T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2218 - 2025/2369E T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2218 KARAR NO : 2025/2369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/155 E. - 2023/223 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2218 - 2025/2369E T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2218 KARAR NO : 2025/2369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/155 E. - 2023/223 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 tarih ve 2022/155 E. - 2023/223 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 1995 'de Eskişehir'de kurulan ve ağırlıklı olarak kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe faaliyet gösteren müvekkili tarafından kullanımla maruf hale getirilen "...” markasının T/ 02525 numarası ile “tanınmış marka” olarak özel korunan markalar statüsünde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin 2020/50628 sayılı “... ...” ibareli başvurusunun, davalı firma tarafından 2000/19123 numaralı "... şekil" ibareli, 2011/93649 numaralı "..." ibareli, 2019/101996 numaralı "... "..."" ibareli, 2019/48481 numaralı "..." ibareli ve 2020/40327 numaralı "... Since 1979" ibareli markalara dayalı olarak SMK 6/1, 6/5 ve 6/9 kapsamında gerçekleştirdiği itiraz üzerine reddedildiğini, oysa, markanın asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin tali nitelikte bulunduğunu, "..." ile başladığından davalı markalarından bu surette ayrıldığını, kavramsal olarak davalı firma markası, Türkiye'deki bir il ismi iken, müvekkiline ait markanın ise ayırt edici gücü yüksek olan orijinal "..." ibaresini ve tali nitelikteki Türkiye'nin bir ilini belirten genel ibareyi içerdiğini, "..." ibaresinin yer bildiren ve herkesin kullanımına açık olan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, benzerlik incelemesinde coğrafi yer/bölge adlarının kural olarak ayırt edici gücü düşük ibareler olarak değerlendirileceğini, davalının itirazına dayanak gösterdiği markaları ile müvekkilinin tescili talep edilen markasının aynı/benzer mal ve hizmet sınıfına ait olmadığını, davalı firma tarafından itiraza dayanak yapılan markaların Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanılmadığı halde davalının itirazının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkilinin 2020/42515 numaralı "... ... ..." ve 2020/42518 "... ..." ibareli markaların sahibi olması sebebiyle kazanılmış hakkının da bulunduğunu, davalı firma tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünün eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek, 2022-M 2479 sayılı YİDK kararının iptali ile 2020/42508 sayılı markanın tescil başvurusu kapsamındaki tüm sınıf ve alt sınıflar yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin “...” markasının kuruyemiş sektöründe ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, bu durumun karıştırma ihtimalini güçlendirdiğini, müvekkilinin dünyaca ünlü markalara ve birçok süpermarket zincirine kuruyemiş tedarik ettiğini, “2020/50628 sayılı "... ..." ibareli başvuru ile Davalıya ait 2000 19123, 2011 93649, 2019 101996, 2019 48481, 2020 40327 sayılı "... şekil", "...", "... "..."", "...", "... since 1979" ibareli markalar arasında hem görsel hem de işitsel benzerlik olduğunu, müvekkilinin markalarının 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, davacının “... ...” ibaresinin yine 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin 2000 19123 ve 2011 93649 numaralı itiraz gerekçesi markalarının badem, ceviz, kaju malları ve bunların satışı hizmetlerinde kullanımının ispatlandığını, 1979'da kurulan müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılan "..." sözcüğünün yalnızca bir coğrafi yer ismi olmadığını, müvekkilinin söz konusu coğrafi bölge ile herhangi bir bağı veya ilişkisi olmadığını, kuruluş yeri Siirt olan ve daha sonra merkezinin İstanbul'a taşıyan müvekkil şirketin, ... bölgesinde bir üretim tesisinin bulunmadığını, üretim, satış ve ihracatını yaptığı ambajlı ürünler olan ceviz, badem, fistık ve kaju kuru meyveleri açısından bir bağlantının söz konusu olmadığını, bu ibarenin marka olarak tercih edilmesinin yegâne sebebinin şirketin ana sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere, kurucu ortaklarının bu soy ismi taşıması olduğunu,"..." markasının sektörde herkesçe kullanılabilen ayırt ediciliği düşük bir ibare değil, kuruyemiş sektöründe müvekkili şirketin kazandırdığı itibar (ün) ile ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, davacının “...” markasının başka bir il ismi ile biten seri markası bulunmadığını ve "..." ibaresini marka olarak tercih sebebini izah edemediğini, kazanılmış hak iddiasının dinlenmeyeceğini, Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığından talep edilen ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından tanzim edilen hukuki mütalaanın da aynı yönde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının " ... ... " ibareli marka başvurusu ile davalının kullanım ispatı gerekmeyen 2019 101996, 2019 48481 ve 2020 40327 sayılı " ... " ibareli ve kullanım ispatına tabi olup da benimsenen bilirkişi raporuna göre ispatı sağlanan ... ibareli 2000/19123 ve 2011/93649 sayılı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları bütünsel genel izlenim itibarıyla benzer olduğu ve nihayetinde davalının fiili markasal kullanımını ispatladığı “kuru yemiş” malları ve bu malların 35. sınıfta pazarlanması hizmetleri ile aynı veya benzer mal ve hizmet niteliği taşıyan başvuru markasının kapsamındaki 29 ve 30. sınıflara konu yiyecek ve içecek malları ve bu malların 35. sınıfta pazarlanması hizmetleri bakımından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu) tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru markasının kapsamındaki mallar/hizmetleri ile davalı markalarının kapsamındakilerle benzer/ilişkili/bağlantılı mallar/hizmetler olduğundan emtia benzerliğinin de oluştuğu, SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları bulunduğundan, anılan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu, davacının başvuru markası ile 2020/42515 numaralı "... ... ..." ve 2020/42518 "... ..." ibareli önceki markaları aynı olmadığı gibi markaların yeni tarihli tesciller olduğu, uzun süreli kullanılmadığından müktesep hak kurumundan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirket markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek bir benzerlik bulunmadığını, mahkemece benzerlik değerlendirmesinin dava konusu marka parçalarına ayrılarak ve asıl ve ayırt edici unsurları değerlendirme dışında tutularak bütünsel inceleme ilkesine aykırı hareket edildiğini, başvuru markasındaki "..." ibaresinin tali unsur konumunda bulunduğunu, asli unsurun "..." ibaresi olduğunu, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bir an için "..." ibaresinin çatı marka olduğu kabul edilse dahi, "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliği zayıf olduğundan taraf markalarının karıştırılmayacağını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmışlığının da karıştırılma tehlikesinin önüne geçeceğini, taraf markalarının emtia sınıflarının benzer olmadığını, davalı markaları yönünden kullanım ispatının her emtia için ayrı ayrı gerçekleşmesinin gerektiğini, müvekkilinin önceki markalarından kaynaklanan kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'in redde mesnet kullanım ispatına tabi bulunmayan 2019 101996, 2019 48481 ve 2020 40327 sayılı ve kullanım ispatına tabi olup da "Kuruyemiş malları ile bu malların satışı hizmetleri" bakımından kullanımı ispat edilen 2000 19123 ve 2011 93649 sayılı "..." asli unsurlu markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında kullanım ispatına tabi olanlar yönünden 29,30.sınıf mallar ve 35.sınıfın 5.alt grubunda 29 ve 30.sınıf malların satışı hizmetleri açısından, kullanım ispatına tabi olmayan markalar yönünden ise başvuru kapsamındaki 29, 30 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin tamamı bakımından emtia benzerliği şartı sağlandığı gibi, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, "..." ibaresi davacının çatı markası olduğundan, her iki taraf markasında ayırt ediciliğin net olarak "..." ibaresi üzerinde toplandığı, başvuru markasında davalı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, davacının önceki tarihli 2020/42515 numaralı "... ... ..." ve 2020/42518 "... ..." ibareli markalarının asli unsurları farklılaştığı gibi tescil tarihleri itibariyle de davacı lehine müktesep hak sağlamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.