İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/10/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2025 tarih ve 2024/514 Esas 2025/359 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkil şirketin ... no’lu "Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi" ile sigortasını t…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1771 KARAR NO: 2025/1922 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/04/2025 ESAS NO: 2024/514 KARAR NO: 2025/359 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/10/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:31/10/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2025 tarih ve 2024/514 Esas 2025/359 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkil şirketin ... no’lu "Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi" ile sigortasını temin ettiği ... Ltd. Şti. İle davalı firma, sigortalıya ait emtiaların (3 adet çekme karavan) Türkiye'den ...'ye nakliyesi için anlaştığını, 27/02/2023 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle sigortalı müvekkil sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, sigortalı firmaya ait emtialarda meydana gelen hasar, bağımsız eksper tarafından incelenmiş olup, ekspertiz raporunda "...’da giriş yaptığı esnada buradaki gümrük memurları tarafından yapılan kontrollerde araçta iki kaçak mültecinin tespit edildiği bildirilmektedir. Hasar ihbarının tarafımıza iletilmesini müteakip sigortalı yetkilileriyle yapılan görüşmelerde ... sınırında tespit edilerek çıkarılan iki mültecinin aracın Avrupa ülkelerindeki seyri sırasında da karavanlar içerisinde seyahat ettiği, karavanlar içerisinde mültecilerin tükettikleri gıdaların ... marketlerinden alınan ürünler olduğu, ancak ... sınırında araçtan çıkarılan mültecilerin araca yeniden nasıl girmiş olabilecekleriyle ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığı tarafımıza ifade edilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmelerde nakliyeci firma yetkililerince kendilerine bu hususta hiçbir bilgi verilmediği, karavanların alıcı firmaya hasarlı olarak ulaşması sonrasında konudan haberdar oldukları öğrenilmiştir. Konu hasarla ilgili alıcı firma yetkililerince teslim CMR’si üzerine şerh konulmuştur. " şeklinde tespitlere yer verildiğini, ekspertiz raporunda, toplam 3 adet karavanda muhtelif hasarlar tespit edilerek, emtialarda meydana gelen hasar bedelinin 203.984,13 TL olduğu tespit edildiğini, tespit edilen tutar, müvekkil Sigorta şirketi tarafından sigortalıya 03/07/2023 tarihinde ödendiğini, davalı taşıyıcı firma aleyhine, kusurlu oluşu nazara alınarak hasar bedelinin rücuen ödenmesi için takip başlatılmış ancak davalı tarafından borcun tamamına itiraz edilmişt ve takip yasa gereği durmuştur, davalı taşıyıcı firma, taşıma sırasında oluşan ziya ve hasarlardan dolayı sorumlu olduğunu, zira meydana gelen hasar eksper raporuyla ve fotoğraflarla tespit edilmiş olup sabit olduğunu, meydana gelen zarar nedeniyle, sigortalı tarafından davalı taşıyıcı firmaya ihtarname ile hasar bildirininde bulunulduğunu, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, başlayarak tahsile kadar işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsili için açılan Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin aynen devamını, icra inkar tazminatı ödenmesini ve yargılama ile vekalet giderlerinin davalıya yükletilmesini" talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİ DOSYASINA SUNDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: "müvekkil şirket, uluslararası düzeyde hizmet veren bir lojistik şirketidir olduğunu, müvekkil şirket ile davacı sigorta şirketine sigortalı ... arasında taşıma sözleşmesine dayanan iş ilişkisi bulunduğunu, müvekkil şirket ile ... Ltd. Şti.' ye ait emtiaların (3 adet çekme karavan) Türkiye'den ...'ye nakliyesi için anlaştığını, müvekkil şirket ise söz konu emtianın taşınması için dava dışı tedarikçi ... Limited Şirketi (Alt taşıyıcı) ile bir anlaşma sağladığını, özetle müvekkil söz konusu taşıma işinde forwarderdir olduğunu, taşıma işlemleri sırasında yaşanan olaylar sonucunda gerek tarafımız gerekse malları taşınan firmanın mağduriyetine sebebiyet verdiğini, öncelikle belirtilmelidir ki davacının borcun kaynağı olarak göstermiş olduğu iddiaların tamamı asılsız olduğunu, alacak zamanaşımına uğradığını, CMR Konvansiyonu hükümleri gereği davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiği, ...' ya ait mallar müvekkil şirket ile ... arasında yapılan anlaşma sonucunda ... tarafından Türkiye'den ...' ye götürülmek üzere yola çıktığını, ... şoförü ..., ...'a giriş yaptığı esnada buradaki gümrük memurları tarafından yapılar kontrollerde araçta iki kaçak mülteci tespit edildiğini, alıcı firma tarafından yapılan inceleme sonucunda ise taşınan malların hasar gördüğü bildirdiği, somut olayda da dava dışı ...' in alt taşıyıcı-tedarikçi konumunda olduğu ve oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olduğunun açık olduğu, davanın alt taşıyıcıya ihbar edilmesi ve açılan mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini " talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "... Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine toplam 229.797,90 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının '' ... Ltd. Şti. şirketine ait 3 adet çekme karavanın barlas trans nezaretinde taşınması sırasında oluşan hasardan dolayı rücuen tazminat alacağı, sigorta poliçesi, ödeme dekontu, ekspertiz raporu, fatura, gümrük beyannamesi, savcılık dosyası, ifade tutanakları, hasar fotoğrafları, sigorta şirketimiz kayıtları'' olduğu ödeme emrinin itiraz üzerine takibin durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. Zamanaşımı def'inin değerlendirmesinde; Somut davada davalının zamanaşımı def'inde bulunmasından dolayı "zamanaşımı" kavramı ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır. Bilindiği üzere özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (Obligatio Naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide de bulunması gerekir (Yargıtay HGK'nun 05/05/2010 gün ve 2010/8-231 E., 2010/255 K. sayılı emsal ilamı). Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: II, sh.1761; Canbolat F.: “Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları”, ERÜHFD, Cilt: III, Sayı:1, Kayseri 2008, sh.255 vd.). Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (6098 sayılı TBK m.161). Zamanaşımı usule müteallik bir mesele değildir. Zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir meseledir (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:I-II, sh.688). Somut olayda, CMR Konvansiyonu'nun 32. Maddesi açılacak davalarda zaman aşımı süresinin 1 yıl olduğundan dava konusu olay 27/02/2023 tarihinde olduğu ve davacı tarafça 18/12/2023 tarihinde takip yapıldığı anlaşılmakla takibin zamanaşımını keseceğinden dolayı zamanaşımı itirazı yersiz olduğundan 05/12/2024 tarihli ön inceleme duruşma tutanağının (1) nolu ara kararı ile reddedilmiştir. -Davanın niteliğine dair değerlendirmede; Dava emtia nakliye poliçesi sebebiyle rucuan itirazın iptali davadır. TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davacı davalının asıl taşıyıcı olduğu ve dava dışı ... firmasının alt taşıyıcı olduğu olayda dava dışı ... Ltd Şti şirketinin karavanlarının yurdışı taşıması yapıldığı karavanların taşıma sırasında zarar gördüğü davacı tarafça sigortalısına 03/07/2023 tarihinden 203.984,00 TL ödeme yaptığı ödeme yaptığı ve yapılan ödeme nedeniyle takip yapıldığı ve takibe itiraz edilip durduğu görülmüştür. Sigorta poliçesinin incelenmesinde; ... Limited Şirketi'ne ait ... plaka sayılı çekici ve ... dorse plakalı aracın nakliyat emtea sigorta poliçesinin davacı taraf ... A.ş. tarafından ... poliçe numarası ile 15/02/2023 tarihinde tanzim edildiği, ilgili poliçede yükleme tarihi 15/02/2023, taşınacak emtianın 3 adet çekme karavan olduğu, sefer başlangıcının ... ve sefer bitiş yerinin ... yazdığı tespit edilmiştir. Emniyet birimlerince tanzim edilen ifade tutanağına istinaden sürücü ...'ın 16/02/2023 günü yükü teslim alması sonrasında gümrük işlemleri maksadıyla ... Gümrük Müdürlüğü park sahasına gittiği, ... plakalı çekicinin Adblue arızası vermesi sebebiyle çekicinin tamir işlemleri için ... plakalı dorseyi söz konusu gümrük sahasında bıraktığı, 17.02.2023 tarihinde söz konusu parka yeniden dönerek gümrük işlemleri tamamlanması sonrasında ... Gümrük sahasına doğru yola çıktığı, burada da gümrük işlemleri maksadıyla söz konusu gümrük sahası yakınlarındaki tır parkında beklediği esnada aracın sallandığını fark ettiği, firma yetkililerine ve emniyet birimlerine konuyla ilgili bilgi verdiği, olay yerine gelen emniyet birimlerince aracın mührü kırılarak kontrol edildiği, ancak herhangi problemin tespit edilmediği, bilahare dorseye yeniden mühür takılarak gümrük işlemleri sonrasında ... da giriş yaptığı esnada buradaki gümrük memurları tarafından yapılan kontrollerde araçta iki kaçak mültecinin tespit edilmiştir. ... sınırında tespit edilerek çıkarılan iki mültecinin aracın Avrupa ülkelerindeki seyri sırasında da karavanlar içerisinde seyahat ettiği, karavanlar içerisinde mültecilerin tükettikleri gıdaların ... marketlerinden alınan ürünler olduğu tespit edilmiştir. Mültecilerin taşımaya konu karavanları kullanmak suretiyle kaçak olarak yolculuk ettikleri ve yolculukları sırasında karavanlara zarar verdiği görülmüştür. Anılan bilirkişi raporunun ve ekspertiz raporlarının incelenmesinde hasarın 203.984,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davanın temeli, kara yolu ile uluslararası ticari eşya taşıma sözleşmesi (CMR) kapsamında taşınan emtianın kısmi hasarlanması ve bundan taşıyıcının sorumlu olduğu iddiasına dayanan sigortacının rücuan alacak davasıdır. Uluslararası kara taşımacılığından kaynaklanan uyuşmazlıkların Türk Ticaret Kanununun taşımaya ilişkin hükümlerine göre değil, uluslararası bir anlaşma olan CMR ( Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyat İçin Mukavele Sözleşmesi) hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. CMR 17/1 maddesi uyarınca taşımacı yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar,bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi uyarınca sözleşmenin hükümleri gereğince bir taşıyıcı, yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğundan, bu tazminat yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanır. Malın kıymeti, ticaret borsası fiyatına göre saptanır. Eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılır. Eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcutsa tespit, aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılır. CMR Konvansiyon'un 29. Maddesinde bazı durumlarda taşımacının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanamayacağını hükme bağlamıştır. Anılan 29. maddeye göre; eğer zarar ve hasar taşıyıcının kastından veya kararı veren mahkemenin iç hukukuna göre, kasta eşdeğer sayılan bir kusurundan meydana gelmişse, taşıyıcı sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkını kaybeder.CMR'nin 29. maddesi gereğince taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanamayacağı gösterilmiş olup, " 1.Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. 2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler kişisel sorumlulukları yönünden 1. paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar." düzenlemesini içermektedir. 6102 sayılı TTK'nun madde gerekçesinde; TTK 886.maddesinin, CMR Konvansiyon'un 29. maddesine paralel olarak düzenlendiği belirtilmiştir. CMR Konvansiyon'un 29. maddesine göre; hasar ve ziya taşıyıcının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmişse, taşıyıcı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahut kanıt yükümünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. Doktrinde "isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusur" kavramı, "ağır kusur" veya "ağır ihmal" olarak yorumlanmaktadır. TTK 886. madde düzenlemesindeki "pervasızca hareket" kavramı da bu kıstaslar çerçevesinde ele alındığında, taşıyıcı veya yardımcılarının yükün güvenliği ile ilgili hususları açıkça önemsemeden hareket etmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/414 E., 2018/1549 K.sayılı ilamında belirtiği üzere araca mültecilerin girmiş olması mücbir sebep olarak da kabul edileceğinden davalı hasardan sorumludur. Davalının sorumlu olduğu alt yüklenici araca yüklü karavanlara girmesinde ve uzun süre seyahat etmesinde gerekli özeni CMR madde 17/2 hükümlerine göre göstermediği, eylemin isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusur niteliğinde olan "ağır kusur" veya "ağır ihmal" olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle CMR'nin 29.maddesi uyarınca zayi davalının ağır kusurundan kaynaklandığından, davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması mümkün olmadığı ve zarar uğrayan 3 adet karavanın hasarından dolayı sorumlu olduğu, anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. -Faize ilişkin değerlendirmede; Sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/11542 E. 2013/15468 K. Sayılı ilamı) anılan hükümler uyarınca davacı tarafından yapılan ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak belirlenmiş ve işin ticari olması gereği avans faiz uygulanmıştır. Mahkememizce davacı tarafça 03/07/2023 tarihinde 203.984,13 TL ödendiğinden bu tarihten takip tarihi olan31/08/2023 tarihine kadar faiz hesaplanması gerekmektedir. Söz konusu tutarın temerrüd tarihinden yani ödeme tarihine kadar yıllık avans işletilmesi sureti ile ve (ana para x yıllık faiz oranı x geciken gün sayısı) / (365 gün x 100) formülü ile yapılan hesaplama sonucu 5 ay 15 gün olmak üzere davacının işlemiş faiz alacağının 25.813,77 TL olarak hesaplamış olup ve ödeme emrine uygun takibin devamına karar verilmiştir. -İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; zarar miktarı yargılama ile belirlendiğinden alacak likid kabul edilmemiştir. 1-Davacının davasının kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile ödeme emrine uygun takibin devamına, 2-Koşulları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine..." dair karar verilmiştir. Bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; müvekkili ... Ltd Şti uluslararası düzeyde hizmet veren bir lojistik şirketi olduğunu, davacının borcun kaynağı olarak göstermiş olduğu iddiaların tamamının asılsız olduğunu, zaman aşımı itirazlarını yenilediklerini, taşıma işlemi ... Ltd Şti tarafından gerçekleştiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirdiğini, dava dışı tedarikçi ... özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini, davacı tarafından iddia edilen zarara ilişki esaslı bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davanın alt taşıyıcı dava dışı ... e ihbar edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını, açılan mesnetsiz davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, uluslararası kara taşımasıyla taşınan emtianın hasar görmesi nedeniyle rücu'en tazminat talebine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan delillere, dava konusu olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacak olmasına, mahkemece hükme esas alınıp somut olayın özelliklerine uygun olduğu görülen heyet bilirkişi raporuna ve işbu bilirkişi raporunda CMR konvansiyonun 23. maddesi kapsamında gerçek zarar/hasar miktarının saptanmış olmasına, ilk derece mahkemesinin kusura ilişkin tespit ve değerlendirmelerinde her hangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre ilk derece mahkemesinin dava konusu olayda davacı sigorta şirketince sigortalısına yapılan hasar ödemesinin ( taşıyanın kusurundan dolayı ) davalıdan isenebileceğine yönelik tespit ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla; kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin hiçbirinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 17/04/2025 tarih ve 2024/514 E - 2025/359K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 15.697,49'TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 3.924,37'TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 11.773,12TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 30/10/2025