11. Hukuk Dairesi 2023/1390 E. , 2024/4881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/224 Esas, 2022/1633 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2013/288 E., 2019/833 K. Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge
**11. Hukuk Dairesi 2023/1390 E. , 2024/4881 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/224 Esas, 2022/1633 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2013/288 E., 2019/833 K. Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hastane işletmek üzere kurulan davalı şirketin ortağı olduğunu, Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin 2012/221 esasına kayden 12.04.2012 tarihinde alınan yönetim kurulu kararının yok sayılması istemli davanın derdest olduğunu, müvekkilinin sermaye payının ödenip ödenmediğinin bu davada dava konusu haline geldiğini, davalı şirketin müvekkilinin yaptığı sermaye taahhüt ödemesinin yoklukla malül olduğu iddiasının yerinde olmadığını, alınan kararların kötü niyetli olup müvekkili hisselerinin elinden alınması amacına yöneldiğini, davalı şirketin yıllardır kâr payı dağıtmadığı gibi şirketin en son genel kurulunda yaklaşık 600.000,00 TL zarar edildiğini, tüm amacın müvekkilinin ortaklık haklarından yararlanmasının önüne geçmek olduğunu, davalı şirket muavin defterinin ve şirket kayıtlarının incelenmesiyle müvekkilinin sermaye taahhüdü nedeniyle borcu bulunmadığının anlaşılacağını, şirketin 31.12.2005 tarihinden sonra defalarca yapılan genel kurul toplantılarında sunulan, tasdik edilen, şirket bilançolarında müvekkilnin sermaye koyma borcunun ödenmediğine ilişkin kayıt bulunmadığını, 31.12.2005 tarihinden sonra 2 defa genel kurul kararı ile sermaye artırımına gidildiğini ve sermayenin arttığını, esas sermayesinin tamamen ödenmemiş şirketin sermaye artırımına gidemeyeceğini, alınan yönetim kurulu kararının hukuken bir gerekçesi ve yerinde olmadığını, şirketteki usulsüz işlemlerin şikayet konusu yapılan soruşturmanın halen devam ettiğini, 2012/1407 soruşturma sayılı dosyada da davalı şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından davacının şikayet edildiğini, bu dosyada da şirket mali işleyişine ilişkin belgelerin toplandığını, şirket harcamalarının ne şekilde belgelendirildiğinin ortaya çıktığını, şirketin usulsüz ve ortaklık haklarını ihlal etmek kastı ile yaptığı genel kurul ve diğer işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunu ve birden fazla dava açıldığını ileri sürerek davalı şirketin 01.09.2012 tarihli 87 sayılı yönetim kurulu toplantısında şirket ortaklarından ...'nun şirketin esas mukavelesi uyarınca kuruluşta taahhüt ettiği ve bedelini ödemediği beheri 500,00 TL nominal değeri haiz toplam 64 adet şirket hissesi karşılığı olmak üzere ortaklıktan çıkarılmasına, 64 adet hissenin şirketin mevcut hissedarlarına hisseleri nispetinde satışının teklif edilmesine, ...'ya ait işbu 64 pay karşılığında bu tarihe kadar ödenmiş kar payı ve temettülerinin şirkete faizi ile birlikte iadesinin talep edilmesine yönelik alınan kararların, 12.05.2012 tarihli ve 80 sayılı yönetim kurulu toplantısında şirket ortaklarından ...'nun şirket esas mukavelesi uyarınca en geç 31.12.2001 tarihine kadar ödemeyi taahhüt ettiğini, 31.916,29 TL sermaye taahhüt borcunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 407 nci maddesi uyarınca 31.12.2005 tarihinden itibaren işlemiş ticari temerrüt faizi olan 54.655,55 TL ile birlikte toplam 86.571,74 TL olarak ödemesinin kendisinden ilanen talep edilmesine, bu husustaki ilanın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasını takip eden 15 günlük süre içerisinde 31.916,29 TL sermaye taahhüt borcu ile 54.655,55 TL işlemiş faizinin şirketin Türkiye İş Bankası A.Ş. Isparta Şubesinde bulunan 130084 numaralı hesaba ödenmemesi halinde ...'nun Üç Kartal Sağlık Hizmetleri İnşaat Turz. San. ve Tic. A.Ş. ortaklığından çıkarılması prosedürünün işletilmesine ve bu prosedür gereği şirket nezdinde ...'nun adına kayıtlı bulunan payların iptali ile payların satışı suretiyle bu payları temsil etmek üzere yeni ortak alınacağının ilanına yönelik alınan kararların yokluğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen her iki yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 390 uncu maddesi düzenlemesine uygun biçimde alınan kararlar olduklarını, şirket kayıtlarında yapılan incelemede davacının esasen ödemediği halde şirket kayıtlarında yaptığı usulsüzlüklerle ödenmiş gibi gösterdiği sermaye taahhüdünü hiç yerine getirmemiş olduğunun tespit edildiğini, bu durumda alınan kararların ahlaka, kamu düzenine veya kanunun emredici hükümlerine aykırı bir niteliği olmadığını, alınan kararların üç kişiden müteşekkil yönetim kurulunun tam sayı ile toplandığı, toplantıya katılan üyelerin tamamının oybirliği ile söz konusu kararın alındığını, toplantı sonucu alınan kararın üyelerce imza edildiğini ve bu surette yasanın öngördüğü koşulların tamamını sağladığının açık olup, herhangi bir yoklukla malullük gerekçesinin bulunmadığını, davacının esas sermaye taahhüt hesabının kapatılmasında kullanılan 33.041,00 TL tutarındaki Koçtaş alışverişlerinin müvekkili şirket tarafından ödendiğinin Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/221 E. sayılı dava dosyasından yapılan bilirkişi incelemesiyle sabit olduğunu, davacının daha sonra 31.12.2005 tarihinde lehine alacak kaydettirdiği bu meblağları sermaye taahhüt borcunun kapatılmasında kullanıldığını, davacının kredi kartı taksit ödemelerinin davacı tarafından değil bizzat müvekkili şirketin hesabından ödendiğini, 01.09.2012 tarih ve 87 numaralı toplantısında alınan karar uyarınca davacıya ihtarname keşide edildiğini, bu bildirimi takiben ortaklıktan ıskat kararının iptali istemiyle herhangi bir dava açılmadığını ve ıskat kararının kesinleştiğini, davacının ödemediği sermaye taahhüdü için faiz isteminin yasaya aykırı olduğu yönündeki savunmasının da yerinde olmadığını, davacının 2008 ve 2009 mali yılları şirket ticari defter ve kayıtları ve genel kurul onayına sunulan bilanço ve kar zarar cetvelinden gizleyerek 326.735,69 TL'nin şirkete ait parayı zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini ve şirket ortakları tarafından davacı hakkında Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/188 E. sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, yapılan bilirkişi incelemesinde davacının müvekkili şirket kayıtlarına işlemeksizin 217.759,50 TL'yi haksız ve hukuka aykırı biçimde çekmiş olduğunun tespit edildiğini savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 01.09.2012 tarihli 87 sayılı yönetim kurulu ve 12.05.2012 tarihli ve 80 sayılı yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yokluğunun tespiti istemiyle açılan davada, dava konusu yönetim kurulu kararlarının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) kapsamında da olsa, 6102 sayılı Kanun kapsamında da olsa belirlenen hususlara aykırılık teşkil edecek bir yanının bulunmadığı, 12.04.2012 tarihli 78 sayılı kararda davacıya sermaye taahhüdü borcunu işlemiş faiziyle birlikte 1 aylık süresi içerisinde ödenmesine ilişkin karar alındığı ve davacıya bu hususun 18.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, Beyoğlu 44. Noterliğinden gönderilen ihtarda 1 aylık süreden bahsedildiği gibi, dava konusu 12.05.2012 tarih 80 sayılı yönetim kurulu kararının 1 aylık sürenin verildiği ve mahkeme kararı ile de geçerliliği kesinleşen 12.04.2012 tarih 78 sayılı kararın devamı niteliğinde olduğu, ayrıca 15 günlük ek süre verildiği bu şekliyle ihtarların usul ve yasaya uygun olduğu, davacının borcunu ödediği iddiasına karşılık şirket kayıtları ve banka hesapları üzerinde Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin 2012/221 E. sayılı dosyasında incelemenin yapıldığı, yapılan inceleme de şirket hesabına alacak kaydedilen harcamanın şirket hesabından yapıldığı, davacının sermaye taahhüt borcunun ödenmemiş olduğu, bu haliyle dava konusu yönetim kurulu kararlarının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece incelenen 78 sayılı yönetim kurulu kararının esas alınmasının doğru olmadığını, aradan 6 yıl geçtikten sonra yeniden ödeme yapılması gerektiği yönünde alınan kararın yerinde ve yasal olmadığını, kararların kötüniyetle pay sahiplerinin haklarını ihlal etmeye yönelik kurucu unsurları taşımayan bir işlem olduğunu ve yok sayılması gerektiğini, eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan dava dosyasının dahi eksik ve hatalı değerlendirildiğini, dava konusu 80 sayılı karar ile hisselerin yeni ortağa satılması yönünde karar alınmış iken 87 sayılı kararda müvekkilinin elinden alınmaya çalışılan 64 hissenin ortaklara payları oranında teklif edilmesine karar verildiğini, bu konuda yargılamanın devam ettiği aşamada şirket yönetiminin davanın sonuçlanmasına dahi izin vermeksizin müvekkiline ait payları yargılama sorasında sattığını, davalı şirketin muavin defterinin ve şirket kayıtlarının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin sermaye taahhüdünün tamamını ödediğini, şirketin 31.12.2005 tarihinde sonra defalarca yapılan genel kurullara sunulan tasdik edilen onaylanan şirket bilançolarında hiçbir şekilde müvekkilinin sermaye koyma borcunun ödenmediğine ilişkin kayıt bulunmadığını, aksine tüm kayıtların sermaye koyma borcunu ödediğini gösterdiğini, davalı şirketin 31.12.2005 tarihinden sonra müvekkilinin de katıldığı iki defa genel kurul kararı ile sermaye artırımına gittiği gözetildiğinde esas sermayesi tamamen ödenmemiş şirketin sermaye artırımına gidemeyeceğini, hissesine düşen sermaye artırım bedelini ödediğini, müvekkilinin sermaye yapı taahhüdüne ilişkin ödemenin usulsüz olduğunu ileri süren davalının bu durumu şirket kayıtları ile açıkça ortaya koyması, eğer usulsüz bir ödeme var ise bu durumu usulsüz ödeme yapılan tüm ortaklara bildirmesi ve ortaklardan alacağın tahsilini gerektiren bir işlem iken bu durumun bir ortaklıktan çıkarma nedeni olarak ortayla konulmaya çalışılmasının ortaklar arasındaki mevcut durumda açıkça yapılan işlemin amacının şirketin ekonomik çıkarlarını korumaktan öte ortağın paylarının elinden alınmasına yönelik olduğun ortaya koyduğunu, davalı şirkete ait sermaye payı ödemelerinin diğer ortaklar için de aynı şekilde yapıldığını, 2005-2012 yılları arasında faaliyetini sürdüren sermaye arttırımı yapan ve davalının davacının ücretlerinden mahsup ettiği sermaye payının ödenmediğini ileri sürmesinin yasaya ve objektif iyiniyet kurallarına da aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu dilekçesinde yer verdikleri itirazlarının yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ortağı olduğu davalı anonim şirketin 12.05.2012 tarihli ve 80 numaralı yönetim kurulu kararı ile 01.09.2012 tarihli ve 87 numaralı yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 390 391, 481,482 ve 483 üncü maddeleri. 3.6762 sayılı Kanun'un 330, 406, 407 ve 408 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.