T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/312 - 2026/490 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/312 KARAR NO : 2026/490 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2025 NUMARASI : 2025/143 E. - 2025/501 K. DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Men'i , Ticaret Unvanı terkini , Alan adı İpt…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/312 - 2026/490 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/312 KARAR NO : 2026/490 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2025 NUMARASI : 2025/143 E. - 2025/501 K. DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Men'i , Ticaret Unvanı terkini , Alan adı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2025 tarih ve 2025/143 E. - 2025/501 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, müvekkillerinden ... Holding A.Ş'nin "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkillerinin ticaret unvanlarının çekirdek unsurunun da aynı ibareden oluştuğunu, davalının "..." ibareli dava konusu kullanımlarının müvekkilinin markasına ve her iki müvekkilinin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalının müvekkilinin markalarında haberdar olduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan davalının bu tanınmışlıktan faydalanmak amacıyla kötü niyeti olarak dava konusu kullanımları gerçekleştirdiğini, gönderilen ihtar sonrası davalının ihlal oluşturan kullanımlarına son vereceğini taahhüt etmesine rağmen devam ettiğini ileri sürerek, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen marka kullanımının, müvekkillerinin markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması ve men’i ile davalının “...” ibaresini markasal kullanımının her türlü mecrada durdurulmasına, davalıya ait "https://....net/" internet sitesine erişimin engellenmesine ve alan adının iptaline, davalının "..." ibaresini esas unsur olarak içeren ticaret unvanının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı bir davranışının bulunmadığını, kurulduğu 01.08.2006 tarihinden bu yana "..." ibaresini tescilli ticaret unvanı olarak kullandığını, davacının markalarının müvekkilinin kuruluş tarihinden sonra tescil edildiğini, davacının 09.10.2018 tarihli ihtarına gönderilen cevapta "... A.Ş." ibaresinin marka gayesi ile kullanılmadığının, web sayfasının tasarımı sırasında yapılan kısıtlamadan ileri geldiğinin açıkladığını, internet sitesinin revize edilerek davacının talebinin yerine getirildiğini, internet sitesi içerisinde "... ... A.Ş." ibaresinin yer aldığını, iletişim bölümüne ve sayfa altlarına “İstanbul merkezli ... Holding ile bir bağımız yoktur” ibaresinin eklediğini, davacı müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunu kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacılardan ... Holding yönünden açılan davada; davacı tarafın marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağı, davalı tarafın “... A.Ş., ... ... inşaat Taahhüt, ... ... A.Ş.” şeklindeki markasal kullanımları ile davacının "...","..." esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama tüketici kesimi tarafından taraf markaları arasında benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği, her iki taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan davalının eyleminin marka tecavüzü şeklinde oluştuğu, davacının tescilli markalarının kapsamında yer alan 37.sınıf inşaat hizmetleri ile davalının sunmuş olduğu hizmetlerin aynı, aynı tür olduğu, “... A.Ş., ... ... inşaat Taahhüt, ... ... A.Ş.” ibarelerinin davalının ticaret unvanı kullanımından farklı olduğu, bu çerçevede davalı tarafından sunulan hizmet bakımından tüketici nezdinde markasal bir algı oluşturabileceği, internet sitesinde iletişim sekmesi altında yer alan “İstanbul Merkezli ... Holding ile bir bağlantımız yoktur” yönünde yapılan açıklamanın markalar arasında karışıklığı giderecek düzeyde olmadığı, taraf markalarında asli unsur olarak yer alan ... ibaresinin genel izlenim itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, davalının alan adı tescili ve kullanımı davacının önceki tarihli tescilli markalarından daha sonra olduğundan ve bu tescil ve kullanım ile davacı markaları arasında iltibas oluştuğundan SMK 7/3-d kapsamında davalının alan adının da iptali gerektiği, Seğmenler Vergi dairesinin 18/07/2025 tarihli yazısında davalı firmanın fiili faaliyet konusunun 18.02.2014-14.07.2016 tarihleri arasında "sıvı yakıtlar ve bunlarla ilgili ürünlerin toptan ticareti" faaliyetinden ; 14.07.2016 tarihinden itibaren "ikamet amaçlı binaların inşaatı(ahşap binaların inşaatı hariç)" faaliyeti olduğunun belirtildiği, dosya kapsamında davacı firmanın inşaat hizmetleri faaliyetinde bulunduğu anlaşılsa da ve ayrıca davalının ticaret unvanının klavuz unsuru ... ibaresi ile davacının tescilli " ... " ibareli markaları ve ... Holding Anonim Şirketi nin klavuz unsuru ... arasında iltibas düzeyinde benzerlik gösterse de dava tarihi 16/03/2021 olduğundan davalının ticaret unvanı tescilinden sonra 5 yıllık süre geçtiğinden dolayı( MK 2.nci madde kapsamında dava tarihine kadar sessiz kalındığından) ticaret unvanı terkini talebi bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı, davacılardan ... İNŞAAT yönünden açılan davada, dava tarihi 16/03/2021 itibariyle davalı ticaret unvanı tescilinden sonra 5 yıllık süre geçtiğinden( MK 2.nci madde kapsamında dava tarihine kadar sessiz kalındığından) sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı, haksız rekabet yönünden de dava tarihi 16/03/2021 itibariyle davalı ticaret unvanı tescilinden sonra 5 yıllık sürenin geçtiği ( MK 2.nci madde kapsamında dava tarihine kadar sessiz kalındığı) gerekçesiyle, davacılardan ... Holding Firması yönünden davalı firmaya karşı açılan haksız rekabet istemli davanın reddine, davacılardan ... Holding Firması tarafından davalı firma aleyhine açılan marka tecavüzü istemli davanın kısmen kabulüne, davalı firma eyleminin davacılardan ... Holding Firmasına ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, men'ine, davalıya ait www.....net alan adının iptaline, ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın reddine, davacılardan ... İnşaat Firması yönünden tescilli ticaret unvanına bağlı davalı firma aleyhine açılan davanın reddine, 16/04/2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının davacılardan ... Holding firması yönünden karar kesinleşmesine karar devamına, diğer davalı ... İnşaat firması yönünden dava reddedildiğinden bu firma açısından ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili tarafından daha önce davalı firmaya ihtarname gönderilerek marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımların durdurulması, bi daha kullanıma konu edilmeyeceğine dair taahhütte bulunulmasının talep edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile kullanımlarda değişiklik yapılacağının, kullanımın durdurulacağının, gerekli taahhütte bulunulacağının bildirildiğini, buna rağmen taahhüt gönderilmediğini, web sitesinin davalı tarafından kullanıma kapatıldığını ancak davadan kısa süre önce yeniden kullanıma devam edildiğinin fark edildiğini, davalının aynı faaliyet alanında ticaret unvanı ve internet ortamındaki kullanımlarının müvekkilinin markaları ile iltibas yaratacak nitelik taşıdığını, davalının bu ibareyi tesadüfen seçtiğinin söylenemeyeceğini, eylemin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yararlanma gayesi ile yapıldığını, aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ticaret unvanını iltibas yaratacak şekilde kullanmasının kötüniyetli olduğunu, bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybıdan uğranıldığının kabul edilemeyeceğini, mahkemece davalının marka tecavüzü teşkil eden kullanımının durdurulması, men'i, alan adının iptali yönünde karar verildiği halde ticaret unvanı terkini ve haksız rekabete dayalı iddiaların sessiz kalma gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak haksız rekabet ve unvan terkini taleplerinin reddine ilişkin kısım yönünden kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibaresi kullanımının markasal nitelik taşımadığını, marka tecavüzüne dayalı taleplerin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının bir parçasını kullandığını, mal ya da hizmet üzerinde markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullanılmadığını, eylemin ticaret unvanının dürüst biçimde kullanımından ibaret olduğunu, müşteri kitlesi, ticari ölçeği ve piyasadaki konumu tamamen farklı olan şirketler arasında tüketicilerin işletmesel ve ekonomik bağlantı kuracağı varsayımının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticaret siciline 2006 yılında tescil edildiğini, o tarihte davacıların tanınmışlık kazanmadığını, müvekkili tarafından varlığının dahi bilinmediğini, davalı markalarının 2014 yılında tanınmış marka olarak tescil edildiğinde müvekkilinin ticaret unvanının 8 yıldır kullanılmakta olduğunu, davacının ihtarından sonra müvekkilinin iyiniyetinin göstergesi olarak ticaret unvanı kullanımını "... ... A.Ş." olarak değiştirdiğini, internet sitesine “İstanbul merkezli ... Holding ile bir bağımız yoktur” ibaresinin eklediğini, buna rağmen mahkemece alan adının iptaline karar verilmesinin orantısız olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olarak teknik sınırların ötesinde hukuki değerlendirmeler içerdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men'i, alan adı iptali ve ticaret unvanı terkini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı ... Holding A.Ş yönünden tescilli ticaret unvanına ve markalara, diğer davacı yönünden ise sadece tescilli ticaret unvanına dayalı olarak işbu davanın açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2828 E-2020/1294 K sayılı ilamı ve YGHK'nın 2017/11-1298 E- 2019/335 K sayılı ilamlarında açıklandığı biçimde ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda, davalının inşaat hizmetlerindeki "..." ibareli kullanımlarının, davacı ... Holding A.Ş.'nin 37.sınıfta tescilli "..." ibareli markaları ile karıştırılma ihtimali yaratacağından marka tecavüzü teşkil ettiği, öte yandan davalı Şirket'in 27/07/2006 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacıların Ankara 30. Noterliği 09.10.2018 tarihli 10767 Yevmiye numaralı ihtarnamesine kadar yaklaşık 12 yıl süreyle davalının ticaret unvanı kullanımına karşı çıkmadıkları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin TMK'nın 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre ihale sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınamayacağı, bu duruma göre, mahkemece davacıların, davalının dava konusu ticaret unvanını kullanımına sessiz kaldıkları kabul edilerek, davacı ... Holding A.Ş.'nin ticaret unvanı terkini talebinin ve davacı ... İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin ticaret unvanına dayalı taleplerinin sessiz kalma nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.