15. Ceza Dairesi 2012/7179 E. , 2014/781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır,
**15. Ceza Dairesi 2012/7179 E. , 2014/781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Sanığın, katılan firmadan satın almış olduğu kerestelere karşılık firma yetkilisine iki adet çek keşide ederek verdiği, katılan firmanın ibraz ettiği bankada çeklerin karşılığının olmadığının belirlendiği, sanık vekili aracılığı ile Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesine suça konu çeklerin kaybolduğu iddiası ile çeklerin üzerine ödeme yasağı konması talebinde bulunduğu, bilirkişiye yaptırılan imza incelemesinde suça konu çeklerdeki imzaların herkesçe ve kolaylıkla atılabilecek imzalar niteliğinde olup çeklerin iğfal kabiliyetine sahip olduğu belirlendiği anlaşılmakla sanığın kendisi yada bir başkasına suça konu çekleri teşhise elverişli olmayacak şekilde imzalatarak yada kendisi imzalayarak borcuna karşılık katılan firmaya verdiği iddia edilen olayda, sanık hakkında her ne kadar dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılması istemi ile dava açılmış ise de, suça konu her iki çekin sanığın katılan firmadan önceden aldığı borçlar karşılığında katılana verildiği, çeklerin önceden doğmuş borç nedeniyle verilmesinden dolayı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış bu nedenle sanığın dolandırıcılık suçundan beraatine, dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. 1-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükmün temyiz isteminin incelenmesinde, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına gore,sanık ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün temyiz isteminin incelenmesinde, Sanığın tüm aşamalarda alınan beyanlarında suça konu çeklerin kaybolduğunu, Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde çeklerin iptaline dair dava açtığını, bu çeklerin kendisi tarafından katılana verilmediği beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, katılan ...’in Cumhuriyet savcılığında alınan 30.06.2009 tarihli ifadesin de çekleri şirket mutemedi olan ...’ya verdiklerini beyan ettiği, bu nedenle ...’nın adresinin tespit edilerek, çeklerin kimin tarafından şirkete verildiği, şirketin eline nasıl geçtiği hususun da usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla ifadesinin alınması sonucu, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun ne şekilde oluştuğunun denetime izin verilecek şekilde belirlenmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.