T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1836 Esas KARAR NO : 2025/1630 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/356 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 26/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen kara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1836 Esas KARAR NO : 2025/1630 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/356 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 26/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile gerçek kişi davalıların şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, davacı müvekkilinin her ne kadar şirketi münferiden temsil yetkisi bulunsa da ... ve ...'ın bu hakkın kullanımını fiilen engellediğini, şirket müdürleri ... ve ...'ın yıllar içerisinde sistematik şekilde müvekkilimizin davalı ... firmasındaki pay oranının %33,3 yapılmadığını, kar payı ödemelerinin sistematik şekilde engellendiğini, SGK ve İş Kanunu yönünden usulsüz personel çalıştırıldığını, ihracat işlemlerinde vergi mevzuatına aykırılıklar ve kaçakçılık iddialarının bulunduğunu, Yönetici sıfatıyla şirket kaynaklarının şahsi çıkar için kullanıldığını, örtülü sermaye aktarımı ve şirket kaynaklarının kötüye kullanıldığını, mal kaçırma niteliğindeki tapu devirlerinin bulunduğunu bu nedenle davalı ... ve ...'ın şirket müdürlüğünden azil şartlarının oluştuğunu beyan ederek; hak ve menfaatlerinin korunması için ... Araçları Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi müdürleri ... ve ...'ın şirket müdürlüklerindeki temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak, şirket yönetimine öncelikle ihtiyaten sonrasında sürekli olarak bağımsız/tarafsız yönetim kayyımı atanmasını, mahkeme aksi kanaatte olacak ise müvekkili dahil tüm müdürlerin temsil ve ilzam yetkileri kaldırılarak şirket yönetiminin ihtiyati tedbiren bağımsız/tarafsız yönetim kayyımına bırakılmasını, ayrıca davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınmazların devrinin önlenmesini, trafik tescile kayıtlı tüm araçlara yönelik devrinin önlenmesini, tüm iş makinelerinin devrinin önlenmesini, tüm marka-patent-faydalı model haklarının devrinin önlenmesini, şirket müdürlerinin borçlandırıcı işlemlerinin kısıtlandığının üçüncü kişilerce bilinmesi ve yayınlanması için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını, şirket müdürlerinin borçlandırıcı her türlü tasarrufa yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğinin Bankalar Birliği/BDDK'ya bildirilerek davalı şirket müdürlerinin şirketi borçlandırıcı işlemlerinin kısıtlandığının şerhinin bankacılık sistemine işlenmesine karar verilmesini, Türk Ticaret Kanunu'nun 636/4 maddesi gereği "Mahkeme tarafların talebi ile gerekli önlemleri alır." ifadesine dayanılarak ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/09/2025 tarih ve 2025/356 Esas (Derdest) sayılı ara kararında;"......Yukarıda değinilen açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça her ne kadar şirkete yönetim kayyımı atanması talep olunmuş ise de; davacı ortağında şirketi münferiden temsil yetkisine sahip bulunduğu, şirketin işleyen bir şirket olduğu, şirket yöneticilerin yerine yönetim kayyımı atanmasını gerektirir nitelikte yaklaşık ispat şartının mevcut iddialar ve dosya kapsamında bulunan belgelere göre sağlanmadığı, deliller toplandıktan sonra davacının iddialarının netleşeceği, bu aşamada yönetici kayyımı atanması şartları oluşmadığından bu talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Ayrıca, davacı tarafça davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınmazların devrinin önlenmesi, trafik tescile kayıtlı tüm araçlara yönelik devrinin önlenmesi, tüm iş makinelerinin devrinin önlenmesi, tüm marka-patent-faydalı model haklarının devrinin önlenmesi, şirket müdürlerinin borçlandırıcı işlemlerinin kısıtlandığının üçüncü kişilerce bilinmesi ve yayınlanması için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması, şirket müdürlerinin borçlandırıcı her türlü tasarrufa yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğinin Bankalar Birliği/BDDK'ya bildirilerek davalı şirket müdürlerinin şirketi borçlandırıcı işlemlerinin kısıtlandığının şerhinin bankacılık sistemine işlenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; bahsi geçen tedbirlerin uygulanması halinde şirketin mevcut faaliyetlerinin devamlılığının mümkün olmayacağı yada oldukça zorlaşacağı gibi bahsi geçen iddiaların bu aşamada davacı tarafça henüz yaklaşık olarak ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının talep ettiği tedbirlerin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davalı şirket adına tapuda kayıtlı tüm taşınmazlara ve trafik tescile kayıtlı tüm araçlara davalıdır şerhi işlenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine,2-Davacı vekilinin diğer hususlara ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; davalı şirket adına tapuda kayıtlı tüm taşınmazlara ve trafik tescile kayıtlı tüm araçlara davalıdır şerhi işlenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kayyım atanması taleplerinin reddedildiğini, işbu kararın hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, şirket müdürleri davalılar ... ve ...'ın müvekkilin şirketlerden kar paylarını almasını engellediğini, ... şirketindeki ortaklık payının aslında %33 olması gerekirken %25'te bıraktığını, Gümrük, SGK, Vergi mevzuatına aykırı şekilde işçi çalıştırdığın,ı ihracaatta usulsüzlükler, vergi kaçakçılığı ve gümrük suçlarına karıştığını, şirket kaynaklarını şahsi çıkar için kullandığını, kayıt dışı satış faaliyetleri ve muhasebe usulsüzlükleri yaptığını, özellikle ... şirketinin içinin boşaltılarak müvekkilin ortaklık payının daha küçük olduğu (%5) davalı ... şirketine usulsüz sermaye aktardığını, bu usulsüz aktarımlar ile ... şirketine ait arsa üzerinde taşınmazlar yapılarak, bunların çok yakın aile üyelerine aynı gün kaçırılmasına imkan sağlandığını, kaçırılan taşınmazlardan birinin şirket ortağı davalı ...'a devredilerek şirketle işlem yapma yasağına aykırı davranıldığını, TTK m. 408/2-f'ye aykırı olarak şirketin büyük miktardaki malvarlığının toptan satışının yapıldığını, hiç şüphesiz, müvekkilin ortağı olduğu şirketin bu şekilde suçlara karışması ve müvekkili sorumluluk altına sokabilecek tutum ve davranışlarda bulunulmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını, Davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı olan İstanbul İli Sarıyer İlçesi Tarabya Mahallesi ... Ada ve ... parsel'de kayıtlı taşınmaz üzerine yapılan 9 adet bağımsız bölümlerin müvekkille yaşanan sorunlar sebebiyle aile bireylerine devredilmesinin müvekkilin hak kaybına uğradığı en somut olay olduğunu, işbu muvazaa ile devredilen taşınmazlar için açtıkları Tapu İptal ve Tescil Davası İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/281 Esas sayılı dosyası ile açıldığını, Şirketin diğer ortağı / müdürü ...'ün aile grup firması ... firmasına ait Erzincan'da bulunan fabrikaya müvekkilin girişini engellemek için fabrika güvenlik görevlisine emir verdiğini, müvekkilin fabrikaya girmesinin engellenmeye çalışıldığını, yine müvekkilin fabrikada bulunan odasının kapı kilidinin değiştirildiğini ve müvekkilin şahsi eşyalarının karıştırıldığını, bir kısım eşyalarının alındığını, müvekkil ve oğlunun çilingir marifetiyle kapıyı açtıklarını, bunun üzerine şirketin diğer ortağı ...'ün emriyle hareket eden ...'un ihbar ederek konuyu jandarmaya bildirdiğini, yine jandarmayla ...'ün de görüştüğünü, bu laya ilişkin tutanağın dosyada mevcut olduğunu, Şirketin fabrikasının işleyemez hale geldiğini, işçilerin çoğunun bu karışıklıklar sebebiyle iş bıraktığını, şirketin bu durumunun müvekkilin haklarına da zarar verdiğini, şirketin tek üretim tesisi olan Erzincan ilindeki fabrikasının çalışamaz durumda olduğunu, şirket ekonomik yıkıma gittiğini,Davalı ... firmasına ait, Bayburt ilinde bulunan çiftlikte 8 işçinin iş bıraktığını, çiftliğin de işleyemez hale geldiğini, toplu istifanın tespiti için mahkece gerek duyulursa Bayburt SGK müdürlüğüne müzekkere yazılabileceğini, Bu durumun şirket ortaklarının olduğu kadar şirkette çalışan işçilerin de haklarını olumsuz etkilediğini ve ticari işletmenin devamlılığı ilkesini geri döndürülemez şekilde zedelediğini, TTK m.11/3 gereği ticari işletmenin bütünlüğü ilkesinin de olabildiğince zarar gördüğünü, Her ne kadar yerel mahkemece yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığı gerekçesiyle talepleri reddedilmiş ise ... A.Ş.'den hem taşınmazların kaçırılması, hem de son jandarmaya intikal eden olayın en somut delilleri olduğunu, diğer iddialarıının dava sırasında deliller toplandıkça ve bilirkişi raporlarıyla ortaya çıkacağını, Müvekkilin ortağı olduğu firmanın yönetilemez hale geldiğini, şirket müdürlerinin özen ve bağlılık yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, şirket sözleşmesinden doğan yükümlülükleri ağır şekilde ihlal ettiklerini, yaptıkları fiillerle şirkete ve müvekkile ciddi zararlar verdiklerini, şirket yöneticiliği yeteneklerini yitirdiklerini, şahsi çıkarları için hareket ettiklerini, hak ve menfaatlerinin korunması için ... San ve Tic. Ltd. Şti müdürleri ... ve ...'ın şirket müdürlüklerindeki temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak, şirket yönetimine öncelikle ihtiyaten sonrasında sürekli olarak bağımsız / tarafsız yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, aksi kanaat halinde ise müvekkil dahil tüm müdürlerin temsil ve ilzam yetkileri kaldırılarak şirket yönetiminin ihtiyati tedbiren bağımsız / tarafsız yönetim kayyımına bırakılması gerektiğini, sonrasında sürekli olarak bağımsız yönetim kayyımı atanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, TTK. 630 madde kapsamında açılan şirket yöneticilerinin azli davasında davalı şirkete tedbiren yönetim kayyumu atanması ile davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınmazlar, araçlar, iş makinaları, tüm marka-patent-faydalı model haklarının 3. kişilere devrini önlemeye ve borçlandırıcı her türlü tasarrufa yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece;1-Davacı vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, 2-Davacı vekilinin diğer hususlara ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyumu atanması ve diğer tedbir taleplerine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir. Haklı sebep kavramı Yasa maddesinde tanımlanmamıştır. Müdürün, kanun ve ana sözleşmenin kendisine yüklediği görevleri yapmaması haklı sebep oluşturacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K) Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen davalı şirket de yönetim boşluğu da bulunmadığı anlaşılmıştır.Somut olaya döndüğümüzde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları yargılamayı gerektirdiği, henüz delillerin toplanmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna dair talep ve ara karar tarihi itibarı ile dosyada mübrez belge ve delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı gibi, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, davalı şirketin organlarının tam olduğu, bu konuda eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Talep ve ara karar tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmamış olması, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurulduğunda; ilk derece mahkemesince verilen karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.