Hukuk Genel Kurulu 2018/343 E. , 2021/1515 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hu
**Hukuk Genel Kurulu 2018/343 E. , 2021/1515 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından dava konusu 261 parselde kayıtlı taşınmazın 350/13750 payının 20.09.2004 tarihinde ... isimli kişiden satın alındığını, Milli Savunma Bakanlığı tarafından müvekkili aleyhine açılan davada, taşınmazda müvekkilinin malik olmasından çok önce kamulaştırma işlemi yapıldığı ve kesinleştiği gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile kurum adına tesciline karar verildiğini, müvekkilinin mahkeme kararına istinaden mülkiyet hakkını kaybettiğini, tapu müdürlüğünün üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek taşınmazın beyanlar hanesinde "15.09.1983 2512 yev. 6830 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca istimlak edilmiştir" yazılı olmasına rağmen satışını yaparak kusurlu davrandığını ve müvekkilinin zarara uğradığını, Maliye Hazinesinin tapu müdürlüğünce gerçekleştirilen hatalı işlem ve yanlış tutulan tapu sicili sebebiyle sorumlu olduğunu ileri sürerek taşınmazın kıymetinin (uğranılan zararın) tespiti ile daha sonra arttırılmak üzere 10.000TL tazminatın taşınmazın mülkiyetinin yitirildiğinin kesinleştiği ve zararın oluştuğu 07.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet, görev, yargı yolu, kesin hüküm ve derdestlik yönünden itirazda bulunarak, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapunun beyanlar hanesinde taşınmazın istimlak edildiğinin yazılı olduğu, davacı istimlak edildiğini bilerek satın aldığından dava açmakta kötü niyetli olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1020/3. maddesi gereğince tapu sicilindeki kaydı bilmediğinin ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2014/14 E., 2014/515 K. sayılı kararı ile; tapu kayıtları ve akit tablolarına göre dava konusu taşınmazın davacı tarafça satın alındığı 20.09.2004 tarihinde tapunun beyanlar, şerhler, hak ve mükellefiyetler bölümünde "6830 sayılı Kanunun 25. maddesi gereğince istimlak edilmiştir" şerhinin yazılı olduğu, davacının bu resmî senedi imzaladığı, satın aldığı tarihte bu yerin kamulaştırılmış olduğunu bildiği, kamulaştırılan ve kamulaştırması kesinleşip bedeli ödenen taşınmazın maliklerince tapuda kamulaştıran idare adına terkin edilmemiş olması ve daha sonra kayıt maliklerince taşınmazın üçüncü kişilere satılmış olmasının tapu sicilinin hatalı tutulması işlemiyle bir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle Devletin sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.12.2016 tarihli ve 2015/5633 E., 2016/11877 K. sayılı kararı ile; “…Dava, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur”. Medenî Kanunun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hazinenin olup Tapu Müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından tapu müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de; Yüksek Hukuk Genel Kurulunun ...2011/9-718 E. - 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki,“Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü uyarınca, somut olayda, tapu müdürlüğünün davalı gösterilmesi ve tapu müdürlüğünün de Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz. Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan Tapu Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tapu müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re'sen gözetilerek, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir…" gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Direnme Kararı: 9. Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.09.2017 tarihli ve 2017/185 E., 2017/346 K. sayılı kararı ile; dava dilekçesinin Hazineye tebliğ edildiği, yargılama sırasında davalı tarafı Hazine avukatının temsil ettiği, TMK'nın 1007. maddesi kapsamında davalı Hazinenin tüm savunma ve delillerini dosyaya sunduğu, mahkemece de davanın Hazineye karşı açıldığı gözetilerek karar başlığında Hazinenin davalı olarak gösterildiği, davanın reddi gerekçesi olarak da yine tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı Hazinenin sorumluluğu yönünden değerlendirme yapıldığı, davalı olarak gösterilen Hazinenin husumetin hatalı tevcih edildiğine veya savunmasının kısıtlandığına, delillerinin toplanmadığına ilişkin bir iddiası ve temyiz itirazının bulunmadığı, davalının karar düzeltme dilekçesinde, husumetin doğru yöneltildiğini, husumeti kabul ettiklerini ve Hazinenin davada vekil tarafından temsil edildiğini belirterek bozma kararının ortadan kaldırılmasını talep ettiği, dava dilekçesinde her ne kadar tapu müdürlüğüne izafeten denilmiş ise de sonuç itibariyle davanın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmakta olduğu bu nedenle de Hazineye yöneltildiği ve mahkemece de hükmün Hazine aleyhine kurulduğu, husumet noktasında bir hata bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat isteğine ilişkin eldeki davada, davacı tarafından Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazineye husumet yöneltilmesinin temsilcide hata niteliğinde olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesi uyarınca Hazinenin davada yer alması sağlanarak, taraf teşkilinin bu şekilde tamamlanmasından sonra davanın esasının incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin sorumluluğu TMK'nın 1007. maddede düzenlenmiştir.Anılan madde; " Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür " hükmünü taşımaktadır. 13. Taşınmazlar üzerindeki ayni hakkın herkese karşı ileri sürülebilmesi, taşınmaz üzerinde hak iktisap edecek kişilerin hakkın sahibi ve taşınmazın hukukî durumu hakkında bilgi sahibi olması ihtiyacı, taşınmaz üzerindeki ayni haklar bakımından devletin sorumluluğunda tutulan tapu siciliyle sağlanmıştır. Nitekim Tapu Sicil Tüzüğü'nün 4. maddesinde tapu sicilinin, taşınmaz mal ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere devletin sorumluluğu altında tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicil olduğu belirtilmiştir. 14. Tapu sicili kayıtlarının gerçek hak ve hukukî duruma uygun tutulması gerekir. İşte devletin denetimi ve gözetimi adına tutulan tapu sicilindeki kayıtların doğruluğuna güvenen kişilerin bu yüzden uğradığı zararların tazmini devletin sorumluluğuyla sağlanır (TMK m. 1007). 15. Devletin tapu sicilini çok düzgün tutması ve taşınmazların durumunu tespit ve tescil bakımından gerekli düzenlemelerin yapılarak açık hâle getirilmesi konusuna büyük önem verilmiş, bu sicillerin devlet memurlarınca tutulmasından ileri gelecek bütün zararlardan dolayı Devlet vatandaşlara karşı fer’î değil, aynen İsviçre’de olduğu gibi asli bir sorumluluk yüklenmiştir (Velidedeoğlu, H.Veldet/ Esmer, Galip: Gayrimenkul Tasarrufları, İstanbul 1969, s. 512 vd; Akipek, Jale G.: Eşya Hukuku, Ankara 1972, s. 303). 16. Genel olarak TMK'nın 1007. maddesine dayanan davalar, tapu malikleri ve lehine sahte tescil kararı verilen gerçek veya tüzel kişiler ile Hazine arasında görülür. TMK’nın 1007. maddesince Devletin sorumluluğuna dayalı bir davada husumetin Hazineye yöneltilmesi zorunludur. 17. Somut olayın incelenmesine gelince; davacı vekili, müvekkili tarafından tapu müdürlüğünde gerçekleştirilen satış işlemi ile satın alınan hissenin mahkeme kararı ile iptal edildiğini, Hazinenin tapu müdürlüğünce gerçekleştirilen hatalı işlem ve yanlış tutulan tapu sicili sebebiyle doğan zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuş, davalı olarak Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Maliye Hazinesini hasım göstermiş; dava dilekçesi Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Maliye Hazinesine tebliğ edilmiş, Hazine vekili sunduğu cevap dilekçesinde, dava dilekçesinin idareye tebliğ edildiğini belirterek, haksız açılan davanın reddini savunmuştur. 18. Hemen burada, davalının taraf sıfatı bulunup bulunmadığının tartışılması gereklidir. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. 19. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.1, s. 1159). 20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir (HMK m. 124) . 21. Diğer taraftan dilekçenin ilgili kısmından kimin dava edildiğinin anlaşılması imkansız ise, hasmı içermeyen bu dilekçe dava dilekçesi olarak nitelenemeyecektir. Ancak, dava dilekçesinin içeriğinde davalı ve buna izafeten husumet tevcihi anlaşılıyorsa ve davalının temsilcisi de hazır bulunuyorsa, davada husumet noktasında eksiklikten bahsedilemez (Üstündağ, Saim; Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 2000, s. 459). 22. Açılmış olan davada, taraflar arasında dava sürecinin devam edebilmesi ve karşılıklığın kurulabilmesi için öncelikle dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesi gerekir. Bu sayede davalının davada kendini savunma hakkını kullanabilmesi ve karşı iddiada bulunması için kendisine imkân tanınmış olur. Davalı hazırlayacağı cevap dilekçesiyle karşı iddia ve savunmalarını ileri sürebilir. Layihalar safhasında davalı ile davacı arasındaki tüm bu işlemler karşılıklı olarak birbirlerine tebliğ edilir. 23. Somut olayda tüm dosya kapsamından, davacının isteminin Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğuna ilişkin olduğu, davalı Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine vekilinin cevap dilekçesinde; davacının taşınmazı satın aldığı tarihte istimlak edildiğini bilebilecek durumda olduğunu belirterek davanın reddini savunduğu ve delillerini sunduğu, mahkemenin davanın reddine dair kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece temsilcide yanılma hâlinin bulunduğu gerekçesiyle kararın bozulduğu, Hazine vekili tarafından Özel Daire kararına karşı karar düzeltme isteğinde bulunulduğu ve 26.01.2017 tarihli karar düzeltme dilekçesinde; davacının usul ve yasaya uygun olarak (her ne kadar Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten denilerek de olsa) Hazineye karşı dava açtığını, davada idarenin vekil ile temsil edildiğini, dosyada mevcut dilekçelerin Hazineyi temsilen sunulduğunu ifade ederek bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanmasını talep ettiği anlaşılmıştır. 24. Açıklanan hususlar, dava dilekçesi ve Hazine tarafından sunulan dilekçelerin içeriğine göre, dava dilekçesinde davalı olarak Etimesgut Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine gösterilmiş ise de, Hazinenin davada vekil ile temsil edilmesi, sunulan dilekçelerin Hazine adına sunulduğunun belirtilmesi ve savunma hakkının kısıtlandığına dair bir itirazının da bulunmaması karşısında, somut olayda taraf teşkilinin tamamlandığının kabul edilmesi gereklidir. 25. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı uyuşmazlık noktası itibariyle usul ve yasaya uygun olup, yerindedir. 26. Ne var ki, Özel Dairece davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun olduğundan davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.