T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1-........ VEKİLİ : A…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1-........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2-........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 3- ........ DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; 14.01.2015 günü saat 16.00 sularında ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç Karapınar-Tilkili yolunun 16.800 km'sinde Karapınar yönünden Tilkili istikametine giderken karşı yönden gelen davalı sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç ile çarpıştığını, yolun lastik izleri dışındaki bölümü karlı, havanın sisli ve görüş mesafesinin 45-50 metreye düşmüş olmasıyla birlikte çarpışma sonucu yaralanma ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tarihinde müvekkilin ağabeyi ........ sevk ve idaresindeki araç; ........ adına kayıtlı olup ........ A.Ş. tarafından sigortalı, davalı ........ sevk ve idaresindeki araç ise ........ A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, yaşanan kaza üzerine Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını ve gereken incelemelerin yapıldığını, kaza sonucu müvekkilde oluşan maluliyet durumunun tespiti için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp A.B.D 'ndan 3 kişilik heyet tarafından hazırlanan raporda %7.1 kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) durumu tespit edilmiştir. Yine kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, son olarak, bahsi geçen dosyada 19/03/2024 tarihinde hazırlanan ek bilirkişi raporunda ........ için sürekli iş göremezlik yönünden 494.327,93 TL tazminat hesabı yapıldığını, mahkemece, sürekli iş göremezlik yönünden 67.772,82 TL maddi tazminata hükmedildiğini, eksik kalan ve hükmedilmeyen 426.555,11 TL maddi tazminat için işbu davayı açtıklarını belirterek davalarının kabulü ile müvekkilin sürekli iş göremezliğine ilişkin 426.555,11 TL maddi zararının tazmini için kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak müvekkile ödenmesine (Davalı her iki sigorta şirketinin de sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; Dava konusu trafik kazasının zamanaşımı süreleri geçtikten sonra dava açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, davacının aynı uyuşmazlık ile ilgili dava dosyası bulunmakta olup davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafından aynı kaza neticesinde aynı alacak talepleri ile açılmış Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyası bulunduğunu, ilgili dosyanın ... karar sayısı ile karara çıktığını, kararın istinafı üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi tarafından ... sayılı kararda kesin olarak istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verildiğini, açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, bedel artırımına muvafakatlerinin olmadığını, kısmi dava olarak ikame edilen dava türü sonradan belirsiz alacak davası olarak değiştirilemeyeceğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna dair dava dilekçesinde ifade mevcut olduğundan açılan dava kısmi dava sayılacağını, ıslah ile artırılan kısım olması halinde ıslah edilen kısım üzerinden davanın reddi gerektiğini, Davacı tarafından dosyaya sunulmuş 18/11/2019 tarihli ıslah talebi bulunduğunu, akabinde 27/02/2023 tarihinde yeniden ıslah talebinde bulunduğunu ve nihai olarak 15/11/2023 tarihinde ve nihai olarak 210/03/2024 tarihinde yeniden ıslah talebinde bulunduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde davacının dördüncü defa ıslah talep etmesi hukuken mümkün olmadığından davacının ıslah talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmeyerek, ıslah dilekçesinde de bu miktarı belirtip fazla hakkı olmadığını kabul ederek ilk tazminat miktarını benimsemiş ve bu bedel ile sulh ve ibra protokolü de imzaladığını, müvekkil şirketin usuli kazanılmış hakkının gözetilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil sigorta şirketi ancak ve ancak poliçe teminatlarından sorumlu olduğunu, dosyada yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, sigorta şirketi, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne %50 kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu 3.ihtisas dairesinden alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında değildir. kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte geçici bakıcı gideri tazminatının net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu ile kaza sonucu olayda meydana gelen zararın artmasına sebebiyet veren müterafik kusur durumunun farklı olgular olduğunu belirterek davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, kusura ilişkin itirazlarımız doğrultusunda dosyanın ATK'ya sevk edilmesine, eğer esas incelemesi yapılacak ise başvuru sahibinin güncel maluliyet durumunun tespiti için; ikamet ettiği yerdeki Üniversite hastanesine sevki sağlanarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik mülga:20/02/2019) hükümleri uygun olarak heyet raporunun alınmasına, eğer esas incelemesi yapılacak ise alanında uzman bilirkişilerce poliçe tanzim tarihi uyarınca geçerli mortalite tablosu dikkate alınarak azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, eğer esas incelemesi yapılacak ise TRH Mortalite tablosu ve %1,8 Teknik Faiz ile hesaplama yapılmasına, aksi kanaatte PMF hükümlerinin uygulanmasına, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesini, haksız davanın reddine, aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; Davacı yanın talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, zamanaşımının başlangıcı kaza tarihi olan 14.01.2015 tarihidir ve dava konusu kaza sebebiyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi 14.01.2023 tarihinde sona ermiş olup dava tarihi olan 02.05.2025 itibariyle zamanaşımına uğramış olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu davaya sebebiyet veren kaza neticesinde davacı malul kaldığı ve müvekkil sigorta şirketi tarafından tahsil edilmesi gerektiği talebiyle Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde talebin kısmen kabulü ile "Davacı ........ için hesaplanan 2.847,21 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatının, 67.772,82 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının, 2.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri olmak üzere toplam 72.620,03 TL maddi tazminata olay tarihi olan 14/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı her iki sigorta şirketininde sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere)" karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacı bu davada yeniden 426.555,11 TL daimi iş göremezlik tazminatı talep etmekte olup bu hali ile dava konusu talep adına kesin hüküm olduğu ve dava şartının bulunmadığının sabit olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ........ plakalı araç, müvekkil şirkete, 17.09.2014 - 2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 88079952 poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalarının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde azami 290.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, işbu dava konusu kazanın oluşunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde davacının gelirine ilişkin herhangi bir iddiada bulunamadığını, tazminat hesabında esas alınacak ücret, sunulan delillerden ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden tereddüde sebebiyet vermeyecek derecede açık ve net olarak tespit edilmiş olması gerektiğini, aksi halde ise; asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacılara sgk tarafından rücuya tabi daimî veya geçici iş göremezlik ödeneğinden bir ödemenin yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kalıcı iş göremezlik tazminat talebinin TRH+1.65 teknik faiz yöntemiyle hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, davacı tarafın müvekkil şirkete eksik evrakla başvuru yapmış olması nedeni ile müvekkil şirketin temerrüt tarihi dava tarihi olduğunu belirterek davanın esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ cevap dilekçesi ile, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, öncelikle trafik kazası sonucu zarar görenin zarar sorumlularına karşı dava hakkı "zararı" ve “tazminat” yükümlülerini öğrenmesinden itibaren başlayacak ve iki yılın dolması ile zamanaşımına uğrayacağını, zamanaşımının olay tarihinden itibaren işleyeceği sabit olup 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte olası bir tazminat noktasında kusur oranında sorumluluk söz konusu olduğunu, davacının daha önce üç kez islah talebinde bulunduğunu, HMK 176.maddesi 2.fıkrasında göre ikinci kez ıslah yoluna gidilemeyeceğini ancak davacı 4.kez ıslaha başvurduğunu, davacının ek dava açma hakkının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte her aşamada asgari ücrete göre yeniden hesaplma yapılması kabul edilebilir olmadığını, asgari ücrete göre yeniden revize edilen tazminat miktarına karşın sigorta şirketlerinin poliçe miktarının sabit kalması ve sadece poliçe miktarları oranında sorumluluklarına gidilmesinin de hukuki uygun olmadığını, davacının maluliyet raporu ise Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, araçta istiap haddi aşımı söz konusu olduğunu belirterek davanın usulden reddine, aksi kanaatte iseniz kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Dava konusu trafik kazasının 14/01/2015 tarihinde meydana geldiği, dava konusu olay sebebiyle Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı kamu davasının açıldığı , 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109/2 maddesi uyarınca maddi tazminat talebine ilişkin dava konusu olayın cezayı gerektiren bir fiilden doğması halinde ceza kanununun bu fiil için uzun bir zamanaşımı süresi ön görmüş olması halinde, davaya uzamış ceza zamanaşımı uygulanması gerektiğinden davacıların zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrendikleri tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza tarihinden başlayarak 10 yıl içinde dava talep ve haklarının zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmekle , dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. " şeklinde davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğramamış olup dava süresi içerisinde açıldığını, adalete erişim hakkının temel haklardan olduğunu, temel hak ve hürriyetlerin ancak yasayla kısıtlanabileceğini, dava açılmadan önce 13.03.2023 tarihinde KTK m.97 uyarınca kep üzerinden sigorta şirketlerine yapılan başvuru ile zamanaşımının kesildiğini, sigorta kuruluşuna başvurunun dava şartı niteliğinde olduğunu ve başvuru olmadan alacağın talep edilemeyeceğini, TBK 153/6. maddesi uyarınca alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülme imkanının bulunmamasının zamanaşımını durduran bir sebep olduğunu, 29.03.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulması nedeniyle zamanaşımının kesildiğini, Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan belirsiz alacak davasıyla zamanaşımının kesildiğini ve ek dava için zamanaşımı söz konusu olmayacağını, davalı ........ tarafından icra dosyasına ödeme yapılmasının da zamanaşımını kesen nedenlerden olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemlerinde Borçlar Kanunu'nun zamanaşımını kesme nedenleri ile KTK'nın uzamış ceza zamanaşımı süresini düzenlediğini ve KTK 109/2 maddesinin zarar görenlerin korunmasını amaçladığını, haksız fiillerde Borçlar Kanunu hükümlerini bertaraf edecek şekilde uygulanmasının genel kanunun uygulanması ilkesine aykırı olacağını belirttiğini, T.C. Bölge Adliye Mahkemesi İstanbul..... Hukuk Dairesi'nin ilamında ........ sayılı Kanun kapsamında Covid-19 nedeniyle duran sürelerin, arabuluculuk süresi ile birlikte hesaplandığında davanın süresinde açıldığını kabul ettiğini, yerel mahkemece zamanaşımı konusunda yeterli inceleme yapılmadığını belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile red kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Bilindiği üzere trafik kazaları bir haksız fiildir. Haksız fiil mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41. maddesinde tanımlanmış, Kanun'un 60. maddesinde ise haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Belirtilmelidir ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) konuya ilişkin 49 ve 72. maddeleri de aynı yönde düzenleme içermektedir. Anılan maddeler ile haksız fiillere uygulanacak üç zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak bir yıllık zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında düzenlenmiş olması hâlinde uygulanacak olan ceza zamanaşımı süreleridir. Haksız fiillerin bir kısmı, sadece hukuk açısından değil, ceza yasaları bakımından da sorumluluğu gerektirir; haksız fiilin faili, yani sorumlusu genellikle daha ağır sonuçları olan ceza kovuşturmasına konu olabileceği sürece, zarar görenin haklarını yitirmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları ya da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin etmişse, tazminat davası da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur. Nitekim bu husus 07.12.1955 tarihli ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Buna göre, anılan mevzuat uyarınca ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için öncelikle zarar veren eylemin ceza kanunu veya ceza hükmü taşıyan özel kanunlarda suç olarak düzenlenmesi gerekli olup özel kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda 818 sayılı BK'nın 60 (6098 sayılı TBK'nın 72.) maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarihli ve 2013/4-36 E., 2013/1457 K.). Özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı KTK’nın 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden 818 sayılı BK'nın 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilmiştir. 2918 sayılı KTK'nun “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi; “...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir. Buna göre madde ile 818 sayılı BK’nın 60 (TBK'nın 72). maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, trafik kazasından kaynaklanan tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiş olup, 818 sayılı BK'nın 60. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 109/II. maddesi zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbiriyle uyumlu olmakla birlikte, zamanaşımı süresi yönünden birbirlerinden ayrılmaktadır. Vurgulamakta yarar vardır ki, 2918 sayılı KTK'nın 109/II. maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, sadece eylemin “cezayı gerektiren fiilden” doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer bir ifade ile tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında bir ceza davası açılması; mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı veya zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması aranmamaktadır. Sadece cezalandırılması kabil bir eylemin işlenmiş olması, bir diğer söyleyişle, haksız fiilin suç niteliğini taşıması yeterlidir. Anılan madde uyarınca “eylemin” suç teşkil etmesi; cezai nitelik taşımasından hareketle mahkûmiyet veya takipsizlik kararı aranmaksızın ceza zamanaşımı uygulanacaktır. Bundan başka, işlenen eylemin, kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç teşkil edip etmemesi de önemli değildir. Zira bu yön, ceza davasının açılabilmesinin bir şartıdır. Bu bakımdan şikâyet süresinin (mülga TCK m. 108) geçirilmesinden ötürü, ceza davasının açılamamış olması, bu davaya ilişkin zamanaşımı süresinin, tazminat davasına uygulanmasına engel değildir. Belirtilmelidir ki 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenleme ile ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olabilmesi, sadece eylemin ceza kanunlarına göre suç sayılması koşuluna bağlanmıştır. Zira sonuçta; haksız eylemin cezayı gerektiren bir fiil teşkil etmesi durumunda o fiil için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk yargılamasında da uygulanacaktır. Kaldı ki TCK'da suç tanımı faile değil fiile göre yapıldığından, ceza kanunlarındaki zamanaşımı sürelerine atıf yapan 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinin ikinci fıkrasındaki tarifin fiili tanımlaması ve maddenin bu yoruma göre değerlendirilmesi kanun sistematiği açısından da zorunludur. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki eylemin cezayı gerektiren bir fiil teşkil edip etmediği, kural olarak hukuk hâkimince belirlenecektir. Bununla beraber hukuk hâkimi, ceza tertibine ilişkin olarak ceza hâkimince verilen ve suçun işlendiğini ya da işlenmediğini kesinlikle tespit eden bir hüküm varsa, bununla bağlıdır (BK. m. 53). Ayrıca ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve işleten gibi diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmamış; zamanaşımı süresinin hepsi için uygulanması öngörülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesi hükmü, "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. (818 sayılı BK. Mad.134) TBK'nın 154.maddesinde (mülga BK 133/2md.) zamanaşımını kesen nedenler düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasına göre, alacaklının, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa işlemeye başlayan zamanaşımı süresi kesilir. Yine TBK 157. Maddesine göre zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. TBK 156. Maddesi uyarınca da ; zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Somut olayda taraflar arasında daha önce görülen Karapınar .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dava dosyasında 21/03/2025 tarihinde kesinleşen dosyası ile zamanaşımı kesilmiş olup dava süresindedir. Bu halde davanın esasına girmek gerekirken zamanaşımından ret kararı isabetsizdir. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafça peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 06/03/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.