İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Üretim ve Değ. A.Ş.'nin ticari hayatına ... Finans Faktoring Hizm. A.Ş. olarak başladığını ve 2012 Ocak ayında nevi ve Unvan değişikliği ile son halini…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1151 KARAR NO : 2025/1390 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/03/2022 NUMARASI : 2021/351 Esas - 2022/264 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Üretim ve Değ. A.Ş.'nin ticari hayatına ... Finans Faktoring Hizm. A.Ş. olarak başladığını ve 2012 Ocak ayında nevi ve Unvan değişikliği ile son halini aldığını, uzun yıllar faktoring sektöründe yüksek işlem hacmi ile faaliyet gösteren müvekkilinin 2012 yılında nevi değişikliğine giderek faaliyet alanını ve unvanını değiştirdiğini, dava konusu dönem içerisinde tüm finansal tabloların hazırlanması, banka hareketlerinin raporlanması ve tüm muhasebe işlemlerinin firmanın mali müşaviri ...'ün denetimi ile muhasebe departman sorumluları ... ve ... tarafından yapıldığını. ...'in uzunca yıllar müvekkili şirkete ve şirket ortaklarına ait banka hesap hareketlerini haftalık dilimler halinde raporlayarak yönetim kuruluna sunduğunu, şirketin yönetim kurulunun da kendilerine sunulan tablolardan banka hareketlerini ve tüm ödemeleri bu yöntemle takip ettiklerini, bu durumun 2013 yılının temmuz ayına kadar bu şekilde sürdüğünü, müvekkili firma yönetim kurulu üyelerinin kendilerine sunulan ve kendi öz varlıklarına da uygun raporlanan banka hesaplarında şirket ortakları ile şirket hesaplarında yaklaşık 7.000.000.00 TL para olduğunu hesap ederek icra satışlarından taşınmaz alımına gittiğini, teminat yatırmak suretiyle 5 ayrı taşınmazı 2013 yılının ilk yarısından sonra satın aldığını, bakiye satış bedellerinin havale edilmesi için ...'e şirket yönetim kurulu talimat vererek ödemelerin yapılmasını istediğini, söz konusu havalelerin yapılmaması üzerine hiç zaman kaybetmeksizin banka yetkilileri ile görüşen müvekkil firma ortaklan hem şahsi hesaplarında hem de şirket hesabında herhangi bir para olmadığı bilgisine ulaştıklarını, dolandırıldığını ve hesaplarının boşaltıldığını anlayan müvekkili firma yönetim ortaklarının derhal banka hesap ekstrelerini tüm bankalardan talep ederek şirket kayıtlarının denetimi için .... Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. adlı bir firmayı yetkilendirdiğini ve Özel Amaçlı Denetim Raporu hazırlattırıldığını, müvekkilinin ilgili bankalardan tüm hesap hareketlerini istediğini, şüpheli gördüğü hareketlere ilişkin talimatları da talep ettiğini, bankalardan gelen şüpheli işlem hareketleri ile bunlara ait talimatların müvekkilince tetkiki neticesinde şüpheli işlem hareketleri de dahil birçok ödeme talimatının sahte olduğunu, imzaların firma yetkililerinin eli mahsulü olmadığını, bu sahte olarak hazırlanmış talimatlardan firma ortaklarının haberdar olmadığı ve çekilen paraların firma hesaplarına yatırılmadığı ve yansıtılmadığının tespit edildiğini, sahte olduğu tespit edilen ödeme talimatlarından birkaç örnek seçilerek bilirkişi mütalaası alındığını, grafoloji ve sahtecilik uzmanı grafolog ... tarafından kaleme alınan 17/09/2013 tarihli raporda ödeme talimatlarının altındaki imzaların müvekkili firma yetkililerine ait olmadığının rapor edildiğini, tüm ödeme talimatlarını tetkik eden müvekkilinin ödeme talimatlarının hiçbiri için davalı banka tarafından şirket yetkililerinden teyit alınmadığını tespit ettiğini, 100.000.00 TL'ye varan nakit ödemelerde dahi şirket yetkililerinin banka personelince aranmadığını,, ödeme teyidi alınmadığını, davalı bankanın imzaları müvekkiline ait olmayan ödeme talimatlarına itibar ederek toplam 398.500-TL tutarındaki bedeli müvekkilinin bilgi ve rızası harici ödediğini, bu yapılırken müvekkili firma yetkililerinden bir kere dahi ödeme teyidi almadığını, keza müvekkili firma yetkililerinin ne şahsi ne de şirket hesaplarından talimatla yapılan ödemelerde hiçbir şekilde telefonla dahi aranmadıklarını, bankanın bu kusurlu hareketi neticesinde müvekkilinin bilgisi, rızası ve iradesi dışında sahte talimatlarla müvekkilinin hesaplarından çekilen paraların müvekkil firmayı dolandırmak için teşekkül oluşturduğunu, kişilerin eline teslim edildiğini, müvekkili ...nin ( Eski Ünvanı ... Finans Faktoring A.Ş) imza yetkililerinin Agop ..., ... ... ve Hacik ... ... olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen 9 adet ödeme talimatındaki hiçbir imzanın sahiplerinin eli mahsulü olmadığını, bankanın bir grafoloji uzmanını istihdam etmeyeceğini, çekildiği tarih itibariyle dahi yüksek meblağ içeren bir paranın talimat ile istenmesi halinde dışarıdan bir uzmanın yardımına başvurulacağını, mudiye telefon, faks vs. ile durumu duyurmak suretiyle basiretli bir tacir gibi sahteliği önleyici tedbirlere başvurabileceğini, bu en basit tedbirlere başvurmamasının davalı bankanın objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak görülmesi gerektiğini, birer itimat kurumları olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduklarını, bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, bu sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğu olduğunu, yasanın adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklediğini, adam çalıştıranın sorumluluğunun kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, kusurdan ... olarak doğmakta olduğunu, sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasının yeterli kabul edildiğini, müvekkili tarafından talep edilmek suretiyle ... Denetim firmasınca hazırlanan Özel Amaçlı Denetim Raporunun 22. Sayfasında detaylı olarak açıklandığı üzere yukarıda belirtilen sahte talimatlarla çekilen paranın 1.673.246-TL'sinin müvekkilinin herhangi bir ticari faaliyetinde kullanılmadığını, müvekkili hesaplarında bulunmadığını ve akıbetinin bilinmediğini, davalı bankanın yasalardan kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmemesinden dolayı müvekkili firma hesaplarından sahte talimatla çekilen tutar neticesinde fazlaya dair tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00-TL'nin ve müvekkili firmanın uğradığı maddi zararın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; s01.03.2000 tarihinde ... Finans Faktoring Hizm. A.Ş. ünvanı ile kurulan davacı firmanın 31.01.2012 tarihinde ünvan değişikliğine giderek ... ünvanı ile gayrimenkul alım/satımı inşaat taahhüt işleri ile iştigal etmeye başladığını, davacı firmanın müvekkili banka nezdinde 01.01.2003 sonrası toplam 6 adet vadesiz -TL hesabının açıldığını, bahse konu hesaplardan 3 adedinin açık durumda olduğunun tespit edildiğini, davacı firma 10 yılı aşkın süredir 44826 no.lu vadesiz TL hesabını, 18.05.2006 tarihinden itibaren ise 122821 no.lu vadesiz TL hesabını da aktif olarak kullandığını, davacı firma tarafından dava konusu edilen işlemlerin 2012 yılı ve sonrası dönemdeki işlemlere ilişkin olduğunu, 2012 yılı öncesindeki işlemlere herhangi bir itirazları bulunmadığını, davacı firmanın 31.01.2012tarihi sonrasında da 44826 ve 122821 no.lu vadesiz TL hesaplarını aktif olarak kullandığını, davacı firmanın müvekkili banka nezdindeki ana hesabı olan ve ticari faaliyetlerinden kaynaklanan işlemlerin yer aldığı 44826 no.lu hesap incelendiğinde; hesaba 03.02.2012-18.06.2013 tarihleri arasında 114 adette toplam 622.235 TL havale geldiğini, hesaptan internet şubesi kullanılarak 122821 no.lu vadesiz hesaba 19.03.2012-01.03.2013 tarihleri arasında 17 adette toplam 696.850,00-TL tutarlı virman yapıldığını, hesaptan internet şubesi kullanılarak 07.02.2012-19.06.2013 tarihleri arasında 9 adette toplam 270.395 TL EFT gönderildiğini, hesaptan 2012 ve 2013 yıllarında tediye işlemi yapılmadığının görüldüğünü. Bahse konu hesaplardan 122821 no.lu hesapta ise daha çok talimatla yapılan ödeme işlemlerinin gerçekleştiğinin görüldüğünü, hesap incelendiğinde; hesaba internet şubesi kullanılarak 19.03.2012-01.03.2013 tarihleri arasında 44826 no.lu vadesiz TL hesaptan 17 adette toplam 696.850 TL tutarlı virman yapıldığını, itiraza konu 9 adette 398.500,00-TL tutarlı ödeme de dahil olmak üzere 27.02.2012-25.07.2013 tarihleri arasında talimat ile firma çalışanlarına 18 adette toplam 900.500 TL tutarlı nakit ödeme işlemi yapıldığının görüldüğünü, dava konusu ödemelerin, firmanın antetli kağıdı ve firma kaşesi üzerine firma yetkililerinin imzası atılmış halde düzenlenmiş talimatlara istinaden, yetkili kişilerden teyit alınmak suretiyle yasaya ve bankacılık mevzuatına uygun olarak yapıldığını, dava konusu itiraza konu 9 adette toplam 398.500,00-TL tutarlı işleme dair ödeme talimatları incelendiğinde; 7 adette toplam 318.500 TL'Iik kısmında ... Finans A.Ş.’nin antetli kağıdının kullanıldığı, tamamında ... Finans A.Ş. kaşesi üzerinde firmada temsil yetkisi bulunan Agop ... ve Hacik ... ... adına atılmış, çıplak gözle bakıldığında adı geçenlerin imza örneklerine oldukça benzeyen ve iğfal kabiliyetine haiz imzaların bulunduğu ve ...'e ödeme yapılmasının talep edildiğini, imzanın gerçekliğini uzman bilirkişiler dışında ayırt etmenin olanaksız olduğunu, 6 adette toplam 288.500,00- TL tutarlı talimatlarda firmanın finans yetkilisi ...'den teyit alındığını gösterir banka personelinin parafının bulunduğunu, 2 adette toplam 90.000-TL tutarlı nakit ödemesi işleminde de teyit alındığına işaret eden parafının atıldığını ancak teyit alınan kişinin isminin not edilmediğini ancak söz konusu 2 adette kimden teyit alındığı not edilmese de teyit alındığının not edilmiş olması ve firmanın müvekkili banka ile alışıla gelmiş çalışma geçmişi düşünüldüğünde bu teyitlerin ...'den alınmış olmasının muhtemel olduğunu, ödemelerin tamamının talimatlara istinaden ve işlem dekontuna imzası alınarak davacı firmanın finans bölümünde çalışan ...’e yapıldığını, ödeme yapılan ...’in firmanın finans bölümünde görev alması, işleme dair teyit alınan ...’in ise bizzat firmanın finans/muhasebe sorumlusu olması ve birden fazla banka personelinin işlem tevili için firmayı temsile yetkili ortakları aradıklarında, firma ortaklarının ...'den teyit alınması yönünde cevap verdiklerini ifade etmeleri göz önüne alındığında müvekkili bankanın gerekli özeni göstermediği yönündeki davacı savının gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili banka tarafından, davacı firmadan gelen talimatlar doğrultusunda ödemeler yapılırken, bankacılık mevzuatına uygun olarak tüm kontrollerin yapıldığını ve yetkili kişilerden teyit alınmış olup, talimatta adı yazılı kişiye ödemelerin yapıldığını, davacı firmadan gelen talimatların, firmanın antetli kağıdına ve firma kaşesi üzerine firma yetkililerin imzasının atılmış halde düzenlenmiş olduğunu, ödemelerde söz konusu talimatlara istinaden müvekkili banka tarafından yetkili kişilerden teyit alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, davacı firmanın hesaplarından dava konusu tarih aralığında gerçekleşen işlemlere ait firma kaşeli talimatlar üzerindeki imzaların çıplak gözle bakıldığında yetkililerin imzası ile uyumlu olduğunun görüldüğünü, müvekkili bankanın iğfal kabiliyetinin mevcut sahte olması nedenleriyle varsa bir dolandırıcılık vakasını fark edemeyeceğini, müvekkili bankanın söz konusu olaya taraf olmadığını, bu nedenle müvekkili banka işlemleri ile davacı firmanın doğduğu iddia edilen zararı arasında illiyet bağının bulunmadığını, usulüne uygun olarak yapılmış ödemeler nedeniyle müvekkili bankanın sorumlu tutulmasını gerektirecek bir husus bulunmadığını, dava dışı ...'in, davacı firmanın ... internet bankacılığı ve finans/muhasebe işlemlerinin tek sorumlusu olup, dava konusu işlemler davacı firma yetkilileri bilgisi dahilinde yapıldığını, 2001 yılından beri müvekkili banka müşterisi olan davacı firmada 2000 yılından itibaren çalışan dava dışı ...'in en son finans/muhasebe sorumlusu olarak 25.07.2013 tarihine kadar davacı firmada görev yaptığını ve 09.04.2009 tarihinden beri davacı firmanın bankadaki internet bankacılığı işlemlerinin davacı firma yetkililerinin bilgisi dahilinde adıgeçen tarafından yürütüldüğünü, dava dışı ...'in işten ayrılması akabinde, davacı firma tarafından söz konusu şahsın 25.07.2013 tarihinde şirketten ayrıldığı, müvekkili bankanın Mecidiyeköy Şubesi'ne yazılı olarak bildirildiğini, davacı firmanın Bankacılık işlemleri açısından ...’e yetki verdiğini, adıgeçenin firmadan ayrılmasından sonra bu durum hakkında müvekkili bankayı bilgilendirme gereği duyduğunu açıkça gösterdiğini, söz konusu kişiye bankacılık işlemleri açısından yetki verilmemiş olsaydı, işten ayrılma durumu hakkında bilgilendirme yapılmayacağını, diğer tüm çalışanların ayrıldığına ilişkin bilgilendirme yapılmadığı gibi davacı firmanın 01.01.2011-15.07.2013 dönemini kapsayan hesaplarının incelenmesi için "Özel Amaçlı Denetim Raporu" hazırlattığını, 15.11.2013 tarihli bahsekonu denetim raporunda özetle; firmanın internet bankacılığı işlemlerinin firmanın fınans sorumlusu ... tarafından şirket ortaklarının talimatları doğrultusunda yürütüldüğü, bankadan çekilen nakit paraların firma çalışanları tarafından ...'e teslim edildiği, firmanın günlük işlemlerinde kullanılan nakitin kalan kısmının ... tarafından muhafaza edildiği, şirketin muhasebe kayıtlarının bir bölümünde banka hesaplarına/şirket kasasına yatırılan veya çekilen tutarların muhasebeleştirilmediği, şirketin muhasebe kayıtlarının bir bölümünde ise banka hesaplarma/şirket kasasına yatırılmadığı veya çekilmediği halde muhasebeleştirilen işlemler bulunduğu, şirket hesaplarından yapılan bahsekonu işlemlerin zimmete para geçirme ile önemli ölçüde benzerlik gösterdiğinin ifade edildiğini, ... ... Denetim A.Ş. firmasının düzenlediği Özel Amaçlı Denetim Raporu'nda davacı firmanın ... internet bankacılığı işlemlerinin Ormanın Onans sorumlusu ... tarafından yürütüldüğünün açıkça ifade edildiğini ve bu durumun davacı tarafın kabulünde olduğunu, davacı firmanın müvekkili bankanın İnternet Şubesi kullanımına ilişkin yapılan incelemede, davacı firma yetkilisi ve ortağı Agop ... adına 02.03.2004 tarihinde 25977 no.lu kullanıcının tanımlandığını, bahsekonu kullanıcı için 09.04.2009 tarihinde "..." no.lu telefona şifre gönderilmesi yönünde kayıt oluşturulduğunun belirlendiğini, "..." no.lu telefonun davacı firmanın müstafi finans/muhasebe vekilisi ... tarafından kullanıldığının öğrenildiğini, 09.04.2009 tarihinden itibaren internet şubesi üzerinden yapılan tüm işlemlerin ... tarafından yapıldığının anlaşıldığını, dava dışı ...'in "..." no.lu telefonuna gelen şifre ile eriştiği müvekkili bankanın internet şubesinden tanım tarihi olan 09.04.2009 tarihi ile son giriş tarihi olan 19.06.2013 arasındaki dönemde, internet şubesi üzerinden 122821 ve 44826 no.lu vadesiz mevduat hesaplarından yapılan borcun nitelikli (ödeme) işlemlerinden davacı firma yetkililerinin haberdar olduklarını ve söz konusu işlemlerin alacak davasına konu edilmediğini, 15.11.2013 tarihli özel amaçlı denetim raporu, dava dilekçesi ve banka kayıtları uyarınca sabit olduğu üzere, firma hesaplarıyla ilgilenen ve muhasebesini tutan ...'e fınansla ilgili tüm yetkilerin davacı tarafından kendisine bırakılmasını, bu konuda yetkili tek şahıs olarak belirlenmiş olmasının firma ortaklarının adıgeçene duyduğu güvene işaret ettiğini, ...'in yaptığı işlemler yönünden müvekkili banka açısından teamül oluştuğunu, bu şahsın yaptığı işlemlere davacının icazet verdiğinin anlaşıldığını, ... 2009 yılından beri firmanın bilgisi dahilinde internet bankacılığını kullanan kişi olduğuna göre, dilediği tutarı dilediği şekilde değerlendirebiliceğinin ortada olduğunu, davacı firmanın şimdi her nedense, var olduğunu iddia ettiği zararını müvekkili bankadan tahsile çalıştığını, haksız ve hukuka aykırı bu talebinin karşılanmasının hukuken mümkün olmadığını, dava konusu ödemelerde teyit alınan kişi olan ... ve parayı çeken ...’in müvekkili bankaya vermiş oldukları yazılı beyanlarında da, dava konusu işlemlerden davacı firmanın haberdar olduğunu, tüm işlemlerin firma yetkililerin bilgisi dahilinde yapıldığının ifade edildiğini, itiraza konu işlemlerle ilgili davacı firma yetkililerinden teyit alan müvekkili banka personelinin ise "... A.S. firma yetkililerinin talimatlı işlemler için teyit alınması için arandığında kendileri yerine ...aramaları gerektiğini ve talimat ile yapılacak işlemler için yetkili kişinin ... olduğunu beyan ettiğinden bahisle iş bu davanın husumet yönünden reddine, davanın belirsiz dava şeklinde açılamayacağından usulden reddine, haksız ve mesnetsiz olması nedeni ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı şirketin 01/03/2000 tarihinde ... Finans Faktoring Hizm. A.Ş. Ünvanı ile kurulduğu, 31/01/2012 tarihinde ... Ürt. Ve Değerleme A.Ş. olarak ünvan değiştirdiği, davalı banka nezdinde 01/01/2003 sonrası 6 adet vadesiz -TL hesabının olduğu, 44826 ve 122821 nolu hesapların aktif olarak kullanıldığı, davaya konu Mecidiyeköy Şubesi'nde bulunan 0122821 numaralı hesaptan 10/05/2012 tarihinde 100.000,00-TL, 18/06/2016 tarihinde 40.000,00-TL, 09/07/2012 tarihinde 33.500,00-TL, 29/08/2012 tarihinde 40.000,00-TL, 31/08/2012 tarihinde 55.000,00-TL, 05/09/2012 tarihinde 20.000,00-TL, 22/10/2012 tarihinde 20.000,00-TL, 31/12/2012 tarihinde 40.000,00-TL, 01/03/2013 tarihinde 50.000,00-TL olmak üzere 9 ayrı işlem ile toplam 398.500,00-TL para çekildiği anlaşılmıştır. Bu işlemlerin tümünde ilgili bankaya davacı şirket ünvanı basılı antetli, yazılı talimatlar sunulduğu, talimatlarda "Nezdinizdeki 0122821 nolu cari hesaptan.. TL ... para çekmeye yetkilidir. Gereğinin yapılmasını rica ederiz." yazılı olup, şirket kaşesinin basılı olduğu ve kaşe üzerinde imza bulunduğu, talimatlara banka personelince "...'den teyit alındı" şeklinde not yazıldığı, talimatlarda yazılı miktardaki para ödemelerinin ...'e yapıldığı anlaşılmıştır. Bu işlemlerin gerçekleştiği dönemde adı geçen ...'in davacı şirketin finans bölümünde çalıştığı, ...'in ise muhasebe ve finans sorumlusu olduğu ve ...'e internet şifresi verildiği ve bu şifre ile davacı adına bir takım banka işlemleri yaptığı anlaşılmıştır. Diğer yandan davaya konu 9 adet talimatta şirket kaşesi üzerinde bulunan imzaların şirketin o dönemde yetkilileri olan Hacik ... ..., ... ..., Agob ... ve Metin ...'e aidiyetinin tespiti yönünde imza incelemesi yapılmış olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin yukarıda açıklanan 10/01/2017 tarihli raporunun sonuç kısmında "6.1. kirazlı 9 adet talimatta ve mukayese konusu talimatlarda 26,05,2016 tarih ve 2016/27267/2935-2289 sayılı raporumuzda şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı denilen imzalar şirket yetkililerinin mukayese imzaları model alınmak suretiyle atılmış olduklarından, atan şahsın karakteristik tanı unsurlarını yansıtmayacaklarından aynı el ürünü imzalar olup olmadıklarının saptanamayacağı" şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacı, davaya konu 9 adet talimatta bulunan imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını, bu nedenle davacı bankanın hukukî sorumluluğunun bulunduğunu öne sürmüştür. Bankalar Türkiye'de hükümetçe imtiyaz sureti ile verilen bir işi yapan ticari müesseseler olarak ödeme yaparken gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar ve bu konuda hafif kusurlu davranışlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca davalı banka adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olup, bu sorumluluk bir kusur sorumluluğu olmayıp olağan sebep sorumluluğudur. Adam çalıştıranın sorumluluğu 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesinde ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99/2. maddesinde düzenlenmiştir. Burada kanun adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklemiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın kusurdan ... olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâli ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir. Belirtildiği üzere bankaların personelin yaptıkları işlerden dolayı adam çalıştıran sıfatı ile sorumlulukları bulunmakta olup, bu sorumluluk türü kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Adam çalıştırana genel nitelikte bir objektif özen yükümlülüğü yüklenmiştir. Sorumluluğun doğması objektif özen yükümlülüğünün ihlâli ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasını gerektirmektedir. Bankanın adam çalıştıran sıfatı ile hukukî sorumluluğunun bulunması için öncelikle banka ile müşteri arasında sözleşme ilişkisinin bulunması, bu sözleşme ilişkisinin bankanın özen borcuna aykırılık sebebi ile ihlâl edilmesi gerekir. Ayrıca özen borcuna aykırılıktan dolayı zararın doğmuş olması, zarar ile özen borcuna aykırılık arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda davaya konu işlemlerin yapıldığı banka hesabından temsilci aracılığı ile işlem yapılması mümkündür. Davacıyı temsîlen işlem yapan ...'in bankaya ibraz ettiği yazılı talimatta bulunan imzanın normal bir inceleme ile ayırt edilemeyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan davacı şirketin personeli ...'in 0(533) 456-8395 nolu telefonuna gelen şifre ile eriştiği davalı banka internet şubesinden tanım tarihi olan 09/04/2009 tarihi ile son giriş tarihi olan 19/06/2013 arasındaki dönemde internet şubesi üzerinden davacı şirketin 122821 ve 44826 nolu vadesiz mevduat hesaplarından bir çok işlem gerçekleştirdiği, işlemlerden bir kısmının yüksek miktarlı olduğu, uzun süredir devam eden bu işlemlere sessiz kalan davacının hareketinin icâzet olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacının uzun süredir devam eden tüm bu hesap hareketlerinden haberdar olmaması hayatın olağan akışına, ticarî teamüllere uygun değildir. Bu nedenle söz konusu 2 hesapta uzun süredir itirazsız olarak işlemler yapılması davacı şirketin hesap işlemleri konusunda bilgi sahibi olduğu kanaatini doğurmuştur. Bu durum karşısında davalı bankanın davacının çalışanları ... ve ...'in kötü niyetli hareketini kontrol edebilme ve/veya tespit edebilme imkânı bulunmadığından davacı şirketin işlerinde özenli davranmayarak, çalışanını denetlemeyerek tedbirli bir tacir gibi davranmayarak zararın doğumuna kendisinin sebep olduğu, davalı bankanın kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu sebeplerden dolayı sübut bulmayan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili olay hakkında derdest ceza soruşturması bulunduğunu, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesi gerektiğini, yerel mahkemenin, banka hesabından temsilci aracılığıyla işlem yapılmasının mümkün olduğu tespit edilmesine rağmen temsilcinin aslında yetkili olmadığının hüküm kurulurken dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece, her ne kadar sahte imzanın banka personeli tarafından fark edilemeyeceği ve sessiz kalan davacının icazet verdiği tespitine dayanılmış ise de; banka personelinin, teyit alma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, bankanın TBK 116 uyarınca kusursuz sorumluluğu olduğunu, icazet söz konusu olmadığını, bu hususların kararda tartışılmadığını, bankanın objektif özen yükümlülüğü, kusursuz sorumluluğu, hesap sahibinden teyit alması gerektiği ile ilgili emsal yargıtay kararları bulunduğunu, bilirkişi raporunun yasa yolu denetimine elverişli şekilde düzenlenmiş yeterli araştırma ve incelemeye dayalı bir rapor olmadığını, dolayısıyla dosyanın yerel mahkemeye iadesi ve yeni bir rapor alınması gerekmektedir. dosyaya sunulan uzman görüşünde yer alan tespitler ve nedenler doğrultusunda yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın eksiklerin giderilmesi için yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini, aksi takdirde esas hakkında yeniden bir karar verilmek ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, davalı banka nezdindeki hesaptan bilgisi ve rızası dışında sahte talimatla çekilen tutarlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı banka nezdinde bulunan vadesiz ticari mevduat hesabından talimatı olmaksızın çalışanları ... ve ... tarafından sahte talimatlarla işlem yapılarak para tahsil edildiğini, davalı bankanın bu işlemlerden dolayı kusurlu olduğunu iddia etmiş, davalı banka ise, yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğunu, bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, bankanın kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince 2013/407 Esas - 2018/204 Karar sayılı ilamı ile davalı bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinafı üzerine dairemizin 2020/223 E. 2021/500 K sayılı ilamı ile; Davaya konu işlemlerden dolayı İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/60 E. Sayılı dosyasında, davacının muhasebe departmanında çalışanlarla birlikte davalı banka çalışanı Murat ...'in Bilişim Sistemleri Banka ve Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan yargılandığı anlaşılmaktadır.Hukuk mahkemesi, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararı ile bağlı olduğu gibi beraat kararı verildiğinde dahi, 6098 sayılı TBK 74. maddesi uyarınca bu karar ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince subuta erdiği kabul edilen maddi vakıalarla da bağlı olduğu tartışmasızdır. Davalı banka çalışanı hakkında devam eden bir ceza yargılaması olduğuna göre, ceza mahkemesince verilecek kararın veya tespit edilen maddi vakıaların, iş bu davada verilecek kararı etkileyeceği açıktır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13630 E, 2018/6793 K sayılı 06/11/2018 tarihli ilamı) Bu nedenle, davacı çalışanları ile birlikte davalı banka çalışanı hakkında devam eden ceza davasının neticesinin beklenmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek olmaksızın ceza mahkemesi yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine' karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince " Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden Bölge Adliye Mahkemesi ilamında geçen banka çalışanı Murat ...'in iş bu davanın davalısı ... A.Ş. çalışanı olmadığı, dava dışı ... Bankası A.Ş. çalışanı olduğu, davacı ... A.Ş. tarafından ... Bank A.Ş. aleyhine İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/379 esas sırasında alacak talepli açılmış dava bulunduğu, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ilamında adı geçen banka çalışanı Murat ...'in yargılandığı İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/60 esas sayılı ceza davasının mahkememiz de görülen iş bu dava yönünden sonucunun beklenilmesinin gerekmediği anlaşılmıştır." şeklindeki karar ile yargılamaya devam edilmiştir. Dosyaya toplanan deliler ile davacını zararını oluşturduğunu iddia ettiği bankaya kendi çalışanı tarafından verildiği sabit olan 9 adet talimat üzerideki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadığı alınan adli tıp kurumu fizik ihtisas raporu ile sabittir. Yine ATK'dan alınan ek ropor ile şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı belirlenen imzaların şirket yetkililerinin mukayese imzaları model alınmak suretiyle atılmış olduklarından, atan şahsın karakteristik tanı unsurlarını yansıtmayacaklarından aynı el ürünü imzalar olup olmadıklarının saptanamayacağı, İnceleme konusu 9 adet talimat üzerinde yapılan sahtecilik işleminin iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı hususunun; olayın gelişimi, belgelerin mevcut durumu, ibraz ve kabul koşullan, ilgili mevzuat tüm adli soruşturma kapsamı birlikte değerlendirilerek ve şirket yetkililerinin imzalarını içerir imza sirkülerindeki imzalarda dikkate alınarak mahkemece yorumlanmasının daha uygun olacağı hususlarını bildirir kanaat' bildirilmiştir. Dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile "...a) Davacının hesabından dava dışı ... tarafından uzun bir süre işlemler yapıldığı, dava konusu işlemlerin de ...'in onayıyla yapıldığı, b) Bu nedenle dava dışı ...’in yetkisi olmadığı halde, dava konusu işlemlere onay verdiği, davalının bu hususu denetlemeden işlemleri gerçekleştirdiği yönündeki davacının iddiasının yerinde olmadığı, e) Bir an için dava dışı ...’in bankada işlem yapma yetkisinin bulunmadığı kabul edilse dahi, bu kişinin davacı adına uzun seneden beri bankayla işlem yapması davacı tarafından da bu işlemlerin benimsenmiş olması nedeniyle, yapılan işlemlerin davacı şirketi bağladığının kabulü gerektiği, d) Davacının dava dışı ...’i davalı bankayla işlem yapma konusunda yetkilendirdiğinden, bu yetki çerçevesinde uzun süreden beri yapılan işlemleri benimsediğinden, davalı bankanın davacının yetkilendirdiği kişinin kötü niyetli hareketini kontrol edebilme ve/veya tespit edebilme imkanı bulunmadığından, davacı firma işlerinde özenli davranmayarak kendi egemenliğinde ve kontrolünde bulunan çalışanını denetlemeyerek yasanın kendisinden beklediği basiretli bir tacir gibi davranmamış böylelikle zararın doğumuna kendi sebep olduğundan, yapılan işlemler nedeniyle davalının bir kusurunun bulunduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyetince sunulan ek rapor ile "Kök raporda yer alan; a) Davacının hesabından dava dışı ... tarafından uzun bir süre işlemler yapıldığı, dava konusu işlemlerin de ...’in onayıyla yapıldığı, b) Bu nedenle dava dışı ...’in yetkisi olmadığı halde, dava konusu işlemlere onay verdiği, davalının bu hususu denetlemeden işlemleri gerçekleştirdiği yönündeki davacının İddiasının yerinde olmadığı, c) Bir an için dava dışı ...’in bankada işlem yapma yetkisinin bulunmadığı kabul edilse dahi, bu kişinin davacı adına uzun seneden beri bankayla işlem yapması davacı tarafından da bu işlemlerin benimsenmiş olması nedeniyle, yapılan işlemlerin davacı şirketi bağladığının kabulü gerektiği, d) Davacının dava dışı ...’i davalı bankayla işlem yapma konusunda yetkilendirdiğinden, bu yetki çerçevesinde uzun süreden beri yapılan işlemleri benimsediğinden, davalı bankanın davacının yetkilendirdiği kişinin kötü niyetli hareketini kontrol edebilme ve/veya tespit edebilme İmkanı bulunmadığından, davacı firma işlerinde özenli davranmayarak kendi egemenliğinde ve kontrolünde bulunan çalışanını denetlemeyerek yasanın kendisinden beklediği basiretli bir tacir gibi davranmamış böylelikle zararın doğumuna kendi sebep olduğundan yapılan işlemler nedeniyle davalının bir kusurun bulunduğu" şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir. Raporun son cümlesindeki 'davalının bir kusurunun bulunduğu' şeklindeki cümlenin maddi hata ile bu şekilde yazıldığı, cümlenin başlangıç kısmı ile sonuca varılan kısmı ve 'bulunduğu' şeklindeki bozuk kelimenin "bulunmadığı" şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/60 Esasında görülen dava dosyası üzerinde istinaf incelemesi aşamasında yapılan incelemede 2018/60 Esas 2022/344 k sayılı ilamı ile ... bankası çalışanı Murat ...'in CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi Esas No : 2025/140 Karar No : 2025/343 kararı ... Bankası çalışanı Murat ... hakkında şikayetçi vekilinin istinaf isteminin reddine karar verildiği, ... Hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulduğu, yeniden yapılan yargılamada ... hakkında özel belgede sahtecilik, bedelsiz kalan senedi kullanmak ve bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, doladırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Davacı taraf istinaf aşamasına davalı banka çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını C. Başsavcılığında soruşturma yürütüldüğünü, numaranın ek bayan ile bildirileceği belirtilerek kararın kaldırılması istenilmiştir. HMK'nın 357/1. Maddesinin "Bölge Adliye Mahkemesince resen gözönünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." düzenlemesi karışsında davacının fiilin işlenmesinden 12 yıl sonra bulunduğu iddia edilen suç duyurusu ile başlatılan soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle yaptığı istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davacı şirketin 01/03/2000 tarihinde ... Finans Faktoring Hizm. A.Ş. unvanı ile kurulduğu, 31/01/2012 tarihinde ... Ürt. Ve Değerleme A.Ş. olarak ünvan değiştirdiği, davaya konu Mecidiyeköy Şubesi'nde bulunan 0122821 numaralı hesaptan 10/05/2012 tarihinde 100.000,00-TL, 18/06/2012 tarihinde 40.000,00-TL, 09/07/2012 tarihinde 33.500,00-TL, 29/08/2012 tarihinde 40.000,00-TL, 31/08/2012 tarihinde 55.000,00-TL, 05/09/2012 tarihinde 20.000,00-TL, 22/10/2012 tarihinde 20.000,00-TL, 31/12/2012 tarihinde 40.000,00-TL, 01/03/2013 tarihinde 50.000,00-TL olmak üzere 9 ayrı işlem ile çekilen 398.500,00-TL paranın şirket yetkilisini talimatı olmadan çekildiği iddiasıyla zarar oluştuğu iddia edilmektedir. İşlemlerin tümünde ilgili bankaya davacı şirket ünvanı basılı antetli, yazılı talimatlar sunulduğu, talimatlarda "Nezdinizdeki 0122821 nolu cari hesaptan.. TL ... para çekmeye yetkilidir. Gereğinin yapılmasını rica ederiz." yazılı olduğu, şirket kaşesinin basılı olduğu ve kaşe üzerinde imza bulunduğu, talimatlara banka personelince "...'den teyit alındı" şeklinde not yazıldığı, talimatlarda yazılı miktardaki para ödemelerinin davacı şirket çalışanı ...'e yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu işlemlerin gerçekleştiği dönemde adı geçen ...'in davacı şirketin finans bölümünde çalıştığı, ...'in ise muhasebe ve finans sorumlusu olduğu ve ...'e internet şifresi verildiği ve bu şifre ile davacı adına birçok banka işlemleri yaptığı da sabittir. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bu itibarla, bankacılık işlemi dolayısıyla meydana gelen bir zararda müşterinin kusuru var ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı TBK’nın 112.maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Bir kredi ve güven kurumu olan dolayısıyla yaptığı işin niteliğine göre diğer tacirlerden daha dikkatli ve basiretli davranması gereken davalı bankanın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır.Davacı çalışanı ...'in bankaya ibraz ettiği yazılı talimattaki imzalar ile şirket yetkililerinin imzalarının normal bir inceleme ile ayırt edilemeyeceği, davacı şirketin personeli ...'in uzun süredir banka ile şirket arasındaki ilişkilerde şirket adına yüzlerce işlem yaptığı, şirketin banka hesaplarına internet üzerinden yapılan ulaşımların bu kişinin ... nolu telefonuna gelen şifre ile eriştiği, davalı banka internet şubesinden tanım tarihi olan 09/04/2009 tarihi ile son giriş tarihi olan 19/06/2013 arasındaki dönemde internet şubesi üzerinden davacı şirketin 122821 ve 44826 nolu vadesiz mevduat hesaplarından bir çok işlem gerçekleştirdiği, işlemlerden bir kısmının yüksek miktarlı olduğu, uzun süredir devam eden bu işlemlere davacının hiçbir itirazının bulunmadığı, davacının çalışanı olan ve şirketin finans ve banka işlemlerini yürütüğü anlaşılan ...'in bankacılık işlemlerine icâzet verildiği, davacını uzun süredir devam eden tüm bu hesap hareketlerinden haberdar olmadığını savunmanın mümkün olmadığı, Davalı bankanın davacının çalışanları olan ve denetim ve gözetim görevi davacıya ait olan ... ve ...'in kötü niyetli hareketlerinden sorumlu tutulamayacağı, somut olayın gelişimi ve özelliği dikkate alındığında davacının şirket merkezindeki kasasının bu çalışanları tarafından boşaltılması ile bankadaki hesabının boşaltılması arasında hiçbir fark bulunmadığı, davacı şirketin işlerinde özenli davranmayarak, çalışanını denetlemeyerek tedbirli bir tacir gibi davranmayarak zararın doğumuna kendisinin sebep olduğu, davalı bankaya yüklenebilecek her hangi bir kusurunun, özensiz bir davranışın bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025