11. Hukuk Dairesi 2015/4362 E. , 2015/5699 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/04/2014 tarih ve 2013/285-2014/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutana…
**11. Hukuk Dairesi 2015/4362 E. , 2015/5699 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/04/2014 tarih ve 2013/285-2014/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya taşıma ile dağıtım hizmeti verildiğini ve karşılığında muhtelif sayıda fatura tanzim edilerek davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarname sonrası 4.284,76 TL'lik çek vererek borcun bir kısmını ödediğini, bakiye alacağın müvekkilinin tüm taleplerine rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin 1.791,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa avans faizi yürütülmesine ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra takibinde sadece borca ve fer'ilerine itiraz edip, yetkiye itiraz etmemiş olduğu, takipte sadece borca itiraz eden, yetkiye itiraz etmeyen davalının icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılması gerekir ise de, bu kabulun davalının takibin yapıldığı yerde açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisini de kabul ettiği anlamına gelmeyeceği, davalının daha sonra açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkı olduğu, işbu davada, davanın açıldığı mahkemenin davalı ikametgâhı mahkemesi olmadığı gibi, HMK’nın yetkiye ilişkin diğer hükümleri çerçevesinde de yetkili olmadığı, her ne kadar kısa kararda, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11. maddesinde uyuşmazlık halinde ... Mahkemeleri'nin yetkili olacağının kararlaştırılması nedeniyle HMK'nın 17. maddesi gereğince tacir olan tarafları bağlayacağı, davacının davasını yetkili mahkemede açtığı ancak, mahkemece anılan hükmün gözden kaçırılarak yetkisizlik kararı verildiği ancak, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma ve dağıtım hizmet bedeline ilişkin faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda mahkemece, kısa kararda dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve mahkemenin yetkisizliği ile talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ise de, kararın gerekçesinde davacının yetkili mahkemede dava açtığı ancak mahkemece anılan hükmün gözden kaçırılarak yetkisizlik kararı verildiği, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulamayacağı için yazılı şekilde hüküm tesisi edildiği belirtildiğinden gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.