T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1302 - 2025/1855 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1302 KARAR NO : 2025/1855 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2022/207 E. - 2022/473 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1302 - 2025/1855 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1302 KARAR NO : 2025/1855 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2022/207 E. - 2022/473 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/207 E. - 2022/473 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2020/156821, 2020/156811, 2020/156804, 2020/156786, 2020/03720, 2019/83223, 2019/130680, 2018/96110, 2015/75992, 2015/75989, 2015/75987, 2015/48121, 2014/66482, 2014/28347, 2014/100716, 2013/94046, 2013/59406, 2013/59405, 2013/59404, 2013/43650, 2013/41448, 2013/41447, 2013/40656, 2013/40653, 2013/40652, 2013/40651, 2013/40641, 2013/40635, 2013/30812, 2013/30811 sayılı ve "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/76006 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1974 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” markasını kullandığını, bunun yanında “...” ve “...” markaları ile de tanındığını, bu ibareleri ihtiva eden onlarca tescilli markasının bulunduğunu, bu markalarını taşıyan ürünlerini dünyanın pek çok ülkesine ihraç ettiğini, dava konusu edilen 2020/76006 sayılı markasının 30, 35 ve 43. Sınıflara giren emtia açısından tescil edilmek istendiğini, halbuki bu markanın davacının “...”lu markalarıyla iltibas yaratacak düzeyde benzer bir marka olduğunu, markada geçen şekil unsurunun ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin, davacının markalarının esas unsuru olan “...” ibaresine görsel ve işitsel olarak ayniyet düzeyinde benzediğini, davalının bu markasının davacının tanınmış ve seri marka hüviyetinde olan markalarının arasına sızacağını, haksız yarar elde edeceğini ve bu tanınmış markalarının itibarını zedeleyeceğini, “...” markasına davacının uzun yıllardır çok fazla miktarda yatırım yaptığını ve bu yatırımlar neticesinde söz konusu markanın tüketici nezdinde tanınmış hale geldiğini, ayrıca davacının “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi de olduğunu, davaya konu “...” markasının kapsamına alınmak istenilen 30, 35 ve 43. Sınıflara giren emtiada davacının “...” markalarının tescilli olduğunu, davalının kötüniyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-205 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/76006 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, davacının dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ve gerçek hak sahipliği hususundaki iddialarının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili, davacının itirazlarının reddedilmiş olmasının haklı ve hukuka uygun olduğunu, zira taraf markalarının birbirlerine benzemediğini, dava konusu edilen markada “...” ibaresi içerisine bir şekille birlikte yerleştirilmiş “...” markasının davalının esas markası olduğunu, tarafların çalışma alanlarının da farklı olduğunu, davalının dondurma sektöründe çalıştığının dava konusu edilen markadaki şekil unsuruyla vurgulanmış olduğunu, davacının iddialarının aksine dava konusu edilen markanın 35. Sınıfa giren hizmetlerde tescilli olmadığını, zira bu hizmetlerin dava dışı firmaların “...” ve “...” markalarına dayalı olarak dosyaladıkları itirazlar üzerine markanın kapsamından zaten çıkartılmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtia yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "..." ibarelerinden oluştuğu, davacının bir kısım markasının sırf kelime markası olduğu, bunların da bir kısmının “...” ibaresini tek başına, bir kısmının da bu ibareyi başkaca kelime unsurlarıyla bitişik veya tamlama halinde ihtiva ettiği, davacının sadece 2014/28347, 2013/43650, 2013/30811 ve 2019/130680 sayılı kelime markalarında ve 2013/40635 ile 2019/83223 sayılı karma markalarında “...” ibaresinin esas unsur olduğu, diğer markalarında yer alan kelime, şekil ve renk unsurlarının, genel görünümde “...” ibaresiyle bir bütün olarak algılandığı ve “...” ibaresinin bu markalarda tek başına baskın unsur olmadığı, davalının dava konusu edilen markasının görseli incelendiğinde, bu markanın da renk, şekil ve kelime unsurlarından müteşekkil karma bir marka olduğu, işarette açık mavi renkli düz yazım karakterindeki büyük harflerle yazılmış olan “...” ve “...” hecelerinin arasına, “M” ve “D” harflerinden oluşturulmuş bir külahlı dondurma şekli konuşlandırılmış, bu kompozisyonun sağ alt köşesine de küçük punotlarla ve yine mavi renkli küçük harflerle “maraş’tan” ibaresi yazıldığı, davacının bir kısım markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile dava konusu edilen markadaki “...” hecelerinin mevcudiyetinden hareketle, taraf markalarının görsel açıdan benzediğini söylemenin mümkün görülmediği, dava konusu edilen markada kullanılmış olan kompozisyon ve tertibin, taraf markalarının birer bütün olarak bıraktığı genel izlenimleri, tümüne hakim olan görünüşleri ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajlarını görsel açıdan yeterli derece farklılaştığı, görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıkların, işitsel açıdan bakıldığında da aynı sonucu verdiği, taraf markalarında “...” ve “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, işaretleri görsel, işitsel ve anlamsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer kılmaya yetmediği, SMK m. 6/3 hükmü açık olup, bu hüküm “tescilsiz bir markanın/işaretin ticarette kullanılmasından doğan bir öncelik hakkı”nı koruduğu, davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı markalarının ise tescilli olduğu, bu nedenle de somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakla ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bütünsel değerlendirme ilkesi gereği taraf markaları arasında iltibas oluşacağını, davalı markasının görseline bütünsel açıdan bakıldığında bu markanın ... şeklinde algılanacağını, karşı taraf markasının ... şeklinde algılanacağının yerel mahkemece de tespit edilmesine rağmen zorlama bir yorumla markalar arasında iltibas oluşmayacağı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, basit şekil unsurunun taraf markalarını farklılaştıracak ayırt ediciliğe sahip bulunmadığını, tek harflik farkın markaları görsel ve işitsel anlamda farklılaştıramadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarının görsel açıdan benzemediği, dava konusu edilen markada kullanılmış olan kompozisyonun ve taraf markalarının bütün olarak bıraktığı genel izlenimlerinin görsel açıdan yeterli derece farklı olduğu, taraf markalarında “...” ve “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, işaretleri görsel, işitsel ve anlamsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer kılmaya yetmediği, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davalının başvurusunun, davacı markaları yönünden haksız bir yarar sağlanabileceği, davacının markasının itibarına zarar verebileceği hususlarının ispatlanamadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalı şahsın başvurusunun kötüniyetli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.