TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/221 Esas 2023/333 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince …
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1230 Esas 2025/1662 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1230 KARAR NO : 2025/1662 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/221 Esas 2023/333 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini, ikame araç tahsis edilmediğini belirterek şimdilik 20.000,00 TL araç hasar bedeli ile 100,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 20.100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini araç hasar bedeli yönünden 80.000,00 TL, ikame araç bedeli yönünden 3.750,00 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin teminat dışı olması nedeniyle reddedildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk ettiğini, aracın pert olduğunun ispatlanamadığını, araç mahrumiyeti bedelinin teminat dışı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre araç hasar bedelinin 80.000 TL olduğu, araç mahrumiyeti için günlük 250,00 TL'nin makul olacağı, 15 günlük araç mahrumiyet bedeli hesaplanmış ise de, poliçede sigorta şirketinin araç ikamesi için sorumluluğunun 7 gün ile sınırlı olduğu, davalı sigorta şirketi zararın teminat dışı kaldığını iddia etmiş ise de. davacı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve rizikonun teminat dışında kaldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 80.000,00 TL araç hasar bedeli ve 1.750,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 03/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olaya ilişkin müvekkilinin sigorta şirketine dava açılabilmesi için KTK'nun 97. maddesi gereğince dava açmadan önce başvuru yapması ve yasada belirtilen 15 günlük sürenin geçmiş olması gerektiğini, davacının usulü şartları yerine getirmediğini, kusur raporu alınmadan %100 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kusur incelemesi yönünden adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasının talep edildiğini, ancak bu taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı yanın talebinin teminat dışı olduğunu, davacının müvekkili şirkete başvuru sonrası hasar dosyası açıldığını, gerekli inceleme yapılabilmesi için ekspertiz görevlendirildiğini, ekspertiz raporuna göre sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk ettiğinin anlaşıldığını, kaza tarihinde yürürlükte bulunan kasko sigortası genel şartları kapsamında yapılan değerlendirmeler neticesinde hasarın teminat dışı olacağı görüşüne varıldığından davacı yanın taleplerinin haklı gerekçeler ile reddedildiğini, sigortalı araç sürücüsü kaza sonrası olay yerini terk etmesi ayrı bir red sebebi olmasının yanında, sürücü değişikliği, alkollü veya ehliyetsiz araç kullanma sebebiyle dava red edilmesi gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu aracın pert olduğu iddia edilmekteyse de bu durumun ispatlanamadığını, pert olduğu iddia edilen araç yönünden ilgili aracın pert olması halinin tespiti durumunda trafikten çekme ve hurda belgeli ruhsatın da alınması gerektiğini, hasar başvurusu aşamasında davacı tarafından bu belgenin sunulmadığını, davacının talebine hasar aşamasında cevap verilememesinin bir nedeninin de bu olduğunu, dava konusu aracın ağır hasarlı olup olmadığı ve hurda belgesi alıp almamasının tespitinin gerektiğini, dava konusu aracın tamirinin mümkün olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davacının aracın hurda sayılması halinde sovtajına ilişkin herhangi bir talebinin bulunmamasından ötürü sovtajın davacıda bırakılmak suretiyle dava konusu tazminat miktarının tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı bulunduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, iskontosuz ve kdv dahil bakiye araç hasarı hesaplamasının hatalı olduğunu, bir malın veya hizmetin bedeli olmadığından kdv hesaplanmayacağını, aksi kanaat halinde kdv ödenebilmesi için fatura veya yansıtma fatura ibraz edilmesi gerekirken ödeme yapılması durumunda haksız ve sebepsiz zenginleşme söz konusu olacağından, kdv oranı üzerinden yapılan hesaplamaya ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini, araç mahrumiyet bedelinin poliçe teminatı dışında olduğunu, hasar sonrası açılan dosya incelemesinde eksper görüşünün olumsuz olması sebebiyle ikame araç taleplerinin de olumsuz karşılandığı ve reddedildiğini, müvekkilinin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 31/01/2023 tarihli rapor, makine mühendisi bilirkişiden alınan 07/04/2023 tarihli rapor, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne yazılan müzekkereye verilen cevap, kasko ekspertiz raporu, davalı şirkete yazılan müzekkere cevabı, davacı başvurusu üzerine davalı tarafından verilen cevap, kaza tespit tutanağı, Kahramankazan C. Başsavcılığı'nın 2021/3518 Sr sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı, davacı aracının sürücüsünün davalı sigorta şirketine verdiği beyan ile kazaya karışan diğer araç sürücüsü ...'in davalı sigorta şirketine verdiği dilekçe sureti dosya içerisinde yer almaktadır. Tanıklar ... ve ... yargılama aşamasında dinlenmiştir. Kaza tespit tutanağında, sürücüsü belli olmayan sigortalı aracın önündeki araca arkadan çarptığı, sigortalı araç sürücüsünün takip mesafesine uygun davranmadığı, öndeki araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespitleriyle, not olarak da kaza yerine sonradan gelen ve kendisini sigortalı araç sürücüsü olarak tanıtan ...'in kazayla ilgili sorulara cevap veremediği, sürücü olmadığına kanaat getirildiği görüşüne yer verilmiştir. Davacı başvurusu üzerine davalı şirket 02/12/2021 tarihinde davacıya verdiği cevapta, yapılan inceleme neticesinde sigortalı araç sürücüsünün olay yerini sebepsiz terk ettiğinin tespit edildiğini, teminat ödemesi yapılmayacağını bildirmiştir. İşbu dava konusu trafik kazası nedeniyle Kahramankazan C. Başsavcılığı'nın 2021/3518 Sr sayılı dosyası ile başlatılan ceza soruşturması sonunda müşteki şüpheliler ... (diğer araç sürücüsü), ... (davacı sigortalı araç sürücüsü)'in alkollü olmadıkları, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşmadığı, taksirle mala zarar verme suçunun da bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Davacı sigortalı araç sürücüsü ... davalı sigorta şirketine verdiği beyanda, olay yerinden kaçmadığını, kazadan sonra çimlerin üzerine uzandığını ifade etmiştir. Kazaya karışan diğer araç sürücüsü ... davalı sigorta şirketine verdiği yazılı beyanında, sigortalı aracın kendisi kırmızı ışıkta durduğu sırada arkadan aracına çarptığını, aşağı indiğinde arkadan çarpan aracın şoförünün çimenlerin üzerine uzandığını, kendisini görünce olayın şokuyla panikleyip karşı yola geçtiğini, kendisinin de polisleri arayıp ekiplerin gelmesini beklediğini, polisler gelince karşıya geçen şahsa sinirle şoförün o olmadığını söylediğini, sonra karakola gidip ifade verdiklerini, karakolda şoförün isminin ... olduğunu öğrendiğini, ...'in kendisine çarpan aracın şoförü olduğunu belirtmiştir. Yargılama aşamasında mali müşavirden alınan bilirkişi raporunda, araç sürücüsü değişikliğine ilişkin dosyada yeterli belge bulunmadığını, araç sürücüsünün ... olduğunun kabul edildiğini, kasko ekspertiz raporuna göre sigortalı araçta 86.019,11 TL hasar, 15.483,44 TL kdv olmak üzere toplam 101.502,55 TL hasar meydana geldiği, davalının ikame araç klozu nedeniyle 7 güne kadar araç karşılama yükümlülüğü bulunduğu yükümlü olduğu kanaat bildirilmiştir. Makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araç sürücüsünün ... olup olmadığının değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, emsal aracın günlük 250,00 TL'ye kiralanabileceği, ikame araç bedelinin 15 gün karşılığı 3.750,00 TL olduğu, araçta 101.502,55 TL hasar oluştuğu, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değerinin 200.000,00 TL olup pert total olduğu, araç sovtajının 120.000,00 TL olup davacının 80.000,00 TL zararının bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı şirkete yazılan müzekkereye verilen cevapta davacıya tazminat ödemesi yapılmadığı bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasara uğradığını, ikame araç tahsis edilmediğini, zararından davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın teminat dışı olduğunu, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda makine mühendisinden alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği, davacıya ikame araç tahsis edilmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasar miktarı, aracın pert total olup olmadığı, davacının ikame araç zararı bulunup bulunmadığı, davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun davalının sorumluluğu üzerinde etkisi olup olmadığı, faiz başlangıç tarihi ve türü hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan iddia ve savunma karşısında somut olayda ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalı davacının iddia ettiği zararın sigorta teminatı dışında kaldığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Kasko sigortalı araç sürücüsü ... ile diğer araç sürücüsü ... yargılama sırasında tanık olarak dinlenmiştir. Dinlenen tanık anlatımlarından sigortalı araç sürücüsünün ... olduğu, kazadan sonra olay yerinde bulunduğu anlaşılmış olup, davalının araç sürücüsünün olay yerini zorunlu haller dışında terk ettiğinin ispatına dair dosya içerisine sunulan herhangi bir bilgi ve belge ise bulunmamaktadır. Dava konusu kazaya ilişkin kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücüsü belli olmayan sigortalı aracın önündeki araca arkadan çarptığı, kaza yerine sonradan gelen ve kendisini sigortalı araç sürücüsü olarak tanıtan ...'in kazayla ilgili sorulara cevap veremediği, sürücü olmadığına kanaat getirildiği belirtilmiş ise de, davalı vekilinin kaza tespit tutanağını tanzim eden kolluk görevlilerinin dinlenmesi gerektiğine yönelik bir istinaf itirazı da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece davalının kasko sigortalı araç sürücüsünün zorunlu haller dışında olay yerini terk ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davacı aracında oluşan hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesinde; "onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir..." hükmüne yer verilmiştir. Yargılama aşamasında makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araçta kaza nedeniyle kdv dahil 101.502,55 TL hasar oluştuğu, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değerinin 200.000,00 TL olup pert total olduğu, araç sovtajının 120.000,00 TL olup davacının 80.000,00 TL zararının bulunduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Davalı sigorta şirketi sigortalı aracın onarılıp onarılmadığına bakılmaksızın, araçta oluşan hasar nedeniyle ödenmesi gereken miktarın kdv dahil miktar olması nedeniyle kdv dahil hasar bedelinden sorumlu bulunduğundan bilirkişi tarafından araçta oluşan hasarın kdv dahil miktarının esas alınması isabetlidir. Davacıya ait ve davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğu hallerde dahi, hasarın teminat dışı olduğu haller hariç olmak üzere, araçta meydana gelen hasarın davalı tarafından kasko sigorta poliçesi kapsamında tazmin edilmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece sigortalı araç sürücüsünün, teminat dışı haller dışında, kusurlu olup olmamasının ve kusur oranının davalının hasara ilişkin sorumluluğunu değiştirmeyeceği, sigortalı araç sürücüsünün kusur durumunun değerlendirilmemiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, yargılama aşamasında makine mühendisinden alınan raporun hasar yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, sovtajın davacı sigortalıda kaldığı, sovtaj bedelinin araç rayiç değerinden mahsup edilerek araçtaki hasarın tespit edildiği gözetilerek hasar yönünden yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, kasko sigorta poliçesinin ikame araç başlıklı klozunda, kısmi hasar durumunda eksper tarafından tespit edilen onarım süresiyle sınırlı olup her koşulda en fazla yılda 2 kez ve olay başı azami 7 gün ikame araç tahsis edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı ikame aracı, kasko sigortalı aracın kısmi hasara uğraması halinde tahsis etme yükümlülüğü altındadır. Somut olayda ise, alınan bilirkişi raporuyla sigortalı aracın kısmi hasara uğramadığı, pert total olduğu sabittir. Hal böyle olunca, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile sigortalı aracın pert total olduğu, kısmi hasara uğramadığı, kasko sigorta poliçesindeki ikame araç klozunun ise aracın kısmi hasara uğraması halinde uygulanabileceği, davacının ikame araç zararını davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek ikame araç zararı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan kalem yönünden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi de usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihini belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan hasar miktarına 03/03/2022 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. TTK'nun 1427. maddesinde, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar). Dava konusu zararın meydana geldiği olay, 21/11/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı vekilince davalı sigorta şirketine 29/11/2021 tarihinde başvurulmuştur. Kural olarak anılan başvurunun yapıldığı 29/11/2021 tarihinden itibaren 45 günün sonunda davacı alacağı muaccel hale gelmiş olacak ve sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşecek ise de, 45 günden önce davalı yanın başvuruyu 02/12/2021 tarihinde reddetmesi ile muacceliyet/temerrüt tarihi olarak bu tarihin esas alınması gerekecektir. Bu durumda mahkemece, davacının davalıya yaptığı başvuru tarihinden itibaren 45 günlük süre sona ermeden davalının 02/12/2021 tarihinde davacı başvurusunu reddettiği, 02/12/2021 tarihinde davalının temerrüte düştüğü, anılan tarihin mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiği gözetilmeden faiz başlangıç tarihinin daha sonraki bir tarih olan 03/03/2022 esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de, mahkemenin bu kabul şeklinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı lehine olduğu, davacı yanın faiz başlangıç tarihine yönelik bir istinaf başvurusu bulunmadığı anlaşıldığından bu husus kaldırma sebebi yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında ikame araç zararı yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının ikame araç zararı yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ikame araç zararı yönünden KISMEN KABULÜNE, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2023 tarih 2022/221 Esas 2023/333 Karar sayılı kararının ikame araç zararı yönünden KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, 2-Davanın KISMEN KABULÜNE, 80.000,00 TL'nin 03/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Alınması gerekli 5.464,80 TL karar ilam harcından peşin yatırılan 343,26 TL ve 1.087,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.154,08 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.087,00 TL ıslah harcı, 343,26 TL peşin harç ile 80,70 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 361,75 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 2.861,75 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 2.733,61 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacının vekille temsil edildiği anlaşıldığından, aleyhe hüküm verme yasağı ve kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca ilk derece mahkemesi karar tarihi itibarıyla hesaplanan 13.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalının vekille temsil edildiği anlaşıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca karar tarihi itibarıyla hesaplanan 3.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 1.260,90 TL'sinin davalıdan, 59,10 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, B)1-Davalı tarafından yatırılan 1.400,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 91,00 TL yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 4,07 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından icra dosyasına yatırılan teminat mektubunun kararın kaldırma gerekçesi, yeniden kurulan hüküm gözetilerek İİK'nun 36. maddesi kapsamında koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davalıya iadesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -