T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/408 - 2026/613 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/408 KARAR NO : 2026/613 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2022/193 E. - 2023/510 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/408 - 2026/613 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/408 KARAR NO : 2026/613 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2022/193 E. - 2023/510 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2023 tarih ve 2022/193 E. - 2023/510 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu ibare ile müvekkili şirket adına tescilli markalar arasındaki benzerliğin iltibas yaratacak düzeyde olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli markalar ile arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi uyarınca, görsel/işitsel/kavramsal/bütünsel olarak iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunan dava konusu ibarenin tescilinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında aranan benzerlik şartının gerçekleştiğini, müvekkili şirket adına tescilli markalar ile görsel/işitsel/kavramsal/bütünsel açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve benzer/ilintili mal ve hizmet sınıflarında tescili talep edilen dava konusu ibarenin tescili halinde, müvekkili şirket adına tescilli markalar açısından haksız rekabet durumu ortaya çıkaracağını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız istifade edileceğini ileri sürerek 2022-M-458 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/05901 sayılı marka başvurusunun reddine, markanın tescil edilmiş olması durumunda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, tescil kapsamında bulunan mal/hizmetlerin davacı tarafın markaları ile aynı/aynı tür mal/hizmetleri kapsamadıklarını, ilintili ya da ilişkili olmadıklarını, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının taşınmadığını, davacı tarafın, itiraza mesnet markasının tanınmış olduğunu ve tanınmış olsa dahi 6769 sayılı Kanunun 6/5 maddesi şartlarının somut olayda sağlandığını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı firma vekili, müvekkili firmanın gerçekleşen itiraz sürecinden, iş bu dava açılıp dava dilekçesi 09.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğinde haberdar olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin itiraza karşı görüş/delil sunamadığını, müvekkili şirkete ait “...” markasının müvekkili şirket tarafından dünya çapında kullanılan, sektörde tanınmış bir marka olduğunun sabit olduğunu, iddiaların, somut gerçeklerden uzak ve afaki iddialardan ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin YİDK kararının iptali istemine gerekçe gösterip, markanın hükümsüzlük talebine gerekçe göstermediği 2010/63922 sayılı marka başvurusunun, davaya konu markanın başvuru tarihi itibarıyla sicilde hükümsüz/geçersiz durumda olduğundan incelemeye alınmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin; "9.SINIF: Downloadable computer software to facilitate the customization of cloud data platform, database, data warehousing, data management, data mining, data monitoring, data optimization and data analytics. Türkçe tercümesi: Bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği, veri izleme, veri optimizasyonu ve veri analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmak için indirilebilir bilgisayar yazılımı. 42.SINIF: Software as a service (SAAS) services, namely, hosting software for use by others for use to facilitate the customization of cloud data platform, database, data warehousing, data management, data mining, data optimization and database analytics; platform as a service (PAAS) featuring computer software platforms for use to facilitate the customization of a cloud data platform, database, data warehousing, data management, data mining, and database analytics. Türkçe tercümesi: yazılım hizmeti (SAAS), yani bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği, veri optimizasyonu ve veritabanı analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmak için başkaları tarafından kullanılan hosting yazılımı; Bir bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği ve veritabanı analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmada kullanım için bilgisayar yazılımı platformlarını içeren platform hizmeti (PAAS)." şeklinde olduğu, davaya konu markanın başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile davacı şirkete ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların tescil kapsamlarında yer alan mal/hizmetlerin aynı, aynı tür, benzer yahut ilişkili olmadığı, dava konusu markanın; 09 ve 42. sınıflarda bilgisayar, bulut teknolojileri, sistem geliştirme, özelleştirme gibi faaliyetleri içeren çok spesifik mal ve hizmetler için tescil başvurusuna konu edildiği, davacı tarafa ait markaların ise 35, 41 ve 43. sınıflarda yer alan farklı mal ve hizmetlerde tescilli oldukları, bununla birlikte davacı şirkete ait 2009/47594 ve 2010/82429 sayılı markaların 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmetlerinde tescil edilmiş olduğu, 35. sınıfta son alt grupta yer alan bu hizmetler genel ifadeye sahip, belirli bir mal grubuyla sınırlandırılmamış hizmetler olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/8877 E 2018/171 K, 2015/8504 E 2016/3492 K, 2015/12715 E 2017/1112 K, 2011/15502 E 2013/461 K, 2017/3588 E 2019/642 K sayılı müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere; mal ya da hizmetlerin, daha önceki tarihte 35.sınıf için bir belirleme yapılmaksızın genel olarak tescil edilmiş bir marka ile aynı ya da benzer tür olduklarının kabulü için, tescilli marka sahibinin itiraz ettiği başvuru kapsamında sayılan malların da kendisi tarafından bu hizmet altında satışa sunulmasının kanıtlanması gerektiği, genel perakende satış hizmetleri için tescilli bir markanın koruma kapsamının "Çoğun içinde az da vardır." görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmesinin markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından korunması ilkesine uygun düşmeyeceği gibi benzer işaretler altında ancak farklı sektörlerde satışa arz edilecek mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı düşüncesinin de kabul edilemeyeceği, ilkelerinin benimsendiği, buna göre; dava dosyası kapsamında davacıya ait olup 35. sınıfta genel olarak düzenlenmiş markaların, başvuru markası kapsamında yer alan; emtia bakımından kullanımını kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığından mevcut bilgi ve belgeler ışığında, davacıya ait yukarıda belirtilen markalar bakımından, taraf markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin farklı olduğu, dava konusu "..." ibareli marka beyaz renkte zemin üzerine siyah karakteristik yazı stili ve büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden meydana gelmekte, söz konusu markanın kelime unsurundan oluşan bir marka olduğunun görüldüğü, dava konusu markanın herhangi bir şekil unsuru içermediği ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı şirkete ait davaya gerekçe markaların ise tek başına “...” ibaresinin yanı sıra bu ibareye “...” ibaresi ve “...” ibaresi ve şekil unsurları eklenerek tescil edilmiş markalardan oluştuğu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle benzer olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunmadığından, başka bir deyişle; karşılaştırılan mal ve hizmetler birbirlerinden farklı olduklarından, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi koşulunun somut olayda oluşmadığı, davacı şirket tarafından sunulan dokümanların “...” markalarının tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı, bununla birlikte, davacı şirkete ait “...” ibareli markanın faaliyet gösterdiği eğlence merkezi sektöründe belirli düzeyde bir tanınmışlığı olduğu kanıtlansa dahi, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı bulut uygulamaları ve veri bilimine ilişkin mal ve hizmetler dikkate alındığında söz konusu mal ve hizmetlerin bilinç ve dikkat düzeyi yüksek olan işin uzmanı profesyonellerden oluşan tüketici kitlesi bulunduğu, anılan mal/hizmetlerin davacı şirkete ait markanın kullanıldığı sektör ile yakın bağlantısının bulunmadığı dikkate alındığında, bu mal/hizmetler bakımından davalı markasının davacının markaları ile ilişkilendirilme, haksız yarar sağlama, markalar arasında imaj transferi, tanınmış markanın itibarını zedeleme, yani istenmeyen duygular uyandırma, olumsuz/itici etkiler bırakma, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusunun 6769 sayılıSMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, müvekkili şirkete adına tescilli markalar ile iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, hal böyle iken “davanın reddi” yönünde karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili adına tescilli markaların yer aldığı sınıfların da, benzer/ilintili malları ve hizmetleri içerdiğini, ilk derece mahkemesinin değerlendirmelerinin aksine, müvekkili şirket ve adına tescilli “...” esas unsurunun yer aldığı markaların, tanınmış marka olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, davalının tescil başvurusuna konu “...” ibaresini kullanmasının, hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağından; 2021/05901 sayılı marka tescil başvurusuna konu “...” ibaresinin davalı .... tarafından kullanılmasının önlenmesi adına, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın ve talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu markanın başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile davacı şirkete ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların tescil kapsamlarında yer alan mal/hizmetlerin aynı, aynı tür, benzer yahut ilişkili olmadığı, karşılaştırılan mal ve hizmetler birbirlerinden farklı olduklarından, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi koşulunun somut olayda oluşmadığı, diğer taraftan davacı şirket tarafından sunulan dokümanların “...” markalarının tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı gibi SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine gelince, davacı vekili istenaf dilekçesi ile davalının tescil başvurusuna konu “...” ibaresini kullanmasının, hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını ileri sürerek 2021/05901 sayılı marka tescil başvurusuna konu “...” ibaresinin davalı .... tarafından kullanılmasının önlenmesini istemiştir. Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alındığında, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda şartlar oluşmadığı gibi ihtiyati tedbir isteyen tarafça, dava konusu markanın kullanılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, eldeki davanın konusunun ise YİDK kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü olduğu, bu tür bir davada, dava konusu olmayan markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla ihtiyati tedbir isteyen vekilinin talebinin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2026 tarihinde, istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair (1) numaralı hüküm yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair (2) numaralı hüküm yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.