İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 27/11/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... ile davalı ... arasında organik bağ olduğu…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 27/11/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... ile davalı ... arasında organik bağ olduğu gibi şirketin aile şirketi olup ortaklarının çocukları ve bizzat kendisi olduğunu, davaya konu bonoların benzer davadaki bonolarla tıpa tıp aynı bonolar olduğunu, kim tarafından atıldığı bilinmeyen imzaları içeren senetleri davalı taraf gerek kendi adına gerekse resmi yada gayri resmi yetkilisi olduğu şirket aracılığı ile piyasaya sürdüğünü, aynı yol izlenerek icra takibinde bulunulduğunu, bunun üzerine sahtecilik nedeniyle menfi tespit davası açıldığını, davalı tarafın müvekkiliyle ilgisi olmayan müvekkilinin imzasını taşımayan ve müvekkiline ait olmayan Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 01.02.2017 tanzimli 01.07.2017 vadeli 40.000 TL’lik ve 02.02.2017 tanzim 01.08.2017 vadeli 40.000 T.L. meblağlı 2 adet senet ile icra takibi başlattığını, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari bağ ticari bir ilişki söz konusu olmadığını, bu nedenle icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini, bonoların iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesinin olduğunu, ayrıca bu tür davaların ya davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya icra dosyasının açıldığı mahkemede açılabileceğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, Niğde ... Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosyasıyla iş bu dosyanın birleştirme taleplerine itiraz ettiklerini, zira bonoların her iki dava konusunda da farklı olduğunu, bu nedenle birleştirme taleplerinin yersiz olduğunu, davacı tarafın müvekkilinden eşinin üzerinden yürüttüğü çiftlikten nakden paralar aldığını, davacı tarafın eşi ile aralarında ticari ilişki söz konusu olduğunu, nakden alınan paranın da çekin de ödenmediğini, farklı farklı yerlere farklı imzalar attığını, karşı tarafın avukat olduğunu, uygulamaları çok iyi bildiğini, kendi imzası ile alakasız olan imzalara atarak müvekkilini dolandırma cihedine gittiğini, davacının senetleri imzalayarak müvekkiline verdiğini, kasıtlı olarak farklı imzalar attığını,davacının kötü niyetli olduğunu, eşine ait çeklere de kendisinin imza attığını polis jandarma ve kriminalden raporlar alınmasını beyan ederek davanın reddini davacının %20 icra inkar , %10 para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 01/03/2022 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davası açmıştır. Mahkememiz dosyasına kazandırılan ATK raporunda söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Konu ile alakalı olarak; Kötü Niyet Tazminatının Şartları; A)Dava, davalı-borçlu lehine sonuçlanmalıdır; B) Davacı, takibinde haksız ve kötü niyetli olmalıdır; ( İtirazın iptali davasının reddi halinde, talep eden borçlu lehine tazminata hüküm verilebilmesi için, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir... (13. HD. 21/06/2006 T. 8001/10277)) Borçlu lehine tazminata hükmedebilmek için alacaklının takibinin haksız olması yeterli değildir. Davacı- alacaklının takibe geçmede ve itirazın iptali davası açıp yürütmekte kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Alacaklının kötü niyetli olduğunu davalı borçlu ispat etmelidir. Davalı, davacı/alacaklının, takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlatıldığı ve dava açtığını ispatlamalıdır. C) Davalı-Borçlu, talepte bulunmalıdır; borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun tazminat talebinde bulunması gerekir. Davalı- borçlu bu talebini cevap veya cevaba cevap dilekçesinde ileri sürmek zorundadır. (HMK. M. 141) ( Yargıtay Üyesi Mahmut Coşkun; İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetveline İtiraz Davaları, Genişletilmiş 4. Baskı).) Dosyanın ayrıntılı incelenmesi neticesinde davalı yan süresi içerisinde yenileme dilekçesi verilmediğinden davanın açılmamış sayılması savunmasında bulunmuşsa da, Konya BAM kararı incelendiğinde bu savunmaya itibar etmek mümkün olmamıştır. Davalı-alacaklı yan, alacağını ispat edememiştir. Zira Adli Tıp Kurumu raporunda borçlu-davacı adına imza (bonolara ilişkin) tespit edilemediğini bildirir kanaat raporu verilmiştir. Dava kambiyo yolu ile icra takibine konulan bonodaki imzanın sahte atıldığı iddiasına dayalı olup, ispat külfeti davalı alacaklı yandadır. İmzanın aidiyetinin tespiti yönünden ATK raporunda imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilemediği bildirilmiş olduğundan davalı, bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda davacının davasının kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 19. HD'nin 2016/5258 Esas, 2017/2986 Karar sayılı 12/04/2017 tarihli ilamı da somut olayımıza emsal teşkil etmektedir) Rapor içeriği değerlendirilme yapıldığında ve davacı-borçlunun imza örneklerinin çıplak gözle açık farklılıkları dikkate alındığında, davalı-alacaklının haksız ve kötüniyetli olduğu yönünde mahkememizce kanaat oluşmadığından ( Yargıtay 7. HD'nin 17/01/2013 tarih, 2012/4217 Esas, 2013/174 Karar sayılı ilamı ) davacının davasının kısmen kabulü ile; Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından (icra takibine konu 01/02/2017 tanzim tarihli 01/07/2017 vadeli, 40.000,00 TL lik ve 02/02/2017 tanzim tarihli 01/08/2017 vadeli 40.000,00 TL meblağlı 2 adet bonodan kaynaklı) borçlu olmadığının tespitine, Davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından (icra takibine konu 01/02/2017 tanzim tarihli 01/07/2017 vadeli, 40.000,00 TL'lik ve 02/02/2017 tanzim tarihli 01/08/2017 vadeli 40.000,00 TL meblağlı 2 adet bonodan kaynaklı) borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 06/10/2023 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 01/03/2022 tarihli kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 06/10/2023 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda davalı tarafından davacı aleyhine Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacının keşidecisi davalının da lehtarı olduğu, 01/07/2017 ve 01/08/2017 vade tarihli her biri 40.000,00 TL bedelli olan 2 adet bonoya dayalı olarak toplam 80.760,82 TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, davacının Konya ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile bonolardaki imzaya itiraz ettiği, icra hukuk mahkemesince Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda, inceleme konusu senetlerde borçlu imzalarının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, basit tersimli, kırık çizgilerden ibaret imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, icra hukuk mahkemesince davanın iki kez üst üste takipsiz bırakılmış olması nedeniyle HMK'nın 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince işlemden kaldırılan dosyanın 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği gerekçsiyle daha önce davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizin 05/02/2021 tarih, ... Esas-... Karar sayılı kararı ile; ''..Davada, 11/03/2020 tarihli celsede taraflarca takip edilmeyen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, ardından 06/07/2020 tarihli karar ile süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden HMK'daki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında durduğu, dolayısıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği 06/07/2020 tarihinde henüz davanın yenilenmesi için talep süresi olan 3 aylık sürenin dolmadığı, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu '' gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda yazılı olduğu şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince de Adli Tıp Kurumu'ndan bonolardaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alındığı, raporda icra hukuk mahkemesince alınan raporda belirtildiği gibi inceleme konusu senetlerde ... adına atılı imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar davacının 3 aylık yasal sürede harcı tamamlamadığını ve yenileme dilekçesi vermediğini beyan ederek bu konuyu istinaf sebebi yapmış ise de davacının davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararı istinaf etmekle davayı yenileme iradesini gösterdiği, mahkemece verilen sürede de harcı yatırdığı anlaşıldığından bu konudaki istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı istinaf dilekçesi ekinde bir takım mesajlaşma kayıtları sunmuş ise de HMK'nın 357/1.maddesi gereğince istinaf aşamasında yeni delillere dayanılamayacağından davalı tarafından sunulan mesajlaşma kayıtları dikkate alınmamıştır. Bu açıklamalardan sonra tekrar somut olaya dönüldüğünde; Adli Tıp Kurumu tarafından gerek icra hukuk mahkemesindeki yargılamada gerekse bu yargılamada verilen raporlarda bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirildiğinden, bonolardaki imzaya benzer şekilde davacıdan imza örnekleri de alındıktan sonra üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden (Grafoloji alanında uzman) oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden, bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alınması, ayrıca davalının şikayeti üzerine açılan Karapınar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/1302 soruşturma nolu dosyasının neticesinin araştırılması, daha sonra tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 27/11/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit davası açmıştır. Davalı yan, icra inkar talebinde bulunmuştur. Ancak vasıflandırmayı Mahkeme yapacak olsa bile dosya da verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı yoktur. Dolayısıyla şartların oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Şartlar oluşmadığından davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 6. HD. 20/06/2013 tarih, 2012/18123 Esas, 2013/10825 K. Sayılı İlamı, Yargıtay 12 HD. 19/12/2003 Tarih. 2002/10774 Esas, 2003/12975 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 19 HD. 14/04/2015 Tarih, 2014/17680 Esas, 2015/5362 K. Sayılı İlamı) Davalı yanın sair talepleri Mahkememiz görev ve yetkisinde olmadığından reddine karar verilmiştir. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının reddine, davalı yanın tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle, davacının, davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının reddine, davalı yanın tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin imza örneklerine ilişkin yapılan adli tıp incelemelerinde imzanın müvekkili eli ürünü olmadığının ortaya konulduğunu, ayrıca adli tıp incelemesi ve grafolojik inceleme arasında çok ciddi çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkiler çerçevesinde imza incelemesinin Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığınca yapılmasını talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin reddedilerek hüküm kurulduğunu, davalının çelişkili iddiaları bile belgenin sahte olduğunu haksız menfaat peşinde olduklarını gösterdiğini, davalının alacağını ispat edemediğini, davalının, müvekkilinin senet vermesini gerektirir somut bir gerekçe sunmadığını, müvekkili ile davalının herhangi bir ticari ilişkisi ya da alacak borç ilişkisini doğuracak bir ilişkinin bulunmadığını, sonradan, kim tarafından düzenlendiği belli olmayan bono ile işlem başlatılmasının davalı tarafın kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, bilirkişilerin tümüyle eksik inceleme yaptıklarını, bu doğrultuda hatalı değerlendirmelerde bulunduklarını, imzaya itiraz halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğunu, imzanın kendilerine ait olmadığı yönünde ispat külfetlerinin bulunmadığını ve alacaklı tarafın somut delillerle imzanın müvekkile ait olduğunu ispat edemediğini, ayrıca bilirkişi raporunun davalının itirazlarına göre tanzim edildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davalı tarafından davacı aleyhine Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacının keşidecisi davalının da lehtarı olduğu, 01/07/2017 ve 01/08/2017 vade tarihli her biri 40.000,00 TL bedelli olan 2 adet bonoya dayalı olarak toplam 80.760,82 TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, davacının takibe konu bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunduğu, Dairemiz kaldırma kararı gereğince Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'den grafoloji alanında uzman öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alındığı, raporda davaya konu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun bildirildiği, alınan bilirkişi kurulu raporunun açıklayıcı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu bu sebeple hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, 6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...