T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/818 Esas KARAR NO: 2026/25 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/575 Esas- 2022/658 Karar TARİH: 13/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı isti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/818 Esas KARAR NO: 2026/25 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/575 Esas- 2022/658 Karar TARİH: 13/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... no'lu Nakliyet Abonman Sözleşmesi ile sigortalı ... A.Ş ve poliçede yer alan grup şirketlerinin yapacağı nakliyatlar için sigorta poliçesi düzenlendiğini, işbu abonmanın poliçeye göre yapılacak nakliyatlarda sefer bildirim esaslı olarak ek poliçeler düzenlenerek nakliyesi yapılacak emtiaların sigortalanmasını sağladığı, sigortalı ... Ltd isimli firma tarafından Türkiye'de yerleşik başka bir firmadan 1 palet kimyasal malzeme ve test kiti emtiasının satın aldığını, söz konusu emtianın Türkiye'den Gana'ya kadar olan nakliyesini davalı ... Şti.'nin üstlendiğini, havayolu ile nakliyenin ise davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, ... havalimanında emtianın kayıp olduğunun tespit edildiğini ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını, taşıması davalı üst taşıyıcı ... tarafından üstlenilen sigortalıya ait emtiaların kaybolması sonucu davalı ... yetkilileri tarafından ...a hasar başvurusunda bulunulduğunu ve ... tarafından ... nolu kayıt ile dosya açıldığını, üst taşıyıcı firma tarafından hasar sürecinin hava yolları ile birlikte takip edileceğinin sigortalı yetkililerine bildirildiğini, sigortalı tarafından davalılara yapılan başvuruların ve ihbarların sonuçsuz kalması sonrası sigortalının müvekkili şirkete hasar ihbarında bulunduğunu ve poliçe gereği zararının tazmini için şirkete başvuruda bulunulduğunu, başvuru sonrası 9.135,98 USD'nin müvekkili şirket tarafından sigortalıya tazminat olarak ödendiğini, yapılan hasar ödemesi sonrası müvekkili şirket tarafından %10 ek bedeli düşerek gerçek hasar bedeli olan 8.305,44 USD tutarındaki haklı alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosya ile icra takibine girişildiğini ancak davalıların işbu icra takibine haksız şekilde itiraz etmek suretiyle takibi durdurduklarını beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtilafa konu taşımanın 22.04.2018 tarihinde Hollanda'dan Türkiye'ye yapıldığını, uluslararası bir hava taşıması olduğunu, bu nedenle dava konusu ihtilafa "Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme" hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, yazılı ihbar yükümlülüğü konvansiyonda belirtilen süreler içerisinde yerine getirilmediğinden davanın reddinin gerektiğini, davacının iddiasında haklı olduğu düşünülse dahi müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının sigortalı müşterisi ile kendi arasındaki sözleşme gereği %10 ek bedel ödemesinin müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, bu bedelin müvekkilinden talep edilmesinin hukuki açıdan mümkün olmadığını beyanla davacı tarafından süresi içerisinde yazılı ihbarda bulunma mükellefiyeti yerine getirilmediğinden davanın reddine, aksi takdirde davacının hukuki dayanağı olmayan tazminat talebi ile faiz talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; hava yolu konşimentosu içeriğine göre ortaya çıkabilecek ihtilaflarda Gana Mahkemeleri yetkili olduğundan Türk Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin taşıma belgelerinde de anlaşılacağı üzere acente sıfatıyla hareket ettiğini, acenteye husumet düşmeyeceğinden müvekkili hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, fiili hava yolu taşımasının ... A.Ş tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, taşıma sırasında kayıp iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, ispata muhtaç olduğu gibi müvekkiline atfı kabil kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, yasal hak düşürücü süreler içinde ihbarda da bulunulmadığını, hava taşıma senedi dahil tüm belgelerin davacı tarafından tercüme ettirilerek taraflarına tebliğine müteakiben doğacak cevap ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, iddia edilen halin teminat kapsamında olmadığını, bu nedenle yapılan ödemenin davacıya rücu hakkı vermeyeceğini, Montreal Konvansiyonu'nda yer alan sorumluluk sınırlamalarının taşıyıcının sorumlu olduğu miktarın üst sınırını belirlediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davacının sigortalısının Türkiye'den satın aldığı emtianın uluslararası olarak taşınması için davalı ... ile anlaştığı ve fiili taşıma hizmetinin diğer davalı ...' tarafından yerine getirildiği, bilirkişi raporunda davalıların sorumluluğunun 2.423,18 USD ile sınırlı olduğunun tespit edildiği, davacı sigorta poliçe süresi içinde sigortalısının zararını ödediğinden ve hatır ödemesi söz konusu olmadığından, sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalılar rücu hakkının bulunduğu, yerleşik BAM ve Yargıtay uygulamasına göre kargonun kayıp edilmesi halinde Montreal Konvansiyon'unda belirtilen ihbar koşulunun aranmayacağı, bu sebeple davalıların yasal süre içerisinde hasar ihbarının yapılmadığına yönelik savunmalarının kabul edilmediği, Montreal Konvansiyonu'na göre Türk Mahkemeleri de davada yetkili olduğundan davalıların yetki itirazının dinlenmediği, davalı ... ile davacının sigortalısı arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğinden anılan davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, Montreal Konvansiyonu uyarınca taşımada gönderen tarafından taşıyana özel fayda beyanı yapıldığı ya da ilave bir ödeme yapıldığına dair bir belge sunulmadığı takdirde sınırlı sorumluluk uyarınca hesaplama yapılması gerektiği, bu itibarla bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya itibar edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davalıların meydana gelen hasarın tamamından sorumlu oldukları,Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan hesaplama hükme esas alınmış ise de, raporda bir çok hatanın bulunduğu, ek rapor taleplerinin Mahkemece kabul edilmediği, gerekçeli kararda somut bir gerekçeye yer verilmediği, dava konusu ve davalıların taşıma işini üstlendikleri emtianın tamamının kaybolduğu ve bu kayıpta davalı taşıyıcıların ağır kusurunun bulunduğu, taşıyıcının ağır kusurlu olduğu hallerde sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmaması gerektiği, taşıyıcıların kaybolan emtianın tüm bedelinden sorumlu tutulması gerektiği, davalı ... taşıma sırasında taşıma işini üstlendiği emtiayı kaybetmesinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne de aykırı düştüğü, Varşova Sözleşmesi'nin 22/5 maddesi gereği SDR hesabının uygulanmayacağı sabit olup davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.Davalı ... Şti. vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Türk Ticaret Kanunu madde 899 ile Montreal Konvansiyonu madde 31’e göre ihbar sürelerinin hasar halinde 14 gün ve gecikme halinde 21 gün olarak belirlendiği, somut olayda ise 06.10.2020 tarihinde gerçekleşen taşıma sonunda ihbarın 02.11.2020 tarihinde yani 28 gün sonra yapıldığı, dolayısıyla davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiği, davalının acente sıfatıyla hareket ettiği, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, fiili havayolu taşımasının ... tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle davalı müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, kayıp iddiasının dosya kapsamına göre ispat edilemediği, ekspertiz raporunun, dosya-evrak üzerinden tanzim edildiği, yükün fiziken incelenmediği, eksik inceleme ile hukuka aykırı tanzim edilen ekspertiz raporuna hukuken itibar edilemeyeceği, davacının ödeme yaptığını iddia ettiği şirketin talep hakkının bulunmadığı, ödeme yapıldığı iddia edilen şirketin talep hakkı bulunmadığından, hatır ödemesinin davacı sigorta şirketine rücu hakkı vermeyeceğine ilişkindir.Davalı ... vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu'nun 31/2. maddesi uyarınca yasal 14 günlük süre içerisinde hasar ihbarında bulunulmadığından ve aynı konvansiyonun 31/4. maddesi uyarınca davalı müvekkilinin kötü niyeti ispat edilmediğinden davanın reddinin gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası havayolu ile taşınan emtianın kaybolarak zayi olması nedeniyle davacı tarafından dava dışı sigortalısına ... Poliçesi kapsamında yapılan ödemenin davalılardan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dava konusu hasarın, davalı ...'nin uluslararası hava yolu ile kargo taşıması sırasında meydana geldiği iddia edildiğinden, uyuşmazlıkta emtianın taşındığı Gana ile ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşme olan 1929 tarihli Varşova Sözleşmesi ile bu sözleşmenin devamı-özeti mahiyetindeki 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu hükümlerinin, bu uluslararası sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde TTK'nın taşıma hukuku hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nun "kargonun hasara uğraması" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında, hasara sebep olan olayın havayolu ile taşınması sırasında meydana gelmiş olması halinde, taşıyıcının bu hasardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.Montreal Konvansiyonu'nun 22. maddesine göre taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olup, anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca sınırlı sorumluluğun ortadan kalkması için, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderenin, kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunması ve durumun gerektirmesi halinde ek ödeme yapmış olması gerekmektedir. Bunun dışında taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 17-SDR ( olay tarihinde 19 SDR olup ... (...) tarafından 2019/751 sayı ve 13.11.2019 tarihli "1999 Montreal Konvansiyonu Kapsamında Revize Edilen Sorumluluk Limitleri" konulu bir duyuru ile güncellenerek 22 SDR'ye çıkarılmıştır) ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda dava dışı sigorta ettiren/gönderen tarafından özel fayda beyanında bulunulmadığı gibi ek ücret de tahakkuk ettirilmediği, Konvansiyon'un 22/5. maddesi ise yolcu ve bagaj taşıması için geçerli olduğundan davacı vekilinin, davalılar hakkında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna dair istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Montreal Konvansiyon'un 31. maddesi uyarınca, hasarın, teslimden itibaren 14 günlük sürede taşıyıcıya ihbarı gerekmektedir. Aksi halde gönderilene, taşınan emtianın eksiksiz ve hasarsız teslim edildiği karine olarak kabul edilir. Bu düzenleme karşısında, ihbar sürelerine uyulmaması halinde, yalnızca taşıyıcı leyhine bir karine söz konusu olmayıp, taşıyıcının sorumluluğu da sona ermektedir. Yargıtay karaları ile Konvansiyonun 31. maddesindeki ihbar yükümlülüğünün eşyanın hasara uğraması haline özgü olarak düzenlendiği, taşıma konusu emtianın ziyaı durumunda sorumluluğun doğumu için ihbar şartının aranmayacağı kabul edilmektedir. (Emsal Yargıtay 11. HD. 2019/3125 Esas, 2020/2079 Karar sayılı ve 26/02/2020 T. Kararı) Ayrıca taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartının aranması mümkün değildir. Somut olayda, davacının sigortalısına ait emtianın havayolu ile taşınmak üzere davalı ...'ye teslim edildiği ancak varış limanı olan ... Havalimanı'nda bulunamadığı ve alıcısına teslim edilmediğinden tamamen zayi olduğu, dolayısıyla zararın tazmini için artık 14 günlük süre içerisine hasar ihbarında bulunulması şartı aranmayacağı gibi dava dışı sigortalı tarafından davalı ..Şti.'ye 20/10/2020 tarihli e posta ile emtianın bulunamadığının bildirildiği ve davalının bu tarihten itibaren emtianın kaybedildiğinden haberdar olduğu, dolayısıyla hasar ihbarının süresi içerisinde yapılmadığının davalılarca ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı ...Ltd. Şti. tarafından kendisi adına navlun faturasının düzenlendiği ve konişmentonun da kendisi adına imzalandığı, bu minvalde anılan davalının akdi taşıyıcı olduğu ve acente sıfatı bulunmadığından davalı vekilinin anılan davalıya karşı husumet yöneltilemeyeceğine dair istinaf sebeplerinin haksız olduğu, yine dosya kapsamında mübrez bizzat davalı ...Ltd. Şti. tarafından gönderilen e postalarda emtianın tamamen kaybolduğu kabul edilmiş ve ziya hususu dosya kapsamı itibariyle ispat edilmiş olup, davalı ...Şti. vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi ile davacının ödeme yaptığı... Şirketi Nakliyat Abonman Sözleşmesi ve ferdi poliçe kapsamında sigortalı olduğundan, davacının sigortalı olmayan kişiye ödeme yaptığı ve davalılara rücu edemeyeceğine dair istinaf sebebinin de isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince her iki davalıdan ayrı ayrı alınması gereken 1.615,77 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 403,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.211,82 TL'nin her iki davalıdan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.