T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1679 - 2025/1852 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1679 KARAR NO : 2025/1852 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2022 NUMARASI : 2021/195 E. - 2022/263 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1679 - 2025/1852 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1679 KARAR NO : 2025/1852 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2022 NUMARASI : 2021/195 E. - 2022/263 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2022 tarih ve 2021/195 E. - 2022/263 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/14667 başvuru numarası ve “...” ibaresi ile gerçekleştirdiği başvuruya davalılarca yapılan itirazlar sonucunda müvekkilinin başvurusunun reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, markasının davalıların markalarından farklı olduğunu, müvekkilinin markasında kendi soyadı olan “...” ibaresini kullandığını, ancak bu kullanımda “...” ibaresini ön plana çıkartmadığını, müvekkilinin kendi adı ve soyadını tescil ettirmesinin doğal hakkı olduğunu, bu nedenle markanın bütün olarak algılanması gerektiğini, müvekkili markasının şekil, yazım ve kelime unsurları itibariyle davalılar markalarından farklı olduğunu ileri sürerek 2021-M-3685 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, müvekkilinin ilk Türk tekstil markası olarak ... esas unsurlu markaların sahibi bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markada da dikkate çeken kısmın “...” olduğunu, dava konusu markanın bir bütün olarak sanki müvekkili firma şirket ile bir organik bağı varmış gibi, müvekkili şirketin aile fertlerinden birinin kurduğu yan bir moda markası gibi algılanabilecek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, markalar arasında benzerlik bulunduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen 25. Sınıf emtianın tamamının, davalılarca redde gerekçe gösterilen markalar kapsamında yer alan mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, ...+şekil ibareli başvurunun esasen bir kişi isim – soyisminden oluştuğu anlaşılabilir bir sözcük ve şekil markası olduğu, başvuruda yer alan görsel unsurun da esasen “...” ve “...” kelimelerinin ilk harflerinden oluşturularak yapılmış bir logo olduğu, davalıların markalarının incelenmesinde; her iki davalıya ait markaların ise her birinde “...” ibaresinin esas unsur olduğu, bu ibarenin çeşitli ek sözcük ve şekil unsurları ile birlikte kullanımlara konu edildiği, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin, davalılar markalarının asli unsurunu oluşturduğu, dava konusu markadaki “...” isminin yaygın kullanımı bulunan bir isim olmasından ötürü tüketici algısında “...” ibaresinin daha akılda kalıcı olacağı, taraf markalarının birebir aynı türdeki tekstil ürünlerinde tescil edilmek istenilmesi ve özellikle bu emtia grubunda davalılar markalarının çok uzun yıllardan beri tescilli olarak korunuyor olmaları, aktif biçimde var oluşları gözetildiğinde tüketicinin, dava konusu markayı davalı markaların sahiplerinden birinin kendi adı ile yeniden koruma altına aldığı, yeni bir alternatif marka yaratıldığının düşünmesi ihtimalinin bulunduğu, başka bir ifadeyle tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya kaldığını anlasa bile iki markanın aynı firmaya ait olduğu veya iktisaden bağlı firmalar olabileceğini düşünmeleri ihtimalinin bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin, marka tescil ettirirken bu markanın adında kendi adı ve soyadını kullanmasının gayet doğal ve hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilinin '...' kelimesini öne çıkarma amacı bulunmadığını, markalar arasındaki farklılıkların açıkça görüldüğünü, markaların görsel, fonetik, işitsel ve anlamsal olarak birbirleri ile alakalı olmadıklarını, müvekkilinin markasında, "..." unsurunun kati surette ön planda olmadığını, markaların ortalama bir insan tarafından karıştırılmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka tescili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen 25. Sınıf emtianın tamamının, davalılarca redde gerekçe gösterilen markalar kapsamında yer alan mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetler ile benzer olduğu, davalılar adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarının esas unsurlarını ... ibaresinin oluşturduğu, başvuruda bulunan ... kelimesinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalıların mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.