Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2011-1-37 (Özelleştirme) Karar Sayısı : 11-23/458-136 Karar Tarihi : 14.04.2011 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI Üyeler : Doç. Dr. Mu stafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE , 10 Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY , Murat ÇETİNKAYA B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Harun ULU, Metin PEKTAŞ C. BİLDİRİMDE BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı D. TARAFLAR : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Ziya Gökalp
Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2011-1-37 (Özelleştirme) Karar Sayısı : 11-23/458-136 Karar Tarihi : 14.04.2011 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI Üyeler : Doç. Dr. Mu stafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE , 10 Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY , Murat ÇETİNKAYA B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Harun ULU, Metin PEKTAŞ C. BİLDİRİMDE BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı D. TARAFLAR : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Ziya Gökalp Cad. No:80 06600 Kurtuluş/Ankara - Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. Aydın Arslan Blv. Aydınkent Şelale Evleri 1. Blok No:28/2 -3 20 Bağlar /Diyarbakır - TMC Enerji Yatırımları San. ve Tic. A.Ş. Paşalimanı Cad. No:41 34670 Üsküdar /İstanbul - Konya Şeker San. ve Tic. A.Ş. Beyşehir Yolu Üzeri No:41 42080 Meram /Konya - Eti Gümüş A.Ş. Turan Güneş Bulvarı Galip Erdem Cad. No:30 Çankaya/Ankara - Gemlik Gübre San. A.Ş. Ata Mah. Gemsaz Mevkii Gemlik/ Bursa - Gübre Fabrikaları T.A.Ş. 30 Kasap So k. Hilmi Hak İş Hanı No:22 Kat:3 34394 Esentepe Şişli /İstanbul E. DOSYA KONUSU: Sümer Holding A.Ş.'ye ait Mazıdağı Fosfat Tesisleri'nin "satış" ve "işletme hakkının verilmesi" yöntemleri birlikte uygulanarak bir bütün halinde özelleştirilmesi yoluyla de vredilmesi işlemine izin verilmesi talebi . F. DOSYA EVRELERİ: T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 09.03.2011 tarih ve 124 sayı ile giren başvuruda, Sümer Holding A.Ş. ye ait Mazıdağı Fosfat Tes isleri nin özelleştirilmesi 40 sürecine ilişkin olarak, 2006 ve 2007 yıllarında gerçekleştirilen ihalelerin yeterli ilgi olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, 21.01.2011 tarihinde çıkılan 3. ihalenin de ihaleye konu varlıkların özelleştirilmesine ilişkin husu sların yeniden düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle iptal edildiği ve bunun üzerine 21.02.2011 tarihinde belirli istekliler arasında ihale usulü benimsenerek 4. kez ihaleye çıkıldığı, bu ihale kapsamında 04.03.2011 tarihi itibarıyla 6 (altı) adet teklif a lındığı ve ihale sürecinin devam ettiği belirtilmektedir. Söz konusu altı teklif; Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş., TMC Enerji Yatırımları San. ve Tic. A.Ş., Konya Şeker San ve Tic. A.Ş., Eti Gümüş A.Ş., Gemlik Gübre San. A.Ş., Gübre Fabrikaları T.A.Ş. y e ait olup bu teşebbüsler tarafından hazırlanan birleşme/devralma bildirim formları ÖİB yazısı ekinde Kurumumuza 50 gönderilmiştir. 11-23/458-136 2 Esasen konuya ilişkin önbildirim, nihai bildirimden uzunca bir süre önce yapılmıştır. Kurum kayıtlarına 17.2.2006 tarih ve 190 9 sayı ile intikal eden önbildirime istinaden 19.4.2006 tarihli yazıyla ÖİB ye gönderilen mesleki daire görüşü ve bu yazıya cevaben gönderilen 21.4.2006 tarihli ÖİB görüşü üzerine hazırlanan 24.4.2006 tarihli bilgi notuna istinaden alınan 4.5.2006 tarih 06 -32/395 -M sayılı Rekabet Kurulu kararında devre konu maden sahasına ilişkin olarak; Mazıdağı Fosfat Tesisleri ve 4 fosfat madeni sahasının sırasıyla satış ve işletme hakkı devri yöntemleriyle özelleştirilmesi işleminin 1998/4 sayılı Tebliğ kapsamında ön bildirime tabi olmadığı; ancak işlemin teklif sahipleri 60 belli olduktan sonra gerekirse 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında tekrar değerlendirilebileceği , sonucuna ulaşılmıştır. Bu karar akabinde ÖİB tarafından gerçekleştirilen ilk ihale, Kurumumuza herhangi bir nihai bildirim yapılmadan ÖİB tarafından iptal edilmiş, 2007 de gerçekleştirilen ikinci ihale sonrasında ise Toros Tarım Ticaret A.Ş. ye (Toros Tarım) ilişkin olarak nihai izin başvurusunda bulunulmuştur. Rekabet Kurulu 21.2.2008 tarih 08 -16/189 -62 say ılı kararıyla özelleştirmeye konu tesisin, Toros Tarım tarafından devralınması işlemine şartlı olarak izin vermiştir. Ancak söz konusu ihale de yukarıda belirtildiği üzere ÖİB tarafından iptal edilmiştir. Başvuru konusu dosyadaki eksikliklerin en son 30.3. 2011 tarih ve 2428 sayı ile tamamlanması üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 7. 70 maddesi ile 1998/4 sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ in ilgili hükü mleri çerçevesinde düzenlenen 11.04.2011 tarih ve 2011-1-37/ÖN-11-139.İAY sayılı Özelleştirme Nihai İnceleme Rapor u, 11.04.2011 tarih ve REK.0.05.00.00 -120/8 1 sayılı Başkanlık Önerg esi ile 11-23 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, Sümer Holding A.Ş. ye ait Mazıdağı Fosfat Tesisleri nin özelleştirme yoluyla teklif sahibi teşebbüslere devredilmesi işleminin, gerek fosfat kayası gerek fosfat içeren gübre pazarları bakımından, 4054 sayılı 80 Kanun un 7. maddesi ve 1998/4 sayılı Teblig in 5. maddesi uyarınca izne tabi bir devralma işlemi olduğu, ancak söz konusu işlem sonucunda 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi kapsamında hakim d urum yaratılması veya mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle teklif sahibi tüm teşebbüsler bakımından işleme izin verilmesi gerektiği görüşü ne yer verilmiştir . H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME H.1. T eklif Veren Teşebbüsler H.1.1. Gübre Fabrikaları Türk Anonim Şirketi (Gübretaş) Gübretaş, hisselerinin %75.95 i ve kontrolü Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ne 90 ait olan bir gübre üreticisidir. Gübretaş Türkiye de ( .) ton gübre üretim kapasitesine sahiptir. Teşebbüsün ayrıca İran da yine gübre üreticisi olan bir iştiraki bulunmaktadır. Gübretaş ın 2010 yılının ilk dokuz ayına ait cirosu ( .) TL dir. H.1.2. Gemlik Gübre Sanayii A.Ş. (Gemlik Gübre ) Gemlik Gübre, 2004 yılında yapılan özelleştirme ihalesi sonucu Yıldırı m Holding A.Ş. tarafından devralınmış gübre üreticisi bir teşebbüstür. Gemlik Gübre esas olarak azotlu gübre üretmekte ve üretiminde fosfat kayası kullanmamaktadır. Yıldırım Holding in kontrolünde bulunan Gemlik Gübre nin 2010 yılı cirosu ( .) TL dir. 100 11-23/458-136 3 H.1.3. Dimin Madencilik San. Tic. A.Ş. (Dimin Madencilik ) Dimin Madencilik , krom ve demir madenciliği alanında faaliyet gösteren Diyarbakır merkezli bir teşebbüstür. 2010 yılı cirosu ( .) TL olan Dimin Madencilik in , fosfat kayası pazarı ve gübre üretim i pazarında herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır . H.1.4. TMC Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. (TMC Enerji) TMC Enerji , enerji ve madencilik alanlarında 2010 yılında kurulmuş olup henüz herhangi bir faaliyeti yoktur. Bunun yanı sıra şirketin ana hissedarları olan Park Holding A.Ş. ve Cengiz Holding A.Ş. nin de fosfat kayası pazarı ve gübre üretimi pazarında herhangi bir 110 faaliyeti bulunmamaktadır. H.1.5. Eti Gümüş A.Ş. (Eti Gümüş) Eti Gümüş ; maden işletmeciliği, elektrik dağıtım, elektrik toptan satışı ve elektrik üretimi alanlarında faaliyet göstermektedir. Eti Gümüş ün kontrolü ve %70,91 oranındaki hissesi Yıldızlar SSS Holding A.Ş. ye ait bulunmaktadır. Yıldızlar SSS Holding A.Ş. nin gübre ya da fosfat pazarlarında faaliyet gösteren herhangi bi r iştiraki bulunmamaktadır. Eti Gümüş ün 2010 yılı cirosu ( .) TL dir. H.1.6. Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Konya Şeker) 120 Konya Şeke r, hisselerinin tamamı ve kontro lü pancar ekicileri kooperatifleri ve bunların ortak olduğu Anadolu Birlik Holding A .Ş. de bulunan, Türkiye nin önde gelen şeker üreticilerindendir. 2010 yılı cirosu ( .) TL olan Konya Şeker in ihaledeki teklif sahiplerinden Gübretaş ta 0,76 oranında hissesi bulunmaktadır. H.2. İlgili Pazar H.2.1. İlgili Ürün Pazarı Özelleştirmeye konu olan Mazıdağı Fosfat Tesisleri ve ruhsat sahalarında yürütülen faaliyetler, dünya genelinde fosfat kayası üretimi olarak adlandırılan, sahadan maden çıkarılması ve tesiste zenginleştirilmesi işlemlerini kapsayan bir üretim sürecinin 130 içerisinde yer almak tadır. Temelde gübre sanayisinde ham madde olarak fosforik asit üretmek amacıyla kullanılan ve belirli kimyasal oranlarda fosforlu mineral içeren kayalara fosfat ya da fosfat kayası denilmektedir. Fosfat yatakları oluşum esasına göre; 1) Endojen ve ma gmatik fosfatlar , 2) Eksojen fosfatlar olarak gruplanmaktadır. Bu gruplandırma içinde eksojen fosfatlar bünyesinde değerlendirilen denizel sedimenter fosfatlar , dünya fosfat yataklarının %80 ini oluşturmakta olup, madencilik bakımından endüstriyel değer e sahip en önemli grubu teşkil etmektedir. Dünyadaki belli başlı fosfat yatakları; ABD, Avustralya, Çin, Mısır, Ürdün, Fas, Güney Afrika ve Rusya dadır. 2008 yılı üretim verilerine göre ilk üç sıra Çin, ABD ve Fas tır. 140 Dünyadaki toplam rezerv yaklaşık 16 m ilyar ton iken, 2008 yılında yaklaşık 161 milyon, 2009 yılında yaklaşık 158 milyon ton üretim yapılmıştır1. Dünya genelinde üretilen fosfat kayasının büyük bölümü gübre üretiminde ham madde olarak kullanılmaktadır. Gıda ve yem üretimi, deterjan, alaşım end üstrisi, kağıt ve kibrit gibi alanlarında da kullanılmakla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde fosfat kökenli ham maddeler %95 -99 oranında gübre sektöründe kullanılmaktadır. Bu durum Türkiye bakımından da geçerli olup, gelişmiş ülkelerde bu oran %85 -90 düz eyindedir. 1 Bu veriler ÖİB tarafından hazırlanan tanıtım dökümanında n alınmıştır. 11-23/458-136 4 Gübre sanayii içinde fosfat kayası, fosfat esaslı bazı gübre türleri ile kompoze gübre çeşitlerinde kullanılmaktadır. Bunun için fosfat kayası önce belirli bir saflık düzeyine getirilmekte, ardından fosforik aside dönüştürülmektedir. Bu nedenle , fosforik asit üretim 150 ünitesi bulunmayan gübre fabrikaları, doğrudan fosforik asit kullanma yoluna gitmektedir. Ticari anlamda kullanılabilir nitelikteki fosfat kayasının saflık oranı, %29 ile %34 arasında değişmekte olup, ticari sınıflandırma söz konusu saflık derecesi esas alınarak yapılmaktadır. Özelleştirmeye konu olan Mazıdağı Fosfat Tesisleri ve maden ruhsat sahalarında, tüvenan halde fosfat madeni üretimine ilişkin madencilik faaliyeti yapılması planlanmış ve elde edilen madenin saflaştırılmasına yö nelik bir işletme kurulmuştur. Dünya genelinde de fosfat kayasının sahadan çıkarılması ve zenginleştirilmesi işlemleri, entegre tesis modeliyle bir arada yürütülen bir faaliyet biçimidir. Fosforik asit üretimi ve bunun gübre sanayisinde kullanılması sürec i ise fosfat kayası 160 üretiminden tümüyle ayrılabilir niteliktedir. Bu nedenle ilgili ürün pazarı fosfat kayası olarak belirlenmiştir. H.2.2. Etkilenen Pazarlar Dosya konusu işlemde, ihaleye teklif veren firmalar arasında fosfat kayası pazarında faaliyet gösteren herhangi bir teşebbüs yer almamakla birlikte, bu teşebbüsler arasında iki adet gübre üreticisi teşebbüs bulunmaktadır. Fosfatın doğrudan gübre üretiminde kullanılan bir girdi olması ve gübre pazarı ile dikey bir ilişkisinin bulunması nedeniyle, bu dosya bakımından gübre türleri dikkate alınarak etkilenen pazarlar tespit edilmiştir. Aşağıda bu konuya ilişkin ayrıntılar yer verilmiştir. 170 Gübreler, tek besinli ve çok besinli (kompoze) olmak üzere iki temel gruba ayrılmaktadır. Tek besinli gübreler, i çinde bitki besin maddelerinden azot, fosfor ve potasyum elementlerinden yalnızca birini bulunduran ürünler olarak tanımlanmaktadır. Kompoze gübreler ise bu üç elementten ikisini ya da üçünü bulunduran gübrelerdir. Tek besinli gübreler kendi aralarında azo tlu, fosforlu ve potasyumlu gübreler şeklinde sınıflandırılırken; kompoze gübreler NP (20.20.0), NPK (15.15.15), 18.46.0 (DAP)2, 25.5.10, 25.5.0, 8.24.8, 26.13.0 gibi gruplara ayrılmaktadır. Kompoze gübrelerdeki bu numaralama sistemindeki ilk sayı azot, ik inci sayı fosfor, üçüncü sayı ise potasyum oranını ifade etmektedir. Gübre kullanıcıları, yetiştirecekleri bitkinin özelliklerini, laboratuvar çalışmaları 180 sonucunda ortaya çıkan toprağın besin gereksinimini ve bölgenin iklimi gibi unsurları göz önünde bul undurarak kullanacakları gübre türünü belirlemektedirler. Tek besinli gübreler başlığı altındaki ana türlerin farklı kullanım alanları, yöntemleri ve zamanları bulunmaktadır. Azotlu gübreler ilkbaharda, fosforlu gübreler ve kompoze gübreler ise her iki me vsimde de kullanıl maktadır. Ayrıca azot bitkinin üst gövdesinin gelişimi üzerinde, potasyum bitkinin dayanıklılığı üzerinde, fosfor ise üreme organları üzerinde etkilidir. Bu bağlamda, yalnızca ana türler kapsamındaki gübrelerin birbirlerinin yerine kullan ılması söz konusu olabilmektedir. Örneğin, toprağın azot gereksinimi, %46 azot içeren üre kullanımı ile giderilebileceği gibi, daha az azot içeren amonyum sülfat gübresinden daha 190 fazla miktarda kullanılarak da giderilebilir. 2 DAP, fosfor oranı yüksek bir gübre olmasına rağmen, son yıllarda kompoze gübre sınıfına dahil olmuş tur (Kaynak: DPT Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Gübre Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu, sf:70, http://ekutup.dpt.gov.tr/imalatsa/g ubre/oik531.pdf) . 11-23/458-136 5 Bu noktada, toprağın tek besi ne gereksinimi olduğu durumlarda, bu gereksinimin söz konusu elementi yeterli miktarda içeren bir kompoze gübre ile de giderilebileceği düşünülebilir. Ancak kompoze gübrelerin böyle kullanımı, tüketiciye toprağın ihtiyacı olmayan bir elementin maliyetine k atlanma yükünü getireceği gibi, fazladan bir besin maddesini vermek diğer besin maddelerinden toprağın yeterince faydalanamaması sonucunu doğuracaktır. Sonuç olarak, ana gübre türlerinin kendi (azotlu, fosforlu, ve potasyumlu gübreler) içinde talep yönünde n ikamesi mümkünken, farklı ana türlerin, azotlu ve kompoze gübreler gibi, aralarındaki ikamenin söz konusu olmadığı 200 görülmektedir. Herhangi bir ürünün üretim sürecinin, önemli bir masraf ve zaman gerektirmeden kolayca başka bir ürünün üretim sürecine dönü ştürülebilmesi, bu ürünlerin aynı pazarda sayılmalarını destekleyen bir unsurdur. Raportörlerce g übre pazarında etkinlik gösteren firma temsilcileriyle yapılan görüşmelerden, aynı tek besinli gübre türlerinin birini veya birkaçını üreten bir firmanın bu gr uptaki diğer gübre türlerini üretmesinin zor olmadığı anlaşılmaktadır. Kompoze gübrelerde karışım oranları değiştirilerek yeni çok besinli ürünlerin üretilmeye başlanması daha da kolaydır. Öte yandan, farklı tek besinli gübre türlerinin üretim süreçlerinin kendi aralarında ve kompoze gübrelerin üretim süreçlerine göre önemli farklılıklar içermesi, bu türler arasındaki arz esnekliğinin sıfıra yakın 210 olduğunu göstermektedir. Örneğin, yalnızca azotlu gübre üreten bir işletmenin fosforlu ya da kompoze gübre üret meye başlaması için yeni bir üretim tesisi gereklidir. Talep yönlü ikame edilebilirlik ve arz yönlü ikame edilebilirlik çerçevesinde yapılan değerlendirmeler ışığında, tek besinli gübrelerden olan azotlu, fosforlu ve potasyumlu gübrelerin birbirlerinden ve bu elementlerden en az ikisini içeren kompoze gübrelerden kullanım amaçları ve nitelikleri bakımından ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, azotlu gübreler, fosforlu gübreler, potasyumlu gübreler ve kompoze gübreler ayrı pazarlar oluşturmaktadır. Fosfa t, bu gübre çeşitlerinden fosforlu ve kompoze gübrelerin üretimini ilgilendirdiğinden, esas itibarıyla her ikisinin de bu dosya bakımından etkilenen pazarlar 220 olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak, yalnızca fosfor içeren gübrelerin üretim ve satış m iktarı tüm gübre pazarı içinde ihmal edilebilecek düzeyde olduğundan, değerlendirmede kompoze gübre pazarı esas alın mıştır . Bu çerçevede dosya konusu işlem kapsamında kompoze gübre pazarı ve fosfat kayası pazarı etkilenen pazarlar konumundadır. H.2.3. İlgili Coğrafi Pazar Fosfat kayası bakımından, hâlihazırda Türkiye de üretim yapılmamaktadır. Fosfat kayası kullanıcılarının yapmış oldukları alımlar dikkate alındığında, Fas başta olmak üzere, Tunus, Cezayir, Mısır, Suriye, Ürdün ve İsrail i kapsayan A kdeniz havzası 230 ülkelerinin ilgili coğrafi pazarı oluşturdukları düşünülmektedir. Ancak, fosfat kayası fiyatlarının uzun süre düşük seyretmesinin ardından, gübre pazarındaki gelişmelere bağlı olarak fiyat seviyesinin önceki dönemlerle kıyaslanamayacak ölçüd e yükselmiş olması neticesinde, yerli üretimin devreye girebileceği, hatta ithalatın da uygun bir seçenek olmaktan çıkabileceği görülmektedir. Konunun ayrıntılarına aşağıda yer verilmekle birlikte, fosfat kayası bakımından ilgili coğrafi pazarın dinamik bi r süreç içinde olduğu anlaşılmaktadır . Gübre pazarına bakıldığında ise taşıma maliyetlerinin firmaların ülkenin farklı bölgelerindeki tüketicilere ulaşabilmesini önleyecek nitelik ve düzeyde olmaması, gübre fiyatlarının ülke genelinde yeknesaklığı, gübr e üretici/dağıtıcılarının bölgesel pazarlara 240 sahip olmamaları ve gübrenin uzun mesafelere taşınabilir özellikte olması hususları dikkate alınarak, ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak belirlenmiştir. 11-23/458-136 6 H.3. Değerlendirme H.3.1. Fosfat Üretimine İlişkin Değerlendirme Fosfat kayasının Türkiye deki kullanım alanına bakıldığında, yaklaşık %99 oranında gübre sanayine yönelik olarak değerlendirildiği, Mazıdağı Tesisleri tarafından en son 1993 yılında üretim yapıldığı ve bu tarihten iti baren gübre fabrikalarının ihtiyaç duyduğu fosfat kayasının tümüyle ithalat yoluyla karşılandığı görülmektedir. Mazıdağı Tesisleri nin üretime geçebilmesi için belirli tarihlerde yapılan fizibilite çalışmaları, tesisin işletilmesinin ekonomik olmadığı yönü nde sonuçlar doğurmuştur. Bu 250 sonucun ortaya çıkmasında etkili olan 2 ana unsur bulunmaktadır. Bunlar: 1. Nakliye zorlukları nedeniyle maliyetlerin yükselmesi ve pazar bulmakta sıkıntı yaşanması, 2. Dünya genelinde fosfat kayası fiyatlarının düşük seyretmesi ve u luslararası üreticilerle rekabet etmekte bu nedenle sıkıntı yaşanmasıdır. Sektöre özgü bu olumsuz koşulların, Mazıdağı Tesislerinin ilk olarak üretime geçtiği 1980 li yılların sonundan itibaren, yaklaşık 20 yıldır geçerli olduğu söylenebilir. Bu nedenle Te sis in işletilmesi yönünde bir adım atılamadığı gibi, özelleştirme kapsamına alınmış olmasına rağmen özel sektör kuruluşları tarafından da cazip görülmemiş ve özelleştirilememiştir. Ancak son zamanlarda gübre pazarında meydana gelen fiyat 260 artışları, gerek gübre sektörü gerekse fosfat madeni pazarındaki koşulları tümüyle değiştirecek sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sonuçların Mazıdağı Tesisleri üzerinde yarattığı etkilerin anlaşılabilmesi bakımından, öncelikle Mazıdağı nda yer alan rezervlerin çeşitli açı lardan dünya genelindeki diğer rezervlerle karşılaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Türkiye de işlenebilir rezerv tespiti yapılmış tek saha konumunda olan Mazıdağı fosfatları, toplam 330 milyon tonluk toplam rezervi ile dünya fosfatlarının %1 inden d e az bir kısmını oluşturmaktadır. Bu miktarın 220 milyon tonu görünür rezerv konumundadır. Ancak, Türkiye nin yıllık toplam ihtiyacının 500.000 ton civarında olduğu dikkate alındığında söz konusu rezervin Türkiye ye çok uzun süre yeteceği ortaya 270 çıkmaktadı r. Dünya genelinde de fosfat madeni miktarı bakımından herhangi bir sıkıntı olmamakla birlikte, esas itibarıyla bu madenlerin ülkeler ve bölgeler itibarıyla dağılımında orantısızlık vardır. Yukarıda da yer verildiği üzere, tüm fosfat yatakları, sayıla rı 10 u geçmeyen belirli ülkelere dağılmış durumdadır.3 Bu nedenle, fosfat madeni uluslararası bir pazar olmakla birlikte, yoğunlaşma oranının çok yüksek olduğu, bu durumun rekabetçi fiyatlandırmanın önünde önemli bir engel teşkil ettiği görülmektedir. Türkiye de mevc ut durumda Eti Maden İşletmeleri tarafından işletilebilir rezerv tespiti yapılmış ve tüm çalışmaları tamamlanmış olan tek fosfat sahası Mazıdağı dır. Önemli sayılabilecek diğer 2 fosfat sahası ise Bingöl -Bitlis ile Aşağı Fırat (Hatay, Ad ıyaman, 280 Gaziantep ve Urfa) yöresi yataklarıdır. Bingöl -Bitlis yöresi yatakları toplam yaklaşık 70 milyon ton rezerve sahiptir. Bu rezervin 40 milyon tonu görünür rezerv konumundadır. Bingöl -Bitlis yatakları magmatik nitelikli olup, esas itibarıyla dem ir madeni rezervi niteliğindedir. Bir başka ifadeyle sahada yer alan fosfat, demir madeni ile karışık halde olup, ancak demir madeni işletmeciliğinin bir yan ürünü olarak fosfat elde edilmesi mümkündür. Bununla birlikte, 3 ABD dışındaki üretici ülkelerin tamamında fosfat üretimi kamu teşebbüsleri eliyle yürütülmektedir. 11-23/458-136 7 söz konusu madenin demir tenörü düş ük olduğundan ekonomik bulunmamakta ve işletilememektedir.4 Aşağı Fırat fosfatlarının ise 90 milyon tonluk bir toplam rezerve sahip olduğu tahmin edilmekle birlikte, tenörü çok düşük olduğundan saha da işletilebilir rezerv tespit 290 çalışması yapılmamıştır.5 Dolayısıyla, bugün itibarıyla, toplam 330 milyon ton toplam rezerve sahip olan Mazıdağı fosfatları, Türkiye nin ithalat dışındaki tek temin kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Mazıdağı nda yer alan, Kasrık seviyesindeki 40 milyon ton görünür rezervin P2O5 oranı %21,7 Taşıt seviyesinde bulunan 140 milyon tonluk rezervin P2O5 oranı da %10,8 dir. Dünya genelinde üretilen fosfatların ise ticari olarak kullanılabilir minimum niteliklerde sahip olması gereken P2O5 oranı %29,8 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ned enle, Mazıdağı fosfatlarının, yataktan çıkarılmasının (madencilik faaliyeti) ardından, mutlak suretle öğütme ve saflaştırmaya tabi tutulması gerekmektedir. Mazıdağı nda mevcut olan üretim teknolojisi, P2O5 oranının 18 den 30 a yükseltilmesine olanak tanıma ktadır.6 300 Dünya genelindeki fosfat yataklarının tenörlerine ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmamakla birlikte, saflaştırma işlemleri tüm fosfat işletmelerinde uygulanmakta ve sahadan alınan tüvenan maden, ticari bakımdan kabul edilebilir sınır olan %29,8 P2O5 seviyesine getirilmektedir. Bu yolla tüm dünya genelinde üretilmekte olan fosfat konsantrelerinin P2O5 oranlarına bakıldığında7, toplam üretimin yaklaşık % 40 ının Mazıdağı fosfatlarının saflaştırılması suretiyle elde edilen %29 -30 aralığında bulunduğu gö rülmektedir. %60 lık bölümün yarıdan fazlası (yaklaşık %35 i) Mazıdağı üretimine göre daha düşük saflık derecesinde; geri kalan %25 lik bölüm ise Mazıdağı na oranla yüksek saflık derecesindedir. Dolayısıyla Mazıdağı nda üretilen fosfat, diğer fosfatlara or anla herhangi bir kalite 310 sorunu içermemektedir. Madencilik faaliyeti bakımından ele alındığında ise B.D.T. dışında dünya çapındaki en büyük üreticilerin tümünde açık işletme modelinin uygulandığı, dolayısıyla madencilik giderlerinin oldukça düşük oldu ğu görülmektedir. Mazıdağı nda yer alan rezervler de açık işletmecilik modeli ile çıkarılmaya elverişli olup, dekapaj bakımından yalnızca enerji giderlerinin farklılık yaratabileceği görülmektedir.8 Saflaştırma süreci ise temel olarak 3 faaliyet içermekte dir. Bunlar kırma ve yıkama ile kalsinasyon ve flotasyon teknikleridir. Flotasyon yalnızca ABD ve BDT de yer alan kısmi magmatik yataklarda uygulanmakta olup, dünya çapında uygulanan bir teknik değildir. Dolayısıyla, Türkiye nin de içinde bulunduğu sedim enter yataklarda uygulanan kırma - 320 yıkama ve kalsinasyon tekniklerine bakılması gerekmektedir. Kalsinasyon, fosfat kayasının içeriğinde yer alan karbonatın temizlenmesi işlemi olup, öğütülen fosfatın çok yüksek derecelerde ısıtılmasına dayandığından, ilav e enerji giderleri ortaya çıkarmaktadır. ABD, Mısır, Suriye ve İsrail de yer alan yataklar karbonat 4 Söz konusu sahalardaki demir tenörü oranları, %15 -52 arasında değişmekte olup, dünya genelinde tüvenan demir cevheri bakımından ticari olarak kabul gören minimum tenör oranı % 66 dır. 5 Bu sahalardaki madenin tenör oranları %2 -13 arasında değişmektedir.(DPT Madencilik ÖİK Raporu Tablo 10) 6 Dolayısıyla mevcut tesisin seçimli madencilik yapılarak çalıştırılması ve girdi olarak en düş ük %18 saflık derecesinde cevher kullanılması gerekmektedir. 7 Üretim öncesinde, yani maden sahalarında yer aldıkları haliyle dünya fosfatlarının nitelikleri hakk ında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, üretilen konsantrelerin P2O5 oranları bilinmektedir. 8 Madencilik faaliyetlerinde birim üretim bakımından 2 katına kadar dekapaj yapılabileceği genel kabu l görmüş bir uygulama olup, kapalı işletmeciliğe ancak piyasadaki fiyat seviyesi ekonomik görülürse geçilebilmekt edir. Dekapaj faaliyeti madencilik faali yetinin önemli bir basamağını oluşturmakta olup, uzun süreler gerektirmektedir. Şu an itibarıyla Mazıdağı nda, dekapajı 5 yılda tamamlanmış olan 3 milyon ton üretime hazır rezerv yer alm aktadır. 11-23/458-136 8 içerikli olduğundan kalsinasyona tabi tutulmaktadır. Mazıdağı nda 140 milyon tonluk görünür rezerve sahip olan Taşıt seviyesi bu niteliktedir.9 Ancak, he men üretime geçilebilir durumda olan 40 milyon tonluk Batı Kasrık yatağında kalsinasyona gerek bulunmamaktadır. Fas, Tunus, Ürdün ve Cezayir de yer alan fosfatlarla benzer niteliklere sahip olan Batı Kasrık seviyesi, yalnızca kırma ve yıkama faaliyet leri ile üretilebilir durumdadır. Mazıdağı nda mevcut olan üretim 330 teknolojisi de, toplam 180 milyon ton olarak ifade edilen görünür rezervlerden, yalnızca 70 milyon tonluk Kasrık seviyesinde yer alan cevherleri işlemeye yöneliktir.10 Görüldüğü üzere tesis in işletilebilmesi bakımından teknik olarak herhangi bir engel mevcut değildir.11 Buna rağmen bugüne kadar işletilememiş olmasının altında yatan nedenler ise, uluslararası fiyatlar ve nakliye maliyetleri nedeniyle pazar bulmakta karşılaşılan güçlüklerdir. Bu durum esas itibarıyla o dönemde tesiste üretilecek fosfata müşteri bulunamaması ile ilgilidir. Zira, tesislere yakın olan fabrikalar kapanmış, Samsun ve Bandırma da kurulu fabrikalar ise fiyat avantajı nedeniyle ithalatı tercih etmişlerdir. Bölgede, fosf at madeninin nakliyesinde avantaj sağlayacak herhangi bir ulaşım yatırımı yapılmamış 340 olup, tesislerde üretilecek madenin yurt içinde ya da dışında değerlendirilmesini kolaylaştırabilecek şekilde herhangi bir limana ya da gübre fabrikasına doğrudan demiryol u bağlantısı da kurulmadığından, işletme çalışamaz hale gelmiştir. H.3.2. Gübre Pazarına İlişkin Değerlendirme Özelleştirme ihalesinde teklif sahipleri arasında bulunan Gübretaş azotlu ve kompoze gübre üretimi ve tüm gübre türlerinin satışı ile iştigal et mektedir. Özelleştirme işlemine konu olan Mazıdağı Fosfat Tesisleri ise fosforlu gübrenin ve dolayısıyla içinde fosforlu gübre de bulunduran kompoze gübrelerin ham maddesini üretecektir. Bu nedenle söz konusu özelleştirme işleminin fosforlu ve kompoze gübr eler pazarındaki etkisi ile tüm 350 gübre pazarındaki rekabetçi yapısına ilişkin değerlendirme önem arz etmektedir. Fosforlu gübrelerin (TSP ve NSP) üretimi ve tüketimi yıllık ortalama 60 -70 bin ton gibi oldukça az bir miktardadır. Fosforlu gübre ihtiyacı esas olarak kompoze gübrelerin içinde bulunan fosfordan karşılanmaktadır. Zira kompoze gübreler fosforun yanı sıra bitkinin ihtiyacı olan azotu da karşılamaktadır. Bu nedenle gübre tüketiminin önemli bir kısmı kompoze gübrelerdir. Fosforlu ve kompoze gübre ür etiminde kullanılan fosfor, fosfat kayası ve sülfürik asitten fosforik asit üretilip, daha sonra fosforik asidin gübre üretim sürecine katılması şeklinde 2 aşamalı olarak elde edilmektedir. Türkiye de 1. aşama olan fosfat kayasından fosforik asit üretimi T oros ve Bagfaş tarafından gerçekleştirilebilmekte, diğer fosforlu ve 360 kompoze gübre üreticisi olan Gübretaş ve İgsaş ise fosforik asit ithal ederek gübre üretmektedir. Fosfat kayasının ikamesi bulunmazken, fosforik asit yerine fabrikaların 9 Mazıdağı nda kalsinasyon ünitesi yatırım tutarı 13 -15 mily on dolar olarak ifade edilmektedir. Şu an itibarıyla kalsinasyon ünitesi kurulması ve geri kalan rezervlerin de işlenmesi gibi bir plan mevcut değildir. Çünkü mevcut tesiste işlenmeye hazır rezervler (40 milyon ton), uzun süre tüm ülkenin ihtiyacını karşıl ayacak düzeydedir. Ancak böyle bir plan yapılması halinde, mutlak suretle kalsinasyon ünitesi kurulması gerekmektedir ki bu d urumda üretim maliyetlerin artması kaçınılmaz olup, mevcut koşullarda makul bir seçenek olarak değerlendirilmesi m ümkün gözükmemekt edir. 10 Bu seviyede yer alan yaklaşık 40 milyon tonluk rezervin kesin olarak mevcut teknoloji ile işlenebil ir olduğu, geri kalan kısımların ise ek kalsinasyon ünitesi gerektirebileceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla kurula cak bir kalsinasyon ünitesinin, hem taşıt yatağındaki madenlerin işlenmesi, hem de Batı Kasrık ta yer alan ve mevcut tesiste işlenm eye uygun olmayan cevherlerin işlenmesinde kullanılabileceği görülmektedir. 11 Özelleştirme İdaresi tarafından Garanti Yatırım A.Ş. ye yaptırılan fizibilite çalışmasına göre tesiste mevcut olan makine ve ekipmanların değeri 17 milyon ABD doları olarak ifade edilmekte olup, dekapaj yatırımları ve bakım onarım çalışmalarıyla birlikte, söz konusu makine ve ekipmanların çalışır haldeki değeri yaklaşık 20 milyon A BD doları olarak tespit edilmektedir. 11-23/458-136 9 üretim teknolojis inin uygun olması durumunda MAP, MOP gibi12 yarı mamullerden gübre üretimi de mümkündür. H.3.3. Hukuki Değerlendirme Dosya konusu özelleştirme işleminde, yukarıda yer verilen ciro rakamları açısından 1998/4 sayılı Tebliğ de yer alan eşiklerin, bütün teşebbü sler bakımından aşıldığı görülmektedir. Bu nedenle, söz konusu işlemlerin Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu anlaşılmaktadır. 21.2.2011 tarihinde çıkılan ihaleye teklif veren teşebbüslerden ; Dimin Madencilik, TMC 370 Enerji, Konya Şeker ve Eti Gümüş, fosfat ka yası ve fosforik asit pazarlarında ya da bu pazarlar açısından etkilenen pazar konumunda bulunan pazarlarda herhangi bir faaliyet göstermemektedir. İhaleye teklif veren gübre üreticisi teşebbüslerden Gemlik Gübre ise hâlihazırda fosfat bazlı gübre üretimi gerçekleştirmemektedir. Bu durumda, özelleştirmeye konu tesislerin bu teşebbüslerin herhangi biri tarafından devralınması halinde, 1998/4 sayılı Tebliğ de yer alan ciro eşikleri aşılıyor olmakla birlikte söz konusu teşebbüsler açısından işlem sonrasında 4 054 sayılı Kanun un 7. maddesi kapsamında, rekabeti önemli ölçüde azaltacak ve hakim durum yaratacak nitelikte bir yoğunlaşmanın ortaya çıkmayacağı anlaşılmaktadır . Diğer taraftan devre konu tesislerin fosfat bazlı gübre üretimi bulunan Gübre taş 380 tarafında n devralınması durumunda, gübre üretimi ile fosfat kayası arasındaki dikey ilişki nedeniyle gübre pazarının etkilenen pazar konumunda olacağı bu nedenle, bu işlemlerin özellikle gübre pazarına etkileri bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyadaki bilgilere göre, ü retim ve tüketim rakamları ile bunlara bağlı olarak hesaplanan pazar payı rakamlarının yer aldığı bilgi ve belgeler çerçevesinde , kompoze gübre üreticisi olup ihaleye teklif veren teşebbüsler arasında yer alan Gübretaş ın 2010 yılında; - Tüm gübrelerdeki üretim miktarı itibarıyla %( .) , - Tüm gübrelerdeki satışlar itibarıyla %( .) , - Kompoze gübrelerdeki üretim itibarıyla %( .) , 390 - Kompoze gübrelerdeki satışları itibarıyla %( .) pay sahibi olduğu görülmektedir. Gübretaş sahip olduğu bu pazar paylar ıyla gerek tüm gübre pazarında gerekse kompoze gübre pazarında Toros un ardından piyasada ikinci en büyük paya sahip teşebbüstür. Bununla birlikte, özellikle kompoze gübre üretim rakamları açısından bakıldığında Toros Tarım ın açık bir farkla pazar lideri olduğu görülmektedir. Kompoze gübre pazarında Toros un sahip olduğu pazar gücü dikkate alındığında, Mardin Mazıdağı Fosfat Tesisleri nin Gübretaş tarafından devralınması işleminin Gübretaş ı hakim duruma getirmeyeceği; ayrıca işlem sonucunda ortaya çıkacak dikey entegrasyonun, uzun dönemde kompoze gübre pazarında lider konumda bulunan Toros 400 karşısında ciddi bir rakip yaratabileceği d eğerlendirilmektedir . 12 Söz konusu yarı mamuller de fosfat bazlıdır. 11-23/458-136 10 I. SONUÇ Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; 410 1- Sümer Holding A.Ş. ye ait Mazıdağı Fosfat Tesisleri nin satış" ve "işletme hakkının verilmesi" yöntemleri birlikte uygulanarak bir bütün halinde özelleştirme yoluyla Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş., TMC Enerji Yatırımları San. ve Tic. A.Ş., Konya Şeker San. ve Tic. A.Ş., Eti Gümüş A.Ş., Gemlik Gübre San. A.Ş. veya Gübre Fabrikaları T.A.Ş. den biri tarafından devralınması işleminin 4054 sayılı Kanun un 7. maddesi ve 1998/4 sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildi rimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna, 2- Adı geçen teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından gerçekleştirilecek muhtemel devralma işlemi sonucunda hakim durum yaratılmasının veya me vcut hakim 420 durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işleme izin verilmesinde sakınca olmadığına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.