7. Hukuk Dairesi 2011/6504 E. , 2012/1374 K. "İçtihat Metni" Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, yetki belgesine dayanılarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece miras bırakanın mirasçısı bulunmadığı gerekçesiyle Hazine'nin tek mirasçı olduğuna ilişkin mirasçılık belgesi verilmiş ise de, yapılan araştırm
**7. Hukuk Dairesi 2011/6504 E. , 2012/1374 K.** **"İçtihat Metni"** Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, yetki belgesine dayanılarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece miras bırakanın mirasçısı bulunmadığı gerekçesiyle Hazine'nin tek mirasçı olduğuna ilişkin mirasçılık belgesi verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Mirasçılık belgesi, mirasçıların miras bırakanla soybağı ilişkisini ve miras paylarını gösteren bir belgedir. Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davaların kural olarak hasımsız olarak açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Hukuki yarar bulunması koşulu ile bu tür davaların uyuşmazlık çıkaran kişiler hasım gösterilmek suretiyle hasımlı olarak açılması ve çekişmeli yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması da mümkün bulunmaktadır. Bunun yanında çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olduğundan hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Tarafların iddia ettikleri olaylar ve öne sürdükleri deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Buna karşılık çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise resen araştırma ilkesi uygulanır. Hasımsız açılan bu tür davalar sonucunda verilen kararlar kesin hüküm oluşturmayacağı gibi açılacak bir iptal davası sonucunda her zaman değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 30'uncu maddesinde; doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Nüfus kayıtlarında düzeltme kararı verme görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini aştığı, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girdiği gözetildiğinde maddede belirtilen doğum ve ölüme ilişkin kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde kayıt aksinin her türlü delille kanıtlanabileceğine ilişkin hükmün ancak Asliye Hukuk Mahkemelerinde ve kayıt düzeltme davalarında uygulanabileceği, dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemelerince mirasçılık belgesi verilmesi veya verilmiş bir mirasçılık belgesinin iptali istemi ile açılmış davalara kaydın doğru olmadığını araştırılamayacağı, kesinleşmiş bir kayıt düzeltme kararı veya kayıt aksini gösterir tespit kararı bulunmadıkça delil toplanarak kayıt aksine karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Aynı kanunun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasında da altsoyu olmadan ölen miras bırakanın mirasçısının ana ve babası olduğu, bunların mirastan eşit pay alacakları, ikinci fıkrasında miras bırakandan önce ölen ana ve babanın her tabakada halefiyet yolu ile altsoyu tarafından temsil olunacakları, bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı taktirde bunun payının diğer tarafın mirasçılarına geçeceği, 441'inci maddesinin birinci fıkrasında altsoyu, baba ve anası ve bunların altsoyu bulunmaksızın ölen kişinin mirasçısının büyük babası ve büyük anası olduğu, bunların mirastan eşit pay alacakları, ikinci fıkrasında miras bırakandan önce ölen büyük baba ve büyük ananın, sağ kalan eş bulunmadığı taktirde her tabakada halefiyet yoluyla mirasçı olan altsoyu tarafından temsil olunacakları, dördüncü fıkrasında baba ve ana tarafından olan büyük baba veya büyük anadan biri altsoyu olmaksızın vefat ettiği taktirde payının aynı taraftaki mirasçılara, baba ve ana tarafından olan büyük baba veya büyük ana altsoy bırakmaksızın vefat ettikleri taktirde bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara geçeceği, 448 inci maddesinde de mirasçı bırakmaksızın ölen kişinin mirasının devlete kalacağı açıklanmıştır. Öte yandan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 31 ve devam eden maddelerinde kimlerin ölüm bildiriminde bulunabilecekleri, ölüm kaydının hangi hallerde nüfus kütüklerine işleneceği açıklandıktan sonra 33 üncü maddesinde ölmüş olduğu halde aile kütüklerinde sağ görülenlere ait ölüm tutanaklarının, ölüm olayını gösterir belge ile başvurulması halinde nüfus müdürlüklerince düzenlenerek gerekli işlemin yapılacağı, herhangi bir belge ibraz edilememesi durumunda ölüm beyanının doğruluğunun nüfus müdürlüklerince araştırıldıktan sonra düzenlenecek ölüm tutanağının mülkî idare amirinin emri ile işleme konulacağı, bu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliğin 69 uncu maddesinin 3 üncü bendinde de ölüm bildirimi sırasında herhangi bir belge verilemediği takdirde; ölünün hısımlarının ve ölüm olayını bilenlerin kimlikleri ile yerleşim yeri adreslerinin tespit edileceği, bu belgelerin mülkî idare amirliği aracılığı ile güvenlik makamlarına gönderilerek kişinin ölümünün araştırılmasının isteneceği, kütüklere ilgilinin ölüm araştırmasının yapıldığı açıklamasında bulunulacağı, bu araştırma sonuçlanıncaya kadar kayıt üzerinde işlem yapılamayacağı, kişinin öldüğünün tespit edilmesi halinde ölüm olayının aile kütüğüne tescil edileceği, hakkında araştırma yapılan kişinin sağ olduğunun anlaşılması halinde ise yapılan açıklamanın silineceği, 4 üncü bendinde de Genel Müdürlükçe, MERNİS ve Adres Kayıt Sisteminde yer alan bilgilerden yararlanılarak uzun süredir işlem görmeyen ve ölü olması muhtemel olup da aile kütüklerinde sağ görülenlerin araştırılmasının, üçüncü fıkrada belirtilen usule göre nüfus müdürlüklerine yaptırılacağı belirtilmiştir. Bütün bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde nüfus kütüğünde kayıtlı ve sağ görünen kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Nüfus Müdürlüklerince ölüm araştırması yapılması ve buna ilişkin açıklama yazılarak kütükteki kaydın kapatılmış olması bu sonucu değiştirmez. Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan ...’ın İstanbul Fatih ilçesi, Mercan Mahallesi Cilt:86, Hane:309’da nüfusa kayıtlı olduğu, 22.12.1996 tarihinde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlükte olduğu tarihte dul ve çocuksuz olarak öldüğü, eşi Şükran’ın 22.12.1995 tarihinde, babası ... ...’in 1924 yılında, kardeşi ... ...’ın da 02.01.1925 tarihinde miras bırakandan önce öldükleri, annesi ...’nin kaydının bulunamadığı, ölü olup olmadığının bilinemediği, baba kolundan büyükbabası Selim ...’ın da kaydının bulunamadığı, büyük annesi ...’ün davacı ile aynı yerde nüfusa kayıtlı olduğu ve Nüfus Müdürlüğünce ölüm araştırmasının yapılması nedeniyle kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve miras bırakanın eş ve altsoyunun bulunmadığı, babası ... ... ile kardeşi ... ...’ın da kendisinden önce öldüğü gözetildiğinde öldüğü delillerle belirlenmedikçe mirasın tamamının miras bırakanın annesi ...’ye kalacağı, ...’nin ölü olduğu belirlense dahi dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre miras bırakanın baba kolundan büyük annesi ... sağ göründüğünden ve ölüm araştırmasının yapılması ve kaydının kapatılmış olması ölmüş olduğu sonucunu doğurmayacağından bu halde de ...’ün tek mirasçı olacağı, mirasın hiçbir şekilde hazineye kalmayacağı kuşkusuzdur. Miras bırakanın annesi ...’nin ölü olduğuna ilişkin dosyada bir delil ve belge bulunmamaktadır. Mahkemece de bu konuda bir araştırma yapılmamıştır. Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davanın sonucuna etkili olduğu gözetilerek davacıdan miras bırakanın annesi ...’nin, ...’nin ana ve babası ile kardeşlerinin, baba kolundan büyük babası ... ...’ın nüfusa kayıtlı olup olmadıklarının, ölmüşlerse ne zaman öldüklerinin sorulması, varsa bu konuları ispat için göstereceği delillerin toplanması, davanın resen araştırma prensibine tabi olduğu gözetilerek bu konuların zabıta aracılığıyla mahkemece de araştırılması, hakkında ölüm araştırması yapıldığı anlaşılan miras bırakanın büyük annesi ... hakkındaki araştırma sonucunun Nüfus Müdürlüğünden sorulması, gerekirse araştırma sonucunun beklenmesi, sonuçlandığı taktirde ...’ün yeni nüfus kaydının getirtilmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile ve mevcut kayıtlar aksine yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 108,40 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.