T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/650 Esas KARAR NO: 2026/614 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/524 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 06/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan incelem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/650 Esas KARAR NO: 2026/614 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/524 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 06/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Limited Şirketi’nin kurucusu ve %45 pay ile ortağı olduğunu, şirketin %55 oranındaki paylarının inançlı işlemle, bedelsiz ve geçici olarak 22/12/2022 tarihli pay devir sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, davalının aynı zamanda şirket müdürü olarak atandığını, şirketin devamının sağlanması amacıyla davalının kızı ...'a ödemeler dahi yapıldığını, davalının şirketi kötü niyetli olarak yönetmeye başladığını, şirket taşınmazlarının satışından elde edilen gelirlerin hangi hesaba ödendiğinin açıklanması, tapu kayıtlarındaki resmi satış bedellerini aşan gerçek satış bedellerinin şirkete ödenmesi taleplerinin sonuçsuz kaldığını, davalının vekili aracılığı ile şirketin muhasebe işlemlerini yürüten mali müşavirler şirket adına işlem yapan tüm vekilleri görevden aldığını ve şirketi kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini, şirket hesaplarını ve mevduatını başka banka nezdindeki hesaplara taşıdığını, ... isimli şahıs aracılığı ile kiracılardan kira bedellerinin şirket hesabına değil üçüncü bir banka hesabına yatırılmasını istediğini, şirket taşınmazlarının sahibinden.com platformunda "acil satılık" ibaresi ile piyasa değerinin oldukça altında satış ilanlarının yapıldığını, ancak ilgili ilanların internet sitesinden yakın zamanda kaldırıldığını, yakın zamanada; ...... ili ... ilçesi ... Mahallesi .... Ada .... Parsel .., ... ili ... ilçesi ... Mahallesi .... Ada ... Parsel .., . ili ... ilçesi ... Mahallesi ...... Ada .... Parsel ., İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi Ada ... Parsel ...., Istanbul İli .......İlçesi....... Mahallesi .... Ada ...... Parsel ...,.... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada... Parsel ... sayılı taşınmazların yakın zamanda üçüncü kişilere devredildiğinin öğrenildiğini, .... İli, ... İlçesi, ....Mahallesi, .... Ada ....Parselde bulunan ... numaralı taşınmazın önce ... isimli şahısa 980.000 TL ile satıldığını, sonra aynı taşınmazın 1.030.000 TL bedel ile .... isimli şahsa devredildiğini, aynı ada parselde kayıtlı... Blok.... numaralı bağımsız bölümün de yine .... isimli şahsa 1.620.000 TL bedel ile satıldığını, ilgili dairelerin gerçek piyasa değerlerinin minimum 2.500.000 TL maksimum 5.000.000-TL olduğunu, şirkete ait taşınmazların, yabancı uyruklu şahıslara önceden rezerve edildiğini, şirket hesabına ödeme yapmış olmasına rağmen, taşınmazların devrinin gerçekleşmediğini, şirketin ticari itibarına zarar verildiğini, atışlardan elde edilen gelirler ile ilgili bilgi ve belgelerin davacı ile paylaşılmadığını, denetim ve bilgi alma hakkının engellendiğini, şirketin 8 taşınmazı hakkında Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/263 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı bulunduğunu, bu eylemler hususunda davalının, şirketin mali yapısının şeffaflaştırılması ve taşınmazların satış süreçlerinin açıklanması hususunda uyarıldığını, ihtarname ile ilgili hususlarda ikaz edilerek, olağanüstü genel kurul çağrısı yapılması talep edildiğini, davalının ise tn husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği savunması yaptığını, davalının şirketi geçici olarak elinde bulundurduğunu; yönetim, bilgi ve tecrübe yönünden yeterliliği bulunmadığını, şirket kuruluşundan bu yana davacı tarafından yönetildiğini, davalının,....dışında, .....'ta kırsal bir bölgede ikamet ettiğini, şirketi uzaktan etkin şekilde yönetebilecek teknolojik donanıma da sahip olmadığını, davalının torunu Av. ..... ile yapılan WhatsApp görüşmelerinde davalının tecrübesizliğinin görüleceğini, davalının oğullarının birden fazla kez işlemlere müdahale ettiklerini ve kötü niyetli davranabileceklerini, davalının torununu belirttiğini, davalı'nın aile bireylerinin yönlendirmesiyle mal kaçırabileceği hususunda şüphe edildiğini, davalının benzer nitelikteki eylemlerinin sistematik bir şekilde başka şirketlerde de tekrarlandığını, davalının, aynı zamanda dava dışı ....... Limited Şirketi’nin tek pay sahibi ve yetkilisi olduğunu, davacının bu şirkette herhangi bir payı veya yönetsel yetkisi bulunmamakla birlikte, bu şirkete ilişkin olarak da ciddi usulsüzlük iddiaları ve davalar bulunduğunu, bu şirkette de yabancı birinden satış bedelleri tahsil edilen taşınmazların başkalarına devredildiğinin iddia edildiğini, İstanbul 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/117 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/126 Esas dosyasının bu uyuşmazlıklara ilişkin olduğunu, bu olguların davalı'nın yalnızca ... Limited Şirketi bakımından değil, diğer ticari ilişkilerinde de benzer şekilde güven zedeleyici ve kötü niyetli davranışlar sergilediğini ortaya koyduğunu, davalının, gerekli bilgi ve deneyime sahip olmamasına rağmen yüksek kazançlar elde ettiğini, buna karşın şirketin mali yapısını zayıflatarak yükümlülüklerini yerine getiremez duruma getirdiğini, bu durumun şirketin ticari itibarına zarar verdiği gibi, davacının ortaklıktan doğan haklarını kullanmasını da imkânsız hâle getirdiğini, bu nedenle TTK'nun 630/3 fıkrası uyarınca haklı nedenle davalının şirket müdürlüğünden azline, azli mümkün değilse temsil yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek; davalının bilgisi dahilinde gerçekleştirilen taşınmaz satış işlemleri nedeniyle oluşan zararın tespitine ve şimdilik 1.000.000 Türk Lirasının davalıdan alınarak ... Limited Şirketi’ne ödenmesine, davalı ...'ın ... Limited Şirketi’ndeki müdürlük görevinden azline veya yetkilerinin sınırlandırılma sına, dava sonuçlanıncaya kadar davalının müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yan vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davalının şirketin yalnızca müdürü değil, %55 pay ile ortağı olduğunu, şirket malvarlığında meydana gelecek azalmanın davalının malvarlığını da etkileyeceğini, asıl davacının dava konusu şirketi ele geçirme çabası içinde olduğunu, davalının şirket paylarını devraldıktan ve şirket müdürü olarak atandıktan sonra bir süre davacının vekalet verdiği avukatlar ile şirket işleyişini sürdürdüğünü, ancak bu kişilerin davalıdan talimat almadan işlemler yapmaları nedeniyle eski vekillerin azledildiğini, bu azilden sonra davacının paylarını inançlı işlem ile devrettiğinden bahisle davalı aleyhine tedbir talep ettiğini, tedbir isteminin İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/.... D. İş sayılı dosyası üzerinden reddedildiğini, bunu ardından davacı adına sahte sözleşmeler hazırlanarak şirket hisselerinin inançlı işlemle üçüncü bir kişiye devredildiği iddiası ile, bu üçüncü kişiler tarafından Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/263 Esas sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, üçüncü kişi ile davacı arasında yapıldığı iddia olunan bu sahte sözleşmeler nedeniyle açılan dava yüzünden şirket malvarlığının kilitlendiğini ve şirketin işlemez hale gelmesinin amaçlandığını, sahte sözleşmeler düzenleyerek Türk mahkemelerini aldatmaya çalışan ve böylelikle Türk ortağı üzerinde baskı kurmaya çalışan davacı hakkında Şirket tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olup, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Davacı.....hakkında özel belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldığını ve 2025/62014 Soruşturma nolu dosyanın derdest olduğunu, davacının savcılık tarafından çıkartılan müzekkereye rağmen halen imza örneklerini paylaşmadığını, sahte inanç sözleşmesinin ıslak imzalı orijinalinin de halen ne Bakırköy 8. ATM'ye ne de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulmadığını, davacının asıl amacının davalının şirketteki paylarını kötü niyetli şekilde ele geçirmek olduğunu, davalının şirket yönetmeye ehil olmadığına yönelik davacı iddiasının, dava ile ilgisi olmayan davalının torunu Batuhan Muş ile yapılan birtakım yazışmalara dayandırıldığının, bu mesajların dava konusu Şirket ve bu şirketin yönetimiyle ilgili hiçbir ifade barındırmadığını, kaldı ki ....'un davalı tarafından azledildiğini, zaten kişisel veri içeren ve hukuka aykırı olarak elde edilmiş bu mesajların delil değeri de bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen, tamamı davalıya ait olan ..... şirketinin taraf olduğu davaların ve bu şirketin işleyişine ilişkin alım ve satımların huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi de bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen satışların tamamının gerçek satış olduklarını, bedellerinin de ..... Şirketi'nin hesaplarına yatırıldığını, şirketin hesabından ise birtakım mecburi giderler haricinde herhangi bir harcama yapılmadığını, ...... Şirketi gayrimenkul alım-satımı işi ile iştigal ettiğinden, gayrimenkul alması ve satması kadar doğal bir şey olmadığını, davalının, eski vekillerin habersiz işlemleri nedeniyle finansal açıdan zor duruma düşen şirketin, acil nakit ihtiyacının karşılanması, şirketin vergi borçlarının ödenmesi, genel ekonomik ve siyasi durum ile özellikle faiz artırımı nedeniyle durgulaşan gayrimenkul piyasasının olumsuz etkilerinden kaçınılması, piyasaların tekrar hareketlenmesi halinde çıkabilecek fırsatlara hazırlıklıklı olabilmek adına şirketin nakit rezervlerinin bulunması gibi birtakım meşru ve makul ticari gerekçelerle birtakım taşınmazların satışlarını gerçekleştirdiğini, şirketi korumak amacıyla, dinamik bir yönetim sergileyerek aksiyonlar aldığını, hiçbir getirisi olmayan taşınmazları, daha yüksek gelir getirecek yatırım araçlarına yönlendirdiğini, Şirket'in içinin boşaltılması, malvarlığının kaçırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Şirket'e karşı davacı tarafından açılan ve açtırılan davalar haricinde hiçbir dava yahut icra takibi bulunmadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullanımı talebini şirkete yöneltmesi gerekirken, doğrudan davalıya ihtarlar gönderdiğini, bu nedenle ihtarnamelerin geri gönderildiğini, şirkete ihtar gönderilmesi halinde talebinin karşılanacağını, davacıdan defalarca Şirket genel kurulunun yapılabilmesi amacıyla kendisine genel kurul ilanının tebliği için tebliğe yarar bir adres istenmişse de bu taleplerin de sonuçsuz bırakıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, asıl davacının sahte sözleşmeler hazırlatarak, üçüncü kişilere şirkete karşı dava açtırdığını ve şirketin 8 adet taşınmazı üzerinde tedbir uygulanmasına neden olduğunu, şirketin faaliyetlerinin büyük oranda engellendiğini, bu nedenle Homesphere Şirketi'nin pay sahibi sıfatıyla karşı davacının uğradığı, karşı davalının suç teşkil eden hukuka aykırı hareketlerinden kaynaklanan zararların tazminini talep ettiklerini ileri sürerek, şimdilik 200.000,00 TL'nin Davacı'dan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin bu kez 21/01/2026 tarihli celsede; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ettiklerini belirterek, şirketin mal varlığının korunmasına yönelik olarak dava süresince üçüncü bir kişinin şirkete tedbiren müdür olarak atanmasını talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/02/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/524 Esas sayılı kararında; "Somut olayda davacı tarafça ; her ne kadar dava süresince de 3.bir kişinin tedbiren müdür olarak atanmasını talep edilmiş ise de; Mahkememizce daha önce talep edilen bu tedbir hakkında 04/06/2025 tarihli ara karar ile tedbir talebinin reddine karar verildiği, dosyaya sunulu yeni bir delili bulunmadığı, dosyaya sunulan deliller ve bilirkişi raporları, uzman görüşü, hukuki mütalaalar birlikte değerlendirildiğinde, yaklaşık ispat olgusu gerçekleşmediği gibi yargılama ile elde edilecek sonucun yargılamanın başında tedbirle elde edilmesine yol açacak şekilde karar verilemeyeceği, şirket işleyişinin devamlılığının esas olması gerektiği dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki ara karar kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1- İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortağın bilgi alma hakkı gasp edildiğini, yönetimin yetersizliği ve kötü niyetinin açıkça ortaya çıktığını, davalı tarafın 07.09.2025 tarihli cevap dilekçesinde davacı Maria Ioanna Kontou hakkında: "Davacı Maria'nın ise mevcut durumda Müvekkil'in ticari karar ve aksiyonlarını sorgulama hakkı yoktur." şeklinde beyanda bulunarak, TTK’dan kaynaklanan en temel ortaklık haklarından biri olan bilgi alma ve inceleme hakkını açıkça tanımadığını ikrar ettiğini; şirket yetkilisinin, ortağına şirketle ilgili bilgi vermemekte ısrarcı olduğunu; bu durumun tek başına, yönetimde şeffaflığın bulunmadığını ve denetimsiz bir tasarruf alanı yaratıldığını gösterdiğini, davacının kanundan doğan ortaklık haklarını yalnızca dava yoluyla gerçekleştirebildiğini, bunun haricinde şirket işleyişine dair davalı veya vekili tarafından hiçbir bilgi sağlanmadığını, Bununla birlikte, davalı ve ailesi hakkında yapılan suç duyurusu üzerine açılan ve dava dosyasına celbini talep ettikleri İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen 2025/205409 soruşturma numaralı dosyada, davalının oğlu ......'ın ifadesinde şirketlerden haberdar olmadığını beyan ettiğini; bir annenin sahibi ve yetkilisi olduğu şirketlerin faaliyetlerinden oğlunun bilgisinin olmaması normal karşılanabilecekse de "şirketlerden" haberdar olmamasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu; davalının yaşam tarzı ve teknik kapasitesi, en basit bankacılık işlemlerini dahi yapamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, şirketin perde arkasında başka saiklerle yönetildiğine ve davalının inançlı işlemle şirketi devraldığına yönelik tezin, savcılık ifadeleriyle de desteklendiğini, davalının oğullarından .........'ın davalının halihazırda ikamet ettiği adres bilgilerini bildirirken, ilgili dosyalarda davalının doğrudan ifade vermemesinin, vekili aracılığı ile beyan dilekçesi sunmasının da dikkat çektiğini, davalı kendisi ifade verdiğinde iddialarının doğruluğunun açığa çıkacağını, Şirketin ehil olmayan ellerde ve denetimsiz şekilde yönetilmesinin, aile bireylerinin dahi “şirketten haberimiz yok” savunması yapmasının, iddialarını ve dolayısıyla şirket işleyişini açığa çıkardığını, bu tablonun, şirket malvarlığının korunması için acil ve etkili bir müdahaleyi zorunlu kıldığını, Davalının kötü niyetli eylemlerinin belgeli olduğunu, taraflar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını; uyuşmazlığın, artık yalnızca ticari bir ihtilaf olmaktan çıktığını, davalının husumet içeren ve suç teşkil eden eylemleriyle derinleştiğini, Davalı tarafın, dosyaya celbi de talep edilen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/263 sayılı dosyasına delil olarak sunulan sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia ettiğini, iddialarını tek bir delil veya somut olaya dayandırmadan, davacı hakkında “özel belgede sahtecilik” suçlamasıyla şikayette bulunduğunu, ancak yapılan soruşturma sonucunda, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle 16.07.2025 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu kararın 18.08.2025 tarihinde kesinleştiğini, buna rağmen davalı vekilinin, kesinleşmiş takipsizlik kararını yok sayarak, daavcının Yunanistan’daki adresine, .....’daki bir avukat aracılığıyla ve dosya savcısının adını da kullanarak, sanki soruşturma devam ediyormuş ve davaı şüpheli konumundaymış gibi izlenim yaratan bir tebligatı 08.09.2025 tarihinde gönderttiğini, kesinleşmiş bir takipsizlik kararına rağmen bu şekilde hareket edilmesinin, ortağı korkutma, sindirme, yargısal süreçleri manipüle etme amacı taşıdığını; bu davranışın, davalının şirket yönetiminde sağduyulu ve hukuka uygun karar verme ehliyetinden uzak olduğunu açıkça gösterdiğini, Yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, şirket taşınmazlarının neredeyse yarısının çok kısa bir zaman diliminde, piyasa değerinin çok altında bedellerle ve muvazaalı şekilde üçüncü kişilere devredildiğini; satış bedellerinin şirket hesaplarına girip girmediğinin dahi belirsiz olduğunu, şirketin olağan uygulamasının, önceden taşınmazların SPK tarafından yetkilendirilmiş değerleme şirketlerince düzenlenen ekspertiz raporları ve halihazırda .... tarafından düzenlenen raporlar doğrultusunda ve en az rapor bedeli üzerinden satılması olduğunu; dosyada mevcut “sahibinden.com” ilanları ile tapu kayıtları arasındaki açık değer farkının, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ortaya koyduğunu, Taleplerinin şirketi organsız bırakmak olmadığını; amacın, şirket hisseleri ve malvarlığını yargılama süresince korumak olduğunu; somut durumda davalı müdürün tek başına temsil ve ilzam yetkisine sahip olmasının, davacının ortaklık haklarını fiilen kullanamamasına, yargılama süresince şirketin içinin boşaltılmasına, yalnızca emekli maaşı bulunan davalının telafi edemeyeceği zararların doğmasına neden olabilecek nitelikte olduğunu, Davacının haklarını korumak amacıyla hukuki yollara başvurduğu için hiçbir temeli olmayan husumete maruz bırakıldığını; bu durumun yalnızca taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelemekle kalmadığını, davalının kötü niyetli eylemleri sebebiyle güven ilişkisinin fiilen ortadan kalktığını; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2023/40 E., 2023/84 K. sayılı ve 26.01.2023 tarihli emsal kararında güven ilişkisinin sarsıldığı hallerde tedbir kararı verilmesinin isabetli olduğunun vurgulandığını, Anlatılanlar ışığında, yönetim kayyımı atanması talepleri orantısız bulunuyor ise, davalının yetkilerinin sınırlandırılarak şirketin menkul veya gayrimenkul tüm malvarlığı üzerindeki tasarrufların ve belirli bir tutarı aşan harcamaların denetim kayyımı onayına bağlanmasının zorunlu olduğunu, İleri sürerek, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; ilk derece mahkemesinin tedbirin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, dava süresince şirkete üçüncü bir kişinin tedbiren müdür olarak atanmasına, bu talep uygun görülmediği takdirde; davalı müdürün yetkilerinin sınırlandırılarak şirket taşınmazlarının satışı, devri, borçlandırıcı işlemler, banka hesaplarındaki tasarruflar ve belirli bir tutarı aşan harcamaların tedbiren mahkemece atanacak bir denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat ve şirket müdürünün azli yahut yetkilerinin sınırlandırılması istemli davada; dava dışı ... Limited Şirketi’ne tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut olayda; dosyaya mübrez delillere göre; davalı şirkette bir organ boşluğu bulunmadığı, davacının, dava dışı şirketteki paylarını davalıya inançlı işlemle devrettiğine, davalının şirketi kötü yönettiğine, bilgi alma ve inceleme hakkını engellediğine, şirket taşınmazlarını değerinin altında sattığına ve bedellerini şirket hesabına göndermediğine, davalının haklı nedenle müdürlükten azli gerektiğine ve yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat alacağının varlığı ile miktarına yönelik iddialarının esası bakımından mevcut delil delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun da yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, değişen durum ve koşullara göre mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceği de gözetildiğinde, mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.