11. Hukuk Dairesi 2010/11881 E. , 2010/11996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 gün ve 2007/164-2008/76 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.05.2010 gün ve 2008/10641-2010/5880 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rap
**11. Hukuk Dairesi 2010/11881 E. , 2010/11996 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 gün ve 2007/164-2008/76 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.05.2010 gün ve 2008/10641-2010/5880 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış bir ressam olduğunu, yılbaşı programı nedeniyle T.D.İ.’ ne ait İstanbul’ da Karaköy 4 numaralı antreponun duvarına özgün resimler yaptığını, davalı ...’un yapımcı, ...’ün icracı sanatcı olduğu, “kime zarar” isimli müzik eseri ile ilgili olarak yapımı gerçekleştirilen müzik klibinin, davacı resimlerinin bulunduğu duvar fon olarak kullanılmak suretiyle davacı eserinden kaynaklanan işleme, çoğaltma, ve umuma iletim gibi mali, umuma arz ve adın belirtilmesi gibi manevi hakların ihlali sebebiyle FSEK’nun 68. maddesi uyarınca telif tazminatı ile manevi tazminatın tahsili istemiyle Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1 esasa sayılı dosyasında açtıkları davanın kabul edildiğini, buna rağmen aynı klibin davalı TRT ‘ye ait TV kanallarında da 10.04.2007 tarihinden itibaren müteaddit defalar yayınlanarak FSEK’nun 14. ve 15. maddelerinde yazılı umuma arz ve adın belirtilmesi gibi manevi hakları ile FSEK’nun 21,22/, 24 ve 25. maddelerinde yazılı işleme, çoğaltma, temsil ve umuna iletim mali haklarının ihlali olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere FSEK’nun 68. maddesi uyarınca 15.000,00 YTL maddi ve FSEK’nun 70/1. maddesi uyarınca 3.000,00 YTL manevi tazminatın reeskont faiziyle birlikte alacaklardan tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...’e tebligat yapılamamış, davacı vekili bu davalıya açmış olduğu davayı atiye terk etmiştir. Diğer davalılar ise davanın reddini istemişlerdi. Mahkemece davalı ... hakkında açılan davanın atiye terki sebebiyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce 25.05.2010 tarihli ilamla onanmıştır. Bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava konusu müzik klibi, davacıya ait güzel sanat eseri vasfındaki duvar resminin 5846 Sayılı FSEK 6/3. maddesi anlamında işlenmesi suretiyle film haline sokularak ve davalı ... tarafından musiki eserinin icrasıyla birlikte tespiti gerçekleştirildiğinden, davalılardan ... FSEK 80. maddesine göre meydana getirilen bu tespit üzerinde film yapımcısı sıfatına sahiptir. Davacının eseri üzerindeki mali hakların kullanılma yetkisinin devrine dair taraflar arasında başlangıçta geçerli bir sözleşme mevcut değilse de; söz konusu müzik klibi ile ilgili olarak Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2003/1 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından film yapımcısı ...'ın da dahil olduğu davalılar aleyhine FSEK 68/1. ve 70. maddelerine dayalı olarak açılan dava neticesinde mahkemenin 23.11.2005 tarih 1/585 sayılı kararıyla telif tazminatına hükmedilerek karar kesinleştiğinden, Dairemizin yerleşik kararları ve öğretide de benimsendiği üzere eser sahibinin seçimlik hakkının bedel yönünde kullanması nedeniyle, davacı ile davalı film yapımcısı arasında mali hakların kullanılması yetkisinin (somut uyuşmazlık bakımından işlenme hakkı ve umuma iletim) devri sözleşmesi yapılmış gibi bir hukuki durum meydana gelmiştir (farazi sözleşme ilkesi). FSEK 68/son fıkrası hükmü de, tecavüz edenin ödediği bedel karşılığı elde ettiği mali hakların kullanımında eser sahibine karşı mevzuatın öngördüğü kurallarla bağlı olacağı biçiminde anlaşılması gerekeceğinden farazi sözleşme ilkesini engelleyen bir düzenleme niteliğinde değildir. Söz konusu farazi sözleme ilişkisini meydana getiren mahkeme kararında benimsenen bilirkişi raporunda FSEK 68//1. maddesine göre telif bedeli belirlenirken davacının sanatsal kişiliği ve tanınmışlığıyla birlikte müzik klibinin hitap ettiği kitle, coğrafi alan, davacı eserinin klibe katkısı, kullanım şekli ve eserin satışları gözönüne alındığından, farazi sözleşme ilişkisinin açıklanan niteliği itibariyle, somut uyuşmazlık bakımından FSEK 80. maddesi uyarınca davacıya ait güzel sanat eserinin işlenme ve umuma iletim haklarını kullanma yetkisinin davalı yapımcı tarafından tasarruf edilmesine izin verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davalı ... dava konusu müzik klibinin yapımcısı sıfatıyla FSEK 80. maddesinde düzenlenen ve herkese karşı ileri sürülebilen film yapımcısı hakkını aslen iktisap etmiştir. Film yapımcısı hakkının iktisabıyla birlikte bu hakka bağlı olarak Kanunla film yapımcısına tanınan mali haklar da davalı ... tarafından kullanılacağından, söz konusu müzik klibinin davalı TV kanalında umuma iletim için ayrıca davacıdan izin alınması gerekli olmayıp, müzik klibinin davalı TV kanalında yayınlanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dairemizin 29.04.2004 tarih 9926/4741 sayılı kararına konu olan uyuşmazlıkta ise, eser sahibinin mirasçısı olan davacı tarafından bir TV kanalı aleyhine açılan davada sinema eserinin yapımcısı ile davacı mirasçı arasında FSEK 80. maddesi anlamında meydana gelen farazi sözleşme ilişkisinin mevcut olduğuna dair bir açıklama bulunmadığından, anılan kararda sinema eserinin ilk dava tarihinden sonraki tarihlerde de umuma iletiminin yeni bir hak ihlali oluşturacağına dair Dairemizin anılan kararının iş bu davada emsal olarak dikkate alınması da mümkün değildir. Davacı ile davalı film yapımcısı ... arasındaki farazi sözleşme ilişkisi, davalı tarafından ilk tespiti gerçekleştirilen müzik klibi üzerindeki mali hakların kullanılma yetkisine izin verilmesi ile sınırlı olup, davacıya ait güzel sanat eserinden kaynaklanan mali ve manevi haklar esasen davacı üzerinde kalmaya devam edeceğinden mahkemece ulaşılan sonucun eser sahipliği ve temel haklar aykırı bir yönü bulunduğundan da söz edilemeyecektir. Mahkemenin karar gerekçesindeki FSEK 45 ile 65. maddeleri hükümlerinin aynı kanundaki komşu haklarla ilgili hükümlere doğrudan değil, ancak uyduğu oranda uygulanabileceğine dair görüş, eser sahipleri ve halefleri bakımından 5846 Sayılı FSEK'deki söz konusu maddelerin (45.maddeden 65. maddeye kadar) komşu haklar içinde uygulanmalarına yönelik genel bir değerlendirme niteliğindedir. Kararda FSEK (45), ve (65). maddelerinin bizatihi somut olayda uygulandığına dair bir gerekçeye yer verilmediği açıkça anlaşıldığından, mahkeme kararında ve kararın özetlendiği Dairemiz kararıda maddi hataya yer verildiğine dair ileri sürülen karar düzeltme nedeni de yerinde değildir. Öte yandan, söz konusu farazi sözleşme ilişkisi nedeniyle kullanımına izin verilen mali hakların niteliği itibariyle davacıya ait manevi haklardan eserin umuma arzına da muvafakat edildiğinin kabulü gereklidir. Ayrıca, önceki davada davacı tarafa FSEK 15. ve 70. maddesine dayalı olarak manevi hak tazminatı istenilmiş olup, aynı Kanun'un 67/3. fıkrasına dayalı olarak eser sahibinin adının belirtilmesi yolunda bir talep bulunmadığına göre, önceki mahkeme kararıyla oluşan farazi sözleşmeye uygun olarak davalı TV kanalında dava konusu müzik klibinin ilk tespitinin yapıldığı haliyle gerçekleştirilen umuma iletilmesi eyleminde davacının FSEK 15. maddesi uyarınca adının belirtilmesine ilişkin manevi hakkının ihlal edildiği iddiasının reddine dair mahkeme kararının gerekçesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalara ve dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK' nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 24.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.