İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 04/02/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/59 Esas 2025/840 Karar sayılı ilamına karşı , davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..., ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarına belirli dönemlerde araç kiralayan, sekt…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2519 KARAR NO: 2026/413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/09/2025 NUMARASI: 2024/59Esas - 2025/840Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 04/02/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/59 Esas 2025/840 Karar sayılı ilamına karşı , davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..., ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarına belirli dönemlerde araç kiralayan, sektörün ileri gelen kiralama şirketi olduğunu, ... Otomotiv ise ... marka araçların üretimini ve satışını yapan ülkenin ileri gelen şirketi olduğunu, davalı ...ın ise ... marka araçların satışını yapan ...'de bulunan bayi olduğunu, davacı yine kamu kurumuna araç kiralamak amacıyla ...'de Kadirli 2.Noterliğinde yapılan satış sözleşmesi gereğince davalılardan... plakalı, ... marka, ... tipli ... model aracı satın aldığını, bu uğurda davalı ... 13/10/2022 tarihli, 630.000-TL bedelli faturayı düzenlediğini, davacı davalılardan aracı satın aldıktan sonra 04/07/2022 tarihli, ...sayılı ihalesi gereğince 01/09/2022-2024 tarihleri arasında şoförlü olarak ... Belediyesine kiraladığını, davacıya ait aracın çalışmadığının/ arıza yaptığının bilgisinin edilmesi üzerine derhal/hemen ... marka araçların ...'taki yetkili servisi dava dışı ... A.Ş.'ye götürüldüğünü, arıza için kayıt işlemleri yapıldığını, garanti süresinin devam etmesi nedeniyle...'e arızanın ihbarının yapıldığını, akabinde yetkili servis tarafından sözlü olarak aracın üretiminden kaynaklanan motor arızasının tespit edildiğini, garanti prosedürünün uygulanacağını, araçta meydana gelen motor arızasının onarılması için yedek parçaların sipariş verildiğini, arızanın yetkili servis tarafından garanti prosedürü gereğince ücretsiz olarak onarılacağının (yedek parça ve işçilik bedeli ödenmeksizin) belirtildiğini, davacıya ait aracın yedek parçalarının gelmesi üzerine dava dışı yetkili servis tarafından onarımın tamamlanması üzerine davacının aracını 27/07/2023 tarihinde/ tam 86 gün sonra aracını teslim aldığını, akabinde davacı tarafından davaya konu aracın 04/07/2022 tarihli, ... sayılı ihalesi gereğince 01/09/2022-2024 tarihleri arasında şoförlü olarak ... Belediyesine kiralanmış olması nedeniyle ve kamu hizmetinin aksamaması amacıyla dava dışı araç kiralama işi yapan ...Ltd Şti'den aynı marka ve modellerde araç kiralandığını, davacının aracı yetkili servise teslim ettiği tarihten teslim aldığı 27/07/2023 tarihine/ 86 güne kadar aracını kullanamadığını, bu uğurda da anılan sözleşme gereğince anılan araç kiralama şirketinden 20/10/2023 tarih, ... fatura numaralı, 154.800TL bedelli faturasını ödemek zorunda kaldığını beyanla davanın kabulüne, davacıya ait aracın gizli ayıplı olması nedeniyle misliyle değiştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1,00-TL araç kiralama bedeli, hak mahrumiyeti bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, terditli davanın kabulüne, ilk talebin kabul görmemesi halinde terditli olarak fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 1,00-TL gerçek değer kaybı bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalılara tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin davacı ile arasında herhangi bir satım akdi bulunmadığını, diğer yandan, satıcı ile üretici ya da ithalatçının müteselsil sorumluluğunun sadece 6502 sayılı Kanun'da tüketiciler lehine düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta 6502 sayılı Kanunun uygulama alanı bulamayacağını, ayrıca, anılan müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hizmet akdi de bulunmadığını, bu itibarla, imalatçı olan müvekkili firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu aracın satıcısının, müvekkili şirket ... A.Ş olmadığını, müvekkilinin dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının terditli talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksikliğin söz konusu olmadığını beyanla öncelikle husumet nedeniyle, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan iş bu davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında; dava konusu ... marka, ...model, ... tipli ... plaka sayılı aracın davalı ... A.Ş. tarafından üretildiği, davalı ...A.Ş tarafından davacıya satıldığı tarafların kabulündedir. Düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre dava konusu araçtaki motor arızasının ayıplı bir durum olduğu, ayıbın basit bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek bir arıza olmadığı, ayıpların aracın satış öncesinde araçta var olduğunun yüksek muhtemel olduğu ve ayıpların gizli ayıp şeklinde olduğu, sıfır bir araçtaki yukarıda tespit edien arızaların kalıcı olarak giderilmesinin pek mümkün olmadığının anlaşıldığı, Araçtaki hasarın motor ve buna bağlı bileşenlerde olması nedeni ile, hasarın araç değerinin büyük bir kısmını oluşturduğu ve durumun önemli bir orantısızlık oluşturduğu, arızaların sürekli olarak devam etmesi ve farklı arızaları da beraberinde getirmesinin anlaşıldığı, buna istinaden zararların çok daha büyük olabileceği ve faydalarla orantısız hale gelebileceği, aracın çalışmadığı 10 gün için kira kaybının 2.790 TL olarak hesaplandığı, araç arızası nedeniyle yapıldığı anlaşılan araç kiralamasına ilişkin davacı şirketin toplam 154.800,00 TL’lik ek maliyete katlandığı, buna istinaden dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi koşullarının yüksek muhtemel bulunduğu, dosya içerisinde toplanan tüm deliller, ayıplı araca ilişkin fatura, servis kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; aracın gizli ayıplı olduğu, kullanımla birlikte zaman içinde tespit edilen bu ayıbın oluşumunda davacı alıcıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı, aracın satışı sırasında bu konuda davacılara bilgi verilmemesinin TBK'nun 225. maddede düzenlenen "satıcının ağır kusuru"nun sonuçlarını doğurur nitelikte olduğu, davalıların ayıp ihbar süresinin geçmiş olduğuna ve üretici davalının husumet itirazına itibar edilmesinin mümkün olmadığı. davacıların yasadan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanma koşullarının oluştuğu, bu kapsamda davacıların terditli ilk talebi olan aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmekte haklı olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne, dava konusu ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, 157.590,00-TL araç kiralama bedeli/ hak mahrumiyeti bedelinin 08/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacıların terditli ilk talebi olan dava konusu aracın misli ile değiştirilmesine ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi nedeni ile davacıların zararın giderilmesine yönelik terditli ikinci talebi hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar vermek gerekmiş,,," gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile;1- ...A.Ş. Tarafından ... Ltd. Şti.' ne 13.10.2022 tarihli kesilen e-arşiv faturasında söz konusu aracın 630.000TL bedel ile ... plakalı Motor No ... Markası ... Şasi No ... Model /Renk .../ Beyaz Silindir Hacmi 1995 cm3 Tipi / Ticari Adı ... Motor Gücü 121 kW aracın ayıptan ari bir yenisiyle değiştirilmesine, bu doğrultuda mezkur ayrıntıları belirtilen marka, tip ve modeldeki ayıptan ari bir aracın davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ... sayılı plakalı aracın davacı tarafından davalılara her türlü takyidattan ari şekilde iadesine, edimlerin birlikte ifasına, 2-157.590,00-TL araç kiralama bedeli/ hak mahrumiyeti bedelinin 08/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalılar vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Herhangi bir şekilde ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirket... AŞ.'ye husumet yöneltilmesi hatalı olup, kurulan hüküm hatalı olduğunu, müvekkil şirket ... A.Ş.nin Davacı ile arasında herhangi bir satım akdi bulunmadığını, diğer yandan, satıcı ile üretici ya da ithalatçının müteselsil sorumluluğu sadece 6502 sayılı Kanunda tüketiciler lehine düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta 6502 sayılı Kanun uygulama alanı bulamayacağını, ayrıca, anılan müvekkil ile Davacı arasında herhangi bir hizmet akdi de bulunmadığını, bu itibarla, imalatçı olan müvekkil firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın husumet yönünden reddi gerekirken kabul kararı hatalı olduğunu, gerçekten, TTK m.23 atfıyla TBK m.207 vd. hükümlerinde de, malın ayıbı nedeniyle sorumlu tutulan sadece satıcı olup, satış sözleşmesinin tarafı olmayan imalatçının müteselsil sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığını, gerçekten, alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK m.227 hükmünde, söz konusu seçimlik hakların sadece satıcıya yöneltilebileceği belirlenmiş olup, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmemiş olduğu gözden kaçırılmaması gerektiğini, dava konusu aracın satıcısı, müvekkil şirket ... A.Ş. olmayıp, anılan müvekkil şirket dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, söz konusu müvekkil şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükarda husumet yönünden anılan müvekkil şirket lehine reddi gerektiğini, dava konusu araç ticari garanti şartlarına tabi bulunduğunu, ... Garanti ve Servis Kılavuzunda belirtildiği üzere, satın alınan ... aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde, "Ticari Garanti Şartları" (... A.Ş.den celbini talep ederiz) geçerli olacak ve malın garanti süresi içinde, gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde, işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamiri yapılacağını, görüldüğü üzere, ticari garanti kapsamında, müvekkil şirketler, sadece aracın ücretsiz onarımından sorumlu olup, ticari bir satım söz konusu olduğu için, işbu davada davacının, aracı satın alırken kabul etmiş olduğu ticari garanti esasları gereği hiçbir zaman için araç değişimi veya değer kaybı ya da araç kiralama bedeli/hak mahrumiyeti bedeli talep etme hakkının bulunmadığı gözden kaçırılmaması gerektiğini, bununla birlikte, dava konusu araçta hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı için müvekkil şirketlerin sorumluluğuna gidilmesi ise esasen mümkün olmadığını, dava konusu ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik de söz konusu olmadığını, ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen TBK m.219 uyarınca ayıptan söz edilebilmesi için, ayıp sonucunda şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerektiğini, gerçekten, öğretide de, "satım akdinde kastedilen tahsis ve kullanma yönü bakımından onun değerini veya elverişliliğini kaldıran veya azaltan bir eksiklik bulunmalıdır" (Tandoğan, H., Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Cilt I/1 s. 166). Bu açıdan malın değeri düşmediği ve kullanılmaya elverişliliği etkilenmediği sürece, bir özürden bahsetmek mümkün bulunmadığını, nitekim doktrinde malın ayıplı sayılabilmesi için ayıbın önemli olması, şeyin değerinin veya elverişliliğin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerektiği, önemsiz ayıplardan dolayı ise satıcının sorumlu tutulamayacağı ifade edildiğini, somut olayda, 21/07/2023'de dava konusu araç 27844 km'de iken ücretsiz olarak motor değişimi yapılarak sorunlar kalıcı olarak çözüldüğünü, motor değişimi yapıldıktan sonra ise müvekkil şirket kayıtlarına göre dava konusu araç yaklaşık 71233 km yol yapmış olup, geçmişte yaşadığu motor yağına su karışması başta gelmek üzere herhangi bir motor arızası gözlenmediğini, gerçekten de dava konusu araç en son 27.11.2024'de 99077 km'de iken bakım için yekili servise giriş yaptığını, onarımla giderilmesi mümkün olan şikayetler bakımından araç değişiminin istenemeyeceği yargı içtihatları ile sabit olduğunu, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, alıcılar için tanınan "bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme" şeklindeki seçimlik hakların, ayıbın ağırlığı ve/veya büyüklüğü dikkate alınarak TMK m.2.deki iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği kabul edildiğini, dikkat edilirse, TBKda tanınan seçimlik haklar da, ayıbın ağırlığına göre belli bir sıralama içerisinde ifade edildiğini, açıklanan ve kamu düzeninden olan hususlar ile resen nazara alınacak hususlar da dikkate alınmak suretiyle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2025 tarih ve 2024/59E. 2025/840K. s.lı sayılı kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, davalılar tarafından sunulan istinaf dilekçesi cevap dilekçesinin tekrarı niteliğinde olduğunu, bu nedenle davalıların istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, tarafların iddia ve beyanları ile usul ve yasaya uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalıların istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, taraflar arasında satışı gerçekleştirilen ticari aracın ayıplı olması ve ayıpsız misli ile değişim seçimlik hakkının kullanılması istemine ilişkindir. Davacı davalı ...A.Ş'den 13.10.2022 tarihinde ... model sıfır ... marka ticari araç satın aldığını, aracın ayıplı çıktığını bundan dolayı aracın ayıpsız misliyle değişimini, aracın serviste kaldığı günler karşılığı doğan araç kiralama bedelinin davalılardan talep ettiği görülmüştür. Somut olayda tarafların tacir oldukları, davacının arıza nedeniyle 23.11.2022 tarihi ile 22.12.2023 tarihi arasında değişik tarihlerde 13 defa servise başvurduğu, davanın davacı tarafından 22.01.2024 tarihinde açıldığı görülmüştür. Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, 4). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr...., Av. ...Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur. Davaya konu araçta defalarca kez servise gittiği, araçtaki arızanın artarak devam ettiği, arızanın başka arızalara neden olduğu, motor arızasının gizli ayıp olduğu bilirkişi heyeti tarafından belirlenmiş olup onarımın orantısız olacağı, sıfır araç alan davacının bu ayıba katlanmasının beklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık gizli ayıptan dolayı davalıların sorumlu olup olmadıkları, davacının talep edebileceği zarar kalemlerinin neler olduğu noktalarında toplandığı görülmüştür. Dosyada aldırılan bilirkişi heyet raporunda araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp olduğu belirtilmiş olunup davacının ayıptan dolayı aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini ve bu aradaki araç mahrumiyet bedelini talep ettiği görülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK.223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK.231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez. Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar). Yukarıdaki madde hükümlerinde de görüleceği üzere üreticinin yada ithalatçının satılan üründe var olan ayıplara ilişkin olarak alıcıya karşı sorumluluğuna dair bir düzenleme mevcut olmayıp alıcının tüm seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanacağı düzenlenmiştir. Davalı... A.Ş aracın üretici konumunda olup davacının aracı davalı ... A.Ş'den satın aldığı sabittir. Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/5083 Esas 2021/5398 Karar) Bununla birlikte davaya konu araç 13.10.2022 tarihinde satın alınmış olunup garanti süresinin 2 yıl olduğu davaya konu ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıktıkları görülmekle davalı... A.Ş Şirketinin ayıplı maldan dolayı sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3676 Esas 2023/7549 Karar) Tüm bu nedenlerle araç mahrumiyetine dair bilirkişi heyetinin hesaplaması ve davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalıların tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/59 Esas 2025/840 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 53.800,00 TL karar ve ilam harcından davalıların peşin olarak yatırdığı 13.450,00 TL harcın mahsubundan sonra geriye eksik kalan 40.350,00 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına Davalılar tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 18/02/2026