11. Hukuk Dairesi 2012/5493 E. , 2012/8763 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2009/696-2009/805 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2012/5493 E. , 2012/8763 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2009/696-2009/805 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinden ihlas Finans Kurumu AŞ adına düzenlenmiş, üzerinde "Kar ve Zarara Katılma Hesap Cüzdanı " ibaresi bulunan bir belge ile 77.000 DM tutarında para tahsil edildiğini, müvekkilinin parasını geri almak istediğinde ise şirket yetkilerince sürekli oyalandığını ancak paranın iade edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılandıklarını, şirketlerin yönetim kurullarında görevli diğer davalıların da zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek davalıların sorumlu olduklarının tespitine,mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, müvekkilinden tahsil edilen 77.000 DM (39.369,47 Euro) karşılığı 85.242,78 TL'nin faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmişlerdir.. Davalı Tasfiye Halinde İhlas Finans Kurumu AŞ vekili, taraflar arasında bir "Kara ve Zarara Katılma Hesabı Akdi " bulunduğunu, kar ve zarara katılma hesabının mutlak ödenmesi gereken bir alacak olmadığını, 11.02.2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 171 numaralı kararı ile şirketin faaliyet izninin kaldırıldığını ve şirketin münfesih olduğunun taraflarına bildirildiğini, şirketin böylelikle tasfiye sürecine girdiğini, şirketin TTK'nun Anonim Şirketlerin Tasfiyesine ilişkin hükümlere göre tasfiye edildiğini, TTK'nun 446. maddesine göre tasfiye ile ilgili hesaplamalar ve bilanço çalışmaları yapılmadan herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının Kurumlar Vergisi Kanununun yollama yaptığı İİK'nun 206. maddesinin altıncı sırasında düzenlenen ve tüm imtiyazlı ilk beş sıradaki alacaklıların haklarını almalarından sonra alacak talebinde bulunabilecek alacaklılardan olduğundan tasfiye sonunu beklemek zorunda olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir. Diğer davalılar ... ve ... vekili, müvekkilleri ile davalılar arasında borç doğurur akdi münasebet bulunmadığını, müvekkillerinin yönetici sıfatlarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.