T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1652 - 2026/266 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1652 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2015/33 E - 2023/444 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 06/03/2026 YAZILDIĞ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1652 - 2026/266 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1652 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2015/33 E - 2023/444 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 06/03/2026 YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının çeke dayalı takip başlattığını, davalı şirketi tanımadığını, davalı şirketle ticari faaliyetinin olmadığını, imzanın ve kaşenin sahte olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinden mal satın aldığını, karşılığında takibe konu çeki verdiğini, davacının müvekkili ile irtibata geçerek çekte cirosu bulunan ... ile irtibat kurup bu kişinin talimatları doğrultusunda malların teslim edilmesini istediğini, davacının talebi üzerine ... ile irtibata geçildiğini, malların bir kısmının ...'ya bir kısmınında bu kişinin bildirdiği plakalarla gelen şoförlere teslim edildiğini, faturaların davacı adına düzenlendiğini, davacının kötüniyetli olarak akdi ilişkiyi inkar ettiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, savcılık aşamasında alınan grafoloji raporunda imzanın davacı eli ürünü olduğunun tespit edilemediği, irsaliyeli faturalarda malın teslim edildiği araç sürücüsünün emniyetçe alınan ifadesinde davacı ile diğer cirantaları tanımadığı, sadece yükü söylenen yere götürdüğünü beyan ettiği, davacı tarafından BA formlarıyla bildirimde bulunulmadığı, grafoloji bilirkişiden alınan raporda çekteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, malların davacının talimatı ile ...'ya teslim edildiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında satışta tahsil edilen 19.900,00 TL'nin istirdatına, davalı son ciranta olup takibin kötü niyetle yapıldığı kanaati hasıl olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, davacının imzasına havi fatura asılları celp edilmeden imza incelemesi yapıldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan faturaların herbirinde davacıya ait farklı imzalar bulunduğunu, davacının farklı türde imzaları olabileceğini veya 3.kişilere imza attırmış olabileceğini, bu nedenle faturadaki imzalarla çekteki imzaların karşılaştırılması gerektiğini, müvekkili tarafından davacıya düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı yönünde davacı ticari defterlerinin incelenmediğini, sadece çekteki imza incelemesi ile bağlı kalındığını, lehe olan tanık beyanının dikkate alınmadığını, istirdat hükmü yönünden de kararın hatalı olduğunu, tahsil ve cezaevi harcı mahsubu sonrasında müvekkiline ödenen miktarın 16.149,73 TL olduğunu, müvekkilinin bu miktardan sorumlu tutulması gerektiğini, ayrıca araç satış bedelinden kesilen 653,90 TL motorlu taşıtlar vergisinden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının ilk olarak 18.433,23 TL'nin istirdatını talep etmişken talep artırım veya ıslah dilekçesi olmadan sonradan 19.900,00 TL istirdat talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının takibe konu çek nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit davası olarak açılmakla dava sırasında icrai satıştan kaynaklı yapılan tahsilat nedeniyle istirdat davasına dönüşmüştür. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 20.İcra Müdürlüğünün 2013/16422 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 11/11/2013 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı dahil çekte imzası bulunan borçlular aleyhine çeke dayalı olarak 23.750,00 TL asıl alacak olmak üzere fer'ileri ile birlikte toplam 26.572,02 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi yapıldığı görülmüştür. Takibe konu çekin, 30/09/2013 keşide tarihli, 23.750,00 TL bedelli olduğu, dava dışı ...'nın lehtardan sonraki 2. ciranta, davacının çekte 3.ciranta, davalının ise 4.ciranta olduğu görülmüştür. Gaziantep C.Başsavcılığının 2015/7880 Soruşturma sayılı dosyasında Polis Kriminal Labaratuvarından alınan 15/06/2020 tarihli raporda, ... ciranta el yazısı ve imzasının ...'ya ait olduğu, davacı ... yönünden imzanın davacı elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik bulgu tespit edilemediği yönünde görüş belirtildiği, savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Mahkemece grafoloji bilirkişiden alınan 13/03/2023 tarihli raporda, davacı adına atfen atılan ciranta imzasının davacı el ürünü olmadığı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davanın çekteki ciranta imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davası olmasına, davaya konu çekteki ciranta imzasının davacıya ait olmadığının bilirkişi raporları ile tespit edilmesine, yargılama sırasında icra dosyasında yapılan araç satışı nedeniyle davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesi nedeniyle ıslaha gerek olmamasına, icrai satış nedeniyle icra kasasına giren miktarın istirdatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, karar başlığında davalı isminin iki kez yazılmasının yerinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.359,36 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 339,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.019,52 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 06/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."