T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1530 - 2025/1762 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1530 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/390 E. - 2023/246 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1530 - 2025/1762 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1530 KARAR NO : 2025/1762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/390 E. - 2023/246 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 Tarih ve 2022/390 Esas - 2023/246 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı tarafın 37. Sınıfta yer alan hizmetler için “...” ibareli marka müracaatında bulunduğunu, bu başvuruya müvekkilinin ... esas unsurlu seri markaları mesnet gösterilerek itiraz edidiğini, anılan itirazın Markalar Dairesi tarafından reddedildiğini ve bu karara itirazın da YİDK tarafından nihai olarak ret edildiğini, verilen bu ret kararının hatalı olduğunu, dava konusu marka başvurusunda iptali istenen hizmetlerin müvekkiline ait ... marakaları içerisinde yer aldığını, davalıya ait “...” markası incelendiğinde ... ibaresinin Türçe karşılığının “cennet” olduğunu, ... ibaresini nitelendirdiğini, dolayısıyla değerlendirmede dikkate alınmaması gerektiğini, asıl vurgulanan ve öne çıkan ibarenin ... olduğunu, müvekkilinin markasının da asli unsurunun ... olduğunu, “... ...” ibaresinin müvekkilinin markasının devamı ya da serisi olarak algılanacağını, davalı markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin “...” tanınmış marka hakkına zarar vereceğini ileri sürerek YİDK'nın 2022/M-9778 sayılı kararının iptali ile 2021/033268 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuruya konu marka ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, davacı markasının itirazına mesnet olarak gösterdiği “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “tepe” olması sebebiyle ayırtedicilik gücünün zayıf olduğunu, aralarında benzerlik bulunmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka başvurusunda Türkçe’de “cennet tepeleri” anlamına gelen “... ...” ibaresinin yer aldığı, iş bu başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markalarda ortak unsur konumunda yer alan ”...” ibaresinin “tepe” anlamına geldiği, özellikle davalı markasının kapsamında yer alan 37. Sınıfa ait hizmetker için yaygın kullanılan bir ibare olduğu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğu, davalıya ait marka başvurusunun kelime, şekil unsuru ve tertip tarzı ile davacıya ait “...” ibareli markalardan farklı bütünsel görünüme sahip olduğu, ihtilafa konu markaların görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde benzer bulunmadığı, markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu hizmetlerin müvekkili adına tescilli 2017/36514 sayılı ..., 2018/42291 sayılı ... markaları başta olmak üzere sair marka tescillerinde yer aldığını, markalarda ortak unsur ... ibaresinin düşük ayırt edici niteliği haiz olmadığını, müvekkilinin markasının asli unsurun ... ibaresi olduğunu, ilgili markanın da hem CENNET/... kelimesini içermesi, hem de ... asli unsuruna vurgu ile markanın yeni bir bütünü tanımlayarak, müvekkilin yeni bir marka stratejisi olarak algılanma, bu anlamda ortalama tüketici algısında karıştırılma ihtimali yaratma gücünün yüksek olduğunu, emsal kararlarda müvekkilinin markasının korunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinde, davalı şirketin "..." ibareli markanın 37. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce MDB tarafından reddedildiği, bu karara yönelik itirazın da YİDK'in kararıyla reddolunduğu, iş bu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının "..." ibareli marka tescil başvurusunun, davacının itirazına mesnet markalarına, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzer olup olmadığı ve iltibas yaratıp yaratmadığı, aynı Yasanın 6/4 ve 6/5. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde, her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak, bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalının başvurusu kapsamında bulunan hizmetlerin tamamı ile davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunmaktadır. İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvurunun, "..." ibaresi ile bu ibarenin üzerinde yer verilen yapı şeklinden oluşmaktadır. Başvuruda yer verilen şekil unsuru bir özgünlük taşımadığından ve markalar daha ziyade kelime unsuru itibariyle hatırda kaldıklarından, başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markalar ise, beyaz zemin üzerine yazılan "..." ve "..." esas ibarelerinden oluşmakta olup, bu markalarda yer alan sair unsurlar ayırt edicilikte geri planda kaldıklarından, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurları ise "..." ve "..." kelimeleridir. Taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesi İngilizce bir kelime olup, Türkçe'de "tepe" anlamına gelmektedir. Başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresi, "CENNET" anlamına gelmekte olup, bu haliyle "..." kelimesini vurgulayan bir kelime olduğundan, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, en azından söz konusu markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin ortalama tüketicileri tarafından, dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan, "..." ibaresinin, talep konusu 37. Sınıf yönünden, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler yönünden benzerlik incelemesinin, dava konusu tüm hizmetler yönünden, "..." ibaresi esas alınarak yapılması gereklidir. Başvuru kapsamında olup da iptali ve hükümsüzlüğü istenen hizmetlerin tamamının, davacının itiraza mesnet markalarında aynen yer aldığı da açık olduğuna göre, tarafların markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 11. HD.'nin “...” ibareli 43. sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunu, davacı şirketin "..." asıl unsurlu markaları ile benzer bulan 09.02.2015 tarih ve 2014/16141 E.- 2015/1469 K. sayılı kararı, "..." markasını davacı markalarıyla benzer gören 11/12/2019 tarih ve 2019/1583 E.- 2019/8079 K. ve "..." markasını davacı markalarıyla benzer gören 20/11/2019 tarih ve 2019/358 E.- 2019/7366 K. sayılı kararları da bu yöndedir. 6769 sayılı SMK’nın 6/4-5. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise yukarıda açıklandığı üzere, başvuru kapsamında yer alan ve davacının dava dilekçesinde talepte bulunduğu hizmetlerin tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında da aynen yer aldığından, bu hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/4-5. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmanın sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce dosyada mevcut bilirkişi raporlarının teknik yönlerinden faydalanılmış, iltibas yönünden ise bu raporlardaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 gün ve 2022/390 Esas - 2023/246 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2022/M-9778 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu "..." ibareli 2021/033268 sayılı markanın tescil edilmediği anlaşıldığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL haracın mahsubu ile bakiye 534,70.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500,00.TL bilirkişi ücreti, 171,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 193,00.TL tebligat ve posta giderleri, 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 4.602,00.TL yargılama giderine 80,70.TL başvurma harcı, 80,70.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.763,40.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.