T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1362 KARAR NO : 2025/2069 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/11/2024 NUMARASI : 2024/709 Esas - 2024/282 Karar DAVA: Şirketin İhyası DAVA TARİHİ: 04/10/2024 KARAR TARİHİ: 27/11/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı Tasfiye Memur…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1362 KARAR NO : 2025/2069 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/11/2024 NUMARASI : 2024/709 Esas - 2024/282 Karar DAVA: Şirketin İhyası DAVA TARİHİ: 04/10/2024 KARAR TARİHİ: 27/11/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı Tasfiye Memuru ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin, davalı tasfiye memuru gözetiminde 17.08.2024 tarihinde tasfiye edildiği ve davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından ticaret sicilinden terkin edildiği fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını, davalının haklı alacağına ulaşamamış olması nedenleriyle borçlu şirketin ihyasını isteme zarureti hâsıl olduğunu, hukuka aykırı olarak tasfiyesi tamamlanan ...aleyhine davalının alacağını tahsil amacıyla 02.10.2020 tarihinde Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ( Ek-1 ) icra takibine başlandığını ve 16.12.2020 tarihinde ödeme emri tebliğ edilmek suretiyle icra takibinin kesinleştiğini, taraflarınca icra-i işlemler yürütülürken, borçlu şirketin, tasfiye kararı aldığını, işbu kararın 07.02.2023 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, Tasfiye sürecindeyken 06.04.2023, 14.04.2023 ve 24.04.2023 tarihlerinde Ticaret Sicil Gazetesinde alacaklılara çağrı ilanları yapılması akabinde şirketin tasfiyesinin tamamlandığını, şirketin tasfiyesinin tamamlandığı ve şirketin terkin olduğu, 17.08.2023 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiğini, her ne kadar şirketin tasfiyesinin sonuçlandırıldığı, şirketin alacağının ve borcunun olmadığı hususları 17.08.2024 tarihinde ilan edilmiş olsa da, borçlu şirkete Tasfiye Süreci Sonlanmadan Önce 16.12.2020 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edilmesi sebebiyle, tasfiye edilen şirketin davalının alacağından haberdar olduğunun aşikâr olduğunu, buna rağmen tasfiye halindeki şirketin, tasfiye memuru olan davalı tarafından gerçeğe aykırı beyanda bulunularak tasfiye usule aykırı olarak sonuçlandırıldığını, kaldı ki, tasfiye memuru tarafından şirket defterleri ve belgelerinden şirkette alacaklı olduğu anlaşılan ve yerleşim yeri bilenen kimselere iadeli taahhütlü mektupla şirketin tasfiye halinde olduğunun bildirilmesi gerektiğini, fakat işbu tasfiye sürecinin alacaklı davalıya bildirilmediğini, tasfiye işlemlerinin, tasfiye memuru olan ... tarafından yapılmış olması sebebiyle, borçlu şirketin tasfiye davalıya karşı borçlu olduğunun söz konusu davalı tarafından bilinmemesi ve bunun ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketin ihyasını talep etmelerinde hukuki yararının bulunduğunu, neticede .... Ltd. Şti.’nin ihyasına ve terkin kaydının iptali ile tesciline, davalı ... “Yasal Hasım” olduğundan, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin diğer davalı ve aynı zamanda tasfiye memuru olan “Zorunlu Hasım” tasfiye memuru ... üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ...'nün , TTK M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 Hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliğinin ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, neticede davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tasfiye memuru vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle davalıyı adına açılan şirketin iş ve işlemleri verdiği vekalet nedeniyle akrabası tarafından yönetilmiş olduğunu, akrabalık ilişkisi nedeniyle bir hesap soramadığını ve şirketin iş ve işlemleri hakkında davalının bilgi sahibi olamadığını, devamla şirkette işlerin kontrolden çıktığını ve kendisine yansıdığını gören davalıyı şirketin kapanmasını ve bu ilişkinin sonlandırılmasını istemek zorunda kaldığını, şirketin üzerine herhangi bir taşınır ve taşınmaz mal varlığı olmadığı ve hesaplarında herhangi bir parası ve geliri olmadığı hususunun da açık olduğunu, davacı yan, 16.12.2020 tarihinde tebligatı yaptığını beyan ettiğini, ihyası talep edilen şirket hakkında 06.04.2023 tarihine hertürlü haciz işlemini yaptığı ve haczedilebilir bir mal bulamadığının açık olduğunu, icra dosyasıyla sabit olduğunu, öncelikle takibe konu çeke bakıldığında ... ... AŞ. Ye verildiğinin görüldüğünü, davalının bu şirkete borcunun bulunmadığını, şirketi vekaletle yöneten kişinin şirketi olduğunu, işbu durumda davalının çekten kaynaklı borcunun da bulunmadığının açık olduğunu, davalının gerek şirketin iş ve işlemlerinden habersiz olması ve gerekse de şirketin tebligat tarihinde ilgili adreste olmaması nedeniyle 35 maddeye göre tebligatın alınmış sayılması şeklinde bir tebligat yapıldığını, davacı yanın şirketin ihyasını talep etmekte hukuki bir çıkarının bulunmadığını, şirketin tasfiye sürecinin kanunen belirlenmiş olduğunu, usulüne göre yapıldığını, tüm gerekli ilanların yapılmış olduğunu, davacı yanın da dilekçesinde bu ilanların yapıldığını kabul ettiğini, ilanlarla birlikte davacı yanın hakdüşürücü süre içinde davayı açması gerektiği halde, davacı yanın süresi içinde işbu davayı açmadığını, işbu nedenle de davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, şirketin tasfiyesinin Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, şirketin herhangi bir malı olmadığının sabit olduğunu, alacaklıların da korunmayan bir hakkından bahsedilemeyeceğini, gözetilecek bir hak olmadığından tasfiyede de bir usulsüzlüğün bulunmadığını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; ''Davacının davasının kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde .... Limited Şirketi'nin 6102 Sayılı TTK' nın 547. maddesi uyarınca Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının görülmesi, yürütülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ve şartı ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tüzel kişiliğinin ihyasına, Şirketin ortağı ve yetkilisi ...'ın 6102 Sayılı TTK'nın 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına,...,'' karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı Tasfiye Memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin tasfiyesi için bütün ilanlar yapılmış olup tacir olan davacının süresi içinde herhangi bir başvuru yapmadığını, atılı süreç kanunun emrettiği şekilde yürütülmüş ve işlemler yönünden bir hata olmadığının da sabit olduğunu ve işbu nedenle atılı durumda davalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının alacağının doğuşu tasfiye dönemi öncesi olduğundan bu hususta şüphe olmamakla birlikte borç kambiyo evrakıyla davalı çekin bu kişide olduğunu bilme olasılığının da bulunmadığını, davalı çeki ... ... unvanlı şirkete vermiş olup bu şirket tarafından da ihya davası açıldığını, işbu nedenle davalının borcun varlığını bildiği iddiasıyla şirketin ihyasına karar verilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, davalının adreste bulunmadığını bilen davacı yan süresinde başvuru yapmadığı gibi davalının tebligatı doğrudan almamış olması nedeniyle davalının takipten haberdar olmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir.(Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557)Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye halinde .... Limited Şirketi' nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının, 16/08/2023 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine şirket sicil kaydı terkin edilmeden önce Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan ilamsız takibin derdest olduğu anlaşılmıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584),şirket hakkında başlatılan icra takibi derdest iken davaya konu şirketin tasfiyesi tamamlanmış olup, tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir icra takibinin bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan icra takibi nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır.Buna göre mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ancak davalı tasfiye memuru tarafından yapılan istinaf başvurusunun kötüniyetli yapıldığı kabul edilmediğinden aleyhine HMK 329 maddesi uyarınca para cezasına hükmedilmeksizin, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.31/12/2025