İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih 13-13/198-100 s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/122 KARAR NO : 2025/1165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2017/562 Esas - 2021/613 Karar DAVA: Alacak İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih 13-13/198-100 sayılı kararı ile tespit edilen 12 bankanın oluşturduğu kartel nedeniyle davacı şirketin davalı ...ti Bankasından kullandığı finansal ürün kredileri nedeniyle zarara uğradığını, bu zararın tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 5.000 TL'nin dava veya haksız fiil tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davacı davasını 15.000 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının iddia ettiği gibi Rekabet Kurulu kararına bağlı bir zararın oluşmadığını, dava konusu kredilerin ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu soruşturması kapsamı dışında kaldığını, Rekabet Kurulu kararının 15/07/2013 tarihinde bu kararı ilan ettiğini, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu 72. maddesindeki 2 yıllık sürenin bu andan itibaren başladığını, dolayısıyla davanın zaman aşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararında konut, taşıt ve ihtiyaç kredileri konusunda soruşturma olup ticari kredilerin olmadığını, yine dava konusu olay bakımından tazminat koşullarının oluşmadığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ıslah talebini de kabul etmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Rekabet Kurulu kararı incelendiğinde kartel faizi uygulandığına yönelik tespitin konut, ihtiyaç ve taşıt kredileri için olduğu ancak kararda ticari ihtiyaç kredilerinde de kartel faizi uygulandığına dair bir tespitin olmadığı, davalı banka tarafından davacı için sağlanan kredi için belirlenen faiz oranları incelendiğine bu oranların dönemine göre uygun olduğuna dair bilirkişi raporu alındığı, yine ticari kredilerde faizin serbestçe kararlaştırılma imkanının yasalarca düzenlendiği, buna rağmen taraflar arasında varılan kredi anlaşmasına uygulanan faiz oranlarının makul ve uygun seviyede olduğu, bu haliyle davacı açısından herhangi bir zararın oluşmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesinin Rekabet Kurulu Kararı kapsamında ticari kredilerin olmaması gerekçesine dayanarak davanın reddi yoluna gidilmesinin isabetsiz olduğunu, müvekkili şirkete kullandırılan krediye ait faiz oranlarının makul ve uygun seviyede olduğu gerekçesine dayanarak herhangi bir zarara uğramadığı kanaatine varılmasının isabetsiz olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar şekilde yeni bir rapor alınmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 2019/1105 Esas sayılı dosyasının sonuçlanması ve kesinleşmesi beklenilmeden ara karardan rücu edilmesi ve davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, davacının davalı bankadan kullanmış olduğu üç ayrı kredi nedeniyle davalı bankanın da içinde bulunduğu 12 bankanın kartel oluşturarak faiz oranlarını birlikte belirledikleri iddiasıyla uğranılan zarar ve zararın üç katı tazminatın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dosya kapsamından davacı şirket ile davalı banka arasında 15.01.2009 tarihinde 2.000.000 TL tutarında genel kredi sözleşmesi imzaladığı, imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında davacıya 30.12.2010 tarihinde 99.000 TL tutarında ticari ihtiyaç kredisi, 10.01.2011 tarihinde 901.000 TL tutarında ticari ihtiyaç kredisi, 18.08.2011 tarihinde 80.000 TL tutarında ticari taşıt kredisi kullandırıldığı anlaşılmaktadır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının kredi kullandığı dönemde, Rekabet Kurulu kararına göre davalı bankanın da aralarında bulunduğu 12 bankanın kartel oluşturacak şekilde rekabet ihlalinde bulunup bulunmadığı ve uygulanan faiz nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır.4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun amacı 1. maddede, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olarak tanımlanmıştır. Yasanın ikinci kısım, birinci bölümünde "Yasaklanan Faaliyetler" üst başlığı ile dava konusu ve Rekabet Kurulunun kararına esas olan 4. maddede yer alan "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğuna yer verilmiştir. Beşinci kısımda "Rekabetin Sınırlanmasının Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları" üst başlığı altında ve 56. maddede bu kanuna aykırı anlaşma ve kararların hukuki niteliği, 57. maddede tazminat hakkı, 58. maddede zararın tazmini, 59. maddede ispat yükü düzenlenmiştir. Davacı tarafından, 21.08.2007-22.09.2011 tarihleri arasında davalı bankadan kredi kullanıldığı ileri sürülerek 4054 sayılı Kanunun 57. ve 58. maddelerine dayalı olarak eldeki dava açılmıştır. 4054 sayılı Kanunun 57. maddesi "Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur." aynı kanunun 58. maddesi ise "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir." hükmünü içermektedir. Bu düzenlemelerdeki tazminat, haksız fiile dayalı tazminat olup, Rekabet Kurulu kararının, davacının krediyi kullandığı banka açısından da tespitler içermesi ve bu tespitlerin kesinleşmiş olması haksız fiilin ispatı anlamında kesin delil teşkil edecektir. Ne var ki sadece bu kararın varlığı tazminata hükmetmek için yeterli olmayıp, haksız fiile dayalı tazminat davalarında esas olan diğer unsurlardan olan, zarar, kusur ve zarar ile davalının kusurlu eylemi arasındaki nedensellik bağının davacı tarafından kanıtlanması zorunludur.Davaya esas, Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararında, incelemenin bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 teşebbüsün; çeşitli bankacılık hizmetlerine yönelik uygulanan faiz oranlarını ve ücretleri birlikte belirlemek üzere rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları, eylemlerin mevduat (kamu bankaları açısından kamu mevduatı da dahil olmak üzere), kredi ve kredi kartı hizmetlerini konu edinen bir uzlaşma kapsamında vuku bulduğu, bahse konu uzlaşmanın tespit edilebilen ilk ve son belgeler esas alınmak suretiyle 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında gerçekleşen ve kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında geçerli olan, soruşturmaya taraf 12 bankanın tamamının dahil olduğu anlaşmaları ve/veya uyumlu eylemleri içerdiği, elde edilen belgelere göre uzlaşmanın ortak planını fiyat stratejilerinin birlikte belirlenmesinin oluşturduğu, bahse konu uzlaşmanın unsurlarının belirlenmesi, uzlaşmanın uygulanması ve takibinin ise taraflar arasında gerçekleştirilen bir dizi iletişim, bilgi paylaşımı ve mutabakat vasıtasıyla ifa edildiği belirtilmiştir. Kararda bankaların kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirlenmiş, hangi hizmete ilişkin rekabet ihlalinden dolayı cezalandırıldıkları ayrıca belirtilmeksizin uzlaşmaya dahil oldukları süreler dikkate alınmak suretiyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Rekabet Kurulu kararının 69. Sayfasında; adı yazılı bir kısım bankalar ile davalı bankanın, mevduat, kredi, ve kredi kartı hizmetine yönelik fiyat tespit etmek amacıyla bir uzlaşma tesis ettikleri ve bu uzlaşma kapsamında gerçekleştirdikleri ve anlaşma/uyumlu eylem olarak değerlendirilen iletişim ve uygulamalar vasıtasıyla 4054 sayılı yasanın 4. maddesini ihlal ettikleri tespit edilmiş olup, karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı bankanın diğer bankalarla oluşturduğu kartelin kredi kartı ve türev hizmetlerine ilişkin olduğu, davacının zarar iddiasına esas teşkil eden ticari kredi ile ilgili bir anlaşma veya uzlaşma içinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davalı banka, davaya dayanak Rekabet Kurulu kararı çerçevesinde aleyhine verilen idari para cezasının iptali için dava açmış olup, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nde görülen davada 05.12.2014 tarihinde 2014/276 Esas ve 2014/1395 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu karar, Danıştay 13. Dairesi'nin 16/12/2015 tarih ve 2015/2447 Esas, 2015/4606 Karar sayılı ilamı ile onanmış ancak onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 21.05.2019 tarih ve 2016/4614 Esas, 2019/1786 Karar sayılı "soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ortaya konulamadığı açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, ilgili bankalar hakkında ihlâle dâhil oldukları her bir hizmet yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, devam eden tek bir ihlâl yaklaşımı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı" kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi, 2019/1105 Esas ve 2019/1461 Karar sayılı kararı ile davanın reddine yönelik ilk kararında ısrar etmiş olup, Dairemizce UYAP'tan yapılan incelemede bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarih ve 2019/2391 Esas ve 2021/1106 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bu kez Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 2022/917 Esas ve 2022/966 Karar sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verdiği, verilen bu son kararın Danıştay 13. Dairesi tarafından 15.06.2023 tarihli 2023/1302 Esas ve 2023/3052 Karar sayılı kararı ile onandığı ve kararın 27.02.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; Rekabet Kurulu kararının 163. paragrafında "rekabet şeklinde gruplandırılan bankaların ve davalı bankanın konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerinde birlikte bir artış yapmak yönünde uzlaşmaya vardıkları anlaşılmaktadır" denilmek suretiyle davalı bankanın konut, taşıt ve ihtiyaç kredisinde diğer bankalarla uzlaşmaya varmak suretiyle faiz artışı yaptığı sonucuna gidildiği, Rekabet Kurulu kararında konut kredileri, taşıt krediler ve ihtiyaç kredileri başlıkları altında yapılan değerlendirmede 166 ve 167. paragraflarda konut kredileri, 168 ve 169. paragraflarda ihtiyaç kredileri, 170 ve 171. paragraflarda taşıt kredileri hakkında değerlendirmeler yapıldığı ve bu kredilerden ihtiyaç ve taşıt kredisi olarak adlandırılan kredilerden tüketici kredisinin anlaşılması gerektiği, davacının kullandığı ticari ihtiyaç kredisinin ticari bir kredi olduğu, Rekabet Kurulu kararında “taşıt kredisi” olarak değerlendirilen kredi türünde bireysel-ticari ayrımının olmadığı bir an için kabul edilse bile, bankalar arasındaki anlaşmalı faiz oranının davaya konu taşıt kredisinin kullandırıldığı tarihte devam edip etmediği, ediyor ise hangi oran üzerinden anlaşma yapılmış olduğuna yönelik bilgi ve belge bulunmadığı, Rekabet Kurulu kararında davalı bankanın diğer bankalarla anlaşarak faiz oranlarını yükselttiği belirlenen 27.10.2008 tarihinde anlaşmalı ihtiyaç kredisi faiz oranın %2,19 olmasına rağmen davacıya 30.12.2010 ve 10.01.2011 tarihlerinde kullandırılan kredilere uygulanan faiz oranın ise %0,78 olduğu, Rekabet Kurulu kararında davalı bankanın diğer bankalarla anlaşarak faiz oranlarını yükselttiği belirlenen 27.10.2008 tarihinde anlaşmalı taşıt kredisi faiz oranın kaskolu %1,98, kaskosuz %2,04 olmasına rağmen davacıya 18.08.2011 tarihinde kullandırılan krediye uygulanan faiz oranın ise %1,07 olduğu, Rekabet Kurulu kararında davalı bankanın diğer bankalarla uzlaşma sonucu faiz oranı belirlediğinin tespit edildiği kredilerin ise tüketici kredisi olması nedeniyle davacının bu sebeple de zarara uğradığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarih ve 2019/1213 Esas ve 2019/7738 Karar , 08.01.2020 tarih ve 2019/1496 Esas ve 2020/163 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere 08.03.2013 tarihli Rekabet Kurulu kararında, bir kısım bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, uyuşmazlık konusu ticari kredilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği açıktır. Somut olayda davacının kullandığı kredilerin, ticari kredi olması nedeniyle davalı bankanın bu krediler bakımından diğer bankalar ile uzlaşma içine girerek hakimiyeti kötüye kullandığından söz edilmesi mümkün değildir.İstinaf sürecinde davanın dayanağı olan Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararı çerçevesinde davalı banka aleyhine verilen idari para cezasının İdare Mahkemesi'nce iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği gözetildiğinde Ankara 2. İdare Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmamasının sonuca bir etkisi yoktur. Dosya kapsamına ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafça zarar iddiasının ispatlanmamış olması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025