İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan istirdat davasında 13/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı şirket arasında iki taraf…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av... DAVA : İstirdat İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan istirdat davasında 13/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı şirket arasında iki tarafa borç yükleyen sözleşme kapsamında, TBK 97 maddesi gereği, şahsi defi olan ödemezlik defi ileri sürerek, aynı yasanın 219 maddesi kapsamında ayıplı ürünlerin tespiti ve iadesini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı firmadan motor ve hidrolik ürün alarak, davacı şirket bünyesinde bulunan ...... tarafından yurt dışına satışının yapıldığını, davalı şirket tarafından satışı yapılan motor ve pompaların hepsinin arızalı olduğu yönünde satın alan İtalyan ...... firması tarafından şifai olarak müvekkili şirkete bildirimde bulunarak iade işlemlerini başlattıklarını, malların şu an için ellerine geçmemesi sebebiyle tespit veya başkaca bir işlem yapamadıklarını, iade edilen malların HMK 400 maddesi gereği tespitini talep ettikleri, davalı tarafından satışı yapılan ürünler karşılığında, davacı müvekkilinin farklı keşide tarihlerini içerir 4 adet çek keşide ederek davalıya verildiğini ve bu çeklerin tahsil edilmek istendiğini belirterek çeklerin ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini, davalı firmadan alınan ve İtalya'dan iade edilen ayıplı ürünlerin ayıplarının tespitinin, tespit sonrası ilgili ürünlerin davalıya iadesi ile borçtan kurtulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arızalı ürünlerin davacının elinde olmaması nedeniyle, davacı şirketin taraf ehliyetinin bulunmadığını, ihracı yapılan malların, dava dışı ...... tarafından satılarak ihraç edildiğini, dava dışı şirket adına davacı şirketin dava açma ehliyeti bulunmadığını, taraflar arasında üç yıldır devam eden hukuki ilişki bulunduğunu, son 5 aydır gerçekleştirilen herhangi bir alım satımının bulunmadığını, bu nedenle 2.5 yıllık süredeki alım satım akdinin hangi bölümüne ilişkin iş bu davayı açtıklarının somutlaştırılmadığını, TTK'nın 23. maddesinde ayıp ihbar sürelerinin düzenlendiğini, davacı şirket tarafından müvekkili davalı şirkete ulaşmış herhangi bir ayıp ihbarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 09/05/2019 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "... "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan satın aldığı motor ve hidrolik pompaları kendi firması bünyesinde bulunan ...... firması kanalı ile yurt dışına ihraç ettiğini, satışı yapılan bu ürünlerin ayıplı olduğunun yurt dışı firması tarafından sözlü olarak taraflarına bildirildiğini belirterek bu ayıplı mallar nedeniyle verdiği çekleri ödemesi nedeniyle 75.000,00 TL'nin istirdatını talep ettiği davalı vekilinin 27/09/2016 tarihli duruşmada alınan beyanında davacının ayıpla ilgili iddialarını kabul ettiği davacının davalıdan alıp ...... Şti.'ne sattığı malların ...... tarafından 31/12/2015 tarih 000673 nolu 170.661,04 TL bedelli ve 01/07/2016 tarih ......-...... nolu 60.581,29 TL bedelli faturalar ile davacı şirkete iade edildiği, 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesinde; "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nun 223. Maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmünün yer aldığı davacının en geç bu tarihte ayıbı öğrenmiş sayılacağı, davacının 18/02/2016 tarihli ayıp ihbarının 31/12/2015 tarihli faturalardaki mallar yönünden süresinde olmadığı, diğer faturalardaki mallar yönünden ayıp ihbarı yapıldığını ispat edemediği, bu nedenlerle malları bu haliyle kabul etmiş sayılacağı anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 02/06/2022 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 09/05/2019 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 02/06/2022 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...İlk derece mahkemesince mahallinde 27.09.2016 tarihli duruşmada mahallinde 12/10/2016 tarihinde makine mühendisi hukukçu bilirkişi ve muhasebeci bilirkişinin bulunduğu halde keşif icrasına karar verildiği, muhasebeci ve makine mühendisi bilirkişinin bulunduğu halde keşif icra edildiği, keşfe dayalı olarak aldırılan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğu, kayıtların kendi içerisinde birbirlerini teyit ettiği, davacının ticari defterlerinden taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğu, davacı defterlerine göre davacının davalıya 49.957,50 TL borcunun bulunduğu, davalı ...... şirketi muavin kayıtlarına göre taraflar arasında mal alım satım hususundan kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, dava tarihi itibariyle davalının davacıya 35.272,80 TL borcunun bulunduğu, makine mühendisi bilirkişinin ise taraflarına tevdi edilen ve ayıplı olduğu iddia edilen 12 adet pompa ve 16 adet motorlardan birer adedinin demonte edilerek yaptığı incelemede; aşınmalar gördüğünü, ayrıca laboratuvar şartlarında da incelediğini, ürünlerin yüzey ölçüm sertlik derecelerinin normal olduğu ve ayıplı olmadığı yönünde tespit yapıldığını, ürünler üzerinde seri numarası bulunmadığından tespite konu ürünlerin faturadaki ürünler olup olmadığı hususunun belirlenemediğini, üçüncü kişilere satımı yapılan söz konusu ürünlerin hangi şartlarda kullanıldığının bilinemediğini, İstanbul'da bulunan davacı tarafın keşif mahallinde belirttiği adrese gönderilerek ürünlerin tek tek laboratuvar şartlarında incelenerek tespitin somut bir şekilde yapılabileceğini, 03/10/2016 tarihli dilekçe ekinde yer alan 18/02/2016 tarihli mail çıktısının ayıp ihbarı sayılıp sayılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğunu, davacının kestiği hangi tarihli faturadaki mallar ile ilgili ayıp bulunduğu hususunun dosya kapsamından tespit edilemediğini rapor ettikleri görülmüştür. Bilirkişilerce kaleme alınan ek raporda; tarafların kök rapora itirazları özetlenerek, kök rapor ekindeki muavin kayıtlarından davalının, davacıya kestiği ve özetlediği 3 adet faturanın tarafların defterlerinde yer aldığını, davacı vekilinin beyan dilekçesinde belirtilen 3 adet faturaların defterlerinde yer aldığını, ...... Firmasının konu ürünleri İtalyada'ki firmadan iade aldıktan sonra müvekkili firmaya kesilmiş olan faturaların 31/12/2015 tarihli ... nolu faturasındaki hidro motorlara ilişkin olduğu, 01/07/2016 tarihli 2 adet faturanın hidro motorlara ilişkin olduğunun da belirtildiği, makine mühendisi ek raporunda ise davacının dosyaya sunduğu faturaların incelendiği, motorlar üzerinde seri numarası olmasa da söz konusu ürünlerin davacının davaya konu ettiği hidro motorlar olduğu, hidro motorların ayıplı olduğu ve mevcut ayıbın gizli ayıp olduğunu bildirdiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 11 Şubat 2019 tarihli dilekçesinde; davaya konu alışveriş karşılığı verilen ve çeklerin ibraz tarihlerinde davalıya ödendiği için davanın istirdat davası olarak devam edilmesine, olmadığı takdirde ıslah ile ayıplı hidro motorlarının davalıya iadesi ile hidro motorlar karşılığı ödenen 75.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesi şeklinde dava dilekçelerini ıslah etikleri görülmüştür. İlk derece mahkemesi, davacının satın alarak dava dışı ...... Şirketi'ne satığı ürünlerin, 60.581,29 TL bedele karşılık gelen ürünleri davacıya iade ettiği, iade edilen ürünlerle ilgili ayıp ihbarının süresinde olmadığı, bakiye mallar için ayıp ihbarı yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği, red kararı üzerine yukarıda özetlenen gerekçelerle davacı vekilince iş bu karar istinaf edilmiş ise de davalıdan alınan ürünlerin, davacı tarafından dava dışı ...... Şirketi'ne satıldığı, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle iade faturası düzenlendiği, düzenlenen faturanın davacı defterlerine kaydedildiği bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen, bilirkişiler tarafından tanzim edilen rapor ve ek raporda; ayıplı olduğu belirtilen malların yabancı şirket tarafından ne zaman iade edildiği, iade faturası ve malların aracı şirket, davacı şirket ve davalı şirkete hangi tarihlerde tebliğ ve teslim edildiği tarihlerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen maillerin tarihi itibariyle ayıplı malların davacı şirkete intikal edip etmediği yönünden herhangi bir tespit bulunmadığından, davalı tarafın ayıp ihbarının yapılmadığına yönelik savunmasının yerinde olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamadığından mali müşavir bilirkişiden bu konuda ek rapor alınmadan eksik incelemeyle yargılamaya son verilmesi isabetli olmadığından davacı tarafın istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan hususta rapor alındıktan sonra delillerin esastan değerlendirilmek üzere dava dosyasının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesine gönderilmesine...." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 13/06/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Söz konusu yasal düzenlemeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacının davalıdan satın ve teslim almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiği görülmekle bu husustaki ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, Mahkememize sunulan 02.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu ürünlerin ayıplı olmadığı şeklinde tespite yer verildiğinin görüldüğü, kaldırma kararı öncesinde düzenlenen kök ve ek rapor ile Mahkememizce kaldırma kararı sonrasında aldırılan rapor arasındaki çelişkileri gidermeye yönelik 3 kişilik makine mühendisi bilirkişiden oluşturulan 28.05.2024 tarihli raporda da ;taraflar arasında yazılı bir anlaşma , teknik çizim ve ürünün standartlarına ilişkin bir anlaşma bulunmadığından ürünlerin bu hali ile ayıplı olup olmadıklarının tespitinin yapılamayacağı, her bir ürünün dış laboratuvarlarda (halihazırda davacının ve davalının test ünitelerinin olmayışı nedeniyle) ürün kapasitesi (debi ve basınç değerlerinin tespiti) çeşitli çalışma şartlarını simüle ederek farklı basınç ve yüklerde arıza kontrolü, hidrolik sistem iç kaçak kontrolleri için tek tek test edilmesinin gerektiği, test ve inceleme sonuçlarına göre ayıplı / arızalı olup olmadığına karar verileceğinin bildirildiği, davacı vekili tarafından heyet raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde heyet raporunda belirtildiği şekilde davaya konu tüm 60-70 ton civarı motorun dışarıda denenmesinin maliyetinin 600-700 bin TL civarında olacağı, dava değeri düşünüldüğünde bunun da doğru olmayacağı, bu nedenle mevcut ürünlerden 2 adetinin teste gönderilmesini talep ettiği görülmüş ise de heyet raporuna göre her bir ürünün ayrı ayrı olacak şekilde dış laboratuvarlarda teste tabi tutularak ayıplı ürün tespitinin yapılacağının bildirildiği, buna göre davacı tarafın davalıdan satın almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik ispat yükünü yerine getirememiş olduğu kanaati ile açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı firma ile motor ve hidrolik ürün alıp yurt dışına satış gerçekleştirdiğini, davalı firmadan alınan makine ve pompaların karşılığında müvekkilinin ...... Bankasının 25/03/2016 keşide tarih ... çek numaralı 20.000,00 TL, 30/04/2016 keşide tarihli ... çek numaralı 20.000,00 TL, 28/05/2016 keşide tarih ... çek numaralı 17.500,00 TL, 25/06/2016 keşide tarihli ... çek numaralı 17.500,00 TL tutarındaki toplam 75.000,00 TL bedelli çekleri keşide ederek davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafından satışı yapılan motor ve pompaların hepsinin arızalı olduğu yönünde İtalya'daki firma tarafından şifahi olarak müvekkiline bildirimde bulunulduğunu ve iade işlemleri sürecini başlattıklarını belirttiklerini, buna ilişkin 25/05/2016 tarihli iki adet iade faturasının da dosya kapsamına sunulduğunu, müvekkil firma çalışanının [email protected] mail adresinden 18/02/2016 [email protected] ve [email protected] mail adreslerine ürünlerin müşteri şikayeti ile iade alındığını ve geri göndermek istediklerini belirtir mail gönderdiği gibi aynı zamanda konuya ilişkin telefonla görüşerek durumu bildirerek ürünleri iade edeceklerini belirttiklerini, ancak davalı firma tarafından zararın karşılanmadığını, ayıbın gizli ayıp olduğu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, dosya kapsamında ...... firması tarafından alınan uzman görüşünde davalının sattığı motorların döküm demir/çeliklerinin normal sertlik derecesine sahip bir üründen daha düşük olduğu tespit edildiğini, TBK m. 223 uyarınca ürünlerdeki ayıpların firmaya derhal bildirildiğini, dosya kapsamında birden fazla bilirkişi raporu alındığını ve alınan raporlarda da davalıya ait ürünlerde gizli ayıbın mevcut olduğunun sabit hale geldiğini, mahkemece bu hususların gözetilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; ayıplı ürün için ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Dairemiz kaldırma kararından önce ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada 27/09/2016 tarihli duruşmada duruşma tutanağına davalının cevap dilekçesi yazılırken '' ayıp iddiasını kabul etmemekle bu konuda taraflarına ulaşan herhangi bir ayıp olmadığını..'' şeklinde yazıldığı, aynı tutanakta davalı vekilinin sözlü beyanı alınırken bu kez ''...Ayıpla ilgili iddialarını kabul etmekle birlikte bu konuda tarafımıza ulaşan ayıp ihbarı yoktur.'' şeklinde yazıldığı, davalı vekilinin 30/04/2019 tarihli duruşmada, 27/09/2016 tarihli celsedeki beyanlarının tutanağa yanlış geçtiğini, ayıbı kabul etmediklerini beyan ettiği, mahkemece verilen 09/05/2019 tarihli kararda, davalı vekilinin 27/09/2016 tarihli duruşmada alınan beyanında davacının ayıpla ilgili iddialarını kabul ettiğinin belirtildiği, davalı tarafından ilk derece mahkemesinin bu gerekçesine karşı bir istinaf talebinde bulunulmadığı, kararı davacının istinaf ettiği ve Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı yönünde eksik inceleme olduğu gerekçesiyle kaldırıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda ise davacının mallarının ayıplı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen 09/05/2019 tarihli ilk kararda, davalı vekilinin 27/09/2016 tarihli duruşmada alınan beyanında davacının ayıpla ilgili iddialarını kabul ettiği belirtildiğinden ve davalı da bu gerekçeye karşı istinaf talebinde bulunmadığından ayıp iddiasının davalı tarafından kabul edildiği yönünde davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu sebeple artık malların ayıplı olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Dairemiz kaldırmak kararında belirtilen ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı yönünde deliller toplanarak bu konuda değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde malların ayıplı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenlerle davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...