İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş ...Sigorta Poliçesi…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/2329 KARAR NO : 2025/1467 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2019/810 Esas - 2021/802 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş ...Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan, dava dışı sigortalı ...'e ait ... plaka sayılı aracın, 04/12/2018 tarihinde yemek yenilmek amacıyla gidilen ... Restoranı isimli iş yerinde vale hizmeti veren çalışana anahtarıyla teslim edildikten sonra çalınması ve aracın daha sonra 08/08/2018 tarihinde hasarlı şekilde bulunması nedeniyle, dava dışı sigortalıya kasko sigorta poliçesi kapsamında 28.338,99-TL sigorta tazminatı ödenerek, sigortalının haklarına halef olunduğunu ve yaptıkları araştırmada ... İşletmeleri ile işletmenin bulunduğu arazi sahibi olan davalı şirket arasında akdedilen kira sözleşmesinin 10.maddesi ile ... Restoran'a gelen müşteri araçlarına vale hizmeti verilmesi ve otoparkları işletilmesi işinin mal sahibine ait olduğunun belirtildiğinin anlaşıldığını, bu durumda sigortalıya ait aracın otoparktan çalınmasında davalı şirketin sorumluluğu bulunduğundan, sigortalıya yapılan ödemenin zarar sorumlusu olan davalıdan tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibin davalının itirazı üzerine durduğunu beyanla; davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf ise davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava şartı niteliğindeki görev sorunu kendiliğinden ve öncelikle incelenmelidir.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davacı sigorta şirketi eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olduğundan görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti esas alınır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.Bundan ayrı; 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Keza; ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, arazi mülkiyeti davalıya ait olan ve ... Restoranı adı altında restoran hizmeti veren iş yerine müşteri olarak gelen dava dışı sigortalıya ait ... plaka sayılı aracın, söz konusu iş yerinin otoparkı olarak işletilen yerde vale hizmeti veren ... isimli şahsa teslim edildiği ve aracın bu teslimi müteakip çalındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil saklama (vedia) sözleşmesine dayalı hizmetin ayıplı olmasından kaynaklandığı, sigortalının aracını teslim ettiği kişinin söz konusu otoparkın davalı şirket tarafından kendisine kiralandığı iddia edilen kişi olduğu, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkide sigortalının esasen tüketici konumunda bulunduğu dikkate alınarak, görülmekte olan dava bakımından görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı kabul edilse bile, davacının halefiyete dayalı olarak iş bu davayı açtığı, davanın yöneltildiği davalı tüzel kişi tacir ise de, halef olunan sigortalının gerçek kişi olduğu ve davanın da haksız fiilden kaynaklandığı göz önüne alındığında, taraflar arasında görülen davanın ticari dava niteliği taşımadığı, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun gözetilmemesi de isabetsiz bulunmuştur. Hal böyle olunca; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre de davacı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih ve 2019/810 Esas - 2021/802 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/3 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,-Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,2/HMK'nın 353/1-a maddesi hükmü gereğince dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin ise bilgi için kararı veren İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2025