11. Hukuk Dairesi 2013/14494 E. , 2013/21002 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.11.2011 gün ve 201/223-2011/58 sayılı kararı bozan Daire’nin 28.01.2002 gün ve 2002/44-2002/577 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya …
**11. Hukuk Dairesi 2013/14494 E. , 2013/21002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.11.2011 gün ve 201/223-2011/58 sayılı kararı bozan Daire’nin 28.01.2002 gün ve 2002/44-2002/577 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirkette %10 oranı üzerinde şirket hisselerini ellerinde bulundurmaları nedeniyle azınlık haklarına sahip oldukları, davalı şirketin 2008 ve 2009 yılı olağan genel kurul toplantılarından özel denetçi tayini talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin reddedildiğini, bilanço ve gelir tablolarının yönetmelik ve tebliğlere uygun olmadığını, 2007-2008 yılı karşılaştırmalı mali tabloları ile 2008-2009 yılı karşılaştırmalı mali tablolarının uyumsuz olduğunu, 31.10.2008 tarihli nizam ile 2.401.000 TL alacaklı iken 2008 yılı bilanço gelir ve gider tablosundan alacağın 224.472 TL'ye düştüğünü, toplam 2.335.000 TL alacağın şirketin yönetim kurulu üyelerinin sahibi olduğu Aspen Yapı ve Zemin Sistemleri'nden olan alacak olup tablolardan alacağın bu şirketten nasıl tahsil edileceğinin görülemediğini, ham madde stok miktarında nedeni anlaşılamayan artış olduğunu, 2009 yılına devreden KDV tutarının satışlar düşük olduğu halde yüksek olduğunu, bunun da kayıt dışı satışların yüksek olduğunu gösterdiğini, fiili stok sayımlarının tüm ortaklara ibraz edilmediğini, şirketin sahip olduğu binaların değerlerinde artış meydana geldiğini, leasing ile alım tutarının arttığını, kısa vadeli borçların artış gösterdiğini, satıcılara ve ortaklara olan borçların düştüğünü, borçlanmaların nedeninin tablolardan anlaşılamadığını, şirketin genel yönetim giderleri ve finansman giderlerinin mali tablolardan anlaşılamadığını, şirketin işlemlerinde bazı usulsüzlükler olduğunu, buna rağmen özel denetçi tayini taleplerinin yerinde görülmediğini ileri sürerek 2008 ve 2009 yılları için davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların davalı şirkete hiçbir kaynak aktarımı yapmadıklarını, hakim ortağı oldukları bir başka şirketin aldığı malzemelerin bedelini ödemediklerini, şirkete verdikleri borçları şirketin en dar zamanında geri istediklerini, bilanço ve buna bağlı maddelerin görüşülmesinin bir ay ertelendiğini, ancak buna rağmen bilançoları incelemediklerini, bilanço ve mali tabloların hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, leasing ile alınan malların alımına ilişkin sözleşmelerde davacıların dahi imzalarının olduğunu, şirketin faaliyetleri sonucunda, alacak ve borçlar ile stok miktarında farklılar olabileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, şirket hesaplarının açık ve anlaşılabilir olduğu, şirketin yasa, yönetmelik ve ticari teammüllere göre yönetildiği, davacı tarafın özel denetçi tayini gerektiren delil gösteremediği gibi, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda şirket yönetmeliğinde suistimal, kanun ve esas sözleşmeye önemli aykırılıklar bulunduğuna dair emarelerin de mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.04.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.