T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1437 KARAR NO : 2026/181 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2019/260 E. - 2022/335 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1437 KARAR NO : 2026/181 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2019/260 E. - 2022/335 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. arasında 27.11.2013 tarihli, 750.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme kapsamında borçlu şirkete 27.04.2017 tarihinde 500.000 TL tutarlı taksitli ticari taksitli ticari kredi kullandırıldığını, kredi borçları ödenmeyince, borçlulara Kadıköy 32. Noterliğinin 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname uyarınca borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmayınca tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, kredi borçlusu ve taşınmaz malikleri hakkında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ...Esas ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi, müteselsil kefiller hakkında ise İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalıların İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile talep edilen borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini, itirazın yerinde olmadığını ileri sürerek, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının bu davayı ikame etmesinin nedeninin mükerrer tahsilat ve veklaet ücreti elde etmek olduğunu, dava konusu alacak için taşınmaz teminatları verildiğini, iki ayrı taşınmaz üzerine davacı lehine ipotek tesis edildiğini, davacının bu ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, bu icra takipleri sonuçlanmadan, rehin açığı kalıp kalmayacağı belli olmadan aynı alacak ilişkisinin tahsili amacıyla yeniden farklı bir icra takip dosyası açılması yeniden avukatlık ücreti ve masrafın müvekkillerinden talep edilmesinin mükerrer tahsilata neden olacağını, alacaklının BK. m. 487'den doğan hakkını kullanmasının MK. m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, somut olayın şartlarının gerekli kıldığı durumlarda, örneğin davalı-bankanın -asıl borç için yeterli ölçüde ipotek verilmiş ve asıl borçlu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe itiraz etmemiş iken – BK. m. 487'ye dayanarak sırf kefili güç durumda bırakmak ve icra inkâr tazminatı elde etmek amacıyla kefile karşı cebri icraya başvurulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalı ... yönünden huzurdaki davanın hukuki dayanağı olmadığını, kefil olarak yer alan ...'ın okur-yazar olmadığını, okur-yazar olmaması nedeniyle imza atması ya da KGF sözleşmesini okuyup anlaması ve imza altına almasının hukuken mümkün olmadığını, ... ... yönünden kefillik sözleşmesinin geçerli olmadığını, ayrıca imzaların...'na ait olmadığını, davalı...'nun şirketin eski ortağı olduğunu, şirket ortaklıkları değiştikten sonra davacı bankanın yeni şirket ortaklarından genel kredi sözleşmesi düzenlediğini, o tarihten sonra yeni şirket ortakları adına kredi limitleri açıldığını, kullanıldığını, bu limitlerin arttırıldığını, tüm bu işlemler yapılırken kefil olarak yer aldığı iddia edilen...'nun imzası ve/veya onayı alınmadığını, kefillik tesis edilirken eş muvafakatinin alınmadığını, davalı... ve ... ile kefillik sözleşmesi yapılırken eş muvafakati alınmadığını, sunulan eş muvafakatlerindeki imzanın eşlere ait olmadığını, davaya konu genel kredi sözleşmesi ve KGF sözleşmeleri ile bunlara bağlı ihtarnamelerin davalıların hepsine tebliğ edilmeksizin yasal işleme başlandığını, davacının işletmiş olduğu faizin de fahiş miktarda olduğunu, dava dışı şirketin adına kullandırılan kredinin devlet teşviki ile verilen ve kredi garanti fonu tarafından tahsil edilen düşük faizli kobi kredisi olduğunu, davacının bunu aşan faiz talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava dilekçesi cevap dilekçesi aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede,davacı ile dava dışı ...arasında arasında 750.000 TL limitli 27.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı,diğer davalıların da kefil sıfatıyla 750.000 TL limitle sözleşmeyi imzaladığı,aynı tarihli genel kredi ek sözleşmesinin davalı kefillerce imzalandığı,davalı kefil ...'ın eşi ...'ın muvafakatname belgesini imzaladığı,aynı şekilde davalı kefil ... ...nun eşi ... nun da muvfakatnamede imzasının olduğu,...'ın ise sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket ortağı olduğu,dolayısıyla eş rızasının aranmadığı,davalı tarafça ... yönünden okur yazar olmadığı iddiasında bulunulmuşsa da davacı vekilince sunulan dava dışı şirkete ait Kartal Noterliğince düzenlenen 15.03.2013 tarihli imza sirkülerinde davalı ... ın imzasının bulunduğu,okuma yazmasının bulunmadığına ilişkin iddianın ispatlanamdığı,bu sebeple bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği,davalı ... ... tarafından kefalet sözleşmesindeki imzanın,ayrıca ...'un eşi İsmetin muvafakatnamedeki imzası ile diğer davalı ...'ın eşinin muvafakatnamedeki imzasının inkar edildiği,imza inkarlarına yönelik olarak mahkemece taraflara imza örneklerinin alınması ve imzası inkar edilen sözleşmedeki imza tarihlerinden önce ve sonraya ait imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirmek üzere süre verildiği ancak verilen süreye rağmen ara kararların gereğinin yerine getirilmediği,dolayısıyla davalıların imza inkarlarına ilişkin iddialarını ispatlayamadığı,öte yandan davalı tarafça ...'ın hem kredinin kefili hem de teminat olarak verilen taşınmazların sözleşme tarihi itibariyle maliki olduğu,davalı tarafça ,İcra İflas Kanunu45.madde Uyarınca hakkında takip yapılamayacağına ilişkin itirazda bulunulmuşsa da, İİK.'nun 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmakta olduğu, Bir diğer anlatımla, İİK.'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanamayacağı,Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 18/4/2001 tarih ve 2001/12-354 Esas, 2001/367 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alacaklının asıl kredi borçlusu hakkında haciz yolu ile takip yapmasına bir engel bulunmadığı,davacının da İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe geçtiği,dava tarihinden sora 26.08.2020 tarihinde İstanbul 10.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına yatan 602.500 TL ve sonraki tahsilatların infazda dikkate alınmasının gerekeceği,bu kapsamda takip tarihi itibariyle davalıların ödenmeyen kredi borcu sebebiyle sorumlu olduğu miktarların denetime elverişli 24.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda 455.012,41 TL asıl alacak 33.157,79 TL işlemiş faiz 2.138,05 noter masrafı olmak üzere toplam 490.308,25 TL olarak belirlendiği,raporun hükme esas alındığı kanaatiyle davanın kabulüne alacak likit olduğundan asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 455.012,41 TL asıl alacak, 33.157,79 TL işlemiş faiz, 2.138,05 noter masrafı olmak üzere toplam 490.308,25 TL üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, dava tarihinden sonra 26.08.2020 tarihinde İstanbul 10.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına yatan 602.500 TL ve sonraki tahsilatların infazda dikkate alınmasına, takip tarihi itibariyle avans faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faiz oranının %47 olarak uygulanabileceğinin hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de sabit odluğunu, takip konusu edilen alacak için temerrüt faizi oranının %47 olduğunu, hükme esas alınan 24.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda da talep edilen oranın yerinde görüldüğünü, hal böyle iken mahkemece davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulsa da takip tarihi itibariyle avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle, takip tarihi itibariyle avans faizi işletilmesi yönündeki kararın kaldırılarak, davanın kabulü yönündeki hükme uygun olarak, %47 temerrüt faizi oranının uygulanmasına hükmedilmesi gerektiğini, İstanbul 10. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasından davacıya ödenen tutarın 602.500,00 TL'sı olmadığını, taşınmazın 602.500,00 TL'ye ihale edildiğini, ihale bedelinden, tellaliye harcı, tapu satım harcı kesildikten sonra kalan tutar olan 584.424,00 TL'sının 11.09.2020 tarihinde davacıya ödendiğini, anılan tahsilatın davaya konu İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına, dosya hesabının yapılmasında dikkate alınması amacıyla bildirildiğini, mahkemece ise, hükümde doğrudan ihale bedeli olan 602.500,00 TL'sının infazda dikkate alınmasına hükmedildiğini, bu nedenle hükmün bu yönüyle de hatalı olduğunu, infazda dikkate alınacak tahsilat tutarının ihale bedelinden tellaliye harcı, tapu satım harcı kesildikten sonra kalan tutar olan 584.424,00 TL olduğunu, hükmün bu yönden de düzeltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın açıklamalar doğrultusunda düzeltilmasine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının bu davayı ikame etmesinin nedeninin mükerrer tahsilat ve veklaet ücreti elde etmek olduğunu, dava konusu alacak için taşınmaz teminatları verildiğini, iki ayrı taşınmaz üzerine davacı lehine ipotek tesis edildiğini, davacının bu ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, bu icra takipleri sonuçlanmadan, rehin açığı kalıp kalmayacağı belli olmadan aynı alacak ilişkisinin tahsili amacıyla yeniden farklı bir icra takip dosyası açılması yeniden avukatlık ücreti ve masrafın müvekkillerinden talep edilmesinin mükerrer tahsilata neden olacağını, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ...Esas ve İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile davaya konu olan alacak için taşınmazlar üzerinde bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, bu dosyalarda daha önce müteselsil kefiller adına olan taşınmazların paraya çevrildiğini, dosyaya ödendiğini, bu dosyalardan yalnızca İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyada yapılan tahsilatın bildirildiğini, ancak diğer dosya olan ve yine gayrimenkul satışı yapılan İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadaki tahsilat bildirilmediğini, oysa her iki dosyadan yapılan tahsilatların borcu sona erdirdiğini, ilk derce mahkemesi iş bu dosyaları ve satış işlemlerini beklemeksizin hüküm kurularak aynı borç için iki ayrı vekalet ücreti, iki ayrı harç ve iki ayrı masraf ödenmesine neden olunduğunu, oysa işbu icra dosyaları bekletici mesele yapılarak rehin açığı kalıp kalmayacağı araştırılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına göre teminat ile güvence altına alınan ve teminat miktarları borcu karşılamaya yeten durumlarda kefiller aleyhine icra takibi yapılmasında hukuki yarar olmadığını, davacı alacaklının alacağını tahsil edebileceği açıkça ortada olduğundan kefile gidilmesinin mümkün olmadığını, TBK'nın 586.maddesi uyarınca asıl alacağın taşınmaz rehni ile güvence altına alındığı durumlarda alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilmesinin iki durumda mümkün kılındığını, birincisinin borçlu ifada gecikmiş olması ve borçluya yapılan ihtarın sonuçsuz kalması, ikincisinin borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olması hali olduğunu, somut olayda her iki şartın da gerçekleşmediğini, zira rehnin paraya çevrilmesi yoluyla açılan icra takiplerinde daha önce müteselsil kefiller adına olan taşınmazların paraya çevrildiğini, dosyaya ödendiğini, dolayısıyla davacı tarafın ipotekli taşınmazların satılması ile alacağını faizi ile birlikte tahsil ettiğini, hal böyleyken ilk derece mahkemesince alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşıldığı ve bunun belirgin olduğu şeklinde gerekçe ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dosyasında buna ilişkin bir araştırma yapılmadığı gibi davacının elinde rehin açığı belgesinin olmadığının da ilgili icra dosyalarında sabit olduğunu, bu sebeplerle davacıın davaya konu takibi açarak mükerrer tahsilata sebep olduğunu, davada kefiller bakımından da İİK'nın 45.maddesinin uygulanması gerektiğini, mevcut teminatların borcu fazlası ile karşılayacağı anlaşıldığına göre TBK'nın 586. maddesi uyarınca doğrudan kefillere müracaat edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kefil ...'ın okur yazar olmadığını, kredi sözleşmesinde yer alan imzaların davalı ...'a ait olmadığını, yine davacının cevap dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen imza sirkülerinin de ...'a ait olmadığını, davalı okur yazar olmadığından her iki belgenin de davalı tarafından okunup anlaşılması ve imza altına alınmasının mümkün olmadığını, dosyada mevcut Kartal 13. Noterliğinin 07.01.2013 tarihli, ... yevmiye nolu vekaletnameden de görüleceği üzere, davalı ...'a iki tanık huzurunda vekaletnamenin yetkilerinin okunduğunu, anlatıldığını, bu suretle parmak izi ile imzası alındığını, aynı şekilde Bafra 3. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ve 15/02/2017 tarihli vekaletnamesi incelendiğinde ...'ın okur yazar olmadığı ve parmak izi ile vekaletname verdiğinin açıkça görüleceğini, bu sebeple ... yönünden huzurdaki davanın hukuki dayanağı olmadığını, ilk derece mahkemesince davacı tarafından dosyaya sunulan imza sirküleri esas alınarak ... hakkındaki iddialarının ispatlanamadığının ifade edilmesinin eksik inceleme teşkil ettiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12618 Esas, 2017/8061 Karar sayılı kararında ''HMK’nun 206. maddesine göre de okuma-yazma bilmeyen, imza atamayan kişilerin yapacağı sözleşmelerin noterler tarafından düzenlenmesinin şart kılındığı, takibe dayanak yapılan ipotek ve kredi sözleşmesinin bu durumda geçersiz olduğu," denildiğini, okur yazar olmadığı 2013, 2015 ve 2017 yıllarında verdiği tüm vekaletnameler ile sabit olan müvekkili hakkında verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi sözleşmesinde kefiller adına atılan imzalar ve eş muvafakatnamedeki imzaların ilgili kişilere ait olmadığını, diğer davalı ... Hocaoğlunun şirketin eski ortağı olduğunu, şirket ortaklıkları değiştikten sonra davacı banka yeni şirket ortaklarından genel kredi sözleşmesi düzenlediğini, imza altına aldığını, o tarihten sonra yeni şirket ortakları adına kredi limitleri açıldığını, kullanıldığını, bu limitlerin arttırıldığını, tüm bu işlemler yapılırken kefil olarak yer aldığı iddia edilen...'nun imzası ve/veya onayı alınmadığını, bu sebeple... yönünden de kefillik sözleşmesinin geçerli olmadığını, aynı şekilde davalı..., ... ve ... ile kefillik sözleşmesi yapılırken eş muvafakati alınmadığını, yargılama sırasında davalı...'nun eşi ...'na ait imza örneklerinin bulunduğu, Kartal 21. Noterliği'nin 08.01.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı evrakın, ve davalı ...'ın eşi ...'a ait imza örneklerinin bulunduğu, Kartal 13. Noterliği'nin 01.04.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı, Kartal 13. Noterliği'nin 14.10.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı, Kartal 13. Noterliği'nin 16.06.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı, Kartal 9. Noterliği'nin 26.03.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı, Kartal 13. Noterliği'nin 02.08.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı evraklarının bir kısmının celbi istenmişse de iş bu evrakların grafoloji uzmanı tarafından incelenmeden mahkemece "davalıların imza inkarlarına ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, dosyaya imza örneklerinin sunulmadığı" gerekçesi ile reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, asıl borçlu ve kefillere usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunun 5.sayfasında da asıl borçluya ve davalı ...'a kat ihtarının tebliğ edilmediğinin belirtildiğini, ayrıca davalı ...'ın okur yazar olmadığı dikkate alındığında yapılan tebliğ işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmeden temerrüt faizi talep edilemeyeceği, kefiller hakkında yasal takip yapılamayacağı ortada iken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kefillere usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmeden temerrüt hükümleri uygulandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın müteselsil kefil olan davalılardan tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacı ile dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalıların müteselsil kefil olduğunu, kullanılan kredinin geri ödenmemesi üzerine kredinin kat edildiğini, icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 455.012,41 TL asıl alacak, 33.157,79 TL işlemiş faiz, 2.138,05 TL noter masrafı olmak üzere toplam 490.308,25 TL alacak yönünden 05.02.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak genel kredi sözleşmesi, Kadıköy 32.Noterliğinin 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile banka kayıtlarının gösterildiği görülmektedir. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. arasında 27.11.2013 tarihli, 750.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşme kapsamında borçlu şirkete 27.04.2017 tarihinde 500.000 TL tutarlı taksitli ticari taksitli ticari kredi kullandırıldığını, kredi borçları ödenmeyince kredinin 31.01.2019 tarihinde kat edildiği, Kadıköy 32. Noterliğinin 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalılardan ...'ın okur yazar olmadığı, genel kredi sözleşmesinin onun tarafından okunup anlaşılmasının ve imza edilmesinin mümkün olmadığı, Kartal 13. Noterliğinin 07.01.2013 tarihli, ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile Bafra 3. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ve 15.02.2017 tarihli vekaletnamelerinin bu davalının okur yazar olmaması sebebiyle parmak iziyle ve tanık huzurunda tutanak kendisine okunarak düzenlendiği savunulmuştur. Bu savunma, mahkemece, Kartal Noterliğince düzenlenen 15.03.2013 tarihli imza sirkülerinde davalı ... ın imzasının bulunduğu, bu sebeple okuma yazmasının bulunmadığına ilişkin iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle yerinde görülmediği belirtilmiştir. Ancak TBK'nın 583/1. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla yazması şarttır. Bu durumda davalı ...'ın okur yazar olmadığı, imza atamadığı iddiası üzerinde durulup imza ve yazı incelemesi yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, ticari kredi sözleşmesinde taraflarca faiz oranının serbestçe kararlaştırılması mümkündür. Nitekim tarafların imzaladığı sözleşmenin E bölümünde ''Temerrüt'' başlıklı maddede, ''... Müşteri temerrüt halinde muacceliyet tarihinden itibaren borcununu Bankaya bu Sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için kullanmış olduğu kredinin türü ne olursa olsun temerrüt tarihinde Banka'ca ticari kredili mevduat hesapları için uygulanan kredi faiz oranına 20 puan ilavesi ile bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faizi tatbik edileceği ... '' hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/4471 Esas 2025/4342 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemece, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi tanınarak davacı Bankanın takibe konu kredi/ krediler (aynı tür) için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/ oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı/ oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin sözleşme hükmünün düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Ancak uygulanacak temerrüt faizi konusunda bu kapsamda inceleme yapılmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiği görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.