6. Ceza Dairesi 2025/167 E. , 2025/1629 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/871 E., 2022/1663 K. KATILANLAR : ..., FBS Lojistik Kargo Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 27.11.2024 g
**6. Ceza Dairesi 2025/167 E. , 2025/1629 K.** **"İçtihat Metni"** İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/871 E., 2022/1663 K. KATILANLAR : ..., FBS Lojistik Kargo Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 27.11.2024 gün ve 2023/1269 Esas, 2024/12984 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2025 tarihli ve KD-6-2022/147624 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, dava konusu olayda olayda, güvenlik görevlisi olarak çalışan katılan ...'in silah doğrultularak sanık tarafından idari binanın önüne kadar getirildiği ve kimliği belirlenemeyen iki kişinin bina içinde bulunan çelik kasadan suça konu eşyaları aldıkları sırada yaklaşık 20-25 dakika elleri kelepçelenmiş gibi ve diz üstü yere çökmüş bir vaziyette sanık tarafından olay yerinde bekletildiği nazara alındığında, katılanın hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin yağma suçunun işlenmesi için sınırlı süre olarak kabul edilemeyeceği gibi yağma suçunun zorunlu sonucu olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile sanığın ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılmasına yönelik ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının onanması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109 uncu maddesinde "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş ikinci ve üçüncü maddelerde arttırım sebepleri yer almıştır. Yargıtay Ceza genel Kurulu'nun 04.04.2022 tarihli ve 2020/14-25 Esas, 2022/237 Karar sayılı kararında "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır. (M. Emin Artuk-... Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375.).Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır." açıklaması yer almaktadır. Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde, katılanın bekçiliğini yaptığı iş yerine kimlik bilgileri tespit edilemeyen iki şahısla birlikte gelen sanığın, katılanı yağma eylemini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak kısa bir süre özgürlüğünden yoksun bıraktığı, yağma eylemini tamamlayan sanık ve iki şahsın iş yerinden ayrılmasını takiben katılanın hareket özgürlüğüne kavuştuğu, yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurul Kararında da kararında da belirtildiği üzere, eylem süresiyle sınırlı olarak alıkonulma hâlinde ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağının kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Sayın üye ...'ın muhalefetiyle oy çokluğu ile REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 27.11.2024 tarihli ve 2023/1269 Esas, 2024/12984 Karar sayılı sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Katılan ...'in özel güvenlik görevlisi olarak FBS Lojistik isimli iş yerinde çalıştığı, olay günü saat 01.40 sıralarında güvenlik kulübesinde bulunduğu sırada iş yerine ait köpeklerin havlaması nedeniyle kulübeden dışarı çıktığı, etrafı kolaçan etmek amacıyla idari binaya doğru yürüdüğü esnada insan karartıları gördüğü, "kimsiniz" diye bağırması üzerine maskeli, siyah montlu sanık ...'ın katılana elindeki tabancayı tevcih ederek "sağa dön, hiç bir yere bakma, sadece önüne bakarak devam et" dediği, daha sonra katılanın önde sanığın ise elinde silah bulunduğu halde katılanın arkasından yürüyerek idari binanın önüne geldikleri, sanığın katılandan yere yatmasını istediği, katılanın kalp ameliyatı geçirdiğini, yere yatamayacağını söylemesi üzerine sanığın bu kez "ellerini kelepçelenmiş gibi yap ve diz üstü yere çök, kıpırdama, yoksa seni vururum" şeklinde sözler sarfetmesi üzerine, katılanın elleri kelepçelenmiş gibi bir vaziyette yaklaşık 20- 25 dakika kadar burada beklediği, bu esnada idari binanın camından atlayarak kimliği belirlenemeyen iki kişinin daha çıktığı, sanık ve yanındaki iki kişinin yürüyerek olay yerinden ayrıldıkları, olay yeri inceleme raporuna göre şirketin genel müdür odasının bahçeye açılan penceresinde zorlama izlerinin mevcut olduğu ve kilidinin kırılmış olduğu, ayrıca iş yerinde bulunan çelik kasanın kilit mekanizmasının delinerek açıldığı ve evrakların yere saçılmış olduğunun anlaşıldığı, iş yerinin sahibi olan diğer katılan ...'ın beyanına göre çelik kasanın içerisindeki 50.000,00 TL değerinde 210 gram ağırlığında 7 adet 22 ayar altın bilezik, 33 adet çeyrek altın, 5 adet tam altın ve 1 adet 15.000,00 TL değerinde takı seti ayrıca eşine ait bulundurma ruhsatlı tabanca ve MKE yapımı 510 adet merminin alındığı anlaşılan olayda, güvenlik görevlisi olarak çalışan katılan ...'in silah doğrultularak sanık tarafından idari binanın önüne kadar getirildiği ve kimliği belirlenemeyen iki kişinin bina içinde bulunan çelik kasadan suça konu eşyaları aldıkları sırada yaklaşık 20-25 dakika elleri kelepçelenmiş gibi ve diz üstü yere çökmüş bir vaziyette sanık tarafından olay yerinde bekletildiği nazara alındığında, katılanın hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin yağma suçunun işlenmesi için sınırlı süre olarak kabul edilemeyeceği gibi yağma suçunun zorunlu sonucu olarak da değerlendirilemeyeceği, bu anlamda sanığın ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılmasına yönelik ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken sayın çoğunluğunun aksi yöndeki kararına iştirak etmiyorum.