11. Hukuk Dairesi 2014/595 E. , 2014/8469 K. MAHKEMESİ : ANKARA 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2012/274-2013/253 Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2012/274-2013/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yi…
**11. Hukuk Dairesi 2014/595 E. , 2014/8469 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2012/274-2013/253 Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2012/274-2013/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin.plakalı aracı kasko sigortası ile sigortaladığını, 28.09.2011 tarihli yazı ile kasko poliçesini genel şartlar B.4.2 maddesi gereğince iptal ettiğini belirterek yazıyı iadeli taahhütlü posta ile muhatabına gönderilmek üzere davalıya teslim ettiğini, bu esnada sigortalı aracın 08.10.2011 tarihinde yanarak hasarlandığını, yaptıkları araştırmada sigorta poliçesinin iptali için gönderdikleri yazının İstanbul/Çatalca adresinde bulunan sigortalıya teslim edilmesi gerekir iken, 03.10.2011 tarihinde her nasılsa Ankara'ya gönderildiği, Ankara'dan 04.10.2011'de iade edilen evrağın 07.10.2011 tarihinde İstanbul'a geri geldiği ve sigortalıya ancak 14.10.2011 tarihinde teslim edildiğini öğrendiklerini, müvekkilinin feshe ilişkin yazısı sigortalıya tebliğ edilmeden önce sigortalı araç hasarlandığı için müvekkili şirketin hasar bedelini sigortalıya ödemek zorunda kaldığını, sovtaj bedeli düşüldükten sonra müvekkili zararının 12.102,00 TL olduğunu, davalının yazıyı 15 gün sürede sigortalıya tebliğ etmesinin basiretli bir tacir davranışı olmadığını ileri sürerek, 12.000,00 TL'nin 09.03.2012 temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş, esasa ilişkin olarak da; 5584 sayılı Posta Kanunu gereğince taahhütlü olarak gönderilen bir maddenin kaybolması halinde taahhüt ücretinin 50 katı tutarında tazminat ödemekle sorumlu olduklarını, sorumluluklarının sınırlı olduğunu, davacı tarafın içerisinde önemli ve süreye bağlı bir belge göndermesi halinde bunu APS, kargo veya kurye ile göndermesi gerektiğini, iadeli taahhüt yoluyla gönderilen posta gönderilerinde zaman taahhüdü bulunmadığını, gönderi de alıcısına teslim edildiğinden müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı sigorta şirketi kasko sigortası ile sigortaladığı aracın sigorta poliçesini iptal ettiğine ilişkin yazıyı davalıya teslim ederek muhatabına gönderdiği, Poliçe Genel Şartları gereğince tarafların sigorta sözleşmesini feshedebileceği, feshin diğer tarafa ulaştığı tarihten itibaren hüküm ifade edeceği, davacının bu nedenle sigorta sözleşmesinin feshine ilişkin yazıyı bir an önce muhatabına ulaştırmasında menfaati olduğu, ancak dava konusu yazıyı ulaştırma için herhangi bir süre öngörmeyen normal yolla muhatabına gönderdiği, bu nedenle davacının da meydana gelen zararda kusurunun bulunduğu, buna karşılık davalının İstanbul'da teslim aldığı gönderiyi Çatalca'daki muhatabına teslim etmesi gerekirken hiç gerekmediği halde evrakı önce Ankara'ya gönderip daha sonra yeniden İstanbul'a gönderdiği ve postaya veriliş tarihinden sonra 16. gününde muhatabına ulaştırdığı, her ne kadar teslim alınan evrakın belli bir sürede muhatabına ulaştırılması için davalının herhangi bir taahhüdü yok ise de; taahhütlü gönderilerin ortalama teslim süresinin 7 gün olduğu, bu nedenle davalının iki mislini geçen sürede evrakı muhatabına teslim ettiği, sigortalı araçtaki hasarın ise evrakın postaya verilmesinden sonraki 9. gün meydana geldiği, bu nedenle davalının teslim aldığı evrakı ortalama süresi içerisinde muhatabına teslim etmesi halinde davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesinin fesih olacağı ve davacının bu zarardan sorumlu olmayacağı, her iki tarafın %50'şer kusurlu olduğu, Posta Kanunu 50. maddenin somut olayda uygulanamayacağı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 6.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, her ne kadar gönderinin geç ulaşması nedeni ile davalının genel hükümler uyarınca sorumluluğu söz konusu ise de, davalının sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için davacının gerçek zararını kanıtlaması gerekir. Bu itibarla, mahkemece gönderinin zamanında ulaşması halinde davacı tarafın iddia ettiği feshin sonuç doğurup doğurmayacağının tespiti de önem arzetmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda dosya içersinde davacının ileri sürdüğü fesih nedeninin varit olduğuna dair bir delil-belge bulunmadığı ifade edildiği halde mahkemece bu yön üzerinde durulması gerekirken bu hususta araştırma yapılmaması eksik incelemeye dayalı olduğundan bozmayı gerektirmiştir. 3- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar zaman itibari ile olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 96. maddesi delaleti ile sözleşmeler de uygulanması gereken aynı Yasa'nın 44. maddesi uyarınca müterafik kusur koşulları oluştuğunda işbu uyuşmazlıkta da uygulanabilir ise de davacının söz konusu gönderiyi iadeli taahhütlü mektupla gönderip acele posta servisi ile göndermemesi, gönderinin davalıya teslim ve tebliğ tarihleri de nazara alındığında davacı yönünden müterafik kusur teşkil etmeyeceğinden mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü doğru olmamış ve kabule göre kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına, ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.