7. Hukuk Dairesi 2013/5724 E. , 2013/3682 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurumun çeşitli kamplarında sondaj işçisi olarak çalıştığını, arazi üzerinde çalışan davacının asıl görevinin bulunduğu ilin bölgesinin davalı Kurum'ca açıklanmadığı, Harcırah Kanunu’nun 50. maddesi…
**7. Hukuk Dairesi 2013/5724 E. , 2013/3682 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurumun çeşitli kamplarında sondaj işçisi olarak çalıştığını, arazi üzerinde çalışan davacının asıl görevinin bulunduğu ilin bölgesinin davalı Kurum'ca açıklanmadığı, Harcırah Kanunu’nun 50. maddesine göre, davacının asıl görevli bulunduğu ilin davalı kurum genel müdürlüğünün bulunduğu Ankara olması halinde arazide çalıştığı günler için davacıya harcırah ödemesi yapılması, asıl görevli olduğu yerin davacının çalıştığı kamp ve şeflikler olması halinde ise davacıya gündelik tazminat ödemesi gerektiğini, kendisiyle aynı durumda olan birçok kişiye harcırah ödemesi yapıldığını, eşitliğe aykırı davranıldığını, davalının her iki şekilde de davacıya ödeme yapmadığını beyan ederek harcırah alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 662 sayılı Yasa ile EİEİ Genel Müdürlüğünde, işçi statüsünde çalışanların sözleşmelerinin 31.12.2011 tarihi itibariyle DSİ'ye devredildiğini, bu sebeple husumet itirazında bulunduğunu, davacının görev mahalli dışındaki tüm görevlendirmeler için Harcırah Kanunu ve TİS hükümleri gereği harcırah gündeliği ve nakil harcırahlarının ödendiğini beyan ederek açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. .../.. 2013/5724-3682 S.2 Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine davalı sıfatı ise subjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159) Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, I. Cilt, s. 1195; Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez - Prof.Dr.Oğuz Atalay - Prof.Dr.Muhammet Özekes Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler , s. 214)