İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:01/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2026 tarih ve 2024/143 Esas 2026/33 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, ... Ltd. Şti’nin kurucusu, ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başka…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/501 KARAR NO: 2026/653 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/01/2026 ESAS NO: 2024/143 KARAR NO: 2026/33 DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:01/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2026 tarih ve 2024/143 Esas 2026/33 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, ... Ltd. Şti’nin kurucusu, ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olduğunu, davalı şirket sözleşmesi ile kendisine verilen görev yetkileri kullanmaması hususunda diğer ortaklar olan ..., ... ve şirkette müdürlük görevini yürüten ortak ...’nin babası olan ... tarafından baskı, mobbing, hakaret ve görevi yaptırmamak için fiziki engelleme yapılmakta olduğunu, bu hususta davacının söz konusu ortaklığı devam ettirmesi olanaksız olduğu gibi, işbu ortaklığın devamı konusunda da herhangi bir hukuki yahut fiili yarar kalmamış olduğunu, A-) davacı yöneticilik görevini fiilen icra edemez hale gelmiş olup; 6102 Sayılı TTK’da düzenlenen "şirket ortaklığından çıkma"nın hukuki şartları gerçekleşmiş olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Çıkma ve Çıkarılma başlıklı 639.maddesinin 2.fıkrası hükmünü amir olduğunu, Kanun koyucu haklı sebeplerin varlığı halinde, ortaklardan birinin mahkemeye başvurarak ortaklıktan çıkma talebinde bulunabileceğini düzenlemiş olduğunu, bu hususta .../.../..., haklı sebebi, “Ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler” olarak tanımlamış olduğunu, yine ..., haklı sebebi; “Ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır” şeklinde tanımlamış olduğunu, somut olayda, davalı şirket ortaklarının uzun süredir davalı şirketten uzaklaştırma çabası içerisinde olduklarını, bu hususta davacıya sürekli baskı ve mobbing uygulanmış, çeşitli hakaret ve dışlamalara maruz kalmış olduğunu, taraflarınca şirket ortaklarından ...’nin babası olan ve şirkette müdürlük görevi ifa eden ... hakkında tehdit ve hakaret sebebiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, söz konusu suç duyuruları 2023/73305 ve 77193 soruşturma numaraları ile derdest halde olduğunu, CBS dosyalarına sunulan whatsapp görüşme kayıtlarını ekte sunduklarını, görüşme kayıtlarından da görüleceği üzere, ... çeşitli tehdit ve hakaretler ile davalı şirketten uzaklaştırma çabası içerisinde olduğunu, öte yandan diğer şirket ortakları tarafından, davacının fabrikaya giriş çıkışı fiziki olarak engellenmekte olduklarını, davacının müdürler kurulu başkanı ve ortağı olduğu fabrikaya son 6 aydır giremediğini, salt bu husus dahi davalıların ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini ve ortaklık ilişkisinin devamı olanağının kalmadığı gözler önüne sermekte olduğunu, kaldı ki şirket ortakları, davacının müdürler kurulu başkanı olmasına rağmen; şirketteki tüm yetkilerini pasifize etmiş, davacının resmi ve özel kurumlar ve bankalar nezdindeki şirket temsil yetkisi elinden alınılmış, davacıdan habersiz ve gizli olarak genel kurul toplantı davetinde bulunmuş olduklarını, anılan şartlar göz önüne alındığı takdirde, davacının söz konusu şirket ortaklığının devamında hukuken ve fiilen herhangi bir fayda kalmamış olduğunu, davacı dışındaki diğer şirket ortakları davacının şirketten olan alacaklarının(tasfiye payı vs.) tahsilini imkansız hale getirmek için şirketi borçlandırıcı ve muvazaalı işlemler yapmakta olduğunu, Yargıtay “Haklı Sebep” kavramını vermiş olduğu bir kararında “ "Haklı sebep" ile kast edilen örneğin; şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi olarak sayılabilir.” İfadeleri ile tanımlamış olduğunu, somut olayda şirket ortaklarından olan ..., aynı zamanda ... Ltd. Şti’nin(Vergi No: ...) de kurucu ortağı olduğunu, Şirket ortağı ..., müdür olan babası ...’nin de yardımıyla, ... Ltd. Şti. şirketinden, söz konusu ... Şirketine düşük bedellerle mal aktarımı yapmakta olduğunu, Faturalardan ve fatura miktarındaki fahiş düşük bedellerden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklar ve müdür tarafından ... şirketinin içi boşaltılmakta, şirket fiilen iflasa sürüklenmekte olduğunu, bu sebeple davacının söz konusu şirket ortaklığının devamı olanağı kalmamış olduğunu (Aynı yönde; Yargıtay 11. H.D. 2015/9114 E. 2016/6883 K. 22.06.2016 T. sayılı ilamı) Davacının yöneticisi ve hissedarı olduğu şirketten olan hak ve alacaklarının hukuki koruma altına alınabilmesi için, şirkete tedbiren "temsil kayyımı" atanması elzem olduğunu, TTK m. 638/2 hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere kanun koyucu, çıkma davasının açılmasıyla birlikte şirkette yönetime katılamayan ortağın haklarının, mahkemece korunmasını düzenlemiş olduğunu, Doktrinde yeni TTK düzenlemesi ile getirilen bu değişikliğin bir ortağın ayrılmasıyla ilgili davada hukuken kesinleşmiş karara kadar, ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmamasını veya ortadan kaldırılmamasını ve ortakların haklarının zayi olmamasını amaçladığı görüşü hakim olduğunu, somut olayda davacı dışındaki şirket ortakları ve müdürün işbirliği ile şirket malvarlıkları düşük bedellerle ortakların şahsi şirketlerine geçirilmesi, davacının son 6 aydır şirkete alınmaması, usule ve kanuna aykırı olarak genel kurul toplantı davetinde bulunulması, davacının resmi ve özel kuruluşlar ve bankalar nezdindeki yetkilerinin hukuka aykırı olarak elinden alınması hususları göz önüne alındığında, söz konusu şirkette bulunan davacının alacaklarının korunması amacıyla şirkete yönetim kayyumu atanmasını talep ettiklerini, davalı şirketin diğer hissedarlarının şirketin içini boşaltmalarının önlenmesi ve şirket envanterine kayıtlı olmayan emtia ve teçhizatların gecikmeksizin tespit edilebilmesi ve kayıt altına alınabilmesi için "delil tespiti" ve "geçici hukuki koruma" talepleri bulunmakta olduğunu, 6100 sayılı HMK m. 400 uyarınca, diğer şirket ortaklarının envantere kayıtlı olmayan emtia ve teçhizatları, diğer hammadde ve makineleri kaçırmasının önüne geçmek amacıyla karşı tarafa tebliğat yapılmadan delil tespiti yapılmasını talep ettiklerini, detaylı şekilde izahına çalışıldığı üzere, davacı dışındaki ortaklar ve müdürlük vazifesini ifa eden ... tarafından, davacının söz konusu şirkette dışlanmış, şirkete girişi yasaklanmış, resmi-özel ve bankalar nezdindeki tüm yetkileri kaldırılmış, mobbing, baskı, hakarete uğratılmış, ayrıca şirketten ayrılma davası açılması ihtimaline karşı da şirketin içi boşaltılmaya başlanmış olduğunu, tüm bu sebepler uyarınca, TTK hükümleri uyarınca davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle, HMK m. 400 vd. hükümleri uyarınca karşı tarafa tebliğat yapılmaksızın tensiple birlikte "delil tespiti" yapılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile Şirkete Yönetim Kayyumu Atanmasına, Mahkeme aksi kanaate ise de TTK m.632/2 uyarınca, mahkemece uygun görülecek ihtiyati tedbirlerin alınmasına ve diğer geçici hukuki koruma hükümlerinin resen tatbikine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri uyarınca(tasfiyeden kaynaklı alacakları mahfuz kalmak kaydıyla) davacı ...'in haklı sebeplerle davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Davacı tarafın, dava dilekçesini kabul etmediklerini, Davacının dava dilekçesi açıkça hukuka aykırı olup, davacının davasının reddi gerekli olduğunu, davacının dayanaktan uzak, asılsız iddialarını kabul etmediklerini, söz konusu yersiz iddialarını, kabul etmediklerini, 08.05.2019 tarihinde tescil edilen ve Ticaret Sicil Gazetesi ... tarih ve Sayı:... sayılı gazetesinde ilan edilen ... Ltd. Şti ünvanlı şirkette, ... 500 Pay, ... 250 ... ise 250 adet pay sahibi olduğunu, ayrıca davacının, Şirket Müdürler Kurulu Başkanı olarak görev almakta olduğunu, Davacı; TTK MADDE 617 ve . Şirket sözleşmesi hükümleri gereğince bahse konu şirket her yıl olağan genel kurul yapması gerekirken 2019-2020-2021 ve 2022 yıllarında Olağan Genel Kurul yapmadığını, Davacı, şirket müdürler kurulu başkanı olarak üzerine düşen hiçbir vazifesini yerine getirmemiş, şirketi işleyişini sekteye uğratmış olduğunu, kurulduğu günden beri Genel Kurul Toplantısını yapmamış, davalı şirketin işleyişi için elzem olan kararları alamamış olduğunu, iş bu durumdan, mağdur olan diğer ortaklar ise davacı ...'e Kayseri 15. Noterliği ... Tarih ve ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile belirtilen Gündem Maddelerini Görüşmek üzere Genel Kurul Çağrısı ve Toplantısı yapmasını talep etmiş olduklarını, ancak davacı, ihtarnameyi tebliğ almış olmasına rağmen verilen süre içerisinde Genel Kurul Toplantısı yapmadığını, hal böyle olunca, davayı şirketin ortakları Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkeme'si 2024/18 Esas ve 2024 /93 karar sayılı ilamı ile Genel Kurul Çağrısı ve Toplantısı yapmak üzere yetki almış olduklarını, davacı her ne kadar; dilekçesinde görevini yapılmasına engel olunduğunu, baskı ve mobing yapıldığını iddia ediyor olsa da; izah edildiği üzere, davalı şirketin diğer ortakları tarafından bizzat göreve çağrılmış, ancak kendisi, bile isteye, söz konusu görevi yerine getirmemiş olduğunu, davalı şirketin diğer ortaklarının, davacıyı şirkete almama, şirkete girişini yasaklaması mümkün olmadığını, keza diğer ortaklar, davacının, şirketin yönetim organı olup, şayet davacı görevinde engellenirse, şirket organsız kalacağı ve işleyişini sekteye uğrayacağının bilincinde olduklarını, davalı şirket ortakları şirketin devamı için davacıyı, sunulan ihtarname ile bizzat görevine davet etmiş olduklarını, davacının, sadece soyut beyandan oluşan somut dayanaktan yoksun iddialarını kabul etmediklerini, davacının, davalı şirketteki müdürler kurulu başkanı olarak görevini yerine getirmemek ve şirket işleyişini zarara uğratmakla kalmayıp, davalı şirket olan ...Ltd.Şti ile ortakları aynı olan, dava dışı 2 şirketi dolandırmak suretiyle zarara uğratmış olduğunu, 25/02/2020 tarihinde ... Ltd.şti isimli kendi şirketini kurmuş olduğunu, davalı şirket dahil, ortakları aynı olan, bir nevi kardeş şirket olan ... ve ... isimli şirketlerden de, muhtelif zamanlarda paralar çekip, tek ortağı kendi olan ... Ltd.Şti'ye aynı gün ve aynı miktarları yatırmış, orada davalı şirkete ait olan paralar ile ticaret yapmış, şirket ortaklarının rızası olmadan hileli hareketler ile bizzat kendisine fayda sağlamış olduğunu, davacı aleyhine taraflarınca ...Lt.Şti adına; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/8543 esas sayılı Soruşturma Numarası ile şikayetçi olunmuş olduğunu, iş bu dosyanın Mahkemece celp edilmesini talep ettiklerini, yine davalı şirket olan ...Ltd.Ştin'den ortakların rızası dışında, çekmiş olduğu paraların hesabı yapılmak ve delilleri toplanmakta olduğunu, Hesap tamamlandıktan sonra detaylı olarak, Savcılık Suç Duyurusunda bulunulacak olup, Mahkeme'ye ilgili Savcılık Dosyasının derhal sunulacağını, davalı şirkette Müdür olarak görev yapan, ...’nin şirket hesaplarını incelerken ...'in davalı şirketten çektiği ve kendi şirketine yatırdığı paraları fark etmiş ardından, diğer şirketlerin hesabına bakıldığında diğer 2 şirkete de aynısını yapıldığının öğrenilmiş olduğunu, bunun akabinde şirketin parası ile kendisine menfaat sağlayan davacı, kendisine çok güvenen, şirketin diğer ortakları ve müdürleri için tam bir hayal kırıklığı yaşatmış olduğunu, aslında uzunca bir dönemdir, davacı tarafından aldatıldıklarını anlayan şirket müdürü ...; davacı tarafından yapılan ve konusu suç oluşturan bu haksız eylemlere karşı, davacıya yönelik ' '... kızım sizin her şeyiniz yalanmış 5 yıl boyunca beni nasıl kandırmışsın, sana helal olsun. Bir profesyonel gibi çalışmışsın ama unuttuğunuz bir şey var o da Allah. Benim paramı ay sonuna kadar getir, yoksa her gün gelir seni rezil ederim. Ay sonunu geçirme '' şeklinde mesaj gönderdiğini ancak bu mesaj içeriği, Savcılık tarafından da, herhangi bir suç unsuru ve tehdit unsuru taşımadığı gerekçesi ile Kovuşturmaya Yer Yoktur kararı verilmiş olduğunu, gerçekten de davalı şirketin müdürü, mesaj içeriğine dikkat edilecek olur ise; '... kızım' şeklinde giriş yaparak, aslında kendisine ne kadar güvendiklerini, ve hayal kırıklığına uğradıklarını ve devamında da haklı olarak, şirketten rızasız çekilen paraların taraflarına iadesini istemiş olduğunu, hal böyle olunca davacı; Savcılık makamında da suç unsuru teşkil etmediği tespit edilen, davalı şirketin temsilcilerinin uğradıkları onca haksız eyleme karşı, sitem etme ve paraların iadesini istemeden ibaret olan, cümleleri, kendini haklı çıkarmak ve Mahkeme'ye yanıltmak için kullanmakta olduğunu, Mahkeme'ce davacının asılsız beyanlarına itibar edilmemesini talep ettiklerini, Davacı iddiaları ve delilleri değerlendirildiğinde çıkma isteminin haklı sebebe dayanmadığı, somut dayanaktan uzak, asılsız iddialardan ibaret olduğunun açık olduğunu, en önemlisi de davacının, davayı açmakta kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, keza, yukarıda, bahsettiği üzere; davete rağmen şirketin genel kurul toplantısını, kuruluştan itibaren yapmayıp, şirket işleyişin sekteye uğratmış ve ortakların rızası dışında, davalı şirkette dahil, kardeş şirketlerin paralarını çekip kendi şirketine yatırmak suretiyle dolandırmış olduğunu, huzurdaki davada asıl mağdur olan davalı şirket olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasın ibaret olan bu davanın reddini talep ettiklerini, yönetim kurulunun şirketi iyi yönetmediği, temsil edemediği, ortaklığı zarara uğrattığı gibi iddialar sonucunda şirkete kayyım tayin edilmesi yargı kararları gereğince mümkün olmadığını, başka bir değişle organları iş başında olan bir şirket için yönetim kötülüğü nedeniyle kayyım atanmasına karar verilemeyeceğini, bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2019/1599 E. 2021/842 K. sayılı ilamının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi. 2016/1427 e. 2017/3461 K. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, hal böyle iken davalı şirketin organlarının yerinde olduğu, aktif faaliyetlerine devam eden, sermayesini koruyan bir şirket olduğu göz önüne alındığında, kayyum atanması için gereken şartlar oluşmadığından, huzurdaki davada davacının, haksız ve kötü niyetli talebini reddini talep ettiklerini, huzurdaki davada delil tespiti şartları sağlanmamış olduğunu, dava dilekçesi dikkate alındığında; davacının soyut beyanlarından başka somut ve en önemlisi davacının haklarını ileride tehlikeye düşürecek veya delillerin gösterilmesinde zorlukla karşılanacağı kuşkusu yaratacak herhangi bir durum mevcut olmadığını, davalı şirketin, faaliyetine devam etmekte olduğunu, hiçbir malını zararına olacak şekilde elden çıkarmadığını, varlığını korumaya çalışmakta olduğunu, davacı bizzat şuanda davalı şirketin müdürler kurulu başkanı olup, yasal olarak şirketin tüm envanter kayıtları, ticari defterleri, şirketin yönetimi ve işleyişini elinde tutmakta olduğunu, dilediği şekilde şirkette tespitler yapıp, kayıt tutacak yetkisi olduğu halde, delil tespiti talebinde hukuki yararı mevcut olmadığını belirterek, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının REDDİNE karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından ve tanıkların dinlenmesinden sonra davacının şirket ortaklığından çıkma isteğinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının tespiti için iddialar itibari ile inceleme yapılması amacı ile bilirkişi heyetinden 04/12/2024 tarihli kök ve 10/10/2025 tarihli ek raporlar alınmış ve raporlarda da belirtildiği üzere, şirketin maddi durumu yönünden sorun olmadığı ve şirketin borca batık olmadığı anlaşılmakla birlikte, ortaklar ile davacı arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, taraflar arasında soruşturma ve ceza davasının olması, tarafların bir araya gelme konusunda sorunları olması hep birlikte dikkate alınarak şirket ortaklığının devamının bu hali ile davacıdan beklenemeyeceği değerlendirilmiş, davacının davasında haklı sebeplerin var olduğu anlaşılmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile, davacının davalı şirket ortaklığından haklı sebeple TTK md 638/2 gereğince çıkmasına karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur. 1-Davanın KABULÜ ile, davacının davalı şirket ortaklığından haklı sebeple TTK md 638/2 gereğince çıkmasına..." dair karar verilmiştir. İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davcının uyuşmazlığın doğmasına bizzat kendini kusurlu davranışları nedeniyle sebebiyet verdiğini, mahkemece davacının kusurunu hiç tartışmadan giderlerinin davalıya yükletildiğini, davacının kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme ilamının yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma istemine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan delillere, alanında uzman bilirkişilerden aldırılan somut olayın özelliklerine uygun, denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında dava konusu olayda davacı ile diğer ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığının ve bunun sonucu olarak davacı tarafın şirket ortaklığından çıkması için haklı sebeplerin oluştuğunun anlaşılmasına, mahkemenin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmelerine göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, istinaf eden davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümünün reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı taraf vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davalı yan istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/01/2026 tarih ve 2024/143E - 2026/33K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 732-TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK'nın 361/1 Mad. uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2026