11. Hukuk Dairesi 2013/15766 E. , 2014/17013 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İ.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/07/2013 tarih ve 2012/3-2013/186 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.11.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelene…
**11. Hukuk Dairesi 2013/15766 E. , 2014/17013 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İ.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/07/2013 tarih ve 2012/3-2013/186 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.11.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 2007 yılı şirket faaliyetlerinden dolayı ortaya çıkan kardan 340.000 TL'nin şirket yönetim kurulu üyelerine pay edilmesine karar verilmesine rağmen yönetim kurulu üyesi olan müvekkiline ödenmesi gereken 64.600 TL temettünün ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik bu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının haklı nedenlerle iş akdinin feshedildiğini, 17.3.2008 tarihli ibraname ile müvekkilini ibra ettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyelerine temettü ödeme borcunun bulunmadığını, genel kurul tarafından davacıya yönetim kurulu üyesi sıfatı nedeniyle ödenmesi takdir edilmiş ve ödenmemiş bir bedelin bulunmadığını, yönetim kurulu üyeliğinin istifaen sona erdiğini, temettü ödenmemesinde bu yönü ile de bir isabetsizliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemize ait 28.06.2011 tarihli ilama dayanılarak, davacının 2007 faaliyet yılına ilişkin olarak yönetim kurulu üyesi sıfatı ile 45.333 TL temettü (prim) almaya hak kazandığı, davacıya yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev aldığı dönemde hisse devrinin yapılmadığı ve genel müdürlüğü sırasında 6762 sayılı TTK'nın 455. maddesi anlamında ortak sıfatıyla kardan pay alma şeklinde değil fakat personel prim ödemesi altında çeşitli kereler ve farklı tutarlarda ödeme yapıldığı, 2007 yılında genel müdür ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı ve 20/03/2008 tarihli genel kurulda 2007 yılı faaliyetlerinden doğan dönem karının dağıtılmasına karar verildiği halde, 20/03/2008 tarihinde görevden ayrılmış olması sebebi ile davacıya kar payı verilmediği, bu durumun TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu, davalı şirketin tek taraflı bir genel kurul kararı ile davacının doğmuş bir hakkının yok edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle genel kurul kararının iptaline gerek olmaksızın eşitlik ve dürüstlük kuralı gereği kar payı talep etme hakkına sahip bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.333 TL kar payının dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve her ne kadar mahkemece 11.02.2013 tarihli oturumda (1.200) TL ek bilirkişi ücretinin yatırılması için davalı vekiline kesin süre verilmişse de, 25.02.2013 tarihli tahsilat makbuzundan, anılan ücretin davacı vekili Av. ... tarafından yatırıldığının anlaşılmasına, yine dava konusu kar payı alacağının davacıya ödenmemesine dair genel kurul kararının 20.03.2008 tarihli toplantıda alınmış olması karşısında, davacının 17.03.2008 tarihinde düzenlediği ibranamenin işbu dava konusu alacağa ilişkin bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİ ile yerel mahkeme kararının ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.322,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.