T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/97 KARAR NO:2026/363 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/946 KARAR NO:2023/632 DAVA TARİHİ:25/12/2013 KARAR TARİHİ:20/06/2023 DAVA:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS :2022/949 KARAR:2022/1018 DAVA TARİHİ:25/10/2022 DAVA:Tazminat (Koope…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/97 KARAR NO:2026/363 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/946 KARAR NO:2023/632 DAVA TARİHİ:25/12/2013 KARAR TARİHİ:20/06/2023 DAVA:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS :2022/949 KARAR:2022/1018 DAVA TARİHİ:25/10/2022 DAVA:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:11/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı kooperatifin ....'da yapılan villa konutlarından 300m2'lik arsa alanına kurulu kapalı alanı 150m2 olan bir adet daire üyeliği mevcut olduğunu, müvekkilinin tüm ödemelerini makbuz karşılığı yaptığını, kooperetif üyelerine tahsis işleminin tamamlandığını, müvekkiline hiç bir daire tahsis edilmediğini, kooperatifin mülkiyetinde tahsis edilebilecek başkaca daire bulunmadığını, bu durumda davalılardan kooperatif kurucusu ...'ın haksız fiil sebebiyle müvekkiline karşı ayrıca sorumlu olduğunu, müvekkiline tahsis edilmesi gereken dairenin bugünkü değer üzerinden tespit edilerek bedelinin ve getireceği kiranın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, davalı kooperatifin tasfiye halinde olduğunu, ferdileşmeye gidildiğini beyan ederek; yerinde yapılacak inceleme ile tescili mümkün daire var ise müvekkili adına tescilini aksi takdirde rayiç değerin tespiti ile 150.000,00 TL'nin tahsis işleminden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, kooperatif üyelerine tahsis edilen tarih belirlenerek aylık rayiç kiranın tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalılar tarafından yasal süre içerisinde davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.Davalı ... 21/05/2019 tarihli celsede; "Ben davalı kooperatifin kurucularından birisiyim önceki dönemlerde Kooperatif yönetim kurulu başkanlığı ve müdürlük yaptım, 1995 - 1996 yıllarında davacı villa arsası bedeli olarak bedelin tamamını o günün parasıyla 500 Milyon TL olarak ödeme yaptı, arsa bedeli olarak herhangi borcu kalmadı, ancak arsalar üst birlik tarafından kooperatifimize verilmişti, sonrasında arsaların kamulaştırılması iptal edildi, bu nedenle üst birlik tapuları kooperatifimize veremedi, dolayısıyla arsa davacıya da verilemedi, bu şekilde villa arsaları için para ödeyenlerin parası kooperatifin üst birliğe olan borçlarının kapatılmasında kullanıldı, bildiğim kadarıyla bu bedel davacıya kooperatif tarafından iade edilmedi, benim şahsi olarak davacıyla hiçbir ilişkim yoktur, kendisinden para almadım, ödediği paralar kooperatife ödenmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı ... Başkanı ... 21/05/2019 tarihli celsede; "davacının villa parası ödeyip ödemediğini bilmiyorum, ben 9 yıldan beri yöneticilik yapıyorum, öncesiyle ilgili önceki yönetim bilgi sahibidir, önceki yönetim tarafından villa bedeli olarak ortaklardan alınan paralar kendilerine iade edilmedi, ancak nereye harcandığını önceki yönetim bilir." şeklinde beyanda bulunmuştur. BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. ATM 2017/946 esas sayılı dosyasında davalısı olan ....'e karşı arsa temini borcunu hukuka aykırı olarak yerine getirmeyen davalı üst kooperatifin bu sorumluluğunun bugünkü rayiç değerler ile tespit edilerek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, işbu dava ile Bakırköy 1. ATM 2017/946 esas sayılı dosyasındaki taraflar arasında müvekkiline verilen zarar ve mesuliyet bakımından müştereklik ve illiyet bağı bulunduğunu, neticede dosyanın Bakırköy 1. ATM 2017/946 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifler birliğinin hukuki statüsü gereği ancak kooperatifler üye olabileceğinden davacı müvekkilinin üyesi olmadığı gibi üye olmasının da söz konusu olmadığını, davacı yanın hangi kooperatife üye olduğu, hangi şartlarda üye olduğu, hangi arsa için hangi ödemeleri yaptığı yahut yapmadığı ve benzeri hususların müvekkili kooperatifler birliğinin bilebileceği hususlardan olmadığını, müvekkilinin üst birlik olduğunu, muhataplarının yalnızca kooperatifler olduğunu, müvekkiline bağlı dönemde yaklaşık 45 adet kooperatif olduğunu, müvekkilinin kooperatif üyeleri ile doğrudan bir hukuki ilişki içerisine girmediğini, bu kapsamda davacının yapmış olduğu tek bir ödeme olmadığını, davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının mevcut olduğunu, dosyada mübrez 21/02/2022 tarihli bilirkişi raporu ile davalı kooperatifin 25/10/1996 tarihli ve 15 nolu kararı ile 14 ortakla birlikte yerleşim planlarında değişiklikler olması nedeniyle davalı kooperatiften çıkarıldığı, ... nolu yevmiye ile de alacaklarının tamamının kooperatif tarafından davacıya ödendiğinin kayıtlandığının belirtildiğini, bu durumda davacının 25/10/1996 tarihi itibari ile kooperatiften çıkarıldığını, huzurdaki davanın bu yönü ile zamanaşımına uğradığını, müvekkili Kooperatifler Birliği'nin huzurda ikame edilen davada taraf sıfatı bulunmadığını, bununla birlikte davacının davalı ... Kooperatifi'ne ödediğini iddia ettiği paranın müvekkili Tasfiye Halinde ... Birliği'ne ödendiğine dair dosya kapsamında hiçbir ödeme makbuzu bulunmadığını, ayrıca davacının 1997 yılından itibaren genel kurullara katılmadığı, genel kurul hazirun cetvellerinde davacının kooperatif ortaklığı bulunmadığı, genel kurullarda kararlaştırılan aidat, arsa bedeli vb. ödemeleri yapmadığı düşünüldüğünde, talebinin TMK 2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "...Davacının, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme hükümlerine göre 06.11.1995 tarih ve 12 sayılı yönetim kurulu kararı ile asıl davalı kooperatif ortaklığına kabul edildiği; bu ortaklığı gereği 1995 ve 1996 yıllarında düzenlenen tahsilat makbuzları gereği kooperatife aidat ödediği; 25.10.1996 tarih 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile villa sahibi ortaklara tahsis edilecek villa arsasının bulunmaması nedeniyle villa arsası yerleşim planları kesinleşinceye kadar kooperatif bünyesinden çıkarılmasına karar verildiği ve kooperatifin 1997 tarihinden sonraki tüm genel kurul genel kurul hazirun cetvellerinde davacının kooperatif ortağı bulunmadığı, davacı tarafından bu karara karşı herhangi bir dava açmadığı; davalı kooperatifin 1995 yılından itibaren devam eden yıllara ilişkin genel kurul kararlarında tüm üyelerinden aldat, alt yapı, üşt birlik aidatı, arsa bedeli vb gibi ödemelerin tahsiline karar verildiği; genel kurul kararlarıyla kararlaştırılan akçeli yükümlülükleri yerine getirme yükümlülüğü bulunan davacının davalı kooperatife uzun süre uğramadığı, alidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği, 1995 ve 1996 yıllarında ödediği toplam 500,00 TL aidatın kooperatif tarafından davacıya iade edildiği, ortaklıktan çıkarıldıktan sonraki yıllarda bir aidat ödemesinin mevcut olmadığı, bu haliyle üyeliğinin sona erdiğinin zımnen kendisinin de kabul etmiş olduğu, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini sergilediği ve üyeliğin iptaline yönelik dava açmadığı; bu haliyle davacının taleplerinin iyiniyet kuralına uygun düşmediği mahkememizce kabul edilmiştir. Bu haliyle davacının kooperatif üyesi olmadığından, tapu tescili ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dosya davalısı üst birlik kooperatifin, davacıya karşı herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığından, birleşen dosya yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatiften çıkmadığını, istifa etmediğini, bu yönde bir talebi ve iradesi olmadığı gibi dosya kapsamında anılan hususlara yönelik hiçbir delil bulunmadığını, kooperatife karşı tüm ödemelerini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, birikmiş altınlarını bozdurarak ve altın borç alarak kooperatif ödemelerini gerçekleştirdiğini, o günkü rayiçlere göre normal bir daire bedeli ödediğini, aksinin davalı kooperatif tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davalılar tarafından müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair hiç bir ihtarname ve ihbarname gönderilmediğini, kooperatif üyesinin ihracı ve hak kaybı kriterlerinin dosyada mevcut olmadığını, ödemelerin tamamının kooperatif başkanı olan ...'a makbuz karşılığı yapıldığının ispatlandığını ve makbuzların dosyaya sunulduğunu, bu makbuzların inkar edilmediğini, mahkeme kararının birbiri ile tamamen çelişen bilirkişi raporlarına dayandırıldığını, verilen kararın usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Asıl dava, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece Kooperatif Uzmanı ..., SMMM ... ve İnşaat Mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25/02/2020 havale tarihli raporda; Davacının 06/11/1995 tarih 12 sayılı yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığına kabul edildiği ve bu ortaklığı gereği 1995 ve 1996 yıllarında düzenlenen tahsilat makbuzları gereği kooperatife aidat ödediği tespit edilmiş ise de 25/10/1996 tarih 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile villa sahibi ortaklara tahsis edilecek villa arsasının bulunmaması nedeniyle villa arsası yerleşim planları kesinleşinceye kadar kooperatif bünyesinden çıkarılmasına karar verildiği, her ne kadar davacının kanun ve ana sözleşme hükümleri doğrultusunda ihraç edildiği tespit edilememiş ise de davalı kooperatifin 1995 yılından itibaren devam eden yıllara ilişkin genel kurul kararlarında tüm üyelerinden aldat, alt yapı, üst birlik aidatı, arsa bedeli vb gibi ödemelerin tahsiline karar verildiği dikkate alındığında genel kurul kararlarıyla kararlaştırılan akçeli yükümlülükleri yerine getirme yükümlülüğü bulunan bir ortağın kooperatife uzun süre uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi hallerinde üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul etmiş sayılacağı, böyle bir ortağın açtığı tapu iptal ve tescil veya konut bedeli ile kira bedelinin tazminat olarak ödenmesine yönelik talebinin de TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğünün Yargıtayın yerleşik kararlarında benimsendiği, davacının ise kooperatifin 1997 yılından itibaren bu güne kadar (ki yaklaşık 20 yıl) davalı kooperatifin yapılan hiç bir genel kurul Hazirun Cetvelinde isminin yer almadığı, 20 yıldan beri yapılan hiç bir genel kurul kararlarına katılmadığı ve Genel Kurul kararlarında aidatların ödenmesi hususunda kararlar alınmasına rağmen 1997 yılından beri hiç bir aidat ödemesinde bulunmadığı ve aidat borcunun bulunup bulunmadığını davalı kooperatiften takip etmediği, bu nedenle davacının tüm bu tutum ve davranışlarının kooperatif üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini gösterdiği anlamına geldiği, böyle bir ortağın kooperatifin ortağı olduğunu iddia etmesinin TMK'nın 2.maddesinde öngörülen iyi niyet kuralına aykırı düşeceği, davalı kooperatife ait defterlerin incelenmesinde davacı tarafın 1995 ve 1996 yıllarında davalı kooperatif kayıtlarında üye olarak 500 TL (6 sıfır atılmış olması sebebiyle) ödemelerde bulunduğu, davalı kooperatifin 25/10/1996 tarihli ve 15 no lu kararı ile 14 ortakla birlikte yerleşim planlarında değişikliklerin olduğu nedeni ile davacının davalı kooperatiften çıkarılmasının ardından, .... No lu yevmiye ile alacaklarının tamamının (500 TL) kooperatif tarafından davacıya ödendiğinin kayıtlandığı ve tahakkuk ettirilen alacak ve borçlarının 2016 yılı sonunda sıfırlandığı, borç alacak bakiyesinin bulunmadığı, 1997-2013 yılında ise herhangi bir borç/alacak tahakkukunun yapılmadığının tespit edildiği, davacının davalı kooperatife 1995 ve 1996 yılında ödemiş olduğu eski para ile 500.000.000 TL yeni para ile 500,00 TL'yi davalı kooperatiften geri tahsil etmediği yönünde beyanda bulunması halinde Yargıtayın yerleşik formülüne göre tazminat hesabının kooperatifte emsal bir villa yeri ödemesinin bulunmaması nedeniyle yapılamayacağı ancak kooperatife ödendiği tespit edilen 500.000.000 TL (Eski para birimi ile, Yeni para birimi ile: 500,00 TL) paranın dava tarihine (25/12/2013) kadar güncellenmiş tutarı olan 32.768,50 TL'nin tahsilini isteyebileceği hususlarında kanaat bildirilmiştir.Kooperatif Uzmanı / Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporda; Davacı ... zımnen davalı Tasfiye Halinde ... Kooperatifi üyesi olmadığı, 1995 ve 1996 yıllarında ödediği toplam 500,00 TL aidatın kooperatif tarafından davacıya iade edildiği, ortaklıktan çıkarıldıktan sonraki yıllarda bir aidat ödemesi mevcut olmadığından kooperatifin diğer üyeleri gibi mali yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediği, Tasfiye Halinde ... Kooperatifi’ne arsa tahsis etmesi beklenen üst birlik Tasfiye Halinde ... Birliği’nin 2009 yılı genel kurul toplantı tutanağında İstanbul... Belediyesi bünyesindeki sıra evleri (villa) arsasının ... Vakfından satın alınmasında imar yönünden hukuki ihtilaflar olduğu, dolayısıyla davalı ... Kooperatifi’nin davacı dahil üyelerine villa inşaatına başlayamadığından teslim yapamadığı, ...’nın 11/09/2005 tarihinde yapılan 2004 hesap yılı genel kurulundan da sıra ev arsalarının henüz durumunun netleşmediği ve belirsizliğin hala sürdüğü dolayısıyla (Villa) Sıra ev arsa inşaatının yapılamadığının anlaşıldığı, kooperatifi temsil eden en yetkili organ (Koop.Kan. 42 md) genel kurul kararlarının bozulmasına (KK 53.md) ilişkin bir yargı kararının dava dosyasında görülmediği, Yargıtayın yerleşik formülüne göre tazminat hesabının kooperatifte emsal üyelerce villa arsa inşaatı ödemesinin bulunmaması (Koop. Kan 23.md) nedeniyle nedeniyle tapu iptali ve adına tescili ile tazminat hesaplaması yapılamayacağı, yine Kanun ve Yapı Kooperatifleri Tip Ana Sözleşmesi’ne göre davacı dava tarihinde kooperatif üyesi olmadığından kooperatiften tapu tescili veya tazminat talep edemeyeceği, villa arsası mevcut olmadığından inşaatına başlanamadığından üyelere tahsis edilme aşamasına gelinemediği, davacı villa sahibi olabilmek için yalnızca 1995-1996 yıllarında 500 TL ödeme yaptığından ve iade aldığı ticari defter kayıtlarından tespit edildiğinden kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini eksiksiz ve tam olarak yerine getirmediğinin anlaşıldığı, edimlerin eksiksiz yerine getirdiği varsayılsa bile davacının tapu tescil hakkının doğması için üyeler arasında Hak ve Vecibelerde Eşitlik prensibine göre diğer üyelere villa niteliğindeki taşınmazlarının inşaatının bitme teslim edilme durumunun gerçekleşmediği, kooperatif villa inşaatına başlanamadığından teslim edeceği herhangi bir taşınmazın olmadığı, dolayısıyla davacı ödediği toplam 500 TL’yı iade aldığından tazminata hak kazanamayacağı hususlarında kanaat bildirilmiştir.Somut olayda; davacının kooperatif ortaklığının devam edip etmediği, ortaklık nedeniyle tapu iptal veya tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında ihtilaf bulunmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun, "ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz" başlıklı 16. maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir.Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir.Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." düzenlemesi yer almaktadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2.maddesine göre; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."Aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi dolayısıyla ortaklığın sona erdiğinin, zımmen kabul edildiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımmen vazgeçildiği, bu durumun eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı kabul edilerek işlem yapılmalıdır. Örneğin 10 yıl hiçbir aidat borcunu ödemeyen, genel kurullara çağrılmadığı halde neden çağrılmadığını araştırmayan bir kişinin ortaklık iddiasında bulunması bir hakkın kötüye kullanımıdır. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2.maddesinde öngörülen iyi niyet kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edilmelidir. (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, s:181) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2015 tarihli 2015/4430 E. 2015/6187 K. sayılı ilamında; "...Dava, genel olarak üyeliğin tespiti ile bu üyeliğe bağlı B Blok 8 no'lu dairenin tahsisi, tahsis mümkün olmazsa konut karşılığı tazminat istemine ilişkindir... Öte yandan, davacı tarafından ortaklığa kabul edildiğini iddia ettiği 15/12/2000 tarihinden, işbu davanın açıldığı 16/03/2010 tarihine kadar yaklaşık 10 sene hiçbir hak talebinde, bulunulmamasının, ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiği, bu durumun benimsendiği ve açılan davanın TMK'nın 2. maddesi hükmündeki iyiniyet kurallarına uymadığı sonucuna varılmıştır...",Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2016 tarihli 2015/3747 E. 2016/1471 K. sayılı ilamında; "...Davacı tarafından ortaklığa kabul edildiğini iddia ettiği 25/08/2001 tarihinden, işbu davanın açıldığı 21/12/2009 tarihine kadar yaklaşık 8 sene hiçbir hak talebinde bulunulmamasının, ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiği, bu durumun benimsendiği ve açılan davanın TMK'nın 2. maddesi hükmündeki iyiniyet kurallarına uymadığı sonucuna varılmıştır..."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1477 E. 2021/1606 K. sayılı ilamda ''...Kooperatifler hukukunda “açık kapı” ilkesi mevcuttur. Bu kapsamda kooperatife üyelik için başvuru dilekçesi giriş iradesini yansıtan bir belge olmamasına karşılık fiilen aidat ödeyen yatırdığı aidatlar kooperatifçe kabul edilen genel kurullara çağırılan üye sıfatı ile hakkında bir takım işlemler yapılan örneğin konut kooperatifince yapılan kuraya katılan, adına bağımsız bölüm tahsis edilen, üye sıfatıyla yazışmalar yapılan bir kişinin kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunun zımmen kabul edilmiş sayılabileceği gibi tam aksine, aidat ödeme yükümlülüğüne rağmen hiç aidat ödemeyen, genel kurullara çağrılmayan, ortaklık ilişkisini ortaya koyacak şekilde hiçbir işlem yapmayan, uzunca bir süre eylemli olarak kooperatifle hiçbir ilişki kurmayan üyenin de kooperatif üyeliğinin zımmen sona ereceği kabul edilmektedir.'' yönünde karar verilmiştir. Somut dosya değerlendirildiğinde; davacı 06/11/1995 tarih ve 12 sayılı yönetim kurulu kararı ile asıl dosyada davalı kooperatife ortak olmuş, bu ortaklığı nedeniyle 1995 ve 1996 yıllarında kooperatife aidat ödemiş ise de 25/10/1996 tarih 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile villa sahibi ortaklara tahsis edilecek villa arsasının bulunmaması nedeniyle villa arsası yerleşim planları kesinleşinceye kadar kooperatiften çıkartılmasına karar verilmiştir. Davacı, kooperatifin 1997 tarihinden sonra yapılan genel kurullarına davet edilmemiş, katılmamış ve aidat ödememiştir. Kooperatife üye olduğu dönemde ödediği 500 TL ise kendisine iade edilmiştir. Asıl dava 25/12/2013 tarihinde açılmıştır. Yukarıda yer verilen Yargıtay'ın emsal ilamlarında belirtildiği üzere aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte, ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi halleri üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına gelmektedir. Davacı ise 1996 yılından asıl davanın açıldığı 2013 yılına kadar geçen 17 yıllık sürede kooperatif üyeliği yönünden hiçbir işlem yapmadığından, çıkarma işlemini kabul ettiği ve ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiğinin kabulü gerekecek olup bu tarihten sonra ortak olduğunu iddia ederek talepte bulunması ise TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı olduğundan mahkemece asıl dava yönünden verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gibi birleşen dava yönünden ise davalı kooperatif birliği ile davacı arasında ortaklık ilişkisi olmadığından davanın pasif husumeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerindedir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından ayrı ayrı yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin ayrı ayrı alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/03/2026