7. Hukuk Dairesi 2023/4451 E. , 2024/3997 K. MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3059 E., 2023/871 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/216 E., 2022/617 K. Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahke…
**7. Hukuk Dairesi 2023/4451 E. , 2024/3997 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3059 E., 2023/871 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/216 E., 2022/617 K. Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bursa ili, ... ilçesi, ... Köyü, 130 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın 3/32 hissesinin maliki olduğunu, diğer hisse maliklerinden ...’in 3/16 payını ... isimli şahsa sattığını, buna ilişkin olarak müvekkili tarafından ikame edilen yasal önalım hakkına dayalı dava sonucunda Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.2020 tarih ve 2018/629 E. 2020/104 K. sayılı ilamı ile dava konusu 3/16 taşınmaz payının ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline karar verildiğini, kararın 29.09.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğunu ve dava konusu 3/16 taşınmaz payının tapuda müvekkil adına tescil edildiğini, Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/629 E. sayılı dosyasında dava konusu taşınmaz payı üzerine ''her türlü hukuki tasarrufun önlenmesi'' amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini ve kararın 05.12.2018 tarihinde tapu kaydına şerh edildiğini, ancak dava konusu taşınmaz payı üzerinde ihtiyati tedbir bulunmasına ve Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/02/2020 tarihli kararı ile payın ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilli adına tesciline karar verilmesine rağmen, 12.01.2021 tarihinde dava konusu taşınmaz payı üzerine kötü niyetli olarak davalı ... lehine ''satış vaadi vardır'' şerhi tescil edildiğini, Bursa ili, ... ilçesi, ... Köyü, 130 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın 11.03.2022 tarihinde imar uygulaması sonucunda ifraz edildiğini, müvekkilinin kök tapudaki hisselerinin Bursa ili, ... ilçesi, ... Köyü; 130 ada, 2 parsel, 11644 ada, 1 parsel, 11645 ada, 2 parsel olarak kayıt edildiğini, bu taşınmazlara ... lehine ''satış vaadi vardır'' şerhinin işlendiğini belirterek, müvekkilinin mülkiyet hakkını kısıtlayan ve özgürce tasarruf etmesini engelleyen davaya konu satış vaadi şerhinin tapu sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve esasa ilişkin itirazlarda bulunarak, dava konusu taşınmazın kök malik ... tarafından dava dışı ...'e emanet olarak devredildiğini ve vasiyet olarak da öldükten sonra bu arsanın iki çocuğu arasında eşit olarak pay edilerek devredilmesini vasiyet ettiğini, bu aşamada mirasçılardan birinin yakın arkadaşı olan davacı ... ile birlikte muvazaalı ve organize hareket ederek taşınmazın satış bedelinin de düşük gösterilmesini fırsat bilip gayrimenkulü mülk edinmeye çalıştığını, diğer kardeşin muris muvazası nedeniyle dava açma hazırlığına girdiğini, Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan keşif sonucu dosyaya aldırılan rapor içeriğine göre gayrimenkulün gerçek değerinin 934.720,50 TL olduğunu, bugün itibariyle arazi statüsünden çıkarılıp arsa statüsüne geçtiği için değerinin 1.000.000,00 TL’nin çok çok üzerinde olduğunu, davacının 6.000,00 TL gibi bir bedelle ön alım hakkını kullandığını, Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/629 Esas sayılı dosyası ile görülen ön alım davasının yargılaması sonucunda mahkemece 6.000,00 TL bedelle ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğini, davacı ...’in dava konusu taşınmazın uzun zamandır davalı müvekkili tarafından kullanıldığını ve halen de malik ve zilyet sıfatı ile kullanmaya devam ettiğini bildiğini, muvazaalı olarak yaptıkları bu işlem yetmezmiş gibi müvekkilinin mülkiyet ve kiralama haklarını ortadan kaldırmak ve yıldırmak amacı ile maliki olduğu taşınmazdan çıkarmak için ... Belediyesine yıkım kararı için başvurduğunu, bu işlemin durdurulması için mahkemeye başvurulduğunu ve Bursa 1. İdare Mahkemesinin 2022/100 Esas sayılı dosyası ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, dosyanın bekletici mesele yapılmasını, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve yersiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya arasına alınan Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/629 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile; Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 130 Ada 2 Parsel sayılı taşınmazda davacının 3/32 payının bulunduğu, dava dışı paydaş ...'in 3/16 payını 29.05.2018 tarih 24705 yevmiye numaralı satış akdi ile dava dışı ...'e sattığının belirtildiği, dava konusu taşınmazların ifraz işlemi öncesi Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 130 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olduğu, iş bu karara yönelik istinaf talebinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1278 E., 2021/1364 K. sayılı ilamı ile esastan ret edildiği, Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/700 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının 07.12.2018 tarihinde tapuya şerh edildiği, satış vaadinin ise 12.01.2021 tarihinde tapuya şerh edildiğinin anlaşıldığı, vaat borçlusunun taşınmaz satış sözleşmesinin yapma borcunu ifa edemeyeceğinin sabit olduğu, dava konusu edilen taşınmaz satış vaadi şerhlerinin bulunduğu hisselerde malikin artık davacı olduğu, mezkur şerhlerin davacının hissesinde bulunmasının davacının mülkiyet hakkını zedeler nitelikte olduğu, davalı/vaat alacaklısının bundan kaynaklanan zararını vaat borçlusundan isteyebileceği, söz konusu talebin istenebilmesi için şerhin tapu kaydında halihazırda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkını zedeler nitelikte olan ve vaat borçlusunun taşınmaz satış sözleşmesindeki borcunu ifa edemeyeceği sabit olan taşınmaz satış vaadi şerhlerinin terkini talebinin yerinde olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ferağa icbar davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İmar uygulaması neticesinde oluşan dava konusu 11644 ada 1 ve 11645 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarda davacı paydaş olup, davacı payı üzerinde davalı lehine 12/01/2021 tarih ve 1812 yevmiye numarası ile tesis edilen "satış vaadi vardır" şerhinin bulunduğu, Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/02/2020 tarih 2018/629 Esas, 2020/104 Karar sayılı dosyası ile davacı ... tarafından davalı ... aleyhine 20/11/2018 tarihinde ön alım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiği, anılan bu dava dosyasında dava konusu imar uygulaması neticesinde oluşan taşınmazların geldisini teşkil eden 130 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki ...'in 3/16 payı üzerine 05/12/2018 tarih ve 54818 yevmiye numarası ile ihtiyati tedbir şerhinin konulduğunın anlaşıldığı ve bu şerhin konulmasından sonra, eldeki davaya konu satış vaadi şerhinin davalı lehine 12/01/2021 tarihinde tescil edildiği anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, bu nedenle öncelikle davanın süre yönünden reddi gerektiği, 2. Müvekkili ile dava dışı satıcı arasında düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi yapıldığını ve bunun tapuya şerh edildiğini, bu hakkın korunması gerektiği, 3. Taraflarınca ferağa icbar davası açılması yönünde hazırlık yapıldığı mahkemeye bildirilmesine rağmen mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, 4. ilk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin yeterli inceleme yapmadan karar verdiğini tüm bu sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması istemi ile temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu kaydındaki satış vaadi şerhinin terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 uncu maddesi uyarınca; "...şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir." 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.