T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1306 Esas KARAR NO: 2026/568 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2019/591 Esas - 2022/1112 Karar TARİHİ: 13/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1306 Esas KARAR NO: 2026/568 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2019/591 Esas - 2022/1112 Karar TARİHİ: 13/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin (bundan böylece davacı şirket / davacı / ...) tarafından davalı ... A.Ş. (bundan böyle davalı / davalı şirket / ......) şirketine taşıması yaptırılan emtianın, Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan incelemesinde; ... Gümrük Müdürlüğünce tescil edilerek ... Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen Transit Refakat Belgesine konu eşyaları taşıyan müvekkili şirkete ait ... ve ... plakalı araçların yapılan fiziki muayenesinde 1 kap 217 kg kompresör cinsi eşyanın beyan harici olduğu tespit edildiğinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu 235/5 maddesi gereği “... beyan edilenden farklı cinste eşya olduğunun tespit” edilmesinden dolayı “ farklı çıkan eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı para cezası" verileceğine ilişkin hüküm uyarınca 30.915,00 TL para cezası verildiğini; Daha sonra davalı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan görüşmeler sonucu GK m.244 uyarınca idare ile uzlaşma yoluna gidildiğini, idari para cezasının ... A.Ş. tarafından 17.04.2018 tarihinde 18.274,50 TL olarak ödendiğini, ancak söz konusu şirket tarafından da yansıtma faturası ile müvekkili şirkete ödetildiğini; Taşıması yapılan ürünlerin Gümrük Beyannamesinin davalı şirket tarafından verilen bilgiler doğrultusunda verilmiş olduğundan müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davalı şirket üzerine keşide edilen faturanın ödenmediğini, Ödemenin yapılması için ..... Noterliğinin .....05.2018 tarih ve ... ihtarnamesinin keşide edildiğini, fakat davalı şirketin cevabi ihtarname ile reddettiğini, Müvekkili şirket tarafından İstanbul ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... E sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere takip başlatıldığını, davalı şirketin borca ve yetkiye itirazı sonucu ........ İcra Müdürlüğünün ...... E sayılı dosyasında takibe devam edildiğini ve davalı şirket tarafından itiraz neticesinde takibin durduğunu, Arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile neticelendiğini; İleri sürerek ....... İcra Müdürlüğünün ...... E sayılı dosyasına davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu davalı şirket aleyhine %20'de aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; CMR m.32/1., 39/4. ve TTK m.855 hükümleri gereği davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, söz konusu yüklerin Belçika-Türkiye taşıması yapıldığını, 15.02.2018 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığını, söz konusu ceza kararının 17.02.2018 tarihinde düzenlendiğini, işbu davanın ödeme tarihinden bir yıl geçmesinden sonra 06.08.2019 tarihinde açıldığını; Dava konusu cezanın kesilmesinden müvekkili şirkete atfı mümkün herhangi bir kusurunu söz konusu olmadığını, davacı fiili taşıyıcının kusuru neticesinde idari para cezasının kesildiğini, müvekkilinin forwarder olarak iş ve işlem yaptığını, CMR belgesini, T2 belgesini ve taşımaya ilişkin sair belgelerin hazırlamanın ve içeriğini kontrol etmenin davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu, ancak mahkemenin aksi yönde karar vermesi halinde müvekkili şirketin TBK m.52 gereğince kusur oranına göre hüküm kurulmasını istediklerini; Davacı şirketin gerekli itiraz yollarını tüketmeksizin ödeme yapmasından dolayı fazladan ödediği meblağın müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının verilen cezaya ilişkin üst makama itiraz etmeden ve idari yargı yoluna başvurmadan idare ile uzlaşma yoluna giderek ödeme yaptığını, oysa transit gümrüğünde somut bir gerekçe olmaksızın araç içinde araştırma yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve varış gümrüğüne kadar beyanname ve muhteviyatının değiştirilebileceğini, cezaya dayanak gösterilen GK m.235/5'in beyan edilenden farklı mal tespiti halinde uygulanması gerektiğini, olayda farklı bir eşya beyanı değil, sehven bir parça eşyanın beyan edilmemesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle GK m.237/6 uygulanarak gerekli düzeltmenin yapılması gerektiğini, İleri sürerek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/12/2022 tarih ve 2019/591 Esas - 2022/1112 Karar sayılı kararında; "......Dava konusu taşımaya konu emtiadan 1 kap 217 kg nın beyan harici olarak taşınması sebebiyle Gümrük Müdürlüğü tarafından davacıya idari para cezası düzenlenmiş ve davacı tarafından uzlaşılan miktarda idari para cezası idareye ödenmiştir. Davacı vekili, davalının talimatı ile gümrük beyannamesi verdiğini ve idare tarafından düzenlenen idari para cezasının tamamından davalının sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Ancak .... nin yukarıda belirtilen maddeleri dikkate alındığında fiili taşıyıcı davacının dava konusu emtianın parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaralar bakımından sevk mektubundaki beyanların doğruluğunu denetlemekle yükümlüdür. Akdi taşıyıcı olan davalı dava konusu emtiaya ilişkin davalıya yanlış talimat vererek yanlış beyanda bulunmasına sebep olması sebebiyle, davacı ise yukarıda belirtilen denetimi yapmadan ve çekince koymadan emtiayı taşımayı kabul etmesi sebebiyle dava konusu idari para cezasına sebep olan eylemde taraflar eşit derecede % 50-%50 oranında kusurludur. Bu sebeple davacının ödediği bedelden davalının kusuruna denk gelen kısmı olan 9.137,25-TL asıl alacak ve ödeme tarihinden icra takip tarihinde kadar işlemiş avans faizi olan 100,07-TL işlemiş faiz talep etmekte hukuki yararı bulunduğundan bu bedeller üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile icra takibinin devamına, hüküm altına alınan asıl alacak likit olmadığından ve koşulları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Davalı borçlunun ...... İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 9.137,25-TL asıl alacak ve 100,07-TL işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Hüküm altına alınan asıl alacak likit olmadığından ve koşulları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin CMR Konvansiyonu hükümleri değerlendirme hususunun isabetsiz olduğunu, müvekkil firmanın sorumluluğuna gitmesinin mümkün olmadığını, mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporu hükme esas alınarak dava taraflarına yarı yarıya sorumluluk yüklenmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasındaki iç ilişkiyi göz ardı ederek hüküm kurmuş olduğunu, birçok gerekçesini tarafların anlaşmasına dayandırıp aynı zamanda müvekkilin sorumluluğu yönünde hüküm kurmuş olmasının çelişkili olduğunu, alacağın likit olmaması yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına ilişkin reddin hükmü bozmayı gerektirdiğini, yerel mahkemenin hukuki dayanaksız %50 oranında sorumluluk kararına dayanarak yargılama giderlerini de bu şekilde değerlendirmesinin bozmayı gerektirdiğini, Yerel mahkeme tarafından CMR Konvansiyonunun 11. maddesine göre davalı firmanın akdi taşıyıcı olan davalı firmanın müvekkil firmaya yanlış talimat vererek yanlış beyanda bulunmasına sebep olduğunu açıkça belirttiğini, bunun yanı sıra müvekkil firmanın gereken kontrolleri yapmadığı gerekçesi ile kabul etmemek kaydı ile %50 oranında müvekkil firmayı sorumlu tutmuş olduğunu, işbu kararın hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, CMR Konvansiyonu 11/2 maddesinde açıkça "..2. Taşımacı bu belgelerle verilen bilgilerin doğruluğunu ve yeterliliğini incelemek zorunda değildir." şeklinde yasal düzenleme yapmıştır. Yerel Mahkeme 8. Madde kapsamında müvekkil firmanın kabul etmemek kaydı ile kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile %50 sorumluluğu olduğunu belirtmiş olsa da, CMR Konvansiyonu md. 8'e göre "ambalajın GÖRÜNÜRDEKİ durumunun kontrolü" şeklinde düzenleme yapmış olduğunu, dava konusu cezanın tartımda ortaya çıkan bir fark olduğunu, müvekkil firmanın yasanın öngördüğü kontrolü gerçekleştir memiş olduğu bir an için kabul edilse dahi yerel mahkemenin kusur oranına neye göre karar vermiş olduğunun gerekçeli kararda belirtilmemiş olduğunu, hukuki dayanaksız kararın bozularak kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemece dosyaya sunulmuş olan bilirkişi raporu hükme esas alınarak dava taraflarına yarı yarıya sorumluluk yüklenmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, gerekçeli kararının yasal bir dayanağı bulunmadığını, tamamen dosya kapsamına sunulmuş olan bilirkişi raporu hükme esas alınarak müvekkil firmanın %50 sorumlu olduğu kanaatine varılmış olduğunu, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda da buna bir gerekçe gösterilmediğini, rapor kapsamında müvekkil firma ile davalı arasındaki mail çevirileri ile davalının tüm sorumluluğu üzerine almış olduğu tespit edilmiş olmasına ve CMR Konvansiyonu md. 8'e göre müvekkil firmanın beyanların doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmamasına rağmen, bunlar açıkça kabul edilirken hangi gerekçe ve yasaya dayanarak müvekkil firmanın %50 kusurlu olduğuna kanaat getirildiğinin anlaşılmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararının tamamen bilirkişi raporu hükme esas alınarak hazırlanmış olduğunu, müvekkil firma hakkında bir kusur oranı tespiti yapıldığını, ancak buna hiçbir yasal dayanak gösterilmediğini, Yerel mahkemenin taraflar arasındaki iç ilişkiyi göz ardı ederek hüküm kurmuş olduğunu, birçok gerekçesini tarafların anlaşmasına dayandırıp aynı zamanda müvekkilin sorumluluğu yönünde hüküm kurmuş olmasının çelişkili olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile taraflarınca sunulan ve tercüme ettirilen yazışmalarda davalının bilgisi olduğunun doğrulandığını, davalının sorumluluğun müvekkil şirkette olduğu konusundaki iddiaları karşısında, mail yazışmaları incelendiğinde para cezası konusundaki sürece dahil olma isteği, toplantılara temsilci ve avukat vasıtası ile katılma iradesi beraber değerlendirildiğinde kendi sorumluluğuna gidileceğini bildiğinin ortada olduğunu, hatta müvekkil firmanın bundan sorumlu olmadığının işbu yazışmalarla davalı tarafından ikrar edildiğini, yerel mahkeme tarafından davalının itirazlarını davalının davacının idare ile anlaşmasına muvafakat etmesi, davalının cezadan sorumluluğunu ikrarı, müvekkil firma ile beraber hareket etme yolunu istemesi sebepleri ile reddetmiş olduğunu, sorumluluk yönünde değerlendirme yaparken işbu durumu göz ardı ettiğini, işbu sebeple yerel mahkeme kararının çelişkili olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Alacağın likit olmaması yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına ilişkin ret hükmünün bozmayı gerektirdiğini, taraflarınca başlatılmış olan icra takibi konusu alacağın faturaya dayalı bir alacak olduğunu ve likit nitelikte olduğunu, zira yerel mahkeme tarafından kararı kabul etmemekle beraber kurulmuş olan hükümle davalının işbu alacağın yarısından faizi de hesaplanarak sorumlu olduğuna karar verildiğini, yerel mahkemenin huzurda görülmekte olan davayı bir tespit davası gibi nitelendirerek hem kusur oranı tespit ederek davalının alacağın yarısından sorumlu olduğuna karar vermesinin işbu alacağın likit olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalı tarafından icra takibinin tamamına itiraz edilmiş olduğunu, yerel mahkeme tarafından davalıya yüklenilen sorumluluk tutarı üzerinden icra inkar tazminatı hükmü kurması gerekirken red kararı vermesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin hukuki dayanaksız %50 oranında sorumluluk kararına dayanarak yargılama giderlerini de bu şekilde değerlendirmesinin hatalı olduğunu, hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, bozmayı gerektirdiğini, yerel mahkemece hukuken dayanaksız hükme göre yargılama giderleri hususunda da işbu sorumluluk oranında hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, yansıtma faturasından kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava konusu emtianın Belçika'dan Türkiye'ye taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, davalının taşıma işleri organizatörü (akdi taşıyıcı), davacının ise fiili taşıyıcı olduğu dava konusu taşımada, ... Gümrük Müdürlüğü'nce tescil edilerek ... Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen ...... sayılı Transit Refakat Belgesine konu eşyaları taşıyan davacı firmaya ait ... plakalı aracın yapılan fiziki muayenesinde ... firmasına ait 1 Kap 217 Kg kompresör cinsi eşyanın T-2 belgesine işlenmediği ve beyan harici olduğu tespit edildiğinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu 235/5 madde hükmü uyarınca 60.915,00 TL İdari Para Cezası verilmiş, Gümrük Kanunu 244. Madde uyarınca uzlaşmaya gidilerek; İdari Para Cezası dava dışı ... A.Ş. Tarafından 17.04.2018 tarihinde 18.274,50 TL idari para cezası ödenmiş, ... A.Ş. tarafından davacı şirkete .......... nolu, 18.274,50 TL miktarlı ceza yansıtma faturası tanzim edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından fatura bedeli ödenerek ödenen miktarın davalıya yansıtıldığı, davaya konu icra takibi ile de bu yansıtma faturasının tahsili talep edildiği ve itiraz üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile dosya kapsamına göre bilirkişi heyetinden kök ve itirazlar sonucu ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince CMR hükümleri doğrultusunda tarafların sorumluluğu ve kusur durumlarına göre davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İİK. nun 67/II. maddesi uyarınca itirazın iptali davalarında alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için diğer koşulların varlığının yanında alacağın likit olması da gereklidir. Somut olayda alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu bilirkişi incelemesi ile saptandığından likit değildir. Bu nedenle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.