İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 27.01.2017 tarihinde kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların sözleşmede kefil olarak yer aldığını, davalı şirketin müvekkili bankadan kredi kullanarak ... plakalı aracı satın aldığını, ayrıca araç üzerine borç değe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/974 KARAR NO : 2026/524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2022 NUMARASI : 2017/1043 Esas - 2022/938 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 22/11/2017 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 27.01.2017 tarihinde kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların sözleşmede kefil olarak yer aldığını, davalı şirketin müvekkili bankadan kredi kullanarak ... plakalı aracı satın aldığını, ayrıca araç üzerine borç değerince rehin tesis edildiğini, ancak davalıların sözleşmeye uygun hareket etmeyerek kredi taksitlerini ödemediklerini, ihtara rağmen ödeme yapılmadığı için haklarında İstanbul 9. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinin başlatıldığını, borçluların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; Ankara Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, müvekkillerinin edimlerini düzenli olarak yerine getirdiklerini, alacak hesabında hata yapıldığını, müvekkillerine tebliğ edilen ödeme emrinde borcun neden kaynaklandığının belirli olmadığını, ödeme emrinde borcun sebebinin gösterilmediğini, sadece 27.01.2017 tarihinin yer aldığını, ayrıca ödeme emrinde takip dayanağı belgenin bulunmamasının başlı başına bir iptal sebebi olduğunu, tebliğ zarfında yetkili icra müdürünün imzasının ve müdürlüğün mührünün yer almadığını ve takibin iptalinin gerektiğini, takibin ve davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacı banka ile davalı şirket arasında 25.01.2017 tarihinde 153.237.56-TL limitli ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların da bu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, ticari kredi sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, temlik eden şirket kayıtları, 17/07/2022 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın davalılardan icra takip tarihi itibariyle davaya konu kredi alacağı için hüküm kısmında belirtilen miktarlarda alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıların İstanbul 9. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 107.985,44-TL asıl alacak, 178,71-TL işlemiş faiz, 134-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 108.298,15-TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine, 107.985,44-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30 oranında temerrüt faizi uygulanarak takibin devamına, kabul edilen alacağın %20’si oranında 21.659,63-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili; yetki itirazlarının değerlendirilmediğini, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, aracın ticari amaçla alınmadığını, aracın özel ihtiyaç nedeniyle kullanıldığını, tüm alacak kalemlerinin hatalı ve fahiş olarak hesaplandığını, müvekkillerinin davacıya takibe konu edilen kadar borcunun bulunmadığını, ödeme emrinde borcun kaynağının belli olmadığını, kefil olan müvekkillerinin kefaletlerinde eş rızası bulunmadığı için kefaletlerin geçersiz olduğunu, % 30 faiz oranının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, taksitli araç kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Temlik eden banka ile davalı şirket arasında 25/01/2017 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesi ile davalı şirkete 121.500-TL tutarlı 36 taksitli kredi kullandırıldığı, diğer davalıların ise sözleşmede adi kefil olarak yer aldıkları, ilk 6 taksitin ödendiği, kalan taksitlerin ödenmemesi üzerine temlik eden banka tarafından 16/10/2017 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiği, davalı asıl borçlu ve kefil ...'a ihtarnamenin 25/10/2017 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı kefile tebligat yapılamadığı, ihtarnamede verilen mehil dolmadan 26/10/2017 tarihinde başlatılan icra takibiyle 108.713,55-TL asıl alacak, 178,71-TL işlemiş faiz, 134-TL ihtarname masrafı, 1.224,61-TL masraf olmak üzere 110.250,87-TL alacağın tahsilinin talep edildiği, mahkemece davalıların itirazının 107.985,44-TL asıl alacak, 178,71-TL işlemiş faiz, 134-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 108.298,15-TL üzerinden iptaline karar verildiği, hükme karşı davalılarca istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalılar tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak TTK m.3 gereğince bir ticari işletmeyi ilgilendiren tüm işlemler ticari iş olup, davalı asıl borçlunun da tüzel kişi tacir olduğu dikkate alındığında, sözleşmede tüketici kredisi ibaresine yer verilmesi, mevcut işlemi tüketici işlemi haline getirmeyecektir. TTK m.4/1-f maddesi gereğinde, dava mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davalıların göreve ilişkin itirazı yerinde değildir. Davalılarca Ankara mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazı ileri sürülmüş ise de TBK'nın 89. maddesi uyarınca para alacağı taleplerde alacaklının yerleşim yeri mahkemeleri yetkili olduğundan davalıların yetkiye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. İİK’nın 45/1. maddesi “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.” hükmünü içermektedir. Bu düzenleme emredici nitelikte olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Dava konusu icra takibi, İstanbul 5. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası nedeniyle tahsil tekerrür etmemek üzere başlatılmıştır. İstanbul 5. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde, 25/10/2017 tarihinde başlatılan icra takibinde davacı bankaya rehinli ... plaka sayılı aracın para çevrilmesinin talep edildiği görülmektedir. Dava konusu ilamsız icra takibi ise rehinli takipten sonra 27/10/2017 tarihinde aynı alacak için başlatılmıştır. Bu durumda rehin paraya çevrilmeden asıl borçlu şirket hakkında icra takibi başlatılamayacağı gözetilmesizin karar verilmesi doğru olmamıştır. TBK'nın 583/1 maddesine göre; "kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır". Somut olayda kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin gösterildiği, kefilin sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin kendi el yazısıyla belirtildiği, davalı kefillerin asıl borçlu şirketin yönetici ve ortakları olduğu anlaşıldığından kefaletin geçerliliği için eş rızasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla TBK'nın 583 ve 584 maddesinde kefaletin geçerliliği için öngörülen koşullar gerçekleşmiştir. Buna karşılık davalı kefillerin sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğine dair el yazıları bulunmamaktadır. Askine sözleşmeyi adi kefil sıfatıyla imzalanmışlardır. TTK'nın 7/1 maddesinde iki veya daha fazla kişinin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girmesi halinde, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Dava konusu kredi sözleşmesinin incelenmesinde ise davalı kefillerin açıkça adi kefil oldukları yazılıdır. Bu durumda davalı kefillerin sorumluluğunun adi kefalet hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi adi kefalete ilişkin hükümleri düzenlemiş olup, bu madde hükmüne göre "adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez" denilmiştir. Doğrudan kefile başvurulacak haller olarak ise borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması, borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkansız hale gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkortado mehli verilmiş olmasıdır. Hükmün gerekçesinde anılan düzenlemenin emredici niteliğine vurgu yapılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından asıl borçlu davalı şirketle birlikte davalı kefiller hakkında icra takibi başlatılmışsa da, icra dosyası kapsamından davalı asıl borçlunun Borçlar Kanunu'nun az yukarıda bahsedilen hükmünde belirtilen durumlardan biri içerisinde bulunduğuna dair dosyada bilgi veya belge bulunmamaktadır.Bu halde davalı kefillere takip tarihi itibariyle henüz doğrudan başvuru koşulları gerçekleşmediğinden TBK'nın emredici nitelikteki 585/1. düzenlemesine aykırı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle davalı asıl borçlu ve kefiller yönünden henüz başvuru koşulları oluşmadığı, geçerli bir icra takibi bulunmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken, davanın kısmen kabulü doğru olmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1043 Esas- 2022/938 Karar sayılı 23/11/2022 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının 31,40-TL peşin harçtan mahsubu ile 700,60-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," Davalılar tarafından yatırılan 1.850-TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2026