11. Hukuk Dairesi 2010/7579 E. , 2012/164 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2008 tarih ve 2005/442-2008/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2010/7579 E. , 2012/164 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2008 tarih ve 2005/442-2008/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı Birlik Sigorta A.Ş.'nin acenteliğini yaptığını, davalıya teminat olarak gayrimenkul ipoteği verdiğini, müvekkilinin bazı poliçeleri taksitlerini ödemedikleri için iptal ettiğini ve davalıya bildirdiğini, davalının tek taraflı olarak acentelik sözleşmesini feshederek iptal edilen poliçeleri düşmeden müvekkiline borç tahakkuk ettirerek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığını, davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini, ipoteğini fekkini, davalının icra takibinde haksız olması nedeniyle % 40 tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının acentelik sözleşmesi gereği poliçe iptallerini yazılı olarak ve poliçe asılları ile sigorta şirketine tebliğ etmediğini, 01.11.2004 tarihinde ulaşan tarihsiz yazı dışında bir iptal talebinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 13.10.2008 tarihli rapor dikkate alınarak, acentelik sözleşmesinin 15. maddesinin (b) bendinin acente tarafından ihlal edildiğinde tereddüt bulunmasa da, davalının bu hükümden hareketle, poliçenin düzenlenmiş olmasından paranın tahsil edilmiş olduğu sonucunu çıkararak acentenin bu tutardan doğrudan sorumlu olduğu iddiasının yerinde olmadığı, acentenin maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı sadece genel prensipler çerçevesinde sözleşmeye aykırılık dolayısıyla davalının uğradığı zararlardan sorumlu olabileceği, davalının ise poliçelerin düzenlenmesinden kaynaklı zarara uğradığı yönünde iddiasının bulunmadığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 24. madde gereğince sigorta şirketine sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verildiği, bunun haricinde tazminat yükümlülüğü veya cezayi şarta ilişkin sözleşmede düzenlemeye yer verilmediği, ihtarnamelere cevap verilmemesinin de borç miktarının kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... şirketine acentelik sözleşmesinden ötürü 12.929,75 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılmasına, icra takibinin haksız olması nedeniyle takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. .../... 2010/7579 2012/164 S.2 Dava, acentelik sözleşmesine dayalı olarak sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen ve 23.10.2000 tarihinden itibaren geçerli olan acentelik sözleşmesinin 9/a maddesinde, "Acente, sigorta sahipleri tarafından kabul ve imza edilmeyen her türlü poliçe ve tecditname, zeyilnamelerin bütün kopyalarını ve bunlara ait bütün evraklarını derhal şirkete iade etmiş veya iadeli taahhütlü olarak postalamış olacaktır. Bu takdirde poliçe 01.01.1995 tarihinde yürürlüğe giren sigorta acenteleri yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince iptal edilecektir"; yine 15/b maddesinde "Acente, şirketçe tanzim edilerek kendisine gönderilecek her türlü poliçe ve zeyilnamelerin primlerini esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edecektir"; 16/a maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği sigorta primlerinden komisyon düştükten sonra kalan kısmını vergileri ile birlikte en geç ertesi haftanın iş gününün bitimine kadar şirkete ödeyecek veya şirkete havale veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmış olacak ve bu tahsilatı bu süre içinde bir bordro ile şirkete bildirecektir"; 18/j maddesinde de, "Bu sözleşmenin yürürlüğü esnasında veya daha sonra acentenin şirket defter muhasebe kayıtlarına göre çıkacak borçlarından ve ihtilaflarından dolayı herhangi bir borç ikrarına veya hesap mutabakatına yahut sair herhangi bir delil ve belge ibrazına gerek olmaksızın sadece şirketin defter ve kayıtları delil teşkil edecektir" şeklinde hükümler bulunmaktadır. Mahkemece; davalı şirketin, dava konusu poliçelere ilişkin tahsil edilmeyen primlerden dolayı davacı acenteden alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığına göre, davalı şirketin defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki uyuşmazlıkta delil olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 23.06.2006 tarihli bilirkişi heyetinin raporuna göre davacının icra takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL, 16.06.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre ise 12.426,87 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Davacının davalı şirkete gönderdiği ve bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesine uygun olarak poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyaları ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacı bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmamıştır. Bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin yukarıda anılan diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeylnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu kural olarak kabul edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 23/01/2012 KLY