11. Hukuk Dairesi 2010/13554 E. , 2011/3770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2009 tarih ve 2007/516-2009/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2010/13554 E. , 2011/3770 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2009 tarih ve 2007/516-2009/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, nakliyat sigorta poliçesi ile müvekkili tarafından sigortalanan yaş maya emtiasının Türkiye’den Ürdün’deki alıcıya taşınması esnasında davalı kusuruyla hasarlandığını, oysa sigortalı şirket ile davalı taşıyıcı arasındaki sözleşme uyarınca emtianın +4 derece taşınmasının gerektiğini ileri sürerek, sigortalısına ödenen hasar miktarı olan 6.347,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin yurtiçindeki taşımalara ilişkin olduğunu, davaya konu yurtdışı taşımada bu sözleşmenin uygulanamayacağını, emtianın alıcısına hasarsız olarak teslim edildiğinin alıcının katıldığı tutanakla ispat edildiğini, taşıma esnasında hasar oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK 781 ve devamı maddeleri uyarınca emtiayı hasarsız olarak teslim etmeyen davalının kendi kusuruyla zararın oluşmasına sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, karayoluyla uluslararası taşıma akdinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu taşımanın uluslararası bir taşıma olduğu ve taşımanın karayoluyla gerçekleştirildiği hususu mahkemenin de kabulündedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu’nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası’nın 90 ncı maddesinin fıkrası hükmünde “Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir.” düzenlemesi mevcuttur. TTK.nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu’nun öncelikli olarak uygulanması gerekmektedir. O halde mahkemece, davalı savunması tartışılmak ve uluslararası taşıma konusunda uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla CMR Konvansiyonu hükümleri değerlendirilmek suretiyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.