11. Hukuk Dairesi 2014/1193 E. , 2014/12464 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2013/27-2013/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layih…
**11. Hukuk Dairesi 2014/1193 E. , 2014/12464 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2013/27-2013/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1942 yılından beri Hindistan'da yerleşik olarak .... ibareli marka ile ticari faaliyette bulunduğunu, anılan markanın birçok ülkede tescilli olduğunu ve tescilli olduğu ülke ve birliklerin hepsinde yoğun ve sürekli biçimde kullanıldığını, markanın 2009 yılından itibaren Türkiye'de de kullanılmaya başlandığını, müvekkilinin ... ibareli markasının uzun süreli, yoğun ve büyük paralar harcanarak gerçekleştirilen tanıtım ile dünya çapında tanınmışlık kazandığını, müvekkilinin 10.11.2010 tarihinde 7, 9, ve 11.sınıf ürünleri içeren, "..." ibareli marka tescil başvurusunun, davalı şirkete ait "..." ibareli, 9 ve 11. sınıftaki ürünleri içeren 2007/36561 sayılı marka mesnet alınarak 556 sayılı KHK'nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini, ret kararının kaldırılmasına ilişkin itirazlarının da YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira ... ibareli tanınmışlık vasfı bulunan markanın sahibinin müvekkili olduğunu ve redde mesnet markanın kötüniyetle tescil ettirilmiş olduğunu ileri sürerek, başvurularının reddine dair YİDK kararının iptalini, davalı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin ... ibareli markayı kendisine ait bir lakaptan esinlenerek oluşturduğunu, davacının yabancı ülkelerdeki tescil ve kullanımlarından haberi olmadığını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, marka hukukunda ülkesellik ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin tescili gerçekleştirdiği tarihte davacının Türkiye'de ticari faaliyetinin bulunmadığı gibi tanınmışlığının da olmadığını, müvekkilinin marka tescil başvurusuna karşı itirazda bulunmadığı gibi tescilden sonra beş yıllık süre içerisinde bir dava da açmadığını, müvekkilinin tesciline karşı sessiz kalarak hükümsüzlük davası açma hakkını yitirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, "..." ibareli başvuru ile "..." ibareli redde mesnet marka arasında ilk bakışta ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu, başvurunun kapsamında bulunan 9 ve 11. sınıftaki ürünlerin, redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığı, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı hizmetle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alanlarında aynı markadan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcı ve tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl herhangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, başvuru konusu işaretin davacının öteden beri kullandığı, kendisinin ilk defa ihdas ve istimal ettiği tanınmışlık vasfı bulunan markası olmasının 556 sayılı KHK'nın 7/b maddesinde yazılı mutlak ret nedenini aşmasının olanaksız olduğu, zira markanın tekliği ilkesinin sonucu olarak kanunda böyle bir yol bulunmadığı, kötüniyetle yahut tanınmış markadan doğan haklara tecavüz suretiyle gerçekleştirilmiş dahi olsa, TPE'nin tescili kesinleşmiş bir markayı nazara almamasının mümkün olmadığı, bu sebeple YİDK kararının yerinde olduğu, davacının ... ibareli markasının, 9 ve 11. sınıf mal ve hizmetler için, davalının kuruluş ve marka tescil başvurusunun tescil tarihinden çok önceki tarihlerden bu yana dünyanın bir çok ülkesinde yerel ve bölgesel tescillerinin bulunduğu, tescilli olduğu ülkelerde yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın dağıtım ve haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin, ilgili sektörde yer alan tüm insanlar tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış marka olduğu kanısına ulaşıldığı, ... tanıtıcı işaretini 1942 yılından bu yana marka olarak kullanan şirketin ve ticarî faaliyetlerinin, aynı sektörde faaliyette bulunan davalı şirket tarafından bilinmediğinin savunulmasının gerçekçi olamayacağı, öte yandan ... ibaresinin orijinal bir işaret olduğu, farklı ülkelerde yer alan kişiler tarafından birbirinden habersiz bir kelime olarak oluşturulmasının da olanaksız olduğu, davacının ... ibareli markasının, davalının başvuru tarihi itibariyle Paris Sözleşmesi’ne dahil birlik ülkelerinde ve Türkiye’ deki ilgili sektördeki müşteri çevresinde ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle; davalı tarafından yine ... biçimiyle aynı tür ürünler ile ilgili alanlarda tescilinin davacı markasının ürünleri/hizmetleri ayırt etme gücünün yavaş yavaş yok olup sulandırılacağı, davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunan davalının, davacıya ait olduğunu bildiği müşahede olunan markayı, davacının uzun süredir kullandığı malları da kapsayacak biçimde adına marka olarak tescil ettirmesinin haksız ve kötü niyetli olup, davacıyı pazarda engelleme ve piyasada zarara uğratma, Türkiye'de henüz tescili bulunmayan markasına zarar verme ve onu piyasaya sokmayı önleme yahut uzaklaştırma amaçlı olduğu gerekçesiyle, YİDK kararının iptali istemiyle TPE'ye açılan davanın reddine, markanın hükümsüzlüğü istemiyle davalı şirkete karşı açılan davanın kabulü ile davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının esasen davacı tarafından ihdas edilerek dünyanın birçok ülkesinde tescilli olarak kullanılan ... markasının tescilinde kötüniyetli olduğunun mahkemece değerlendirilmiş bulunmasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı şirketten alınmasına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.