taraflardan temin etmesi örneğinde olduğu gibi) durumlar da mevcuttur. Bu 12 Emisyon noktalarının ortak olması, anten taşıyıcı yapıları için belirlenen ortak alanları ifade etmektedir. Halihazırda analog yayıncılık bakımından geçerli olmayan bu uygulamanın, sayısal yayıncılık ile birl ikte hayata geçirilmesi planlanmaktadır. 13 15.5.2002 ta rih ve 4756 sayılı Yasa ile değişik 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun un Tanımlar Başlıklı 3. maddesinde Radyo ve televizyon vericisi , Radyo, televizyon ve veri yayınlarının doğrudan alınmasına imkân veren yer veya uzaydaki hareketli veya sabit her türlü verici, aktarıcı, yansıtıcı ve güçlendirici cihaz ve sistemleri olarak tanımlanmıştır. 08 03/35 11 11 anlamda, olası ilgili/ etkilenen pazar (lar)ın tanımlanması, söz konusu faaliyetlerin yerin e getiriliş biçimleri ve genellikle ülkelerin yayıncılık ve telekomünikasyon sektörlerindeki mevcut düzenleme lerine göre şekillenmektedir. Örneğin ülkemizde, analog yayıncılık bakımından içerik üretimi hem bağımsız yapımcılar h em de yayıncılar, iletim işlemleri yayıncılar ve ya telekomünikasyon işletmecileri, verici hizmetleri ise yayıncılar tarafından yerine getirilmektedir. Bu 440 aşamalardan verici hizmetleri analog yayıncılıkta özellikle yayıncılar tarafından kendi yayınlarını ge rçekleştirebilmek amacıyla ticari bir amaç güdülmeksizin yerine getirilmekle birlikte, zaman zaman yayıncıların birbirlerine bu hizmeti de sundukları görülmektedir. Sayısal yayıncılık iletim faaliyeti aşamaları ndan ; yayın iletimi, çoklayıcı işlemi, anten taşıyıcı yapıları , verici ile anten hizmetlerinin her birinin ayrı ilgili ürün pazarı tanımlamalarına konu olup olmayacağı ise, hangi alanların piyasalaşacağına bağlı olarak özellikle düzenlemelere ve bu anlamda karasal sayısal yayıncılık bakımından tercih edilecek modele göre değişebilecektir. Ancak söz konusu faaliyet alanlarının 450 tamamının liberal bir sistem içerisinde ve rekabete açık bir yapıda olmasının önünde teknik engeller bulunmamaktadır. Bununla birlikte, örneğin çevresel etmenler ya da insan sağ lığı gibi bazı unsurların varlığı dikkate alınarak, düzenlemeler ile bazı alanlarda rekabetin sınırlandırılması da mümkündür. Ancak Karar ın ilerleyen bölümlerinde daha detaylı değinileceği üzere, bu yapı içerisindeki en önemli/değerli unsurun (katma değe r yaratılacak alanın) , karasal sayısal yayının gerçekleştirilmesinde kullanılacak olan ve aynı zamanda kıt bir kaynak niteliği taşıyan (ve dolayısı ile sınırlı sayıda oyuncuya sunulabilecek ) frekansın, tahsis ve kullanımı olduğundan bahsetmek yanlış olmaya caktır. 460 Bilindiği gibi halihazırda frekans kullanım hakkına sadece yayıncı sıfatını haiz işletmeciler sahip olmakla birlikte , söz konusu işletmecilere dahi frekans tahsisi bugüne kadar yapıl amamıştır. Frekans bandının sınırlı olması, karasal ulusal yayın yapabilmeyi bir ayrıcalık haline getirmektedir. Dolayısıyla bu alanda önemli bir giriş engelinin varlığından bahsetmek mümkündür. Frekansın kıt bir kaynak olması, frekans tahsisinin kimlere ve nasıl yapılacağını en önemli konu başlığı haline getirmekted ir. Sayısal yayın tekniği, televizyon yayınlarında kullanılmakta olan frekans bandının, televizyon yayınlarının dışında, yayınlarla birlikte 470 veya yayından bağımsız olarak in ternet, interaktif hizmetler ve veri hizmetleri gibi bilgilerin/hizmetlerin sunulma sına imkan vermektedir. Bununla birlikte, sayısal yayına geçildikten sonra yayıncılık için kullanılan frekans bantları, 3. nesil ve daha ötesi GSM sistemleri de dahil olmak üzere mobil uygulamalar için de kullanılabilecektir. Yayın dışı bu hizmetler içerik sağlayıcılardan alınan yayınlarla beraber bir platformda çoklanarak, çeşitli iletim ortamlarından karasal vericilere, bunlar üzerinden de kullanıcılara iletilebilecektir. Kullanılan frekansın yayıncılık dışı çok sayıda diğer hizmetler için de kullanılabil ecek olması, frekans tahsisinin önemini karasal sayısal yayıncılıkta bir kat daha artırmaktadır. Bir başka deyişle frekans tahsisi ve kullanımının, sayısal yayıncılıkta, analog yayıncılığa oranla daha önemli bir değer ifade edeceğini söylemek 480 yanlış olmaya caktır. Dolayısıyla karasal sayısal yayıncılık ve bu yayınların iletim faaliyeti bakımından yapılacak düzenlemeler ve bu alanlarda belirlenecek (tercih edilecek ) piyasa modeli 08 03/35 11 12 bakımından en önemli /öncelikli konu; frekansı n (rekabetçi bir şekilde) tahsisi ile frekans tahsisinin (en ideal biçimi ile platform işletmecisine yapılması örneğinde olduğu gibi) kimlere yapılacağıdır. Yapılacak düzenlemeler ile ortaya konulacak (şekillenecek) bu alanlardaki piyasa yapılanmasının rekabetçi bir görünüm arz etmesi, say ısal yayıncılık faaliyetinden beklenilen faydaların elde edilmesi için gereklilik arz etmektedir. 490 Dolayısı ile karasal sayısal iletim hizmeti faaliyeti ile ilgili temel alanlardaki (çoklama/platform işletmeciliği) gibi ilgili ürün pazar tanımları yapılac ak düzenlemeler ve tercih edilecek modele göre şekillenebilecek iken, bu faaliyetlerden etkilenen pazarlar ise yine duruma göre farklılık arz edebilecektir. Bu anlamda aşağıdaki Tablo da mevcu t pazar tanımlarına/faaliyet alanlarında , halihazırda bu alanlar daki düzenlemelerin mevcut olmayışı ve fiili olarak faaliyetlerin başlamamış olması karşında, yalnızca konuya örnek vermek bakımından yer verilmiştir. Tablo 2: Olası İlgili/Etkilenen Pazarlar İlgili Pazarlar Etkilenen Pazarlar Altyapı İle İlgili Faaliy etler Hizmet İle İlgili Faaliyetler Yayıncılık ile ilgili Faaliyetler Yayıncılık Dışı Faaliyetler Altyapı İşletmeciliği Platform İşletmeciliği 1 Karasal Sayısal Televizyon Yayıncılığı Mobil Uygulamalar 1 Yayın İletim İşlemi 2 Ödemeli Televizyon Hizmet leri İnteraktif Hizmetler 2 Çoklama İşlemi 3 . İnternet Hizmetleri 3 Anten Taşıyıcı Yapı Hizmeti 4 . . 4 Verici Hizmeti 5 . . 5 Anten Hizmeti 6 . . 500 Görüldüğü üzere, karasal sayısal yayıncılık ve bu yayıncılığın gerçekleştirilmesini temine n yapılması gerekli olan iletim hizmeti, kıt bir kaynak olan frekansın kullanılması ile yapılabilecek olan çok sayıda hizmet/altyapı/faaliyeti ni de etkilemektedir. Karasal sayısal yayın iletim hizmetinin, halihazırda herhangi bir teşebbüs tarafından yerine getirilmemesi, bu anlamda bir piyasalaşmanın mevcut olmaması ve esasen pazarın yapısını şekillendirecek düzenlemelerin de henüz yapılmamış olması karşında, Kara r da, net bir ilgili ürün pazarı tanımlaması yapılması yerine, Anten A.Ş. nin Ana Sözleşmesin de yer verilen faaliyet leri yerine getirmesinin olası piyasalara etkileri bakımından bir değerlendirmenin yapılması uygun görülmüştür. 510 H.1.4. Analog Yayıncılıktan Sayısal Yayıncılığa Geçiş Bilindiği gibi ülkemizde karasal vericiler üzerinden yapılan (ulu sal, bölgesel veya yerel) yayınlar, günümüze değin analog yayın tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte yayınların sayısal olarak yapılabilmesi imkanı ortaya çıkmış (ki halihazırda bu durum uydu altyapısı üzerinden g erçekleştirilen yayınlar bakımından geçerlidir) ve bu anlamd a kıt bir kaynak olan frekans ın daha etkin ve ekonomik bir şekilde kullanılabilmesinin önü açılmıştır. 520 Bu anlamda halihazırda sayısal yayınların karasal vericiler üzerinden iletiminin ortaya çıkaracağı piyasa yapılanması ve bu durumun diğer pazarlara olan etkilerinin görülebilmesi bakımından konu öncelikle; 08 03/35 11 13 - Halihazırda karasal vericiler üzerinden yapılan analog yayıncılık dönemi: Analog Dönem - Analog yayıncılığın tamamen sona erdirilmesi sonra sında ortaya çıkacak olan sayısal yayıncılık dönemi: Sayısal Dönem - Tamamen sayısal yayıncılık dönemine geçilecek sürece kadar olan dönemi ifade eden ve hem analog yayınların hem de sayısal yayıncılığın birlikte 530 yürütüleceği geçiş dönemi: Paralel Yayıncı lık Dönemi olarak üç ayrı başlık altında incelenecektir. H.1.4. 1. Analog Dönem Halihazırda karasal vericiler üzerinden (analog) yayın yapmak isteyen bir işletmecinin, bu yayını gerçekleştirebilmek için uygun bir frekans bandına ihtiyacı bulunmaktadır. 3984 sayılı RTÜK Kanunu nun Kanal ve Frekans Bandı Tahsisi Yetkisi başlıklı 16. maddesine göre; 540 2813 sayılı Telsiz Kanununun diğer hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu ve tüm özel radyo ve televizyon kuruluşlarına kanal ve frekans bandı tahsisi ile yayın izni ve lisansı vermek ve bu tahsis ve izni iptal etmek yetkisi, münhasıran Üst Kurula aittir. Bir başka deyişle hiçbir yayıncının, RTÜK ten yayın lisansı ve dolayısıyla hangi frekanslar dan yayın yapabileceğini gösteren izni almaksızın (karasal) televizyon yayıncılığı yapabilmesi mümkün değildir. Bu konuda düzenleyici bir otoritenin varlığına gerek duyulmasının en önemli nedeni ise hiç kuşkusuz, yayın için gerekli olan 550 frekansın kıt bir kaynak olması başka bir deyişle pazarın yapısı gereği piyasay a girişlerin sınırlı olmasıdır. Bu anlamda kamu otoritesi tarafından yetkilendirilmeyen herhangi bir teşebbüsün piyasaya girebilmesi olanaklı değildir. Kıt ve bu anlamda çok değerli bir kaynak olan frekansın, çok sayıda istekli arasından yalnızca sınırlı sayıdaki kişiye nasıl tahsis edileceği de yine RTÜK Kanunu ile yasa koyucu tarafından belirlenmiştir. 3984 sayılı Kanunun, 4756 sayılı Kanun ile değişik, Telekomünikasyon Kurumunun yükümlülüğü başlıklı 24. maddesinde aynen; Türkiye de ulusal, bölgese l ve yerel çapta TV kanal ve radyo frekans planları ile 560 radyo ve televizyon yayınlarına esas olan frekans bantları ile ilgili çalışmalar yapma yetkisi, 2813 sayılı Telsiz Kanunu uyarınca Telekomünikasyon Kurumuna aittir. Telekomünikasyon Kurumu, 2813 sayı lı Telsiz Kanununa uygun olarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Türkiye Radyo -Televizyon Kurumu, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak hazırlayacağı ulusal, bölgesel ve yerel çaptaki planları Haberleşme Yüksek Kurulu nun onayına sunar. 570 Haberleşme Yüksek Kurulu, hazırlanan planı aynen onaylayabileceği gibi lüzum gördüğü değişikliklerin yapılmasını talep edebilir. Kalan televizyon kanal ve radyo frekansları, belli bir plan dahilinde öze l kuruluşlara kullandırılmak üzere Üst Kurulca ihaleye çıkarılır. Televizyon kanal ve radyo frekanslarının ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkarılacağına 08 03/35 11 14 ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üz ere Üst Kurula bildirilir. Telekomünikasyon Kurumu, Üst Kurulun bildireceği ve bu Kanun hükümlerine uygun olarak TV kanal ve radyo frekansı tahsis edilip, kablosuz radyo ve 580 televizyon yayın izni ve lisansı verilen kuruluşlara TV kanal ve radyo frekans tahsislerini uygular, ulusal ve uluslararası alanda tescil ettirir... ifadeleri yer almaktadır. Ancak, söz konusu Kanun maddesinin varlığına rağmen günümüze değin hiçbir yayıncıya frekans tahsisi yapıl(a)mamıştır. Halihazırda yayın yapan kuruluşlar 3984 say ılı Kanun un Geçici 6. maddesine göre faaliyetlerini sürdürmektedirler. Söz konusu madde metninde aynen; Üst Kurul, kendi oluşumu ile yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek süre zarfındaki radyo ve televizyon yayınları rejimini a yrıca ve 590 öncelikle düzenler. Bu süre zarfında kullanılmakta olan kanal ve frekanslar, kullananlar için her hangi bir suretle müktesep hak teşkil etmezler ifadeleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere hali hazırdaki durum, yaşanan fiili durumun hukuki bir t emele oturtulabilmesini temin etmeye dayalı geçici bir dönemi ifade etmektedir. Bir başka deyişle, Geçici 6. madde ile, analog yayıncılıkta yaşanan kaotik dönemin kontrol altına alınabilmesini teminen, ihale yapılarak frekansların yayıncılara tahsis edilec eği zamana kadar geçecek sürecin düzenlenmesi amaçlanmıştır. Bu 600 durumun hiçbir şekilde halihazırdaki yayıncılar bakımından bir müktesep hak teşkil etmeyeceği de Kanun da açıkça zikredilmiştir14. Ancak frekansların tahsis edilmesi için yapılması gereken ihal enin bir türlü gerçekleştiril(e)memesi, geçmişte fiili olarak yayın hayatına başlamış yayıncılar bakımından büyük bir avantaj te şkil etmektedir. Şöyle ki, halihazırda televizyon yayıncılığı faaliyetinde bulunmak isteyen bir teşebbüsün, gerekli izinleri alamaması sonucu, söz konusu yayın iznine sahip kuruluşları devralması ya da onlar ile ortaklık yapması dışında bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu yapı, fiili olarak 14 3984 sayılı Kanun un 12. maddesine göre RTÜK ün gelirlerinden bir tanesini özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınaca k TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis bedelleri oluşturmaktadır. RTÜK ün herhangi bir kuruluşa frekans tahsisi yapmaksızın halihazırda geçici yayın izni belgesi sahibi kuruluşlardan yıl lık frekans bedeli alabilmesini düzenlemek amacıyla gerçekleşti rmiş olduğu Radyo ve Televizyon Kuruluşlarına Kanal veya Frekans Tahsisi Şartları ve Bunlara İlişkin İhale Usulleri ile Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği nde Değişikl ik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemi ile Danıştay 13. Dairesi nde açılan 2006/1 393 esas numaralı Dava da Yüksek Mahkeme ce yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Mahkeme söz konusu kararın gerekçesinde ayne n; Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, Yasanın yürürlüğe girdiği 24.04.1994 tarihinden sonra usulüne uygun bir sıralama ihalesi yapılarak kanal ve frekans tahsisi yapılmasının mümkün olması, geçici maddelerdeki düzenlemelerin ise yasanın yürürlük tarihinden önce fiilen radyo ve televizyoncu luğa başlamış olanların hukuki durumlarını düzenlemesi karşısında, bu tarihten sonra başvuranlara sıralama ihalesi yapılmaksızın kanal ve frekans tahsisi yapılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. 3984 sayılı Yasa nın 12. maddesinin a) fıkrasında özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekans ı yıllık tahsis bedelleri Üst Kurul un gelirleri arasında sayılıp, 13. madde de 12. maddenin birinci fıkrasının a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedelini n her yılın Ocak ayının en geç 20 sinde ilgili yayın kuruluşları tarafı ndan ödeneceğinin hükme bağlanması karşısında, Yasanın geçici 6. maddesi kapsamında yayın yapan kuruluşlardan yıllık kira bedeli alma i mkanı olmasına rağmen dava konusu yönetmelik hükümleri ile yıllık geçici kullanıma ilişkin düzenlemeler getirildiği belir lenmekte olup, bu hükümlerin de sıralama ihalesi yapılmaksızın 3984 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden sonra kanal ve frekans tahsisine imkan tanıyan nitelikte olmaları nedeniyle söz konusu yönetmelikte hukuka uyarlık bulunmamaktadır ifadelerine yer verm iştir. 08 03/35 11 15 yayın yapsın veya yapmasın frekans kullanım hakkını, rekabetçi bir ihale sonucu elde etmeyen me vcut izin sahiplerine büyük bir avantaj sağlamaktadır. 610 Hatırlanacağı üzere analog yayın tekniği her bir kanaldan (frekans/verici) ancak bir yayıncının faaliyet gösterebileceği bir yapı arz etmektedir. Bu anlamda hali hazırda RTÜK Kanunu nun Geçici 6. mad desi çerçevesinde yayın yapabilen yayıncılara, RTÜK tarafından kanalların kullanım izinleri geçici ancak müktesep bir hak olmamak koşuluyla verilmiştir . Bu anlamda RTÜK ten geçici yayın izni almış kuruluşlar, yine RTÜK tarafından belirlenen kanallardan y ayınlarını gerçekleştirmektedir. Örneğin bir yerleşim yerinde 49. kanaldan yayın yapma izni alan kuruluş, söz konusu kanalın karşılığı olan (genellikle) 7-8 Mhz lik frekans aralığından yayını gerçekleştirebilmektedir. (Sayısal 620 yayıncılıkta ise mevcut şartl arda aynı frekans aralığından 6 yayın yapabilmesi olanaklıdır.) Dolayısı ile mevcut durumda frekansların (fre kans bloğunun) kullanım izni, geçici olarak yayıncılara tanınmış durumdadır. Yayıncılar da ürettikleri veya satın aldıkları programları, kendile rine ayrılmış frekans bandından, genellikle kendilerine ait vericiler vasıtası ile alıcılara ulaştırmaktadır. Bu anlamda mevcut durumda, yayının üretiminden, nihai tüketici olan hanelere iletimine kadar olan aşamalar yayıncının sorumluluğunda bulunmaktadır . Söz konusu aşamalar olan; içerik üretimi, yayın iletimi, verici ve anten hizmetleri ise ya genellikle yayıncının kendisi tarafından ya da (iletim 630 hizmetinin telekomünikasyon işletmecilerden temin edilmesinde olduğu gibi) üçüncü taraflardan hizmet alımı ş eklinde gerçekleştirilmektedir. Bu anlamda analog yayıncılığın piyasa yapılanması bakımından en belirleyici konu, kıt kaynak olan frekansın kullanımının yayıncıya ait olmasıdır . Diğer faaliyet konuları (aşamaları) ise bu durumun etrafında şekillenmektedir. Bu anlamda analog yayıncılıkta; yayıncılar içeriğin nihai tüketiciye sunumunda rekabet ederlerken; altyapının tesis edilmesi/temin edilmesi; kapsama alanı, yayınların kalitesi gibi konular bakımından önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir başk a deyişle yayıncılar, en fazla sayıda tüketiciye ulaşabilmek ve ulaşılan tüketiciye en iyi kalitede hizmet sunabilmek için en doğru altyapı modelini (hizmet alımı veya altyapının inşası gibi) hayata geçirmeye 640 çalışmaktadırlar. H.1.4. 2. Sayısal Dönem Karasal vericiler üzerinden yapılacak yayınların tamamının sayısal olması halinde ortaya çıkacak piyasa yapılanması, daha önce de değinildiği üzere, analog yayıncılıkta var olan piyasa yapılanmasından farklı olacaktır. Bunun temel nedeni, analog yayıncılı kta bir kanaldan ancak tek bir yayının yapılabilmesi olanaklı iken sayısal yayıncılıkta aynı kanaldan seçilen tekniğe bağlı olarak, 4 -6 arasında yayının yapılabilmesinin mümkün olmasıdır. 650 Bu durumda analog yayıncılıkta bir yayıncının sorumluluğuna (kulla nımına) verilen kanalın (frekans bloğunun), sayısal yayıncıkta 4 -6 arasında yayıncının sorumluluğuna verilmesi gibi bir durumla karşılaşılmaktadır. Bu anlamda sayısal yayıncılıkta, yukarıda yer verilen karmaşanın yaşanmaması bir başka deyişle bir kanalın s orumluluğunun fiilen bir yayıncıya tahsis edilememesi karşısında, kanalların (frekans bloğunun) tahsisi, yayıncı yerine, genellikle (olması gereken şekliyle) yayıncıların ürettikleri yayınları paketleyen (birleştiren) çoklayıcı işletmecilerine yapılmaktadı r. 08 03/35 11 16 Söz konusu çoklayıcı işletmeleri ise genellikle Multiplexer /Çoklayıcı İşletmecileri veya 660 Karasal Sayısal Platform İşletmecileri olarak adlandırılmaktadır. Bu anlamda sayısal yayıncılıkta, kıt bir kaynak olan frekansın tahsisi, genellikle analog ya yıncılıktan farklı olarak, çoklayıcı işletmeciliği faaliyetini de yerine getirecek olan karasal sayısa l platform işletmecilerine (KSPİ ) yapılmaktadır. Bu tarz bir yapıda, düzenleyici otoriteden izin alan yayıncılar, yayınlarının yapılabilmesini temine n platform /çoklayıcı işletmecilerinden hizmet alımı yoluna gideceklerdir. Çoklayıcı işletmecileri de, düzenleyici otoritenin belirlediği sınırlar dahilinde (frekansın ne kadarlık bölümünde en az kaç yayıncıya hizmet verileceği, ödemeli kanallar, internet, ses, veri hizmetleri için frekansın ne kadarlık bölümünün 670 kullanılabileceği gibi) diğer platform işletmecileri ile rekabet halinde, yayıncılara ve nihai tüketicilere ayrı ayrı hizmet sunacaklardır. Bu durumda birden fazla stüdyodan (yayıncıdan) gelen ya yınlar, çoklama işlemi sonrası (bir paket haline getirilmekte) tek bir sinyal halinde aynı verici üzerinden anten sistemleri yolu ile alıcılara ulaş abilecektir. Bu sistemde yayınların çoklanması (bir araya getirilmesi) ile birleştirme sonucu ortaya çıkan t ek sinyalin aynı vericiye gitmesi teknik bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda yayının gerçekleştirilmesi için gerekli olan önemli aşamalar, ayrı birer faaliyet alanı olarak karşımıza çıkarken , analog yayıncılıktan farklı yetkilendirme alanl arına gereksinim duyulmaktadır. 680 Yukarıda sayısal dönem için anlatılan piyasa yapılanmasının esasen bir model/tercih değil, sayısal yayıncılığın teknik özelliğinin bir sonucu olduğu RTÜK ve TK tarafından Kurumumuza gönderilen Görüşler ile konu ile ilgili hazırlanmış olan Taslak düzenlemelerden de açıkça anlaşılmaktadır. RTÜK tarafından gönderilen Görüş te aynen ; Sayısal yayıncılığa geçiş süreciyle beraber ortak anten sistemlerinin kurulması ve işletilmesi ile sayısal yayıncılıkta analog yayıncılıkta ol mayan bir işlem 690 halkası olan, çoğullayıcı (multiplexer) işletmeciliğinin gündeme gelmesi ayrıca bir yetkilendirme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. .. Karasal sayısal yayıncılık hizmetinde bulunacak kuruluşlara Üst Kurulca yetkilendirme hususu karasal sa yısal yayıncılık teknolojisine uygun olarak yayıncı kuruluşlara yapılacaktır. Yayıncı kuruluşlar sayısal yayın teknolojisi gereği yayın hizmetini platform işletmeciliği kapsamında yapmak zorundadırlar. Kullanılacak frekans yayıncı kuruluşa tahsisli olup fi ilen multipleks işletmecisi aracılığı ile kullanılacaktır 700 TK tarafından gönderilen Görüş te, karasal sayısal yayıncılık hizmeti ifadesinin Telekomünikasyon Kurumunca Karasal Sayısal Platform Hizmeti (KSPH) olarak ifade edildiği ve ilgili mevzuat hüküm leri çerçevesinde, ülkemizde KSPH sunacak olan sermaye şirketlerinin Telekomünikasyon Kurumu tarafından yetkilendirilmesinin planlandığı belirtildikten sonra aynen ; KSPH işletmecisi, karasal sayısal platform şebekesini kurup işletebilecek ve içerik sağl ayıcılarından aldığı yayınları ve interaktif hizmetleri bir platformda 08 03/35 11 17 çoklayarak , çeşitli iletim ortamlarından karasal verici tesislerine ve tesisler üzerinden de kullanıcılara iletebilecektir. 710 .. Taslak KSPH yetkilendirmesinde söz konusu hizmeti sunacak olan işletmecilerin, karasal sayısal platform şebekesine ait her türlü altyapıyı kurma ve işletme hakkına sahip olacakları ancak karasal verici tesisleri kurma ve işletme izni hususunda RTÜK mevzuatına da tabi olacakları şeklinde düzenlenmiştir. Karasal sayısal platform hizmetini yürütmek isteyen sermaye şirketlerinin, RTÜK den gerekli kıt kaynağı (yayın frekansını) almalarını müteakip Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilecek 2. Tip Telekomünikasyon 720 Ruhsatı ile yetkilendirilmeleri planlanmaktadır ifadelerine yer verilmiştir. TK tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 11.8.2006 tarih ve 5622 sayı ile giren Telekomünikasyon Hizmet Ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinin Karasal Sayısal Platform Hizmeti İşletmeciliğine Dair Taslak Eki nde de benzer ifadelere yer verildiği görülmektedir. Söz konusu Taslak ta; Karasal Sayısal Platform Hizmeti ; karasal sayısal platform şebekesi/altyapısı 730 işletimini ve bu şebeke üzerinden yayıncılık için tahsis edilen kanallar içinde kalmak kaydıyl a her türlü ses, veri, görüntü ve şifreli/şifresiz radyo TV sinyallerinin tek/çift yönlü biçimde iletilerek kullanıcılara sunulmasını kapsayan telekomünikasyon hizmeti, Karasal Sayısal Platform Şebekesi ; temel olarak farklı ortamlardan alınan analog/sayıs al radyo/TV yayınları dahil olmak üzere imkan dahilindeki her türlü ses, veri, görüntü, internet erişimi ve sayısal diğer ek hizmetlerin çoklanarak karasal verici tesisleri yoluyla tek/çift yönlü biçimde kullanıcılara sunulmasına imkan sağlayan telekomünik asyon şebekesi 740 olarak tanımlanmıştır. Söz konusu Taslak ta, KSPHİ nin Hakları na ilişkin olarak; - KSPHİ, bu hizmete yönelik yetkilendirme kapsamında karasal sayısal platform şebekesi üzerinden kullanıcılara içerik sağlayıcılarının içeriklerini ilet me ve imkan dahilindeki her türlü ses, veri, görüntü ve sayısal diğer ek hizmetleri 750 sunma hakkına sahiptir. KSPHİ, hizmet bölgesinde bu yönetmeliğin EK -A6 Kablolu ve Kablosuz İnternet Servis Sağlayıcılığı Hizmeti Yönetmelik Eki kapsamında internet erişim hizmeti sunabilir - KSPHİ, bu hizmete yönelik yetkilendirme kapsamında olmak üzere hizmet bölgesinde karasal sayısal platform şebekesine ait her türlü altyapıyı kurma ve işletme hakkında sahiptir. Ancak, KSPHİ, karasal verici tesisleri kurma ve işletme izn ini ayrıca RTÜK ten alır . 08 03/35 11 18 KSPHİ nin Yükümlülükleri ne ilişkin olarak ise; 760 - Karasal sayısal platform hizmeti yürütmek isteyen başvuru sahibi, tahsis edilen frekanslar da dahil olmak üzere RTÜK ten almış olduğu izinleri 2 ay içinde Kuruma ibraz etmekle y ükümlüdür. - KSPHİ, ileteceği içerik sinyalinin verici tesislerine iletimi sırasında verici tesisi işletmecisi ile gerekli anlaşmaları yapmakla yükümlüdür . ifadeleri yer almaktadır. Bu anlamda, her ne kadar henüz açık ve yürürlüğe girmiş düzenlemeler bul unmasa 770 dahi, yukarıda yer verilen teknik zorunluluklar (özellikler) gereği , sayısal yayıncılık iletim hizmetine yönelik olarak gerçekleştirilen piyasa yapılanması ve bu hizmetin bir parçası olan karasal sayısal platform hizmeti konusundaki değerlendirmeler in, esasen Kurumumuza gönderilen metinler ile de teyit edildiği (aksi bir durumun olabilmesinin çok da mümkün /rasyonel olmadığı) anlaşılmaktadır. Bu anlamda hem yukarıda yer verilen teknik açıklamalar hem d e Görüşler ve Taslak Düzenleme M etni nde yer alan ifadeler sonrasında, piyasanın yapısı ile ilgili ortaya çıkan sonuçları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür: - Sayısal yayıncılıkta frekans tahsisi genellikle yayıncılar yerine platform 780 işletmecilerine yapılmaktadır. - Platform işletmecilerinin en önemli (yap maları gereken) faaliyet konusu ise içerik sağlayıcılardan temin edilen yayın ve yayın dışı sayısal içeriğin çoklanması (paketlenmesi) sonra sı yayınlanmalarını sağlamaktır. - Platform işletmecisi, sayısal yayıncılığın gerçekleştirilmesini teminen ihtiyaç duyulan diğe r altyapı hizmetlerini kendisi yerine getirebileceği gibi bunları hizmet alımı şeklinde de gördürebilir. Bu anlamda sayısal yayıncılık iletim hizmeti aşamaları ayrı ayrı yerine getirilebileceği gibi, bir veya birden fazla 790 teşebbüs tarafından dik ey hiyerarşik bir şekilde de yerine getirilebilir. Dolayısıyla iletim hizmeti aşamalarında birden fazla oyuncunun yer almasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilgili piyasa yapılanmasının hem piyasanın kendine özgü koşullarından hem de t ercih edil ecek düzenlemelerden etkileneceği hatta bunlar tarafından şekillendirileceği çok açıktır. Ülkeler, sayısal yayıncılıkta, yukarıda yer alan alternatifleri kendi yapılarına göre uygularken, teknik olarak ağırlık ve önem analog yayıncılıkta bulu nmayan çoklayıcı 800 işletmeciliğinde toplanmaktadır. Ülke uygulamalarında genellikle yukarıda yer verilen aşamalar için; yayınc ı, çoklayıcı (platform) i şletmecisi ve altyapı i şletmecisi şeklinde üç çeşit lisanslama ve/veya yetkilendirme uygulanmaktadır. H.1.4.3. Paralel Yayın Dönemi Daha önce de ifade edildiği üzere, analog yayının geçerli olduğu dönem bakımından iletim faaliyetinin tüm aşamaları genellikle yayıncılar eliyle yürütülmekte iken, sayısal yayının geçerli olacağı dönem için çoklama işlemi gibi analog yayıncılıkta bulunmayan bazı teknik zorunluluklar (farklılıklar) nedeniyle farklı bir piyasa yapısı ortaya 810 08 03/35 11 19 çıkmaktadır. Bu durum ise hem piyasa yapılanmasını farklılaştırmakta hem de söz konusu yapılanmaya uygun düzenlemelerin ortaya konulmasını ger eklilik haline getirmektedir. Bilindiği gibi, analog yayından sayısal yayına dönüşüm (paralel yayın dönemi), belirli bir geçiş periyodunu zorunlu kılmaktadır. Bu anlamda, söz konusu dönemde, kıt kaynak olan frekansın, hem analog yayıncılık hem de sayısal yayıncılık için kullanımı söz konusudur . Bir başka deyişle, paralel yayın dönemi için üzerinde durulması gereken en önemli konu, piyasa yapılanması ve bu yapılanmadan etkilenecek tüm pazarlar bakımından, kıt bir kaynak olan frekansın hangi yöntemle ve hang i/toplam kaç 820 işletmeci nin kullanımına tahsis edileceğidir . Çünkü bu geçiş döneminde yapılacak uygulamalar, ister istemez tamamen sayısal yayıncılığa geçildiği andaki piyasa yapısı üzerinde de kalıcı etkiler bırakacaktır. Hatırlanacağı üzere, analog yayıncı lıkta, her bir yayıncıya bir kanal (8 Mhz) tahsisi yapılırken, sayısal yayıncılıkta söz konusu kanaldan 4-6 yay ınının yapılabilmesi mümkündür. Bu durumda, paralel yayın dönemi nde, frekansların ; frekans tahsisi ve düzenlemelerin yapılmamış olması nedeniyle, sayısal yayıncılıkta olması gereken şekliyle çoklayıcı işletmecileri yerine, kısmi olara k mevcut yayıncılara kullandırılacağı anlaşılmaktadı r. Bir başka deyişle, p aralel yayın döneminde frekansların tahsisinin , sayısal yayıncılıkta 830 görülen temel yaklaş ım ve analog yayıncılıktan farklı olacak şekilde kısmi olarak yayınc ılara yapılması söz konusudur . Bu durumun üç muhtemel sonucu aşağıdaki gibi özetlenebilir : - Paralel dönemde de sayısal yayıncılık için frekansların kullanım hakkı; RTÜK Kanunu nda yer a lan tahsis (rekabetçi bir yöntem olan ihale) sistemi yerine, analog yayın yapan mevcut yayıncılara bırakılacaktır. - Paralel dönemde de sayısal yayıncılık için frekansların kullanım hakkı mevcut yayıncılara bırakılırken, frekansların kullanımı fiilen çoklayı cı işletmecileri tarafından yerine getirilecektir15. - Dolayısı ile sayısal yayıncılığın gerçekleştirilebilmesini teminen gerekli olan 840 hizmet/altyapı faaliyetleri de de facto (fiili olarak) mevcut analog yayıncılar tarafından gerçekleştirilecektir. Görüld üğü üzere, hali hazırda mevcut yayıncılar dışındaki işletmecilere yeni frekans kullanım izni verilmediği ve sayısal yayıncılık için de frekans tahsis işlemleri için ihaleye çıkılmadığı göz önüne alındığında, paralel yayın döneminin de, hem piyasadaki rekabe t hem de yaşanan kaotik dönem anlamında, analog yayıncılık döneminden çok farklı ol(a)mayacağını ifade etmek yanlış olmayacaktır. Bir başka deyişle, paralel yayıncılık (geçiş) dönemi de, mevcut yayıncıların faaliyet göstereceği bir piyasa yapısı görünümü a rz edecektir. 850 Bu anlamda, analog yayıncılığın mevcut yapısı, yeni bir alana geçiş için düzenlemelerin mevcut olmaması nedeniyle, sayısal yayıncılık iletim (altyapı /hizmet ) alanını şekillendirecekken, bu fiili durumun etkileri kaçınılma z bir biçimde sayıs al yayıncılığı da etkileyerek giderek büyüyen bir sarmal şekline dönüşecektir. 15 RTÜK tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda aynen; Karasal sayısal yayıncılık hizmetinde bulunacak kuruluşlara Üst Kurulca yetkilendirme hususu karasal sayısal yayıncılık teknolojisine uygun olarak y ayıncı kuruluşlara yapılacaktır. Yayıncı kurul uşlar sayısal yayın teknolojisi gereği yayın hizmetini platform işletmeciliği kapsamında yapmak zorundadırlar. Kullanılacak frekans yayıncı kuruluşa tahsisli olup, fiilen multipleks işletmecisi aracılığı ile kullanılacaktır. ifadeleri yer almaktadır. 08 03/35 11 20 Daha önce de ifade edildiği üzere, yukarıda yer verilen sakıncalar ın kaynağı esasen, ne geçici de olsa bir dönem devam edecek olan analog ve sayısal yayınların birlikte yapıla cağı paralel yayın dönemi için benimsenen yöntemin yaratacağı olumsuzluklar ı giderici ne de sayısal yayıncılığın gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan faaliyetlerin yetkilendirilmesi ne yönelik herhangi bir düzenleyici işlemin yapılmamış olmasıdır. 860 3.4. Mevcut Mevzuatın Sayısal Yayıncılık İletimi Açısından Değerlendirilmesi Bu bölümde, karasal sayısal yayınların iletimi bakımından ü lkemizdeki düzenlemeler in durumuna değ inilecektir . TK tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda aynen; 406 sayılı Telgr af ve Telefon Kanunu nun 1 inci maddesine göre; Telekomünikasyon: Her türlü işaret, sembol, ses ve görüntünün ve elektrik sinyallerine dönüştürülebilen her türlü verinin kablo, telsiz, optik, 870 elektrik, manyetik, elektro manyetik, elektro kimyasal, elektr o mekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve alınmasını , Telekomünikasyon altyapısı: Telekomünikasyonun, üzerinden veya aracılığı ile gerçekleştirilmesini sağlayan anahtarlama ekipmanları, donanım ve yazılımlar, terminalle r ve hatlar da dahil olmak üzere her türlü şebeke birimlerini ve Telekomünikasyon hizmeti: Telekomünikasyon tanımına giren faaliyetlerin bir kısmının veya tümünün hizmet olarak sunulmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla sayısal yayıncılığın yanında sunu lan diğer interaktif hizmetlerin telekomünikasyon hizmeti ve bunların üzerinden sunulduğu 880 altyapının da telekomünikasyon altyapısı tanımına girdiği aşikardır. Bununla birlikte, kural olarak hiç kimse Kurum ile bir görev, imtiyaz sözleşmesi yapmış veya Kurumdan bir telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin almış olmadıkça, telekomünikasyon hizmeti yürütememekte ve/veya altyapısı kurup, işletememektedir. ifadelerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, sayısal yayıncılığa ilişkin faaliyetlerde düzenleyici ot orite olarak RTÜK ün yanında TK da önemli bir rol üstlenmektedir . Bilindiği gibi analog yayıncılıkta içerik hazırlama, yayın iletimi ve verici hizmetleri şeklindeki yayıncılık faaliyetleri aynı yayın kuruluşunun faaliyeti olarak, 3984 sayılı 890 Kanun gereği nce ağırlıklı olarak RTÜK sorumluluğunda yürütülmektedir. Sayısal yayıncılıkta ise faaliyet aşamalarına platform/çoklayıcı gibi çeşitli hizmet/altyapı alanları eklenmiştir. Yeni eklenen bu alanlar bakımından yapıla n tespit ve değerlendirmeler aşağıdaki gib idir: 1- Platform/Çoklayıcı İşletmeciliği: Sayısal yayıncılıkta, yayınlanacak içeriğin sayısal kodlama ile çoklanması ve yayın demeti halinde vericiden yayına hazır hale getirilmesi için çoklayıcılık hizmeti bir zorunluluk arz ettiği için, bu alana ilişki n olarak düzenleme ihtiyacı da bulunmaktadır16. 900 16 Uydu platform ve kablo ortamından yapılacak analog/sayısal yayınlar için; 2813 ve 406 sayılı kanunla r esas alınarak yapılan yetkilendirmelerde, işletmecilerin Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ne göre 2. Tip Telekom ünikasyon Ruhsatı alma yükümlülüğü bulunmaktadır. 08 03/35 11 21 Hatırlanacağı üzere Kurumumuza RTÜK tarafından gönderilen Görüş te aynen; Sayısal yayıncılığa geçiş süreciyle beraber ortak anten sistemlerinin kurulması ve işletilmesi ile sayısal yayıncılıkta analog ya yıncılıkta olmayan bir işlem halkası olan, çoğullayıcı (multiplexer) işletmeciliğinin gündeme gelmesi ayrıca bir yetkilendirme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. TK tarafından gönderilen Görüş te de aynen, 910 karasal sayısal yayıncılık hizmeti ifadesinin Telekomünikasyon Kurumunca Karasal Sayısal Platform Hizmeti (KSPH) olarak ifade edildiği ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, ülkemizde KSPH sunacak olan sermaye şirketlerinin Telekomünikasyon Kurumu tarafından yetkilendirilmesinin planlandığı, KSPH işletmecisi, karasal sayısal platform şebekesini kurup işletebilecek ve içerik sağlayıcılarından aldığı yayınları ve interaktif hizmetleri bir platformda çoklayarak , çeşitli iletim ortamlarından karasal verici tesislerine ve tesisler üzerinden de kullanı cılara iletebilecektir. 920 .. Taslak KSPH yetkilendirmesinde söz konusu hizmeti sunacak olan işletmecilerin, karasal sayısal platform şebekesine ait her türlü altyapıyı kurma ve işletme hakkına sahip olacakları ancak karasal verici tesisleri kurma ve işletme izni hususunda RTÜK mevzuatına da tabi olacakları şeklinde düzenlenmiştir. Karasal sayısal platform hizmetini yürütmek isteyen sermaye şirketlerinin, RTÜK den gerekli kıt kaynağı (yayın frekansını) almalarını müteakip Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilecek 2. Tip Telekomünikasyon Ruhsatı ile yetkilendirilmeleri planlanmaktadır 930 ifadelerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere sayısal yayıncılığın gerçekleştirilebilmesini teminen en önemli yetkilendirme alanı olan platform/çoklayıcı işletmeciliği konu sunda henüz bir düzenleme bulunmamaktadır. 2- Anten Taşıyıcı Yapıları: Sayısal yayıncılıkta, anten taşıyıcı yapılarının belirlenen emisyon noktalarında toplanabilmesi ve vericiler/antenlerinde aynı anten taşıyıcı yapıları (ortak anten tesisi işletmeciliği ) üzerinden yapılabilmesi/ortak kullanılabilmesi için düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. 940 3984 sayılı yasanın Ek -1 maddesinde aynen; Bu Kanuna göre yayın izni verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, kendilerine tahsis edilen TV kanal ve radyo frekansından yapacakları yayınlarını, Türkiye Radyo -Televizyon Kurumunun veya bu amaçla özel yayın kuruluşlarıyla ortak kuracağı şirketin görev ve sorumluluğunda işletilen verici tesislerinden yapmaları asıldır. Türkiye Radyo -Televizyon Kurumu, verici tesislerinin kurulması, işletilmesi, yenilenmesi ve bu tesislerde değişiklik yapılması sırasında özel yayın kuruluşlarının ihtiyaçlarını da göz önünde tutar. Kurulmasına izin verilen tesislerin bu Kanunda ve izin belgesinde öngörülen amaçlar için kullanılıp ku llanılmadığı Üst Kurul tarafından denetlenir. 950 08 03/35 11 22 Özel radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının Türkiye Radyo -Televizyon Kurumunun verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile yıllık kira bedelleri Türkiye -Televizyon Kurumu tarafından belirlenerek Üst Kurulun onayıyla yürürlüğe konulur. ifadeleri yer almasına rağmen, RTÜK tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda; 3984 sayılı RTÜK Kanunu nun Ek -1. maddesi işletilmemektedir. Ancak Haberleşme Yüksek Kurulunun 24.03.2006 tarih ve26/1 sayılı toplantısında alınan 2 No lu kararda TRT nin özel yayın kuruluşlarıyla birlikte verici işletim şirketi kurması, bu şirketin yapısı, hissedarların temsil ve ortaklık oranları yönetim yapısının belirlenmesi yönünde karar alınmıştır. Ayrıca 3 No lu kararda 960 özetle karasa l analog -sayısal paralel yayın aşamasına TRT ve özel yayıncı kuruluşların müşterek kuracakları verici işletim şirketi vasıtasıyla geçilmesi hususu üzerinde durulmuştur. 3984 sayılı Yasanın 24. maddesinin 3.paragrafında televizyon kanal ve radyo frekansla rının ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkılacağına ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üzere Üst Kurula bildirilir hükmü çerçevesinde ilgili Yasanın Ek -1. maddesinin işletilmesi hususu Haberl eşme Yüksek Kurulunun kararı ile belirlenmiştir ifadelerine yer verilmiştir. 970 TK tarafından Kurumuza gönderilen Görüş te ise; Kurumumuz tarafından hazırlanan ve henüz taslak aşamasında olan Anten ve Ortak Anten Sistem ve Tesislerinin Kurulmasına ve Kul lanımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik e göre her bir emisyon noktasında bir tane anten kulesi ve her bir anten kulesinde birden fazla verici kurulabilecektir. Söz konusu vericilerin ortak kullanımını gerektiren teknik ya da hukuki kısıtlama lar/gerekçeler söz konunu olmayacaktır. Aynı kulede olmak kaydı ile teknik imkanlar el verdiği sürece ister aynı verici üzerinden ister ayrı ayrı vericiler üzerinden yayın gerçekleştirilebilecektir. 980 ifadeleri yer almaktadır. Ancak, Telekomünikasyon Kurumu nun kamuoyu görüşüne de açmış olduğu Anten ve Ortak Anten Sistem ve Tesislerinin Kurulmasına ve Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı henüz yürürlüğe girmemiştir. I. DEĞERLENDİRME I.1. A nten A.Ş. ve Anten A.Ş. nin Faaliyet Alanları Bildirim Formu nda, Anten A.Ş. nin temel kuruluş amacı, ulusal (T1), bölgesel (T2) 990 veya yerel (T3) yayın lisansı veya geçici yayın izni almış olan yayın kuruluşlarına kendi verici veya yayın teçhizatlarını kurabilecekleri direk veya kule gibi an ten yapıları sunmak ve tüm ülkeyi kapsayacak bir karasal sayısal yayın şebekesi kurmaktır . olarak ifade edilmektedir. Bu kapsamda, Ana Sözleşme de teşebbüsün yerine getireceği faaliyet alanları ile ilgili olarak; a- Ulusal, bölgesel, yerel yayın lisansı veya geçici izin almış bulunan televizyon kuruluşlarına kendi verici ve yayın teçhizatlarını kurabilecekleri direk veya kule gibi anten taşıyıcı yapıları kurmak, bu anten yapıları ve vericilerin işletilmesi için 08 03/35 11 23 gerekli olan her türlü altyapı hizmetini (e lektrik, su gibi) tedarik etmek veya 1000 tedarikine aracı olmak, b- Söz konusu anten yapıları ve vericilerde yayın iletimi ve nakline yarayan yayın teçhizatını satın alma, kiralama veya sair yöntemlerle temin ederek televizyon kuruluşlarına kiralamak ve veri cilerin işletmeciliğini yapmak, c- İlgili mercilerden gerekli izin ve lisan sları almak şartıyla anten yapıları ve vericilerinin bakım, onarım ve sair teknik hizmetlerini ifa etmek, d- İlgili mevzuat çerçevesinde sahip olduğu anten taşıma yapıları ve te çhizatı 1010 vasıtasıyla alt yapı hizmet ve işletmeciliği yapmak, e- RTÜK ten yayın lisansı veya geçici yayın izni almış olan yayıncıların sahip oldukları lisans veya izin kapsamında yayın yapmalarını sağlayacak hizmetleri sunmak . ifadelerine yer verilmişti r. Yukarıda yer verilen ifadelere bakıldığında, Anten A.Ş. nin, Karar ın sayısal yayıncılığın değer zinciri bölümünde anlatılan, iletim, verici, anten ve anten taşıyıcı yapı işletmeciliği alanlarında faaliyet göstermek istediği anlaşılmaktadır. 1020 Ancak yine Bildirim Formu ve Ana Sözleşme de yukarıda yer verilenler dışında yer alan altyapı hizmet ve işletmeciliği yapmak ve bütün Türkiye yi kapsayacak karasal sayısal yayın şebekesi kurmak şeklindeki ifadeler den, Anten A.Ş. nin yukarıda yer verilenler dışın da özellikle çoklayıcılık/platform hizmetini de yapmayı amaçladığı düşünülmektedir . Konu ile ilgili olarak Anten A.Ş. tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda yer alan; Anten AŞ nin Ana sözleşmesinde yer alan alt yapı hizmet ve işletmeciliği yapmak ve bütün Türkiye yi kapsayacak karasal sayısal yayın şebekesi 1030 kurmak ifadeleri ile sadece ortakları ile sınırlı kalmaksızın, yukarıda da belirtildiği üzere RTÜK ten yayın lisansı almış bütün yayıncılara Türkiye nin her köşesinde, içerik sağlama dışında k alan her türlü teknik desteği ve olanakları sağlamak, bu amaçla tüm Türkiye yi kapsayacak şekilde karasal sayısal yayıncılık zincirinde yer alan çoklayıcı , iletim verici ve anten hizmetleri konusunda faaliyet göstermesi amaçlanmaktadır. Anten A.Ş. nin Türkiye coğrafyasının en az 70% sini kapsayacak şekilde DVB -T yayını yapmak amacıyla, ayrılacak frekans sayısına bağlı olmak kaydıyla, önce 4 multiplex üzerinden 28 TV yayını, devamında da ihtiyaca göre UHF 1040 şebekesinde ayrılacak frekanslara bağlı olma k üzere 300 e kadar TV yayını yapmak amacıyla gerekli verici şebekesini gerekli yatırımı yaparak kurmak, işletmek ve bakımını yapmak amacı ile kurulması amaçlanmıştır. Anten A.Ş. bu servise ek olarak DVBT yayınının ilave servisleri olan DVB -H (Cep telefonl arına veya cep TV -avuçiçi - alıcılarına yönelik TV yayını) cihazlara da mobil yayın iletilmesi amacıyla iletim servisi verecek bir şebekeyi işletiyor olacaktır. Ayrıca, DVBT yayınlarının kullanıcıya bir paket olarak erişme zorunluluğu, bugün şehrin değişi k noktalarına dağılmış her bir yayıncının verici kulelerinin tek bir noktada toplanması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle Anten A.Ş. nin bir 1050 08 03/35 11 24 hedefi de, özellikle büyük şehirlerde, aynı zamanda şehrin sembolü olacak tek ve özellikli anten kulelerini kurmak ve işletmek olacaktır. Bu kulelerde çeşitli kullanım alanları, gezi terasları, TV yayıncılarına servis vermek üzere TV stüdyoları ve TV yapım alanları vb yer alabilecektir. ifadeleri ile konu netliğe kavuşmuştur. Bir başka deyişle Anten A.Ş., içer ik (yayı ncılık) hizmeti haricinde ; iletim, çoklayıcılık, verici, anten sistemi ve anten taşıyıcı yapı hizmeti faaliyetlerinin tümünü gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir oluşuma işaret etmektedir17-18. 1060 Aşağıda yer verilen Tablo dan görüldüğü üzere, Anten A.Ş., he men hemen bütün ulusal televizyon yayıncıların birlikte oluşturduğu bir yapı görünümü arz etmektedir. Teşebbüsün ortaklık yapısı aşağıdaki gibidi r: Tablo 3 : Anten A.Ş. Ortaklık Yapısı Hissedar Yayın Adı Hisse Grubu Hisse Adedi Reklam Gelirlerine Göre 2006 Yılı Pazar Payları (%)19 Merkez ATV Prodüksiyon A.Ş. ATV A 10 ( .) AKS Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Show TV A 10 ( .) DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. Kanal D A 10 ( .) Işıl Televizyon Yayıncılık A.Ş. Star T V A 10 ( .) Eko TV Televizyon Yayıncılık A.Ş. CNN TURK A 10 ( .) NTV Radyo ve Televizyon Programcılığı A.Ş. NTV A 10 ( .) Yeni Dünya İletişim A.Ş. Kanal 7 A 10 ( .) Huzur Radyo TV A.Ş. Fox A 10 ( .) Teleon Reklamcılık ve Filmcilik S anayi Tic. A.Ş. Kral TV A 10 ( .) Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. Samanyolu TV A 10 ( .) Merkez Televizyon A.Ş. Kanal 1 A 10 ( .) MNG TV Yayıncılık A.Ş. TV 8 A 10 ( .) Enformasyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Tic. A.Ş. CNBC -e A 10 ( .) Cinebeş Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş. Cine5 A 10 17 Bildirim Formu nda, analog ve sayısal yayıncılığın paralel yürütüleceği döneme ilişkin olarak yer al an; Ancak ülkemiz bakımından TV yayınları günümüz itibariyle analog yayın üzerinden gerçekleştirilmekt e olup Anten A.Ş. nin kurup işleteceği anten taşıyıcı yapıları ve verici istasyonları, şirketin kurulu ş aşamasında analog yayınlar için hizmet verecektir. ifadelerinden, Anten A.Ş. nin halihazırdaki analog yayıncılara da, paralel yayın döneminin sona erm esine kadar, geçici bir süreliğine hizmet vereceği anlaşılmaktadır. Ancak Anten A.Ş. nin esas kuruluş amacının bu olmaması ve söz konusu hizmetinde ancak analog yayıncılık sona erene kadar sürecek olması karşısında, Karar da b u faaliyet alanına ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 18 Her ne kadar Anten A.Ş. nin içerik ile ilgili bir faaliyeti olmadığı görülse dahi, Anten A.Ş. nin o rtakları arasında yayın yapan ulusal yayıncıların tamamının bulunduğu düşünüldüğünde (Ant en A.Ş. ortağı olmayan diğer ulusal yayın kanalları şunlardır: Flash TV, HBB, Kanal 6, Meltem TV, BRT TV, Yeni TV, TV 5, Türkeli TV, Işı k TV, Tempo TV), içeriğin çok büyük bir bölümünün de söz konusu yapının ortakları tarafından sağlanacağını ifad e etmek yanlış olmayacaktır. 19 Reklam gelirleri ulusal televizyon yayıncılığı pazarına ilişkin olup, rakamlar, Tasarruf Mevduatı S igorta Fonu na gönderilen 10.8.2007 tarih ve 2834 sayıl ı Rekabet Kurumu 2. Daire Görüşü nden alınmıştır. 08 03/35 11 25 Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu TRT 1 B 10 Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu TRT 2 B 10 Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu TRT 3 B 10 Türkiye Radyo ve Tele vizyon Kurumu TRT 4 B 10 ( .) Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş. Kanal Türk C 3 KTV Yayıncılık ve Reklam Sanayi Ticaret A.Ş (İç Anadolu) Kanal A C 3 Sakarya Kent Radyo ve Televizyon San. Ve Tic. A.Ş. (Marmara) Showroom TV C 3 Polo Te levizyon Radyo Yayın Yapım ve Tanıtım A.Ş. Kanal A C 1 Ciner Televizyon Prodüksiyon A.Ş. İzmir TV C 1 TOPLAM 99 I.2. B ildirimin 4054 sayılı Kanun un 7. M addesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi Anten A.Ş. nin kuruluş ve işleyişi taraflar ın üzerinde anlaştığı Ana Sözleşme vasıtasıyla ge rçekleştirilmektedir. Kurumumuza ayrıca Ana Sözleşme dışında ortaklar 1070 arasında (yazılı ) başka bir anlaşma bulunmadığı bildirilmiştir. Bildirimin konusunun, Anten A.Ş. nin kuruluşuna 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ çerçevesinde izin verilmesi talebi olması nedeniyle, öncelikle söz konusu işlemin bir birleşme /devralma işlemi olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, Rekabet Kurulu nun 4054 sayılı Kanun un 7. maddesin e dayanarak çıkardığı 1997/1 sayılı Tebliğ in 2. maddesinin (c) bendinde; Amaçlarını gerçekleştirmek üzere işgücü ve malvarlığına sahip olacak şekilde bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkan ve taraflar arasındaki veya taraflarla ortak girişim a rasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmayan 1080 ortak girişimler (joint -venture) . birleşme veya devralma sayılan hallerden biri olarak sayılmıştır. Yukarıdaki tanımda belirtilen unsurları taşıyan ortak girişim işlemleri bir birleşme veya devral ma (yoğunlaşma) niteliği taşırken, söz konusu unsurları taşımayan ortak girişim işlemleri ise teşebbüsler arası anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, tanımdaki unsurları taşımayan ortak girişim işlemleri 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi yerine 4. ve 5. maddesi çerçevesinde inceleme konusu yapılabilmektedir. Dosya konusu bildirimde taraflar Anten A.Ş. nin 1997/1 sayılı Tebliğ deki ortak girişim 1090 tanımının unsurlarını taşıdığını iddia ederek işleme izin verilmesini talep etmektedir. Bir ortak g irişim işleminin 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında birleşme veya devralma işlemi sayılabilmesi için; - Ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması (ortak kontrol), - Ortak girişimin 'bağımsız bir iktisadi varlık' olarak ortaya çıkması, -İşlemin taraflar arasındaki veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmaması 1100 08 03/35 11 26 unsurlarının tümünün varlığı birlikte aranmaktadır. Anten A.Ş. nin kurulmasına yönelik işlemin yukarıda belirtilen unsurları taşıyıp taşımadığı, tarafla rın bu unsurlara ilişkin görüşlerine de yer verilerek aşağıda sırasıyla değerlendirilmektedir. 1- Ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması (ortak kontrol) Bir ortak girişim işleminin birleşme veya devralma sayılan hallerden birini oluşturabilmesi için öncelikle en az iki tarafça ortak kontrol edilen bir teşebbüsün 1110 kurulması gereklidir. Bu çerçevede, Anten A.Ş. taraflarının Şirket in kontrolünü paylaşıp paylaşmadıkları değerlendirilmelidir. Taraflar, bildirimde, Anten A.Ş. Ana Sözleşmesi nde hissedar ların sahip olabileceği en yüksek hisse miktarına ilişkin üst sınırlar, Şirket in karar organlarının oluşumu ve karar alma süreçlerine ilişkin maddeleri incelendiğinde Anten A.Ş. üzerinde belirli bir şirket veya hissedarlar grubunun müstakil kontrolünün en gellendiği ve tüm hissedarların ortak kontrolünün tesis edildiği ni belirtmektedir. Bu bakımdan Anten A.Ş. ye bakıldığında, Anten A.Ş. nin, henüz yeni kurulmuş ve tam 1120 olarak faaliyete geçmeyen bir teşebbüs niteliğini taşıdığı görülmektedir. Şirket Türkiye de ulusal, bölgesel ya da yerel düzeyde faaliyette bulunan 20 tüzel kişi (televizyo n yayıncısı) tarafından 13.4. 2007 tarihinde kurulmuştur20. Şirket Ana Sözleşmesi ne göre Anten A.Ş. nin sermayesi 19.100.000 YTL dir. Her biri 100.000 YTL nominal değerde olan 191 adet hisseye ayrılmış olan söz konusu hisselerin, 140 adedi (yaklaşık %73) A Grubu, 40 adedi (yaklaşık %21) B Grubu ve kalan 11 adedi (yaklaşık %6) de C Grubu hisseler olarak sınıflandırılmıştır. A Grubu hisselere (TRT hariç) ulusal yayıncı kurulu şlar, B Grubu hisselere TRT, C grubu hisselere ise diğer yayıncılar (bölgesel ya da yerel) sahip olabilecektir. Bahse konu 1130 hissedarlık özelliğini kaybeden tüzel kişiler hisselerini devretmek zorundadır. Şirket Genel Kurulu nda toplantı nisabı olarak serm ayenin %51 ini elinde bulunduran hisse sahiplerinin hazır bulunması yeterli bulunmuş ve hazır bulunanların salt çoğunluğu ile de karar alınabileceği öngörülmüştür. Özel olarak ise, Şirket sermaye artışları ve ana sözleşme hükümlerinin değiştirilmesine iliş kin kararlar ile Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin kararların toplam sermayenin %70 ini temsil eden ortakların ve TRT temsilcisinin olumlu oy kullanması şartına bağlandığı görülmektedir. Ayrıca, Ana Sözleşme uyarınca A grubu hissedarların her birinin ş irkette doğrudan veya dolaylı olarak sahip olabileceği hisse miktarının şirket toplam sermayesinin %25 i ile 1140 sınırlandığı göz önüne alındığında, hisselerin yaklaşık %21 ine sahip olan TRT ve halihazırda DTV, Işıl ve Eko TV vasıtasıyla Anten A.Ş. hisselerin in yaklaşık %15 75 ine sahip olan Doğan Grubu dahil olmak üzere, herhangi bir teşebbüsün Genel Kurul da tek başına karar alabilme gücüne sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Şirket Yönetim Kurulu ise, Ana Sözleşme ye göre A Grubu hissedarlar arasından seçimin yapıldığı yılın bir önceki takvim yılında tüm gün ve tüm izleyicilerde yıllık ortalama izlenme oranı en yüksek ilk dört kanalın sahibi hissedarlarının her birine temsilen 1 üye olmak üzere toplam 4 üye , TRT nin belirleyeceği 2 üye, diğer 20 Anten A.Ş. nin tarafı ol an bazı tüzel kişiler aynı ekonomik bütünlüğün bir parçası olduğu durumlarda 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlemin taraflarının sayısı 20 den az olacaktır. 08 03/35 11 27 hissedarların bel irleyeceği adaylar arasından seçilecek 3 üye ve Ulaştırma 1150 Bakanlığı nın belirleyeceği 1 üye olmak üzere toplam 10 kişiden oluşacaktır. Yönetim Kurulu nda toplantı ve karar yeter sayısı bakımından özel bir düzenleme getirilmemektedir. Anten A.Ş. nin his se yapısı, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu nda toplantı ve karar yeter sayıları incelendiğinde, sermaye artışları ile ana sözleşme hükümlerinin değiştirilmesinde B Grubu hissedarın (TRT) olumlu oyunun şart koşulduğu görülmekle birlikte, genel olarak Şirket i n günlük işlerinde A Grubu hissedarların etkisinin olacağı anlaşılmaktadır. Ancak A Grubu hissedarlar arasında herhangi bir teşebbüsün Şirket i tek başına kontrol edemeyeceği, dolayısıyla Anten A.Ş. nin işlem taraflarınca ortak 1160 kontrol edileceği anlaşılmak tadır. 2. Ortak Girişimin Bağımsız Bir İktisadi Varlık Olarak Ortaya Çıkması Bir ortak girişimin birleşme veya devralma işlemi olarak değerlendirilebilmesi için mevcudiyeti gereken unsurlardan ikincisi, ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması , bir başka ifadeyle tam işlevsel olma hüviyetine sahip olmasıdır . Söz konusu bağımsızlık, ortak girişimin, taraflarından stratejik kararların alınması bakımından tamamen ayrı hareket etmesini değil, operasyonel anlamda taraflardan bağımsız faaliyette bulunabilmesini ifade etmektedir. Bu çerçevede, ortak girişim bir 1170 pazarda o pazardaki teşebbüslerin normalde yürüttüğü faaliyetleri, kendisini oluşturan taraflardan bağımsız yürütebiliyor olmalıdır. Taraflar bildirimde özetle, bu konudaki Avrupa Birliği ( AB) mevzuatı hükümlerine de atıfta bulunarak; - Anten A.Ş. nin sınırsız süreli o larak kurulduğunu, - Sadece taraflara değil dijital yayıncılığın verdiği imkanlarla yayınları çeşitli el cihazlarına aktaracak olan bir şebeke olarak da hizmet sunaca ğını, - Tarafların Anten A.Ş. ye sermaye dışında herhangi bir altyapı 1180 devretmeyeceklerini, - Anten A.Ş. nin dijital yayıncılığa uygun yeni bir altyapı oluşturacağını, - Şirket in 20 milyon YTL lik sermayesinin başlangıç yatırımları için yeterli olacağını ve a yrıca Şirket in gerekli ekipman yatırımını leasing yoluyla almayı planladığını, - Söz konusu yatırımlar için fizibilite çalışmalarının yapıldığını ve gerekli yöneticilerin istihdamı için Yönetim Kurulu kararlarının bulunduğunu belirterek, ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkacağını iddia etmektedir. 1190 Bu çerçevede, Anten A.Ş. nin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, Anten A.Ş. nin yapısı, kurucu taraflarla ilişkisi ve göstereceği faaliyet alanları dikkate alınarak değerlendirilmiştir . Söz konusu değerlendirme yapılırken, AB Komisyonu tarafından yayınlanan ve Komisyon un tam işlevsel ortak girişimler de dahil olmak üzere birleşmelerle ilgili yetki alanını belirleyen konular hakkında açıklamalara yer verdiği D uyuru da belirti len unsurlar dikkate alınmıştır . Bu noktada, ortak girişimlerin tam işlevsel olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından ilgili Komisyon Duyurusu nun tam işlevsellik bakımından özellikle ilk yıllarda ortak giri şimin taraflara 08 03/35 11 28 bağımlı olma sı hoş görülmekle birlikte, her bir işlemin kendi şartları, özellikle ortak 1200 girişimin faaliyet gösterdiği pazar( ların) özellikleri içerisinde değerlendirileceği belirtilmelidir. Duyuruya göre, tam işlevsel ortak girişimin unsurlarından birisi bir paz arda bağımsız hareket edebilmek için yeterli kaynaklara sahip olunmasıdır. Yeterli kaynaktan kasıt, ortak girişimin günlük işlemlerini yürütmek üzere atanmış bir yönetiminin olması ve sermaye, personel ve malvarlığı gibi kaynaklara erişebilmesidir. Özellik le personel bakımından başlangıç döneminde, ortak girişimin taraflardan ya da üçüncü kişilerden personel temininde bulunabileceği ancak taraflarla üçüncü kişilere ortak girişimin sunacağı hizmetler bakımından ticari olarak eşit davranılması halinde tarafla rdan 1210 personel temininin tam işlevselliği etkilemeyeceği belirtilmektedir. Anten A.Ş. nin yukarıda belirtildiği üzere belirlenmiş 20 Milyon YTL lik bir sermayesi bulunmaktadır. Ayrıca gönderilen Yönetim Kurulu kararlarından Şirket e bir merkez binası kiral anması, profesyonel yöneticiler atanması ve ekipmanlar için ihale çalışmalarının yapılması amacıyla kararlar alındığı görülmektedir. Bunlara ek olarak, Şirket in 38 kişiden oluşan bir organizasyon haline gelmesinin öngörüldüğü taslak organizasyon şemasında n anlaşılmaktadır. Anten A.Ş. nin faaliyet alanı olarak belirlenen analog yayıncılar için verici ve anten 1220 hizmetlerinin mevcut durumda her bir yayıncının kendi bünyesinde gerçekleştiriliyor olması, sayısal yayıncılık açısından ise söz konusu hizmetin hali hazırda ortaya çıkmamış olması nedeniyle içerik hariç öngörülen diğer tüm aşamaların henüz herhangi bir teşebbüs tarafından sağlanmıyor olması nedeniyle, Anten A.Ş. nin tam işlevsellik bakımından karşılaştırılabileceği bir teşebbüs bulunmamaktadır. Tam i şlevsel ortak girişimin ikinci unsuru ortak girişimin , taraflarının spesifik bir işlevinin ötesinde faaliyet gösterip göstermediğidir. Buna göre, ortak girişimin pazara yönelik olmadan tarafların faaliyet alanlarına ilişkin spesifik bir faaliyeti (Ar -Ge, d ağıtım gibi) yürütmek üzere kurulması ve sadece taraflara yönelik faaliyette bulunması bağımsız 1230 bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkmasını engellemektedir. Bu açıdan bakıldığında, Anten A.Ş. hemen hemen bütün ulusal televizyon kanalı sahibi şirketler ile bazı bölgesel ve yerel televizyon şirketleri tarafından kurulan bir ortak girişim konumundadır. Bu çerçevede, analog yayınlar için anten ve verici hizmetleri bakımından Anten A.Ş. mevcut durumda her bir teşebbüsün kendi bünyesinde verdiği hizmeti yayıncıl ara sağlayacaktır. Anten A.Ş., anten ve verici hizmetleri bakımından, tarafların spesifik bir işlevi ile ilgili faaliyette bulunacaktır ve faaliyetleri büyük oranda taraflara yönelik olacaktır. Ayrıca, 2012 yılında analog yayınların sona ereceği öngörüldüğ ünden, bu kadar kısa bir süre için söz konusu faaliyetler bakımından 1240 Şirket in taraflarından bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması ayrıca mümkün görünmemektedir21. Anten A.Ş. nin, daha önce belirtildiği gibi, içerik hizmetleri hariç sayısal ya yıncılığın daha önce belirtilen, iletim, çoklayıcılık, verici, anten taşıyıcı yapılar ve anten hizmetleri olmak üzere değer zincirindeki hizmetlerin neredeyse tümünü sağlaması 21 Karar ın ilerleyen bölümlerinde detaylı bir şekilde ele alınacağı üzere, Anten A.Ş. nin faaliyet i olarak ifade edebileceğimiz karasal sayısal iletim hizmeti , sayısal yayın hizmetinden tamamen farklı bir alanı ifade etmektedir. Ancak Anten A.Ş. hissedarlık yapısı dikkate alındığında, Anten A.Ş. nin konumu spesifik bir faaliyet i yerine getirmekten da ha çok, hissedarlara hizmet olarak şekillenmektedir. 08 03/35 11 29 öngörülmektedir. Gelecek bölümde detaylı olarak ele alınacağı üzere, mevcut anal og yayıncıların sayısal yayıncılıkta da önemli aktörler olabilecek olmaları, Anten A.Ş. nin büyük oranda hissedarlarına hizmet veren bir konumda olacağını göstermektedir. 1250 İkinci unsura ilişkin değerlendirmelere paralel olarak ortak girişimlerin tam işlev sel olup olmadığının üçüncü unsuru , ortak girişim ile tarafların önemli miktarlarda alım -satım ilişkisi içerisinde olup olmadığıdır. Yukarıda değinildiği üzere, Anten A.Ş. büyük oranda hissedarlarına hizmet veren, onların yayınlarını çoklayan ve dağıtan bi r konumda olacaktır. Zira, Bildirim Formu nda yer verilen bilgilerden de görüleceği üzere halihazırda değişik platformlardan yayını yapılan Türkçe televizyon kanallarının ve dolayısıyla içeriğin neredeyse tamamı Anten A.Ş. taraf larınca sağlanacaktır . Ayrıc a, söz konusu hizmetlerin , işlem tarafı olan yayıncılar dışındaki teşebbüslere de (yeni yayın lisansı alabilecek teşebbüsler) verileceği belirtilmiş olmakla birlikte, mevcut durumdaki hemen hemen bütün ulusal yayıncıların Anten A.Ş. nin tarafı olduğu 1260 düşün üldüğünde, söz konusu teşebbüslere verilen hizmetlerin Anten A.Ş. nin faaliyetlerinin çok küçük bir kısmını oluşturacağı görülmekte olup, bu durumun uzun vadede değişeceği yönünde bir gösterge bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Anten A.Ş. nin taraflara hizmet s ağlamadan uzun vadede piyasada bağımsız olarak var olamayacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla, Anten A.Ş. nin hizmetlerini büyük oranda hissedarları için üreten ve bir anlamda hissedarlarının yayınlarını çoklayan ve dağıtan bir platform haline gelecek olması ndan dolayı, söz konusu Şirketin tam işlevsel bir ortak girişim olma niteliğinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bunlara ek olarak, ortak girişimin pazardaki faaliyetlerinin kalıcı olup olmayacağı 1270 bakımından Anten A.Ş. nin sınırlı bir süre ile kurulmadı ğı belirtilmelidir. Ancak bu bölümde ele alınan ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olabilmesi için gerekli kaynaklara sahip olması bakımından yapılan değerlendirmeyle ilişkili olarak, Anten A.Ş. nin henüz söz konusu faaliyetler için gerekli izin ya da yetkilendirmeler almadığı da ayrıca vurgulanmalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere bu konudaki düzenlemeler bakımından var olan belirsizlik nedeniyle, söz konusu yetki ve izinlerin olmaması ya da mevcut yayıncılara verilen lisans ya da izinlerin fi ilen Anten A.Ş. aracılığıyla kullanılması, Anten A.Ş. nin taraflarına bağımlığını ve piyasada kalıcı faaliyetler yürütebilmesinin söz konusu olmadığını göstermektedir. RTÜK tarafından gönderilen yazıdaki ifadeler bu durumu doğrular niteliktedir: 1280 Sayısal yayıncılığa geçiş süreciyle beraber ortak anten sistemlerinin kurulması ve iletilmesi ile sayısal yayıncılıkla analog yayıncılıkta olmayan bir işlem halkası olan, çoğullayıcı (multiplexer) işletmeciliğinin gündeme gelmesi ayrıca bir yetkilendirme zorunlulu ğunu ortaya çıkarmıştır. Frekans tahsisi 3984 sayılı Yasa kapsamında faaliyet göstermek için yükümlülüklerini yerine getiren ve Üst Kurulca yetkilendirilen radyo ve televizyon kuruluşlarına yapılmaktadır. 1290 Karasal sayısal yayıncılık hizmetinde bulunaca k kuruluşlara Üs t Kurulca yetkilendirme hususu karasal sayısal yayıncılık teknolojisine uygun olarak yayıncı kuruluşlara yapılacaktır. Yayıncı kuruluşlar sayısal yayın teknolojisi gereği yayın hizmetini platform işletmeciliği kapsamında yapmak zorundadırlar. Kullanılacak frekans yayıncı kuruluşa tahsisli olup fiilen multipleks işletmecisi aracılığı ile kullanılacaktır. 08 03/35 11 30 Bütün bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, bazı unsurların varlığı m evcut olsa da, özellikle hizmetlerini büyük ölçüde taraflarına sağlayacak olm ası ve (frekans, izin, vs. gibi) taraflarca sağlanan kaynaklar olmadan kalıcı olarak faaliyet gösteremeyeceği 1300 göz önüne alındığında, Anten A.Ş. nin bağımsız bir iktisadi varlık olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. 3. İşlemin taraflar arası ndaki veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmaması Yukarıda yer verildiği üzere, Anten A.Ş. nin, özellikle uzun vadede hizmetlerinin büyük kısmını taraflara sunacak olması nedeniyle bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması bir başka deyişle tam işlevsel bir ortak girişim niteliği sakatlanmaktadır. Bununla birlikte, bir ortak girişim tam işlevsel olsa bile, bir birleşme veya devralma 1310 olarak değerle ndirilebilmesi için söz konusu i şlemin taraflar arasında ki veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi nin olmaması gerekmektedir. Anten A.Ş. nin esas kuruluş amacının analog yayıncılığa yönelik olmaması ve söz konusu yayınların yakın bir gelecekte sona erecek olması nedenler iyle, bu faaliyet alanına ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Karar ın ilerleyen bölümlerinde daha detaylı ele alınacağı üzere, karasal sayısal yayınların iletimi bakımından, işlemin, taraflar arasındaki rekabeti sı nırlayıcı amaç ve 1320 etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Daha önce de belirtildiği üzere, esasen karasal sayısal yayın mevcut karasal yayın iletim sisteminin değişmesi ve frekansların daha verimli kullanılması sonucunu ortaya çıkaracaktır. İçerik hizmetlerin in sağlanması bakımından birbiriyle rekabet eden Anten A.Ş. tarafları, Anten A.Ş. nin faaliyet göstereceği iletim hizmeti bakımından da (özellikle çoklayıcı ve verici hizmetlerinin sağlanması gibi) esasen rekabet edebilecek bir konuma sahiptirler. Bir baş ka ifadeyle, işlem taraflarının bir kısmı, karasal sayısal iletim hizmeti dahilindeki altyapı/hizmetler bakımından potansiyel rakip konumundadır. Daha önceki bölümlerde detaylarıyla anlatıldığı üzere, söz konusu hizmetlerden özellikle platform işletmecili ğinin tek bir teşebbüs tarafından yapılmasını gerektirecek bir teknik zorunluluk bulunmadığı gibi 1330 düzenleyiciler de genellikle bu alanın değişik platformların rekabeti içerisinde yürütülmesini öngörmektedir. Anten A.Ş. vasıtasıyla yayıncıların sayısal yayı ncılığın belli aşamaları için ortak bir şirket kurmaları özellikle frekansların kullanımıyla ilgili olarak çoklayıcı hizmetlerinde ortaya çıkması beklenen rekabetin ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bir başka ifadeyle, Anten A.Ş. nin mevcudiyeti i le birlikte ülkemizde karasal sayısal yayıncılığın tek bir platform/altyapı üzerinden iletilmesi ve bu alanda rekabetin ortadan kaldırılması durumuyla karşılaşılacaktır. Söz konusu platformun oluşturulmasına aynı zamanda Evrensel Hizmet Fonu22 vasıtasıyla k amu kaynağı aktarılmasının planlanıyor olması da olası platform işletmecilerinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturacaktır. Bu durum ayrıca, frekans tahsisi 1340 aşamasında yapılacak ihalede de rekabetin ortadan kaldırılmasına yol açabilecektir. 22 2006/10318 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile; 5369 sayılı Kanunda yer alan evrensel hizmet kapsamı na sayısal yayıncılığın karasal sayısal vericiler üzerinden ülkemizdeki yerleşim alanlarının tamamın ı kapsayacak şekilde sunulmasına yönelik hizmetler de dahil edilmiştir. Anılan Kanunda Evrensel hizmet: Coğrafi konumlarından bağımsız olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde herkes tarafından erişilebilir, önceden belirle nmiş kalitede ve herkesin kar şılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak olan, temel internet eriş imi de dahil elektronik haberleşme hizmetlerini ve İşletmeci: Kurum ile yapılan görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile ruhsat ve genel izin uyarınca elektronik haberleşme hizmetlerini yürüten ve/veya elektronik haberleşme alt yapısını işleten bir sermaye şirketini ifade etmektedir. 08 03/35 11 31 Bunun yanında, yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle ve Ana Sözleşme de ortak girişim ile tarafların rekabet etmeyeceklerine ilişkin hüküm getirilmediğinden yakın bir gelecekte taraflardan birinin ya da birkaçının ortak girişimin faaliyet alanınd a faaliyet gösterip göstermeyeceği dolayısıyla ortak girişim ile taraflar arasında rekabetin sınırlanmasının ortaya çıkıp çıkmayacağı hakkında değerlendirme